1. Hîzb, Zâriyât Sûresi

Zâriyât Suresi 32. Ayeti Meali

قَالُوا إِنَّا أُرْسِلْنَا إِلَى قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ
Kâlû innâ ursilnâ ilâ kavmin mucrimîn(e)
1
kâlû
dediler
2
innâ
muhakkak ki biz
3
ursilnâ
gönderildik
4
ilâ kavmin
bir kavme
5
mucrimîne
mücrim, suçlular, günahkârlar

Diyanet İşleri (32-34) Onlar şöyle dediler: “Biz suçlu bir kavme (Lût’un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik.”
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Onlar: «Gerçekten biz günahkâr bir kavim (olan Lût kavmine) gönderildik.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Dediler: «Biz suçlu bir kavme gönderildik;
Elmalılı Hamdi Yazır Biz, dediler: Mücrim bir kavme gönderildik
Diyanet Vakfı «Biz, dediler, suçlu bir kavme gönderildik.»
Abdulbaki Gölpınarlı Onlar, şüphe yok ki biz demişlerdi, mücrim bir topluluğa gönderildik.
Adem Uğur Biz, dediler, suçlu bir kavme gönderildik.
Ahmed Hulusi Dediler ki: "Doğrusu biz suçlu bir toplum için irsâl olunduk!"
Ahmet Tekin Melekler: 'Allah’ın koyduğu kuralları tanımayan, İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güçlü bir kavme görevli olarak gönderildik' dediler.
Ahmet Varol Dediler ki: 'Biz bir günahkarlar topluluğuna gönderildik.
Ali Fikri Yavuz Onlar dediler ki: “- Biz, günahkâr bir kavme (Lût peygamberin kavmine) gönderildik;
Bekir Sadak (32-34) Elciler: «Suclu bir milletin uzerine, Rabbinin katindan isaretli olarak, asiri gidenlere mahsus sert taslar gondermekle gorevlendirildik» dediler.
Celal Yıldırım Onlar, «doğrusu biz suçlu günahkâr bir kavme gönderildik,
Diyanet İşleri 2 (32-34) Elçiler: 'Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik' dediler.
Fizilil Kuran Dediler ki: «Biz suçlu bir kavme gönderildik.»
Gültekin Onan "Doğrusu biz, suçlu günahkar bir kavme gönderildik" dediler.
Hasan Basri Cantay Onlar «Biz günahkârlar güruhuna gönderildik», dediler,
Hayat Neşriyat Dediler ki: 'Şübhesiz biz, bir günahkârlar topluluğuna gönderildik.'
Ibni Kesir Dediler ki: Biz, suçlu bir kavme gönderildik,
Muhammed Esed Onlar, "Bak" dediler, "biz günaha batmış bir topluma gönderildik,
Ömer Nasuhi Bilmen (31-32) (İbrahim aleyhisselâm) Dedi ki: «O halde mühim işiniz neden ibarettir ey gönderilmiş zâtlar?» (O melekler de) Dediler ki: «Şüphe yok, biz günahkârlar olan bir kavme gönderildik.»
Ömer Öngüt Dediler ki: "Biz suçlu bir kavme gönderildik. "
Şaban Piris -Biz, günahkar bir topluma gönderildik, dediler.
Suat Yıldırım (32-34) "Biz" dediler, "Suçlu bir güruhun, haddini aşanların tepelerine, çamurdan pişirilip de Rabbinin nezdinde damgalanmış taşları indirmek için görevlendirildik."
Tefhim-ül Kuran Dediler ki: «Gerçek şu ki biz, suçlu günahkâr bir kavme gönderildik.»
Ümit Şimşek Dediler ki: 'Biz mücrim bir kavme gönderildik.

