4. Hîzb, Zâriyât Sûresi

Zâriyât Suresi 1. Ayeti Meali

وَالذَّارِيَاتِ ذَرْوًا
Ve-żżâriyât iżervâ(n)
1
ve
yemin olsun, andolsun
2
ez zâriyâti
tozu dumana katan, esip savuran rüzgârlar, fırtına
3
zerven
uçuran, savuran, dağıtan

Diyanet İşleri (1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) O tozdurup savuranlara,
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) O tozdurup savuranlara.
Elmalılı Hamdi Yazır O tozdurup savuranlara
Diyanet Vakfı (1-6) Tozdurup savuranlara, yükünü yüklenenlere, kolayca süzülenlere, işi ayıranlara andolsun ki, size vâdedilen, kesinlikle doğrudur ve ceza mutlaka vuku bulacaktır.
Abdulbaki Gölpınarlı Andolsun tozutup savuranlara.
Adem Uğur Tozdurup savuranlara,
Ahmed Hulusi Andolsun o tozutup savuranlara.
Ahmet Tekin Nesilleri devam ettiren kadınlara, dişilere, tozlaşmayı sağlayan rüzgârlara andolsun.
Ahmet Varol Savurup atan (rüzgar)lara,
Ali Fikri Yavuz O tozutub savuran rüzgârlara,
Bekir Sadak (1-6) Esip savuran ruzgarlara, yagmur yuklu bulutlara, kolayca suzulen gemiler ve isleri yoneten meleklere and olsun ki, size soz verilen kiyametin kopmasi suphesiz gercektir. Odesme gunu gelecektir.
Celal Yıldırım Tozup savuranlara,
Diyanet İşleri 2 (1-6) Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Fizilil Kuran Esip savuranlara.
Gültekin Onan Tozu dumana katıp savuran (rüzgar)lara,
Hasan Basri Cantay Tozutup savuran (rüzgâr) lar,
Hayat Neşriyat Yemîn olsun zâriyât’a (o tozutup savuran rüzgârlara)!
Ibni Kesir Esip savuranlara.
Muhammed Esed Düşün rüzgarları, tozları sağa sola savuran,
Ömer Nasuhi Bilmen Savurup dağıtan rüzgarlara andolsun ki,
Ömer Öngüt Savurdukça savuranlara andolsun!
Şaban Piris Savurup tozutan rüzgarlara andolsun!
Suat Yıldırım O tozutup savuran (rüzgârlara)
Tefhim-ül Kuran Tozu dumana katıp savuran (rüzgâr)lara.
Ümit Şimşek And olsun tozutup savuranlara.

Diyanet Tefsiri İlk dört âyette dört grup varlık veya olaya yemin edildikten sonra 5 ve 6. âyetlerde hesap gününün geleceğinden şüphe edilmemesi istenmektedir. Burada çoğul kalıbında sıfat fiiller kullanılarak üzerine yemin edilenler (zâriyât, hâmilât, câriyât, mukassimât) hakkında değişik açıklamalar yapılmıştır. İlk âyette geçen zâriyât kelimesi, “savuran, kırıp ufalayan, tozu dumana katan” anlamlarına gelmektedir. Müfessirlerin hâkim kanaati, burada bu kelimeyle rüzgârların kastedildiği yönündedir. Kehf sûresinin 45. âyetinde, “rüzgârın savurduğu” anlamına gelen cümlede aynı kökten türetilmiş olan “tezrû” fiilinin, rüzgârın sağladığı etki hakkında kullanılmış olması ve –aşağıda geleceği üzere– Hz. Ali’den nakledilen bir söz bu görüşü destekler niteliktedir. Ayrıca, bu kelime “volkanları püskürten,mahlûkatı kırıp geçiren ve etrafa yayan melekler”, “barut, dinamit vb. sonradan keşfedilmiş ve edilecek şiddetli patlama ve tahrip maddeleri”, “zürriyetin çoğalıp yayılmasına vasıta olan doğurgan kadınlar” yahut daha genel bir ifadeyle, “yaratılmışların hareketini sağlayan her türlü itici güç” gibi mânalarla da açıklanmıştır. 