1. Hîzb, Zâriyât Sûresi

Zâriyât Suresi 33. Ayeti Meali

لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن طِينٍ
Linursile ‘aleyhim hicâraten min tîn(in)
1
li nursile
yollamamız (atmamız), yağdırmamız için
2
aleyhim
onların üzerlerine
3
hıcâreten
taşlar
4
min tînin
balçıktan

Diyanet İşleri (32-34) Onlar şöyle dediler: “Biz suçlu bir kavme (Lût’un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik.”
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Onların üzerine çamurdan pişirilmiş sert taşlar yağdıracağız.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Üzerlerine çamurdan taşlar salmak için,
Elmalılı Hamdi Yazır Üzerlerine çamurdan taşlar salmak için
Diyanet Vakfı «Üzerlerine çamurdan taş yağdırmaya (geldik).»
Abdulbaki Gölpınarlı Üstlerine balçıktan taşlar yağdırmak için.
Adem Uğur Üzerlerine çamurdan taş yağdırmaya (geldik).
Ahmed Hulusi "Tepelerine balçıktan taşlar (lavlar) geçirelim diye. "
Ahmet Tekin 'Üzerlerine, çamurdan dökülerek, pişirilmiş taşlar yağdırmaya geldik.'
Ahmet Varol Üzerlerine çamurdan taşlar yağdıralım diye.
Ali Fikri Yavuz Üzerlerine çamurdan (pişirilmiş) taşlar atmak için...
Bekir Sadak (32-34) Elciler: «Suclu bir milletin uzerine, Rabbinin katindan isaretli olarak, asiri gidenlere mahsus sert taslar gondermekle gorevlendirildik» dediler.
Celal Yıldırım (33-34) Ki aşırı gidenlerin, ölçüyü kaçıranların üzerine Rabbin yanında işaretlenmiş balçıktan taş yağdıralım diye.
Diyanet İşleri 2 (32-34) Elçiler: 'Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik' dediler.
Fizilil Kuran Ki onların üzerine çamurdan taşlar salalım;
Gültekin Onan "Üzerlerine çamurdan (iyice sertleşip kaskatı kesilmiş) taşlar yağdırmak için."
Hasan Basri Cantay «Çünkü üzerlerine çamurdan taşlar atacağız»,
Hayat Neşriyat 'Tâ ki onların üzerine çamurdan (pişmiş) taşlar atalım.'
Ibni Kesir Ki; üzerlerine çamurdan taşlar yağdıralım.
Muhammed Esed ki onlara taş gibi sert ceza darbeleri vuralım,
Ömer Nasuhi Bilmen «Onların üzerlerine çamurdan taşlar yağdırmak için.»
Ömer Öngüt "Üzerlerine sert taşlar yağdıralım diye. "
Şaban Piris Onların üzerlerine balçıktan yapılmış taşlar atacağız.
Suat Yıldırım (32-34) "Biz" dediler, "Suçlu bir güruhun, haddini aşanların tepelerine, çamurdan pişirilip de Rabbinin nezdinde damgalanmış taşları indirmek için görevlendirildik."
Tefhim-ül Kuran «Üzerlerine çamurdan (iyice sertleşip kaskatı kesilmiş) taşlar yağdırmak için.»
Ümit Şimşek 'Üzerlerine pişirilmiş çamurdan taşlar yağdıracağız.

