4. Hîzb, Zâriyât Sûresi

Zâriyât Suresi 2. Ayeti Meali

فَالْحَامِلَاتِ وِقْرًا
Felhâmilâti vikrâ(n)
1
fe
ve de, de, sonra
2
el hâmilâti
yüklenenler, taşıyanlar (bulutlar)
3
vıkren
ağır yük yüklenerek

Diyanet İşleri (1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Derken bir ağırlık taşıyanlara,
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Bir ağırlık taşıyan (bulut)lara
Elmalılı Hamdi Yazır Derken bir ağırlık taşıyanlara
Diyanet Vakfı (1-6) Tozdurup savuranlara, yükünü yüklenenlere, kolayca süzülenlere, işi ayıranlara andolsun ki, size vâdedilen, kesinlikle doğrudur ve ceza mutlaka vuku bulacaktır.
Abdulbaki Gölpınarlı Derken ağır bir yük yüklenenlere.
Adem Uğur Yükünü yüklenenlere,
Ahmed Hulusi O ağırlık taşıyanlara.
Ahmet Tekin Karnı burnunda, kucakları, sırtları dolu çocuklu kadınlara, yavrulamak üzere olan hayvanlara, yüklü dallara, dolu başaklara, mebzul mahsûle, yoğunlaşmış bulutlara andolsun!
Ahmet Varol Sonra ağır yük taşıyan (bulut)lara,
Ali Fikri Yavuz Arkasından ağır su taşıyan bulutlara,
Bekir Sadak (1-6) Esip savuran ruzgarlara, yagmur yuklu bulutlara, kolayca suzulen gemiler ve isleri yoneten meleklere and olsun ki, size soz verilen kiyametin kopmasi suphesiz gercektir. Odesme gunu gelecektir.
Celal Yıldırım Ağır yük yüklenip taşıyanlara,
Diyanet İşleri 2 (1-6) Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Fizilil Kuran Yükünü yüklenenlere.
Gültekin Onan Derken, ağır yük taşıyan (bulut)lara.
Hasan Basri Cantay Sonra (su) yükü (nü) taşıyan (bulut) lar,
Hayat Neşriyat Sonra o ağırlık yüklenen (bulut)lara!
Ibni Kesir Yükünü yüklenenlere,
Muhammed Esed ve (koyu bulutların) yükünü taşıyan,
Ömer Nasuhi Bilmen Sonra yağmurları yüklenen bulutlara andolsun ki,
Ömer Öngüt (Yağmur) yüküyle yüklenen (bulutlara) andolsun!
Şaban Piris Ağır yük taşıyan(bulut)lara...
Suat Yıldırım Yağmur yüklenen bulutlara,
Tefhim-ül Kuran Derken, ağır yük taşıyan (bulut)lara.
Ümit Şimşek Yükünü yüklenenlere.

