4. Hîzb, Zâriyât Sûresi

Zâriyât Suresi 8. Ayeti Meali

إِنَّكُمْ لَفِي قَوْلٍ مُّخْتَلِفٍ
İnnekum lefî kavlin muḣtelif(in)
1
inne-kum
muhakkak ki siz
2
le fî
gerçekten içindesiniz
3
kavlin
söz
4
muhtelifin
ihtilâflı

Diyanet İşleri (7-8) Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Siz elbette çelişkili sözler içindesiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) siz pek çelişkili bir söz içindesiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır Ki siz pek muhtelif bir kavl içinde bulunuyorsunuz
Diyanet Vakfı (7-9) İçinde yörüngeleri olan göğe andolsun ki siz çelişkili sözler söylüyorsunuz. Ondan (Kur'an'dan veya imandan) dönen döndürülür (engellenmez).
Abdulbaki Gölpınarlı Şüphe yok ki siz, elbette çeşitli ve birbirini tutmaz sözler söylemektesiniz.
Adem Uğur Siz çelişkili sözler söylüyorsunuz.
Ahmed Hulusi Muhakkak ki siz çeşitli görüşler içindesiniz!
Ahmet Tekin Siz, tevhid konusunda, Muhammed’in peygamberliği ile, Kur’ân ile ilgili kesinlikle çelişkilerle dolu sözler söylüyorsunuz.
Ahmet Varol Muhakkak siz çelişkili bir söz içindesiniz. [1]
Ali Fikri Yavuz Muhakkak siz, (peygamber hakkında kâhin demekle) ihtilâflı bir sözde bulunuyorsunuz.
Bekir Sadak (7-8) Icinde yorungeler bulunan goge and olsun ki, ey inkarcilar,siz, suphesiz aykiri gorustesiniz.
Celal Yıldırım (Ey inkarcı sapıklar!) cidden siz sözünüzde, hükmünüzde görüş ayrılığı içindesinizdir.
Diyanet İşleri 2 (7-8) İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.
Fizilil Kuran Ey inkarcılar, siz, şüphesiz çeşitli görüştesiniz.
Gültekin Onan Siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz.
Hasan Basri Cantay hakıykat, siz kat'î ihtilâfa düşen bir söz içindesinizdir.
Hayat Neşriyat (7-8) (Çeşitli) yollara sâhib olan göğe yemîn olsun ki, doğrusu siz (peygamber ve Kur’ân hakkında) gerçekten çeşitli sözler (iddiâlar) içindesiniz.
Ibni Kesir Muhakkak siz, ihtilaflı bir sözdesiniz.
Muhammed Esed Siz (ey insanlar,) neye inanılacağı konusunda derin bir ayrılık içindesiniz.
Ömer Nasuhi Bilmen (7-8) Muhtelif yolları hâvi olan gök hakkı için. Şüphe yok ki, siz muhtelif bir söz içinde bulunmaktasınız.
Ömer Öngüt Şüphesiz ki siz çelişkili sözler içerisindesiniz.
Şaban Piris Ki siz ihtilaflı görüşler içindesiniz.
Suat Yıldırım (7-8) Yollarla, yörüngelerle dolu gök hakkı için! Siz tam bir çelişki içindesiniz.
Tefhim-ül Kuran Siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz.
Ümit Şimşek Siz birbirini tutmayan iddialardasınız.