2. âyet lafzî olarak “bir yük, bir ağırlık taşıyanlar, yüklenenler” mânasına gelmektedir. Önceki âyette “rüzgârlar” anlamının benimsenmesi müfessirleri, bu âyeti “yağmur yüklü bulutlar” veya “bulutları taşıyan rüzgârlar” şeklinde anlamaya yöneltmiştir. İbn Abbas ve başka bazı âlimlerin yorumu, “insan ve eşya yüklü gemiler” şeklindedir. Bir grup âlim ise âyetin, bunların yanı sıra “gebe dişiler” mânasını da içerdiği kanaatindedir. 3. âyette sözü edilen “kolayca akıp gidenler”den maksadın “gemiler” olduğu yorumu yaygındır (muasır eserlerde gemilerin yanı sıra tren, otomobil gibi ulaşım araçlarından da söz edilir). Bununla birlikte “rüzgârın sürüklediği bulutlar” ve “yörüngesinde hareket eden yıldızlar” mânaları da verilmiştir. 4. âyette, daha önce sayılanları yöneten; rızık, doğum, ölüm vb. diğer konularda da Allah’ın buyruklarını uygulayan ve gerekli üleştirmeyi yapan meleklerin kastedildiği kanaati hâkimdir (Taberî, XXVI, 185-188; İbn Atıyye, V, 171-172; Beyzâvî, VI, 73; Elmalılı, VI, 4527). Zemahşerî ve Râzî ilk dört âyette sayılanların ayrı şeyler ya da aynı şeyin farklı nitelikleri olabileceğini belirtirler. Hz. Ali’den nakledilen bir söz birinci ihtimali desteklemektedir. Bu rivayette âyetlerde geçen sıfat fiillerin özneleri sırasıyla şöyle açıklanmıştır: Rüzgârlar, bulutlar, gemiler, rızıkları taksim eden melekler. Burada aynı şeyin farklı niteliklerine yani rüzgâr çeşitlerine değinildiği ihtimaline göre yapılan ve Râzî tarafından daha güçlü bulunan yoruma göre ise bu âyetlerde geçen kelimelerin anlamları şöyledir: 1. Zâriyât: Başlangıçta bulutları oluşturan rüzgârlar, 2. Hâmilât: Su buharı halindeki bulutları –ki bunlar dağlardan daha ağır yüklerdir– taşıyan rüzgârlar, 3. Câriyât: Bu yüklü bulutları sürükleyen rüzgârlar, 4. Mukassimât: Yağmurları değişik yerlere dağıtan rüzgârlar (Zemahşerî, IV, 26; Râzî, XXVIII, 195). Müfessirler Kur’an’daki kasemlerin (yeminler) amacı konusunda yeri geldikçe çeşitli izahlar yapmış olmakla beraber bu konuyu bütüncül bir bakışla inceleyen fazla eser bulunmadığı görülmektedir. İbn Kayyim el-Cevziyye’nin et-Tibyân fî aksâmi’l-Kur’ân isimli eseri dışında eski âlimlerin bu konuda müstakil eserine rastlamadığını belirten muasır Hindistan âlimlerinden Abdülhamîd el-Ferâhî, bu eseri ve Râzî’nin Mefâtîhu’l-gayb’ındaki açıklamaları da dikkate alarak Nizâmü’l-Kur’ân ve Te’vîlü’l-Furkån bi’l-Furkån adlı tefsirine bu konuda değerli bir mukaddime yazmıştır. Abdülhamîd el-Ferâhî, İm‘ân fî Aksâmi’l-Kur’ân adlı kitabında (Dımaşk – Beyrut 1994), her bir yemin ifadesine ait özel açıklamaları tefsirdeki yerlerine bırakarak konuyu ana çizgileri içinde incelemektedir. Özellikle İbn Kayyim ve Râzî’nin bu konudaki görüşlerini tahlil eden, yeminin tarihi ve insanların yemine ihtiyacı hususuna örnekleriyle değinen, bu arada Araplar’ın yeminlerinde üzerine yemin edilene veya muhataba değer verme yahut bizzat yemin edenin