Diyanet Tefsiri İlk dört âyette dört grup varlık veya olaya yemin edildikten sonra 5 ve 6. âyetlerde hesap gününün geleceğinden şüphe edilmemesi istenmektedir. Burada çoğul kalıbında sıfat fiiller kullanılarak üzerine yemin edilenler (zâriyât, hâmilât, câriyât, mukassimât) hakkında değişik açıklamalar yapılmıştır. İlk âyette geçen zâriyât kelimesi, “savuran, kırıp ufalayan, tozu dumana katan” anlamlarına gelmektedir. Müfessirlerin hâkim kanaati, burada bu kelimeyle rüzgârların kastedildiği yönündedir. Kehf sûresinin 45. âyetinde, “rüzgârın savurduğu” anlamına gelen cümlede aynı kökten türetilmiş olan “tezrû” fiilinin, rüzgârın sağladığı etki hakkında kullanılmış olması ve –aşağıda geleceği üzere– Hz. Ali’den nakledilen bir söz bu görüşü destekler niteliktedir. Ayrıca, bu kelime “volkanları püskürten,mahlûkatı kırıp geçiren ve etrafa yayan melekler”, “barut, dinamit vb. sonradan keşfedilmiş ve edilecek şiddetli patlama ve tahrip maddeleri”, “zürriyetin çoğalıp yayılmasına vasıta olan doğurgan kadınlar” yahut daha genel bir ifadeyle, “yaratılmışların hareketini sağlayan her türlü itici güç” gibi mânalarla da açıklanmıştır. 2. âyet lafzî olarak “bir yük, bir ağırlık taşıyanlar, yüklenenler” mânasına gelmektedir. Önceki âyette “rüzgârlar” anlamının benimsenmesi müfessirleri, bu âyeti “yağmur yüklü bulutlar” veya “bulutları taşıyan rüzgârlar” şeklinde anlamaya yöneltmiştir. İbn Abbas ve başka bazı âlimlerin yorumu, “insan ve eşya yüklü gemiler” şeklindedir. Bir grup âlim ise âyetin, bunların yanı sıra “gebe dişiler” mânasını da içerdiği kanaatindedir. 3. âyette sözü edilen “kolayca akıp gidenler”den maksadın “gemiler” olduğu yorumu yaygındır (muasır eserlerde gemilerin yanı sıra tren, otomobil gibi ulaşım araçlarından da söz edilir). Bununla birlikte “rüzgârın sürüklediği bulutlar” ve “yörüngesinde hareket eden yıldızlar” mânaları da verilmiştir. 4. âyette, daha önce sayılanları yöneten; rızık, doğum, ölüm vb. diğer konularda da Allah’ın buyruklarını uygulayan ve gerekli üleştirmeyi yapan meleklerin kastedildiği kanaati hâkimdir (Taberî, XXVI, 185-188; İbn Atıyye, V, 171-172; Beyzâvî, VI, 73; Elmalılı, VI, 4527). Zemahşerî ve Râzî ilk dört âyette sayılanların ayrı şeyler ya da aynı şeyin farklı nitelikleri olabileceğini belirtirler. Hz. Ali’den nakledilen bir söz birinci ihtimali desteklemektedir. Bu rivayette âyetlerde geçen sıfat fiillerin özneleri sırasıyla şöyle açıklanmıştır: Rüzgârlar, bulutlar, gemiler, rızıkları taksim eden melekler. Burada aynı şeyin farklı niteliklerine yani rüzgâr çeşitlerine değinildiği ihtimaline göre yapılan ve Râzî tarafından daha güçlü bulunan yoruma göre ise bu âyetlerde geçen kelimelerin anlamları şöyledir: 1. Zâriyât: Başlangıçta bulutları oluşturan rüzgârlar, 2. Hâmilât: Su buharı halindeki bulutları –ki bunlar dağlardan daha ağır yüklerdir– taşıyan rüzgârlar, 3. Câriyât: Bu yüklü bulutları sürükleyen rüzgârlar, 4. Mukassimât: Yağmurları değişik yerlere dağıtan rüzgârlar (Zemahşerî, IV, 26; Râzî, XXVIII, 195). Müfessirler Kur’an’daki kasemlerin (yeminler) amacı konusunda yeri geldikçe çeşitli izahlar yapmış olmakla beraber bu konuyu bütüncül bir bakışla inceleyen fazla eser bulunmadığı görülmektedir. İbn Kayyim el-Cevziyye’nin et-Tibyân fî aksâmi’l-Kur’ân isimli eseri dışında eski âlimlerin bu konuda müstakil eserine rastlamadığını belirten muasır Hindistan âlimlerinden Abdülhamîd el-Ferâhî, bu eseri ve Râzî’nin Mefâtîhu’l-gayb’ındaki açıklamaları da dikkate alarak Nizâmü’l-Kur’ân ve