Diyanet Tefsiri Daha önce nâzil olan Hûd ve Hicr sûrelerinde, Hz. İbrâhim’e insan kılığında meleklerin gelmesi, kendisi ve hanımı çok yaşlı oldukları halde, onlara bir oğul müjdelemeleri, ardından da Hz. Lût’un kavmini cezalandırmak üzere gönderildiklerini açıklamaları olayı; yine bu sûrelerde ve A‘râf sûresinde Lût kavminin acı âkıbeti anlatılmıştı (bk. A‘râf 7/80-84; Hûd 11/69-83; Hicr 15/51-77). Bu âyetlerde bazı detay farklarıyla aynı konuya yer verilmesi, 38-40. âyetlerde Firavun ve adamlarının, 41-46. âyetlerde de başka bazı kavimlerin başına gelenlere kısa kısa değinilmesi, bir taraftan gösterilen açık kanıtlara rağmen taşkınlıklarını ve müslümanlara eziyetlerini gittikçe arttıran müşrikler için bir uyarı, diğer taraftan da Resûl-i Ekrem ve ona gönülden bağlanan müminler için bir teselli anlamı taşımaktadır. Burada kıssanın misafir ağırlama bölümü, Allah Teâlâ’nın umulmadık bir anda ve biçimde, dilediği kullarını sıkıntıdan kurtarabileceğinin, bağnaz inkârcıları da kötü âkıbete çarptırabileceğinin anlaşılmasına ışık tutmaktadır (Râzî, XXVIII, 210). Kur’an’ın bir kıssaya “Sana ulaştı mı?” şeklinde bir soruyla başlaması, o olayın önemine dikkat çektiğini ve Resûlullah’ın onu ancak vahiy yoluyla bilebildiğini gösteren bir anlatım üslûbudur (Zemahşerî, IV, 28; İbn Âşûr, XXVI, 357). Misafirlerin melek oluşu ve kelimenin kök anlamları dikkate alınarak 24. âyette geçen mükremîn kelimesi “değerli” diye çevrilmiştir. Bu kelimenin “ikram edilenler” anlamını esas alan müfessirler bununla, bizzat Hz. İbrâhim ve eşinin misafirlere ikramda bulunup hizmet ettiklerine işaret edildiğini belirtirler (Taberî, XXVI, 207); fakat Allah Teâlâ katında ikrama mazhar oldukları için böyle nitelenmiş de olabilirler (İbn Atıyye, V, 177). 25. âyetin “(İçinden) ‘bunlar hiç de tanıdık kimseler değil’ demişti” diye tercüme edilen kısmı “(Onlara) ‘sizi tanımıyoruz, yabancısınız herhalde?’ demişti” şeklinde de anlaşılmıştır (başka yorumlarla birlikte bk. Taberî, XXVI, 208; Zemahşerî, IV, 29-30). 26. âyette kullanılan râğa fiili daha çok, “sözünü bitirir bitirmez, etrafındakilere belli etmeden bulunduğu yerden acele ayrılma”yı ifade eder (İbn Atıyye, V, 177). Olayın akışı dikkate alındığında Hz. İbrâhim farkına varılmayacak şekilde oradan ayrılması değil, gidiş sebebini belli etmeden yani onlara ikram hazırlığı gerekçesini açıklamadan müsaade almış olması muhtemeldir. Bu sebeple meâlde “belli etmeden ... gitti” denmiştir. Hûd sûresinin 69. âyetinde belirtildiği üzere, getirdiği buzağı kızartılmıştı. 27 ve 28. âyetlerde elçilerin yemeğe el sürmemeleri sebebiyle Hz. İbrâhim’in endişelenmeye başladığı belirtilmektedir. Hûd sûresinin 70. âyetinde bu husus daha açık biçimde ifade edilmiştir. Bu sebeple müfessirlerin bir kısmı, “Buyurmaz mısınız?” diye çevrilen cümleyi de onların yemediklerini farketmesi üzerine söylediğini düşünmüşler ve “Niçin yemiyorsunuz ki?” şeklinde anlamışlardır. Kitâb-ı Mukaddes’te ise onların kendileri için hazırlanan yemeği yedikleri yazılıdır (bk. Tekvin, 18/8). Geleneğe göre misafirin kendisine ikram edilen yemeği yememesi hasmâne düşünceler taşıdığının işareti sayılıyordu. Bazı müfessirler Hz.