1. Hîzb, Zâriyât Sûresi

Zâriyât Suresi 40. Ayeti Meali

فَأَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ
Fe-eḣażnâhu ve cunûdehu fenebeżnâhum fî-lyemmi ve huve mulîm(un)
1
fe
böylece, bunun üzerine, sonunda
2
ehaznâ-hu
biz onu yakaladık
3
ve cunûde-hu
ve onun orduları
4
fe
böylece, bunun üzerine, sonunda
5
nebeznâ-hum
onları attık
6
fî el yemmi
denize, denizin içine
7
ve huve
ve o
8
mulîmun
kınanmış olan

Diyanet İşleri Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Nihayet biz onu ve ordularını yakalayıp hepsini denize attık. Firavun ise o sırada (inadından dolayı pişmanlık duyarak) kendi kendini kınıyordu.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Bunun üzerine Biz de tuttuk kendisini ve ordularını denize fırlatıverdik o alçak namertlik ederken.
Elmalılı Hamdi Yazır Onun üzerine biz de tuttuk kendisini ve ordularını deryaya fırlatıverdik, namerdlik ederken o leîm.
Diyanet Vakfı Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık, bu sırada kendini kınayıp duruyordu.
Abdulbaki Gölpınarlı Derken onu ve ordusunu helâk etmiş, onları denize atıvermiştik de o kendisini kınayıp durmadaydı.
Adem Uğur Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık, bu sırada kendini kınayıp duruyordu.
Ahmed Hulusi Bunun üzerine onu ve ordusunu yakaladık da onları denize attık. . . O pişmanlıkla kendi kendini yeriyordu!
Ahmet Tekin Onu, Allah’a âsî olan ilâhî kuralları tanımayan askerî erkânını ve ordularını da tutup denize attık. O pişmanlık duyarak kendisini kınayıp duruyordu.
Ahmet Varol Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize attık ki o (bu sırada kendi kendini) kınamaktaydı. [3]
Ali Fikri Yavuz Bunun üzerine tuttuk kendisini ve ordularını denize attık. Öyle ki, küfür ve inad üzere bulunuyordu.
Bekir Sadak Sonunda onu ve ordularini yakalayip denize attik. O, kinanmayi haketmisti.
Celal Yıldırım Bu sebeple onu da, ordusunu da yakalayıp (deniz) dalgaları arasına fırlattık ki (o sırada) kendini kınıyordu.
Diyanet İşleri 2 Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti.
Fizilil Kuran Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti.
Gültekin Onan Bunun üzerine, biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık; (ki o,), 'kınanacak işler yapıyordu'.
Hasan Basri Cantay Nihayet onu da, ordularını da yakalayıb denize atdık ki o, (bu sırada kendi kendini) kınayıcı idi.
Hayat Neşriyat Bunun üzerine (biz de) onu ve ordusunu, kendisi kınanacak bir kimse olarak yakalayıp hepsini denize atıverdik.
Ibni Kesir Sonunda onu da, ordularını da yakalayıp denize attık. O, kınanacak işler yapıp durmaktaydı.
Muhammed Esed ve Biz onu ve adamlarını yakalayıp hepsini denize atmıştık, (bütün bu olup bitenler için) suçlanması gereken, (Firavun'dan başkası değildi,) yalnız o idi (tek suçlu).
Ömer Nasuhi Bilmen Artık O'nu da, ordularını da yakaladık, hemen onları denize atıverdik. Ve o, levm edilecek şeyleri yaparken (öyle bir felakete uğramış oldu).
Ömer Öngüt Biz de onu ve ordusunu tutup denize attık. Bu sırada o, kendisini kınayıp duruyordu.
Şaban Piris Biz de onu ve askerlerini yakalamış ve denize atmıştık. O pişman olmuştu.
Suat Yıldırım Biz de hem onu, hem ordularını yakalayıp denizin dibine geçiriverdik. Boğulurken, pişmanlıkla kendi kendini kınıyordu.
Tefhim-ül Kuran Bunun üzerine, biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık; (ki o,) 'kınanacak işler yapıp durmaktaydı'.
Ümit Şimşek Biz de hem onu, hem ordusunu yakalayıp denize attık ki, o sırada o kendi kendisini suçluyordu.