Diyanet Tefsiri Kâinattaki muhteşem düzenin bir parçası olan göğün bâriz bir özelliği üzerine yemin edilerek inkârcılar tutarlı düşünmeye davet edilmektedir. Ardından, evrenin bir yaratıcısı olduğunu kabul ettikleri halde, sıra O’nun çağrısına uymaya gelince dürüst davranmayan, bunu geleneklerine ve çıkarlarına aykırı gördükleri için peygambere ve onun bildirimlerinde merkezî bir yere sahip olan hesap gününe inanmaya yaklaşmayan yalancı ve gafillerin âhirette karşılaşacakları azabın ne kadar çetin olacağına dair bir tasvire yer verilmektedir. Astronomi yazarları, gökyüzünü incelemek ve amatör bir astronom olmak için –genellikle sanılanın aksine– bir teleskopumuzun olması gerekmediğini hatırlatıp başlangıçta gereken tek şeyin gözlerimiz ve açık bir gökyüzü olduğunu belirtirler. Bu hususta özel bir konuma sahip olan Kur’an’ın ilk muhatapları için gökyüzünü gözlemek günlük hayatın tabii bir parçasını oluşturuyordu. Yılın büyük bir kısmında gökyüzünün berrak olması, güneş ve yağmur gibi etkenlerden korunma zamanları dışında hayatın genellikle açık mekânlarda geçmesi onları özellikle geceleri gökyüzünü ve gök cisimlerini dikkatle incelemeye yöneltiyordu. Nitekim Arap edebiyatında bu durumun etkileri açık biçimde görülmektedir. İşte Mekke döneminde inen birçok sûrede olduğu gibi burada da bazı önemli uyarılar yapılırken 7. âyette göğe yemin edilmiş ve muhatapların bunlar üzerinde daha bir dikkatli düşünmeleri gerektiği ima edilmiştir. Kuşkusuz bu imkân belirli bir dönemin ve coğrafyanın insanlarıyla sınırlı olmayıp Kur’an’ın verdiği ipuçlarından yola çıkacak herkes için ve özellikle bilimsel bilgiye erişme kolaylığına sahip olanlar için fazlasıyla mevcuttur. 7. âyette göğün sıfatı olarak geçen, “Alanları ayrılmış yıldız kümeleri ile dolu” diye tercüme ettiğimiz zâtü’l-hubük tamlaması değişik şekillerde açıklanmıştır. Bu tamlamada geçen hubük kelimesinin kök anlamı “sıkı bağlayıp sağlamlaştırmak; kumaşı sıkı, sağlam ve güzel bir biçimde dokumak”tır. Hubük, “habîke” veya “hıbâk”ın çoğuludur. Birincisi, “özenle ve sanatkârâne dokunmuş, yol yol, hâreli kumaş” demektir. Hıbâk da “rüzgârın tatlı esintisiyle denizde veya kumda meydana gelen dalga ve kıvrım” anlamına gelir. Saçların çok kıvırcık olması veya ondüle yapılması sebebiyle görülen dalgalanmalar için de (“hıbâk”ın çoğulu olan) “hubük” kelimesi kullanılır. Halkaları yol yol örüldüğünden dolayı zırh bu kökten gelen “mahbûke” sıfatıyla nitelenir. Çoğu müfessirler bu kelimenin “hâreli, yol yol, örgülü” anlamı içermesinden dolayı göğün sıfatı olan zâtü’l-hubük tamlamasına “düzgün yollara sahip” mânasını vermişlerdir. Bu gruptaki müfessirlerin bir kısmı bu ifadeyi yıldızların yörüngeleri, gökyüzünde yıldızlar sebebiyle oluşan şekiller veya galaksiler (gök adaları) şeklinde yorumlarken, bir kısmı da bununla irfana götüren; yüce yaratıcının birlik, kudret, ilim ve hikmetine delâlet eden yolların kastedildiği yorumunu yapmıştır. Sahâbe ve tâbiîn dönemi müfessirlerinin birçoğu ise bu tamlamaya, “düzgün ve güzel yaratılışlı” ve “sağlam yapılı” anlamlarını vermişlerdir. Bazıları da hubükten maksadın yıldızlar olduğu ve bunların göğü bir nakış gibi süslediğine işaret edildiği kanaatindedir. Bütün bu yorumlar