İbrâhim’in endişesinin bu sebebe dayandığı kanaatindedir (İbn Atıyye, V, 178); İbn Abbas’tan gelen bir rivayete göre ise Hz. İbrâhim’in endişesi onların melek olduğunu sezmiş ve azap ile görevli olarak geldiklerini düşünmüş olmasından kaynaklanmıştı (Zemahşerî, IV, 30). 29. âyette Hz. İbrâhim’in eşinin verilen haber (çocuk müjdesi) karşısındaki tepkisi tasvir edilirken kullanılan kelimelerle ilgili değişik açıklamalar yapılmıştır; bunlar, şaşkınlığını ifade eden bir ses çıkarması ve mahcubiyet içinde yahut hayretinden dolayı elleriyle yüzünü kapatmaya çalışması veya yüzüne vurması şeklinde özetlenebilir. Âyetin “heyecanla bağırarak” diye çevrilen kısmına, “Nazik bir edâ ile oraya geldi, yaklaştı” mânasını verenler de olmuştur (Zemahşerî, IV, 30; İbn Atıyye, V, 178; Şevkânî, V, 102). Lafzan “Yaşlı ve kısır bir kadın!” anlamına gelen hayret ifadesinin ögeleri iki türlü tamamlanarak açıklanmıştır: a) “Ben yaşlı ve kısır bir kadınım!”, b) “Yaşlı ve kısır bir kadın nasıl doğurabilir ki!” (İbn Atıyye, V, 178). Bir kısım müfessirler bu âyetlerdeki anlatım tarzıyla, misafire hemen geliş sebebini sormayıp önce ikramda bulunma, ikram hazırlığını belli etmeden yapma, olabildiğince en iyi ikramda bulunma, nezaketle buyur etme gibi misafir ağırlama âdâbı ile ilgili bazı kurallara işaret edildiği kanaatine ulaşmışlardır (Zemahşerî, IV, 30; Râzî, XXVIII, 213-214). 35-37. âyetler meleklerin Hz. İbrâhim’le konuşmalarının devamı olmayıp burada olayla ilgili ek bir bilgi verilmektedir. 35. âyetin başında yer alan ve meâlde “derken” şeklinde karşılık verdiğimiz “fâ” harfi, meleklerin Hz. İbrâhim’le yapılan konuşmadan sonra burada belirtilen noktaya kadar geçen ve Hûd sûresinde anlatılan gelişmelere gönderme yapma anlamı içerir (İbn Âşûr, XXVII, 7).

Kurdî / کوردی / Kürtçe Gotin: "Bêguman em bal komelekî gunehkar ve hatine þandin."
Sahih International / English / Ingilizce They said, "Indeed, we have been sent to a people of criminals
M.Pickthall / English / Ingilizce They said: Lo! we are sent unto a guilty folk,
Muhsin Khan / English / Ingilizce They said: "We have been sent to a people who are Mujrimun (polytheists, sinners, criminals, disbelievers in Allah);
Yusuf Ali / English / Ingilizce They said, "We have been sent to a people (deep) in sin;-
Shakir / English / Ingilizce They said: Surely we are sent to a guilty people,
Dr. Ghali / English / Ingilizce They said, "Surely we have been sent to a criminal people,
Albanian / Shqip / Arnavutça Ata thanë: “Ne jemi të dërguar te një popull kriminel!”
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Onlar dedilər: “Biz günahkar bir qövmə (Lut tayfasına cəza verməyə) göndərilmişik.