Diyanet Tefsiri İlk âyetteki sultân kelimesi bu bağlamda “açık kanıt” anlamına gelmektedir (İbn Atıyye, V, 179) ve bununla Hz. Mûsâ’nın Firavun’un önünde sergilediği mûcizeler kastedilmektedir (İbn Âşûr, XXVII, 10). 39. âyetin “saltanatı sebebiyle” diye çevrilen kısmı, daha çok “sahip olduğu bütün güçleri, askerlerini, iktidarı elinde bulunduruyor olmayı kullanarak” veya “var gücüyle” mânalarıyla açıklanmıştır (Zemahşerî, IV, 31; İbn Atıyye, V, 179-180). 40. âyetin son cümlesi –meâlde tercih edilen mânaya göre– Firavun’un can verirken duyduğu pişmanlığa işaret etmektedir (krş. Yûnus 10/90-92). Müfessirlerin bir kısmı bu cümleyi, “O, kınanacak işler yapmaktaydı” şeklinde anlamışlardır ki, bu takdirde Firavun’un daha önce yaptığı kötülüklere işaret edilmiş olur (Taberî, XXVII, 3-4; Firavun ve Hz. Mûsâ’nın ona karşı mücadelesi hakkında bk. A‘râf 7/103 vd.; Yûnus 10/75-93; Kasas 28/31-32).