mertebesinin yüceliğine dikkat çekme mânasının bulunduğuna, bazan da yalan yere yemin edenin lânete uğraması telakkisine dayanıldığına dair örnekler veren müellif, daha çok şu hususların altını çizmektedir: Kasemin mahiyeti ve amacı “delâletler”dir, yani belirli mânaları göstermektir. Kur’an’da kasemin asıl amacı tâzim (yüceltme) değildir; ancak bazı kasemlerden bu mâna anlaşılır. Yeminde “muksem bih”in (üzerine yemin edilenin) bulunması bile şart değildir, dolayısıyla muksem bih zikredilmeyince bir şeyler takdir etmek gerekmez ve yemini, mutlaka üzerine yemin edilen bir şeyin tâzimi gözetiliyormuş gibi yorumlamak doğru olmaz. Yeminde asıl amaç, yemin edenin sözü pekiştirmesi, bir şeyi yapıp yapmamayı kendisine gerekli kılıcı bir azim ve kararlılık izhar etmesidir (bu konuda ayrıca bk. Râzî, XXVIII, 193-194; İbn Kayyim el-Cevziyye, et-Tibyân fî Aksâmi’l-Kur’an, notlarla neşreden: Tâhâ Yûsuf Şahin, Beyrut 1982; Sadık Kılıç, Yemin Olsun ki, İstanbul 1996). Bu âyetlerde, muhatapların dikkatini çekecek ve üzerinde düşünmelerini sağlayacak bir tarzda yemin edilerek konunun ciddiyetine vurgu yapıldığı açıktır (İbn Atıyye, V, 171). Bu olağan üstü düzen ve dengeyi kurmaya kadir olan yüce Allah’ın vaad edilen ba‘s olayını yani insanların öldükten sonra diriltilmelerini gerçekleştirmeye de muktedir olduğuna işaret edilmektedir (Beyzâvî, VI, 74). İbn Âşûr’un da belirttiği üzere, burada mevsufları (nitelenenleri) açıklanmaksızın çok önemli ve üstün nitelikler üzerine yemin edildiğine göre bu âyetler, belirtilen sıfatlara elverişli pek çok mevsufu düşünmeye imkân veren çok ince bir icâz (özlü anlatım) özelliği taşımaktadır (XXVI, 336). Öte yandan, kanaatimizce, yerin ve göğün önemine birkaç defa değinen (bk. 7, 20, 23, 47, 48. âyetler) bu sûrenin 22. âyetinde, “Rızkınız ve size vaad edilenler göktedir” buyurulması, ilk dört âyette de insan için hayatî önem taşıyan bazı yasalara, özellikle birtakım atmosfer olaylarına ve biyosferdeki değişkenlere, ayrıca bunların ilâhî iradeye uygun olarak gerçekleştirilmesinde görevli meleklere işaret edildiği ihtimalini güçlendirmektedir. Müfessirlerin çoğu, –sûrenin genel üslûbunu, son âyetinde inkârcıların haşir günüyle tehdit edildiklerini ve özellikle 8. âyette müşriklere hitap edildiğini göz önüne alarak– 5. âyette de inkârcılara hitap edildiği, burada yer alan “size vaad edilen” anlamındaki ifadeyle öldükten sonra diriltilecekleri uyarısına değinildiği, 6. âyetteki “dîn” kelimesiyle de onlara verilecek cezanın kastedildiği yorumunu yapmışlardır (Zemahşerî, IV, 26; İbn Atıyye, V, 172; Râzî, XXVIII, 196-197). 5. âyette bütün insanlara hitap edildiği, dolayısıyla hem mükâfat müjdelerinin (vaad) hem de ceza uyarılarının (vaîd) gerçekleri ifade ettiğine, 6. âyette de dünyada yapılanların olumlu veya olumsuz karşılığının verileceği yargılama gününün mutlaka geleceğine işaret edildiği kanaatini taşıyanlar da vardır (Taberî, XXVI, 188-189; Hâzin, VI, 74; Şevkânî, V, 96).