Bosnian / Bosanski / Bosnakca "Poslani smo narodu grješnom" – rekoše –
Bulgarian / Български / Bulgarca Рекоха: “Изпратени сме при хора-престъпници,
Chinese / 中文 / Çince 他抳:「我抻T已奉派去懲治一群犯罪的民眾,
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 他们说:�我们确已奉派去惩治一群犯罪的民众,
Czech / Česky / Çekçe Odvětili: "Posláni jsme byli mezi lidi hříšné,
Dutch / Nederlands / Hollandaca Zij antwoordden: waarlijk, wij worden tot een zondig volk gezonden.
Farsi / فارسی / Farsça (فرشتگان) گفتند: «بی گمان ما بسوی قومی مجرم (وگناهکار)( ) فرستاده شده ایم,
Finnish / Suomi / Fince He vastasivat: »Meidät on totisesti lähetetty syntisten ihmisten luo,
French / Français / Fransızca Ils dirent : "Nous avons été envoyés vers des gens criminels,
German / Deutsch / Almanca Sie sprachen: "Wir sind zu einem trotzigen verbrecherischen Volk entsandt worden,
Hausa / Hausa Dili Suka ce: "Lalle mũ, an aike mu zuwa ga waɗansu mutãne, mãsu laifi.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Mereka menjawab: "Sesungguhnya kami diutus kepada kaum yang berdosa (kaum Luth),
Italian / Italiano / Italyanca Risposero: «Siamo stati inviati a un popolo di pervertiti,
Japanese / 日本語 / Japonca かれらは,「わたしたちは罪深い民に遣わされたのです。
Korean / 한국어 / Korece 그들이 말하길 우리는 죄악 에 빠진 백성에게 보내어져
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Mereka menjawab: "Sesungguhnya Kami diutus kepada suatu kaum yang berdosa (untuk membinasakan mereka);
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili അവര്‍ പറഞ്ഞു: ഞങ്ങള്‍ കുറ്റവാളികളായ ഒരു ജനതയിലേക്ക്‌ അയക്കപ്പെട്ടതാകുന്നു
Maranao / mәranaw Pitharo iran a: "Mataan! a skami na siyogo kami ko pagtaw a manga sala,"
Norwegian / Norsk / Norveççe De svarte: «Vi er sendt til et syndig folk,
Polski / Polish / Polonya Dili Odparli: "Zostaliśmy wysłani do ludu grzeszników,
Portuguese / Português / Portekizce Responderam-lhe: Em verdade, fomos enviados a um povo de pecadores,
Romanian / Română / Rumence ca să trimitem asupra lui bolovani de lut
Russian / Россия / Rusça Они сказали: "Мы посланы к грешным людям,
Somali / Somalice Waxayna dheheen waxaa lanoo soo diray qoon dambiilayaal ah.
Spanish / Español / Ispanyolca Dijeron: «Se nos ha enviado a un pueblo pecador
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Wakasema: Hakika sisi tumetumwa kwa watu wakosefu,
Svenska / Swedish / Isveççe De svarade: "Vi har sänts [för att straffa] ett folk av obotfärdiga, trotsiga syndare;
Tatarça / Tatarish / Tatarca Фәрештәләр: "Без бозыклык кылучы кавемне һәлак итәр өчен җибәрелдек,
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili พวกเขากล่าวว่า แท้จริงเราถูกส่งมายังหมู่ชน ผู้กระทำผิด
Urdu / اردو / Urduca انہوں نے کہا کہ ہم گنہگار لوگوں کی طرف بھیجے گئے ہیں
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Улар:«Албатта, биз жиноятчи қавмга юборилганмиз.
Bengali / বাংলা / Bengalce তারা বললঃ আমরা এক অপরাধী সম্প্রদায়ের প্রতি প্রেরিত হয়েছি,
Tamil / தமிழர் / Tamilce "குற்றவாளிகளான ஒரு சமூகத்தினர் பால் நாங்கள் நிச்சயமாக அனுப்பப்பட்டிருக்கிறோம்" என்று அவர்கள் கூறினார்கள்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>