Diyanet Tefsiri Daha önce nâzil olan Hûd ve Hicr sûrelerinde, Hz. İbrâhim’e insan kılığında meleklerin gelmesi, kendisi ve hanımı çok yaşlı oldukları halde, onlara bir oğul müjdelemeleri, ardından da Hz. Lût’un kavmini cezalandırmak üzere gönderildiklerini açıklamaları olayı; yine bu sûrelerde ve A‘râf sûresinde Lût kavminin acı âkıbeti anlatılmıştı (bk. A‘râf 7/80-84; Hûd 11/69-83; Hicr 15/51-77). Bu âyetlerde bazı detay farklarıyla aynı konuya yer verilmesi, 38-40. âyetlerde Firavun ve adamlarının, 41-46. âyetlerde de başka bazı kavimlerin başına gelenlere kısa kısa değinilmesi, bir taraftan gösterilen açık kanıtlara rağmen taşkınlıklarını ve müslümanlara eziyetlerini gittikçe arttıran müşrikler için bir uyarı, diğer taraftan da Resûl-i Ekrem ve ona gönülden bağlanan müminler için bir teselli anlamı taşımaktadır. Burada kıssanın misafir ağırlama bölümü, Allah Teâlâ’nın umulmadık bir anda ve biçimde, dilediği kullarını sıkıntıdan kurtarabileceğinin, bağnaz inkârcıları da kötü âkıbete çarptırabileceğinin anlaşılmasına ışık tutmaktadır (Râzî, XXVIII, 210). Kur’an’ın bir kıssaya “Sana ulaştı mı?” şeklinde bir soruyla başlaması, o olayın önemine dikkat çektiğini ve Resûlullah’ın onu ancak vahiy yoluyla bilebildiğini gösteren bir anlatım üslûbudur (Zemahşerî, IV, 28; İbn Âşûr, XXVI, 357). Misafirlerin melek oluşu ve kelimenin kök anlamları dikkate alınarak 24. âyette geçen mükremîn kelimesi “değerli” diye çevrilmiştir. Bu kelimenin “ikram edilenler” anlamını esas alan müfessirler bununla, bizzat Hz. İbrâhim ve eşinin misafirlere ikramda bulunup hizmet ettiklerine işaret edildiğini belirtirler (Taberî, XXVI, 207); fakat Allah Teâlâ katında ikrama mazhar oldukları için böyle nitelenmiş de olabilirler (İbn Atıyye, V, 177). 25. âyetin “(İçinden) ‘bunlar hiç de tanıdık kimseler değil’ demişti” diye tercüme edilen kısmı “(Onlara) ‘sizi tanımıyoruz, yabancısınız herhalde?’ demişti” şeklinde de anlaşılmıştır (başka yorumlarla birlikte bk. Taberî, XXVI, 208; Zemahşerî, IV, 29-30). 26. âyette kullanılan râğa fiili daha çok, “sözünü bitirir bitirmez, etrafındakilere belli etmeden bulunduğu yerden acele ayrılma”yı ifade eder (İbn Atıyye, V, 177). Olayın akışı dikkate alındığında Hz. İbrâhim farkına varılmayacak şekilde oradan ayrılması değil, gidiş sebebini belli etmeden yani onlara ikram hazırlığı gerekçesini açıklamadan müsaade almış olması muhtemeldir. Bu sebeple meâlde “belli etmeden ... gitti” denmiştir. Hûd sûresinin 69. âyetinde belirtildiği üzere, getirdiği buzağı kızartılmıştı. 27 ve 28. âyetlerde elçilerin yemeğe el sürmemeleri sebebiyle Hz. İbrâhim’in endişelenmeye başladığı belirtilmektedir. Hûd sûresinin 70. âyetinde bu husus daha açık biçimde ifade edilmiştir. Bu sebeple müfessirlerin bir kısmı, “Buyurmaz mısınız?” diye çevrilen cümleyi de onların yemediklerini farketmesi üzerine söylediğini düşünmüşler ve “Niçin yemiyorsunuz ki?” şeklinde anlamışlardır. Kitâb-ı Mukaddes’te ise onların kendileri için hazırlanan yemeği yedikleri yazılıdır (bk. Tekvin, 18/8). Geleneğe göre misafirin kendisine ikram edilen yemeği yememesi hasmâne düşünceler taşıdığının işareti sayılıyordu. Bazı müfessirler Hz.İbrâhim’in endişesinin bu sebebe dayandığı kanaatindedir (İbn Atıyye, V, 178); İbn Abbas’tan gelen bir rivayete göre ise Hz. İbrâhim’in endişesi onların melek olduğunu sezmiş ve azap ile görevli olarak geldiklerini düşünmüş olmasından kaynaklanmıştı (Zemahşerî, IV, 30). 29. âyette Hz. İbrâhim’in eşinin verilen haber (çocuk müjdesi) karşısındaki tepkisi tasvir edilirken kullanılan kelimelerle ilgili değişik açıklamalar yapılmıştır; bunlar, şaşkınlığını ifade eden bir ses çıkarması ve mahcubiyet içinde yahut hayretinden dolayı elleriyle yüzünü kapatmaya çalışması veya yüzüne vurması şeklinde özetlenebilir. Âyetin “heyecanla bağırarak” diye çevrilen kısmına, “Nazik bir edâ ile oraya geldi, yaklaştı” mânasını verenler de olmuştur (Zemahşerî, IV, 30; İbn Atıyye, V, 178; Şevkânî, V, 102). Lafzan “Yaşlı ve kısır bir kadın!” anlamına gelen hayret ifadesinin ögeleri iki türlü tamamlanarak açıklanmıştır: a) “Ben yaşlı ve kısır bir kadınım!”, b) “Yaşlı ve kısır bir kadın nasıl doğurabilir ki!” (İbn Atıyye, V, 178). Bir kısım müfessirler bu âyetlerdeki anlatım tarzıyla, misafire hemen geliş sebebini sormayıp önce ikramda bulunma, ikram hazırlığını belli etmeden yapma, olabildiğince en iyi ikramda bulunma, nezaketle buyur etme gibi misafir ağırlama âdâbı ile ilgili bazı kurallara işaret edildiği kanaatine ulaşmışlardır (Zemahşerî, IV, 30; Râzî, XXVIII, 213-214). 35-37. âyetler meleklerin Hz. İbrâhim’le konuşmalarının devamı olmayıp burada olayla ilgili ek bir bilgi verilmektedir. 35. âyetin başında yer alan ve meâlde “derken” şeklinde karşılık verdiğimiz “fâ” harfi, meleklerin Hz. İbrâhim’le yapılan konuşmadan sonra burada belirtilen noktaya kadar geçen ve Hûd sûresinde anlatılan gelişmelere gönderme yapma anlamı içerir (İbn Âşûr, XXVII, 7).