Kurdî / کوردی / Kürtçe Bi (ba) yên ku bi gurrane ji hev belav dikin.
Sahih International / English / Ingilizce By those [winds] scattering [dust] dispersing
M.Pickthall / English / Ingilizce By those that winnow with a winnowing
Muhsin Khan / English / Ingilizce By (the winds) that scatter dust.
Yusuf Ali / English / Ingilizce By the (Winds)(4986) that scatter broadcast;(4987)
Shakir / English / Ingilizce I swear by the wind that scatters far and wide,
Dr. Ghali / English / Ingilizce And (by) the winnowers with (swift) winnowing.
Albanian / Shqip / Arnavutça Për erërat që ngrehin dheun dhe shpërndajnë.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice (Toz-torpağı) sovurub-dağıdan küləklərə;
Bosnian / Bosanski / Bosnakca Tako Mi onih koji pušu snažno,
Bulgarian / Български / Bulgarca Кълна се в отвяващите с веене [ветрове]
Chinese / 中文 / Çince 誓以播種者,
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 誓以播种者,
Czech / Česky / Çekçe Při rychle běžících,
Dutch / Nederlands / Hollandaca Bij de winden, die het stof verspreiden en verstrooien.
Farsi / فارسی / Farsça سوگند به بادهای که (خاک را) می پراکند,
Finnish / Suomi / Fince Katso niitä, jotka tuhlaavat hajalle viskoen,
French / Français / Fransızca Par les vents qui éparpillent !
German / Deutsch / Almanca Bei den die Wolken treibenden Winden,
Hausa / Hausa Dili Inã rantsuwa da iskõki mãsu shẽkar abũbuwa, shẽƙẽwa.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Demi (angin) yang menerbangkan debu dengan kuat.
Italian / Italiano / Italyanca Per i venti che spargono,
Japanese / 日本語 / Japonca 広く撤き散らす(風)にかけて,
Korean / 한국어 / Korece 분산케 하는 바람으로 맹세하며
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Demi angin yang menerbang dan menaburkan (debu, biji-bijian benih, dan lain-lainnya), dengan penerbangan dan penaburan yang sesungguh-sungguhnya, -
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili ശക്തിയായി ( പൊടി ) വിതറിക്കൊണ്ടിരിക്കുന്നവ ( കാറ്റുകള്‍ ) തന്നെയാണ, സത്യം.
Maranao / mәranaw Ibt ko pphamanambr sa mabands,
Norwegian / Norsk / Norveççe Ved dem som skrider hurtig frem,
Polski / Polish / Polonya Dili Na gwałtownie rozpraszające
Portuguese / Português / Portekizce Pelos ventos disseminadores e impetuosos,
Romanian / Română / Rumence Pe cărătoarele de povară!
Russian / Россия / Rusça Клянусь рассеивающими прах!
Somali / Somalice Eebe wuxuu ku dhaartay dabaysha (Carrada kicisa).
Spanish / Español / Ispanyolca ¡Por los que aventan!
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Naapa kwa pepo zinazo tawanya,
Svenska / Swedish / Isveççe VID [vindarna] som virvlar upp [damm och vissna löv];
Tatarça / Tatarish / Tatarca Таратучы каты җил белән ант итәм.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili ขอสาบานต่อลมที่พัด (ฝุ่นให้) กระจัดกระจายอย่างปลิวว่อน
Urdu / اردو / Urduca بکھیرنے والیوں کی قسم جو اُڑا کر بکھیر دیتی ہیں
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Чанг тўзитувчи(шамол) лар билан қасам.
Bengali / বাংলা / Bengalce কসম ঝঞ্ঝাবায়ুর।
Tamil / தமிழர் / Tamilce (புழுதிகளை எழுப்பி) நன்கு பரத்தும் (காற்றுகள்) மீது சத்தியமாக!

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>