dikkate alınarak 7 ve 8. âyetlerin içerdiği mesaj şöyle ifade edilebilir: Türlü gök cisimleri, sistemleri ve bunlara ait hareket düzenleriyle semâ çok sağlam, ince ve sanatkârane bir denge içermekte, akıl almaz bir âhenk içinde varlığını koruyan bu çeşitlilik ve güzellikler kuşkusuz tek bir kudreti işaretlemektedir. Şu halde insanlara yaraşan da farklılık ve çoklukların içinden birliğe ulaşabilmek, birbirini tutmayan söz ve davranışlardan kaçınmak, bunun tabii sonucu da yalnız ve yalnız tek Tanrı’ya kulluk etmektir. Dikkat edilmelidir ki 8. âyette tenkit edilen ve kınanan husus, farklı metotlar izlemek ve farklı görüşlere sahip olmak değil, müşriklerin bir yandan göklerin ve yerin Allah tarafından yaratıldığını söylerken diğer yandan putlara tapmaları, bir yandan öldükten sonra dirilmeyi inkâr ederken diğer yandan putların ileride kendilerine şefaat edeceklerini umarak ölüm sonrası hayatı kabul anlamına gelen bazı tavır ve uygulamalar içinde olmaları, bir yandan Resûlullah’ın güvenilirliğini, erdemlerini kabul ederken diğer yandan onu vahiy alma konusunda yalancılıkla suçlamaları; üstelik bunu yaparken onun için şair, kâhin, sihirbaz ve mecnun gibi, Kur’an için de şiir, sihir ve eskilerin masalları gibi çelişkili iddialar ileri sürmeleridir. Bazı ilk dönem müfessirleri burada mümin olsun kâfir olsun bütün insanlara hitap edildiği ve bu ifadenin, “Kiminiz iman, kiminiz inkâr ediyor, kiminiz doğru buluyor, kiminiz yalan sayıyor” mânasına geldiği kanaatindedirler (Taberî, XXVI, 189-191; Zemahşerî, IV, 26-27; İbn Atıyye, V, 172-173; Râzî, XXVIII, 197-198; Elmalılı, VI, 4528-4529). 9. âyetin “doğru yoldan” şeklinde tercüme edilen ve lafzan “ondan” anlamına gelen “anhü” kısmı için değişik yorumlar yapılmıştır. Genel kabule göre buradaki “o” zamiri, Kur’an, Hz. Peygamber veya onun haber verdiği kıyamet gününün yerini tutmaktadır. Bu takdirde âyetin açıklaması şöyle olur: Hidayet çağrısına kulak tıkayan ve gönlünü kapatanlar, ön yargılı düşünenler doğru yoldan yüz çevirirler, bu sebeple hidayete eremezler. Meâlde bu yorum esas alınarak, “Çarpık düşünceli olanlar doğru yoldan başkasına yönelirler” şeklinde bir tercüme yapılmıştır. Diğer bir anlayışa göre zamir önceki âyette eleştirilen çelişkili tutumu belirtmektedir. Bu durumda mâna şöyle olur: Gönlünü hidayet çağrısına kapatmayanlar o çelişkili tutumdan çevrilir, kendilerine iman nasip olur. İbn Atıyye bu yorumu güzel bulmakla beraber âyetteki “efeke” fiilinin daima iyiden kötüye dönmeyi belirtmek için kullanıldığını hatırlatarak bunun Arap dilindeki kullanıma uygun olmadığını ifade eder (Zemahşerî, IV, 27; İbn Atıyye, V, 172-173). Burada çelişkili söz ve tavırlardan yüz çeviren, onlara kulak asmayan müminler için bir övgü bulunduğu yorumu da yapılmıştır (Râzî, XXVIII, 198); ancak İbn Atıyye’nin uyarısı bu yorum açısından da geçerlidir.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Bêguman hûn her di gotinê tevlîhev de ne.
Sahih International / English / Ingilizce Indeed, you are in differing speech.
M.Pickthall / English / Ingilizce Lo! ye, forsooth, are of various opinion (concerning the truth).
Muhsin Khan / English / Ingilizce Certainly, you have different ideas (about Muhammad SAW and the Quran).