Kurdî / کوردی / Kürtçe "Ji bo ku em kevirê ji heriyê bi ser wan de biþînin."
Sahih International / English / Ingilizce To send down upon them stones of clay,
M.Pickthall / English / Ingilizce That we may send upon them stones of clay,
Muhsin Khan / English / Ingilizce To send down upon them stones of baked clay.
Yusuf Ali / English / Ingilizce "To bring on, on them, (a shower of) stones of clay (brimstone),(5011)
Shakir / English / Ingilizce That we may send down upon them stone of clay,
Dr. Ghali / English / Ingilizce To send upon them stones of clay
Albanian / Shqip / Arnavutça Që të hedhim mbi ta gurë nga balta (e pjekur)!
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Onların başına gildən daşlar yağdırmaq üçün (gəlmişik).
Bosnian / Bosanski / Bosnakca "da sručimo na njih grumenje od ilovače,
Bulgarian / Български / Bulgarca за да изсипем върху тях камъни от глина,
Chinese / 中文 / Çince 我戔N因毀滅他怞荌下黏土變成的石頭,
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 我们将因毁灭他们而降下黏土变成的石头,
Czech / Česky / Çekçe abychom na ně seslali kameny z hlíny pálené,
Dutch / Nederlands / Hollandaca Opdat wij steenen van gebakken klei op hen zouden nederzenden.
Farsi / فارسی / Farsça تا سنگهای از گل بر (سر) آنها فرود آوریم.
Finnish / Suomi / Fince heittämään heidän päälleen tiilikiviä,
French / Français / Fransızca pour lancer sur eux des pierres de glaise,
German / Deutsch / Almanca um sie mit Steinen aus Ton zu bewerfen,
Hausa / Hausa Dili "Dõmin mu saka musu waɗansu duwãtsu na wani yumɓu ( bom).
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce agar kami timpakan kepada mereka batu-batu dari tanah,
Italian / Italiano / Italyanca per lanciare su di loro pietre d'argilla
Japanese / 日本語 / Japonca 泥の磔を(雨のように)かれらの上に降らすために。
Korean / 한국어 / Korece 그들 위에 찰흙의 돌을 빗발처럼 보내니
Malay / Bahasa Melayu / Malayca "Supaya Kami menimpakan mereka dengan batu-batu dari tanah (yang dibakar),
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili കളിമണ്ണുകൊണ്ടുള്ള കല്ലുകള്‍ ഞങ്ങള്‍ അവരുടെ നേരെ അയക്കുവാന്‍ വേണ്ടി.
Maranao / mәranaw "Ka an ami siran kapakawrani sa ator a phoon sa lipaw,"
Norwegian / Norsk / Norveççe for å sende over dem steiner av leire,
Polski / Polish / Polonya Dili Aby rzucić na nich kamienie z gliny,
Portuguese / Português / Portekizce Para que lançássemos sobre eles pedras de argila,
Romanian / Română / Rumence însemnaţi de Domnul tău pentru cei desfrânaţi.”
Russian / Россия / Rusça чтобы наслать на них каменья из глины,
Somali / Somalice Si aan ugu soo dirro korkooda dhagaxyo dhoobo (kulul).
Spanish / Español / Ispanyolca para enviar contra ellos piedras de barro cocido,
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Tuwatupie mawe ya udongo,
Svenska / Swedish / Isveççe vi skall låta ett regn av stenblock falla över dem,
Tatarça / Tatarish / Tatarca алар өстенә балчыктан ясалган ташларны яудырмак өчен,
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili เพื่อเราจะได้โยนก้อนหินทำด้วยดินเหนียวแข็งลงบนพวกเขา
Urdu / اردو / Urduca تاکہ ان پر کھنگر برسائیں
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Уларнинг устидан лойдан (пиширилган) тошларни ташлаш учун.
Bengali / বাংলা / Bengalce যাতে তাদের উপর মাটির ঢিলা নিক্ষেপ করি।
Tamil / தமிழர் / Tamilce "அவர்கள் மீது (சுட்ட) களிமண் கற்களை எறிவதற்காக (நாங்கள் அனுப்பப்பட்டுள்ளோம்)-

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>