3. Hîzb, Vâkıa Sûresi

Vâkıa Suresi 6. Ayeti Meali

فَكَانَتْ هَبَاء مُّنبَثًّا
Fekânet hebâen munbeśśâ(n)
1
fe
böylece
2
kânet
oldu
3
hebâen
toz toprak, zerreler halinde
4
munbessen
ufalandı, toz haline gelmiş, dağılmış

Diyanet İşleri (3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Dağılıp toz duman haline geldiği
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) hepsi dağılıp toz duman haline geldiği,
Elmalılı Hamdi Yazır Hepsi dağılıp berhevâ bir hebâ olduğu
Diyanet Vakfı Dağılıp toz duman haline geldiği,
Abdulbaki Gölpınarlı Dağılmış zerre zerre toz haline gelince.
Adem Uğur Dağılıp toz duman haline geldiği,
Ahmed Hulusi (Nihayet) dağılmış toz olduğunda.
Ahmet Tekin Hepsi havada uçuşan zerreler haline gelir.
Ahmet Varol Böylece dağılmış toz haline geldiği,
Ali Fikri Yavuz Artık her şey etrafa dağılan toz duman olmuştur.
Bekir Sadak (4-7) Ey insanlar! Yer sarsildikca sarsildigi, daglar ufalandikca ufalanip da toz duman haline geldigi zaman, siz de uc sinif olursunuz.
Celal Yıldırım (5-6) Dağlar tuz-buz olup parçalandığı, toz halinde dağıldığı zaman,
Diyanet İşleri 2 (4-7) Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
Fizilil Kuran Toz halinde boşluğa dağıldığı zaman.
Gültekin Onan Derken toz duman halinde dağılıp savrulduğu,
Hasan Basri Cantay derken (hepsi de) dağılmış, toz haaline gelmişdir.
Hayat Neşriyat (4-6) (Ey insanlar!) Yer (şiddetli) bir sarsılışla sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp yayılmış toz toprak hâline geldiği zaman!
Ibni Kesir Dağılmış toz haline geldiği zaman;
Muhammed Esed toz toprak haline geldiğinde
Ömer Nasuhi Bilmen (4-6) O zaman yer, şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmıştır. Ve dağlar parçalanmakla parçalanmıştır. Artık (dağlar) dağılmış, toz haline gelmiştir.
Ömer Öngüt Dağılıp toz duman haline geldiği zaman!
Şaban Piris Un ufak etrafa dağıldığı zaman...
Suat Yıldırım Uçuşan toz zerreleri haline geldiği zaman...
Tefhim-ül Kuran Derken toz duman halinde dağılıp savrulduğu.
Ümit Şimşek Toz olup uçuştuğunda,