Yusuf Ali / English / Ingilizce Truly ye are in a doctrine discordant,(4994)
Shakir / English / Ingilizce Most surely you are at variance with each other in what you say,
Dr. Ghali / English / Ingilizce Surely you (The pronoun is plural) are indeed of a different opinion, (Literally: of a different saying)
Albanian / Shqip / Arnavutça Ju gjendeni në nje thënie kontradiktore,
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice (Ey müşriklər!) Sizin (Qur’an və Muhəmməd əleyhissəlam barəsində) sözləriniz müxtəlifdir (bə’ziniz Qur’ana şe’r, Peyğəmbərə şair, bə’ziniz də Qur’ana kahinlik əsəri, Peyğəmbərə kahin deyirsiniz).
Bosnian / Bosanski / Bosnakca vi govorite nejednako,
Bulgarian / Български / Bulgarca Объркани са вашите слова [о, неверници].
Chinese / 中文 / Çince 你抻T是各執一說的,
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 你们确是各执一说的,
Czech / Česky / Çekçe vy libujete si v řečech rozporných,
Dutch / Nederlands / Hollandaca Gij verschilt zeer in hetgeen gij zegt.
Farsi / فارسی / Farsça بی گمان شما (کفار) در گفتار مختلف وگوناگون هستید.
Finnish / Suomi / Fince Totisesti te riitelette puhuessanne toistenne kanssa.
French / Français / Fransızca Vous divergez sur ce que vous dites .
German / Deutsch / Almanca Was ihr sagt, ist verworren.
Hausa / Hausa Dili Lalle kũ, haƙĩƙa, kunã cikin magana mai sãɓa wa juna (game da Alƙur'ani).
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce sesungguhnya kamu benar-benar dalam keadaan berbeda pendapat,
Italian / Italiano / Italyanca invero avete opinioni contrastanti,
Japanese / 日本語 / Japonca 本当にあなたがたは,信条がまちまちで,
Korean / 한국어 / Korece 실로 너희는 일치하지 않는 논쟁을 일삼는 자들이라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Sesungguhnya kamu berada dalam keadaan berlainan pendapat (mengenai ugama yang dibawa oleh Nabi Muhammad, s.a.w).
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili തീര്‍ച്ചയായും നിങ്ങള്‍ വിഭിന്നമായ അഭിപ്രായത്തിലാകുന്നു.
Maranao / mәranaw Mataan! a skano na matatago dn ko katharo a zosoran sorang;
Norwegian / Norsk / Norveççe dere fører motstridende tale,
Polski / Polish / Polonya Dili Zaprawdę, różnicie się w mowie!
Portuguese / Português / Portekizce Que seguis palavras discordantes,
Romanian / Română / Rumence şi îl întoarce pe dos cel care este întors.
Russian / Россия / Rusça Ваши (неверующих) слова противоречивы.
Somali / Somalice Ee dadow waxaad ku sugantihiin hadal is khilaafsan.
Spanish / Español / Ispanyolca Estáis en desacuerdo.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Hakika nyinyi bila ya shaka mmo katika kauli inayo khitalifiana.
Svenska / Swedish / Isveççe [Människor!] Era åsikter [om trons innehåll] går sannerligen vitt isär! -
Tatarça / Tatarish / Tatarca Ий кешеләр, Коръән хакында төрле-төрле сүздәсез, кайберләрегез Коръән сүзләренә ышаныр вә кайберләрегез ышанмас, кайберләрегез Коръән белән гамәл кылыр вә кайберләрегез Коръән белән гамәл кылмас.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili แท้จริงพวกเจ้าอยู่ในคำพูดที่ขัดแย้งกัน
Urdu / اردو / Urduca کہ (اے اہل مکہ) تم ایک متناقض بات میں (پڑے ہوئے) ہو
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Албатта, сиз ихтилофли гапдасиз.
Bengali / বাংলা / Bengalce তোমরা তো বিরোধপূর্ণ কথা বলছ।
Tamil / தமிழர் / Tamilce நீங்கள் (குர்ஆனைப் பற்றி) முரண்பட்ட பேச்சிலேயே இருக்கின்றீர்கள்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>