Te’vîlü’l-Furkån bi’l-Furkån adlı tefsirine bu konuda değerli bir mukaddime yazmıştır. Abdülhamîd el-Ferâhî, İm‘ân fî Aksâmi’l-Kur’ân adlı kitabında (Dımaşk – Beyrut 1994), her bir yemin ifadesine ait özel açıklamaları tefsirdeki yerlerine bırakarak konuyu ana çizgileri içinde incelemektedir. Özellikle İbn Kayyim ve Râzî’nin bu konudaki görüşlerini tahlil eden, yeminin tarihi ve insanların yemine ihtiyacı hususuna örnekleriyle değinen, bu arada Araplar’ın yeminlerinde üzerine yemin edilene veya muhataba değer verme yahut bizzat yemin edenin mertebesinin yüceliğine dikkat çekme mânasının bulunduğuna, bazan da yalan yere yemin edenin lânete uğraması telakkisine dayanıldığına dair örnekler veren müellif, daha çok şu hususların altını çizmektedir: Kasemin mahiyeti ve amacı “delâletler”dir, yani belirli mânaları göstermektir. Kur’an’da kasemin asıl amacı tâzim (yüceltme) değildir; ancak bazı kasemlerden bu mâna anlaşılır. Yeminde “muksem bih”in (üzerine yemin edilenin) bulunması bile şart değildir, dolayısıyla muksem bih zikredilmeyince bir şeyler takdir etmek gerekmez ve yemini, mutlaka üzerine yemin edilen bir şeyin tâzimi gözetiliyormuş gibi yorumlamak doğru olmaz. Yeminde asıl amaç, yemin edenin sözü pekiştirmesi, bir şeyi yapıp yapmamayı kendisine gerekli kılıcı bir azim ve kararlılık izhar etmesidir (bu konuda ayrıca bk. Râzî, XXVIII, 193-194; İbn Kayyim el-Cevziyye, et-Tibyân fî Aksâmi’l-Kur’an, notlarla neşreden: Tâhâ Yûsuf Şahin, Beyrut 1982; Sadık Kılıç, Yemin Olsun ki, İstanbul 1996). Bu âyetlerde, muhatapların dikkatini çekecek ve üzerinde düşünmelerini sağlayacak bir tarzda yemin edilerek konunun ciddiyetine vurgu yapıldığı açıktır (İbn Atıyye, V, 171). Bu olağan üstü düzen ve dengeyi kurmaya kadir olan yüce Allah’ın vaad edilen ba‘s olayını yani insanların öldükten sonra diriltilmelerini gerçekleştirmeye de muktedir olduğuna işaret edilmektedir (Beyzâvî, VI, 74). İbn Âşûr’un da belirttiği üzere, burada mevsufları (nitelenenleri) açıklanmaksızın çok önemli ve üstün nitelikler üzerine yemin edildiğine göre bu âyetler, belirtilen sıfatlara elverişli pek çok mevsufu düşünmeye imkân veren çok ince bir icâz (özlü anlatım) özelliği taşımaktadır (XXVI, 336). Öte yandan, kanaatimizce, yerin ve göğün önemine birkaç defa değinen (bk. 7, 20, 23, 47, 48. âyetler) bu sûrenin 22. âyetinde, “Rızkınız ve size vaad edilenler göktedir” buyurulması, ilk dört âyette de insan için hayatî önem taşıyan bazı yasalara, özellikle birtakım atmosfer olaylarına ve biyosferdeki değişkenlere, ayrıca bunların ilâhî iradeye uygun olarak gerçekleştirilmesinde görevli meleklere işaret edildiği ihtimalini güçlendirmektedir. Müfessirlerin çoğu, –sûrenin genel üslûbunu, son âyetinde inkârcıların haşir günüyle tehdit edildiklerini ve özellikle 8. âyette müşriklere hitap edildiğini göz önüne alarak– 5. âyette de inkârcılara hitap edildiği, burada yer alan “size vaad edilen” anlamındaki ifadeyle öldükten sonra diriltilecekleri uyarısına değinildiği, 6. âyetteki “dîn” kelimesiyle de onlara verilecek cezanın kastedildiği yorumunu yapmışlardır (Zemahşerî, IV, 26; İbn Atıyye, V, 172; Râzî, XXVIII, 196-197). 5. âyette bütün insanlara hitap edildiği, dolayısıyla hem mükâfat müjdelerinin (vaad) hem de ceza uyarılarının (vaîd) gerçekleri ifade ettiğine, 6. âyette de dünyada yapılanların olumlu veya olumsuz karşılığının verileceği yargılama gününün mutlaka geleceğine işaret edildiği kanaatini taşıyanlar da vardır (Taberî, XXVI, 188-189; Hâzin, VI, 74; Şevkânî, V, 96).