Kurdî / کوردی / Kürtçe Vêca me wî û leþkerê wî girt, êdî me wan avêt deryayê û ewî bi gunehkarî li xwe loma dikir.
Sahih International / English / Ingilizce So We took him and his soldiers and cast them into the sea, and he was blameworthy.
M.Pickthall / English / Ingilizce So We seized him and his hosts and flung them in the sea, for he was reprobate
Muhsin Khan / English / Ingilizce So We took him and his hosts, and dumped them into the sea, while he was to be blamed.
Yusuf Ali / English / Ingilizce So We took him and his forces, and threw them into the sea; and his was the blame.(5017)
Shakir / English / Ingilizce So We seized him and his hosts and hurled them into the sea and he was blamable.
Dr. Ghali / English / Ingilizce So We took him (away) and his hosts; then We flung them off in the main, (and) he was blameworthy.
Albanian / Shqip / Arnavutça E Ne e kapëm atë dhe ushtrinë e tij dhe e hodhëm në det, dhe ai e bëri veten të jetë i sharë.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Nəhayət, onu və əsgərlərini tutub dənizə atdıq. O, məzəmmətə layiq bir iş görmüşdü (allahlıq iddiasına düşmüşdü).
Bosnian / Bosanski / Bosnakca I Mi i njega i vojske njegove dohvatismo, pa ih u more bacismo, jer je bio osudu zaslužio.
Bulgarian / Български / Bulgarca И сграбчихме него и войските му, и ги хвърлихме в морето. Вината бе негова.
Chinese / 中文 / Çince 所以我懲治他和他的x隊,而將他怬諵J海中,他是受責備的。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 所以我惩治他和他的军队,而将他们投入海中,他是受责备的。
Czech / Česky / Çekçe A uchvátili jsme jej i vojska jeho a do moře jsme je uvrhli, neb pokárání byl hoden.
Dutch / Nederlands / Hollandaca Daarom grepen wij hem en zijne soldaten en wierpen hen in de zee: en hij was waard gestrafd te worden.
Farsi / فارسی / Farsça آنگاه او ولشکریانش را گرفتیم وآنان را به دریا افکندیم در حالی که او سزاوار سرزنش بود.
Finnish / Suomi / Fince Me tartuimme häneen ja hänen sotajoukkoihinsa ja paiskasimme heidät mereen, koska hänen tekonsa oli rangaistava.
French / Français / Fransızca Nous le saisîmes ainsi que ses troupes, puis les jetâmes dans les flots, pour son comportement blâmable.
German / Deutsch / Almanca Wir ergriffen ihn und seine Heerscharen und warfen sie ins Meer, war er doch in schwerer Schuld.
Hausa / Hausa Dili Sabõda haka, Muka kama shi tãre da rundunarsa, sa'an nan Muka jẽfa su a cikin tẽku, alhãli kuwa yanã wanda ake zargi.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Maka Kami siksa dia dan tentaranya lalu Kami lemparkan mereka ke dalam laut, sedang dia melakukan pekerjaan yang tercela.
Italian / Italiano / Italyanca Afferrammo lui e le sue truppe e li gettammo nei flutti, per il suo comportamento biasimevole.
Japanese / 日本語 / Japonca それであれは,かれとその軍勢を捕えて海に投げ込んだ。本当にかれは,けしからぬ者であった。
Korean / 한국어 / Korece 그리하여 하나님은 그와 그 리고 그의 군대를 포획하여 바다 속에 던졌으매 그에 대한 비난은 당연했더라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Lalu Kami (adakan jalan) mengambil Firaun bersama-sama tenteranya, kemudian Kami humbankan mereka ke dalam laut, sedang ia berkeadaan tercela.
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili അതിനാല്‍ അവനെയും അവന്‍റെ സൈന്യങ്ങളെയും നാം പിടികൂടുകയും, എന്നിട്ട്‌ അവരെ കടലില്‍ എറിയുകയും ചെയ്തു. അവന്‍ തന്നെയായിരുന്നു ആക്ഷേപാര്‍ഹന്‍ .
Maranao / mәranaw Na siniksa Ami skaniyan go so manga tantara iyan, na inibowang Ami siran ko kalodan, a skaniyan na kapphanginsoyaan;
Norwegian / Norsk / Norveççe Så tok Vi ham fatt, ham og hans hær, og kastet dem i havet, for han var klanderverdig.
Polski / Polish / Polonya Dili Wtedy pochwyciliśmy go wraz z jego wojskami i wrzuciliśmy ich w otchłań morza, bo był on godny nagany.
Portuguese / Português / Portekizce Porém, apanhamo-lo, juntamente com as suas hostes, e os precipitamos no mar, porque eram réprobos.
Romanian / Română / Rumence Aşa a fost şi cu adiţii când am trimis asupra lor vântul pustiilor
Russian / Россия / Rusça Мы схватили его вместе с войском и бросили их в море, и он был достоин порицания.
Somali / Somalice Markaasaan qabannay (ciqaabnay) isaga iyo Askartiisiiba, waxaana ku tuurray Badda isagoo la dagaalay.
Spanish / Español / Ispanyolca Entonces les sorprendimos, a él y a sus tropas, y los arrojamos al mar. Había incurrido en censura.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Basi tukamkamata yeye na majeshi yake na tukawatupa baharini, na yeye ndiye wa kulaumiwa.
Svenska / Swedish / Isveççe Och så kastade Vi honom och hans här i havet; och han bar [själv] skulden [till allas undergång].
Tatarça / Tatarish / Tatarca Без Фиргаунне һәм гаскәрен тоттык вә һәммәсен суга батырдык, Фиргаун суга бата башлагач, Ислам динен кабул итмәгәне өчен үзен-үзе шелтә кылган хәлдә батып һәлак булды.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili ดังนั้น เราได้เอาเขามา และไพร่พลของเขา แล้วเราได้โยนพวกเขาลงไปในทะเลและตัวเขาก็ถูกประณาม
Urdu / اردو / Urduca تو ہم نے اس کو اور اس کے لشکروں کو پکڑ لیا اور ان کو دریا میں پھینک دیا اور وہ کام ہی قابل ملامت کرتا تھا
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Бас, Биз уни ва аскарларини тутиб денгизга ташладик ва у маломатга лойиқ иш қилувчи эди.
Bengali / বাংলা / Bengalce অতঃপর আমি তাকে ও তার সেনাবাহিনীকে পাকড়াও করলাম এবং তাদেরকে সমুদ্রে নিক্ষেপ করলাম। সে ছিল অভিযুক্ত।
Tamil / தமிழர் / Tamilce ஆகவே, நாம் அவனையும், அவனுடைய படைகளையும் பிடித்து அவர்களைக் கடலில் எறிந்தோம்; அவன் நிந்தனைக்கும் ஆளாகி விட்டான்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>