Kurdî / کوردی / Kürtçe Vêca bi (ewr)ên barê giran hildigrin.
Sahih International / English / Ingilizce And those [clouds] carrying a load [of water]
M.Pickthall / English / Ingilizce And those that bear the burden (of the rain)
Muhsin Khan / English / Ingilizce And (the clouds) that bear heavy weight of water;
Yusuf Ali / English / Ingilizce And those that(4988) lift and bear away heavy weights;
Shakir / English / Ingilizce Then those clouds bearing the load (of minute things in space).
Dr. Ghali / English / Ingilizce Then (by) the bearers of heavy burdens, (Or: obstruction).
Albanian / Shqip / Arnavutça Për retë që e bartin shiun e rëndë.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Yağış yüklü buludlara;
Bosnian / Bosanski / Bosnakca i onih koji teret nose,
Bulgarian / Български / Bulgarca и в носещите товар [облаци],
Chinese / 中文 / Çince 載囿怴A
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 载重者,
Czech / Česky / Çekçe břímě nesoucích,
Dutch / Nederlands / Hollandaca En bij de wolken, die een last van regen dragen;
Farsi / فارسی / Farsça وسوگند به ابر های که بار سنگینی (از باران را) با خود حمل می کنند.
Finnish / Suomi / Fince niitä, jotka taakkaa kantavat,
French / Français / Fransızca Par les porteurs de fardeaux !
German / Deutsch / Almanca die die schweren regenträchtigen Wolken tragen,
Hausa / Hausa Dili Sa'an nan da girãgizai mãsu ɗaukar nauyi (na ruwa).
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce dan awan yang mengandung hujan,
Italian / Italiano / Italyanca per quelle che portano un carico,
Japanese / 日本語 / Japonca 重く(雨を)運ぶ(雲)にかけて,
Korean / 한국어 / Korece 무거운 것을 운반하는 구름으 로 맹세하며
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Dan awan yang membawa dan mengangkut muatannya (ke tempat yang dikehendaki), -
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili ( ജല ) ഭാരം വഹിക്കുന്ന ( മേഘങ്ങള്‍ ) തന്നെയാണ, സത്യം.
Maranao / mәranaw Go so pphamangawid sa mapnd,
Norwegian / Norsk / Norveççe de lastbærende,
Polski / Polish / Polonya Dili I na niosące brzemię,
Portuguese / Português / Portekizce Que carregam pesos enormes,
Romanian / Română / Rumence Pe alergătoarele cu iuţeală!
Russian / Россия / Rusça Клянусь несущими бремя!
Somali / Somalice Iyo daruurta xambaarta culayska (Roobka).
Spanish / Español / Ispanyolca ¡Por las que llevan una carga!
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Na zinazo beba mizigo,
Svenska / Swedish / Isveççe vid [molnen] som för med sig regn;
Tatarça / Tatarish / Tatarca Дәхи авыр йөкне күтәрүче болытлар илә ант итәмен, болытлар күпме су күтәреп йөриләр.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili ขอสาบานต่อเมฆที่พยุง (ฝน) อย่างหนัก
Urdu / اردو / Urduca پھر (پانی کا) بوجھ اٹھاتی ہیں
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Юк кўтарувчи(булут)лар билан қасам.
Bengali / বাংলা / Bengalce অতঃপর বোঝা বহনকারী মেঘের।
Tamil / தமிழர் / Tamilce (மழைச்)சுமையைச் சுமந்து செல்பவற்றின் மீதும்,

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>