Diyanet Tefsiri Kıyamet sahneleriyle ilgili çarpıcı bir tasvire yer verildikten sonra, âhirette insanların üç gruba ayrılacakları belirtilmektedir. Bu gruplardan ilki, 8. âyette “ashâbü’l-meymene”, 27, 38, 90 ve 91. âyetlerde “ashâbü’l-yemîn” olarak adlandırılmış olup, Kur’an’daki başka açıklamalardan anlaşıldığına göre bu, “amel defteri sağ tarafından verilenler” demektir (bk. İsrâ 17/71; Hâkka 69/19; İnşikåk 84/7). İkinci grup 9. âyette “ashâbü’l-meş’eme” ve 41. âyette “ashâbü’ş-şimâl” olarak adlandırılmış, ayrıca 51 ve 92. âyetlerde “yoldan sapmış inkârcılar” diye anılmıştır. Bunlar amel defteri sol tarafından veya arka tarafından verilenlerdir (bk. Hâkka 69/25; İnşikåk 84/10). Üçüncü grup ise 10. âyette “es-sâbikûne’s-sâbikûn” (önde olanlar, o önde olanlar), 11 ve 88. âyetlerde “mukarrebûn” (Allah’a en yakın olanlar) şeklinde nitelenmiştir; bunların, amel defteri sağından verilenlerin önde gelen, mertebesi yüksek olan kesimi oldukları anlaşılmaktadır. Birinci grup için kullanılan “ashâbü’l-meymene” tamlamasındaki meymene kelimesi “uğur, bereket”, “ashâbü’l-meş’eme” tamlamasındaki meş’eme kelimesi “uğursuzluk” anlamına gelmekle beraber esasen bunlar da Araplar’da hayrın sağdan ve şerrin sol taraftan geldiği telakkisiyle bağlantılıdır. Yine, Arapça’da bu mâna ile ilişkili olarak söz konusu tabirlerden birincisi değerli ve yüksek mevkideki insanları, ikincisi de düşük mertebede bulunanları ifade etmek üzere kullanılır. Bazı müfessirler Hadîd sûresinin 12 ve Tahrîm sûresinin 8. âyetlerine dayanarak burada birinci gruptakilerin sağ yanlarının Allah’ın nuruyla aydınlanacağına işaret bulunduğu yorumunu yapmışlardır (Zemahşerî, IV, 56; Râzî, XXIX, 142–145). Bu bilgiler dikkate alınarak, –bağlama göre farklı tercümeler yapılabilirse de– ashâbü’l-meymene ve ashâbü’l-yemîn tamlamaları için “Allah’ın hoşnut olduğu tavırları benimseyen, O’nun katında değerli kimseler” anlamını yansıtacak bir tercüme yapılması uygun olur. Bu sebeple, belirtilen âyetlerin meâllerinde bu deyimler “hakkın ve erdemin yanında olanlar” şeklinde çevrilmiştir. Aynı anlayışla, ashâbü’l-meş’eme ve ashâbü’ş-şimâl deyimleri de ilgili âyetlerde “bâtılın ve erdemsizliğin yanında olanlar” şeklinde karşılanmıştır. 1. âyette geçen vâkıa kelimesi “meydana gelen, vukûu kesin olan önemli hâdise” demektir. Kıyametin geleceğinde kuşku bulunmadığı için bu kelimeyle anılmıştır. Müfessirlerin bir kısmı, “büyük olay gerçekleştiği zaman” ifadesinin devamında “göreceksiniz neler olacak!” gibi bir mânanın bulunduğunu düşünmüşlerdir. Buna göre 2. âyete “Ki onun meydana geleceğini kimse yalan sayamaz” şeklinde mâna vermek uygun olur. Yine bu âyetteki kâzibe kelimesinin cümledeki görevini farklı değerlendirerek “onun oluşu asla yalan değildir” anlamı da verilebilmektedir (Zemahşerî, IV, 55-56; İbn Atıyye, V, 238). Bazı müfessirlere göre 3. âyette söz konusu edilen “alçaltma ve yükseltme” kıyametle birlikte evrende meydana gelecek fizikî değişikliklerle ilgili olup mevcut düzen ve dengenin altüst olacağı anlamındadır; bu yorum 5-6. âyetlerdeki tasvire uygun düşmektedir. Diğer bir yaklaşıma göre alçaltma ve yükseltme insan unsuruyla ilgilidir. Bu da iki farklı yorum ortaya çıkarmaktadır: a) Kıyametin kopması âhirette inkârcıları cehennemin aşağılarına düşürecek ve müminleri cennetin yukarılarına yükseltecektir; b) Kıyametin kopması bu dünyada büyüklenen nice kimseleri ve toplumları alçaltacak, rezil rüsvâ edecek, horlanan veya tevazu gösteren nicelerini de yüceltecektir (Taberî, XXVII, 166-167; Zemahşerî, IV, 56; İbn Atıyye, V, 239).

Kurdî / کوردی / Kürtçe Êdî bibin xulîkî berbayî.
Sahih International / English / Ingilizce And become dust dispersing.
M.Pickthall / English / Ingilizce So that they become a scattered dust,
Muhsin Khan / English / Ingilizce So that they will become floating dust particles.
Yusuf Ali / English / Ingilizce Becoming dust scattered abroad,
Shakir / English / Ingilizce So that they shall be as scattered dust.
Dr. Ghali / English / Ingilizce So that they become disseminated dust particles,
Albanian / Shqip / Arnavutça E bëhen pluhur i shpërndarë.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Və toz kimi səpələndiyi zaman
Bosnian / Bosanski / Bosnakca i postanu prašina razasuta,
Bulgarian / Български / Bulgarca и станат разпиляна прах,
Chinese / 中文 / Çince 化為散漫的塵埃,
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 化为散漫的尘埃,
Czech / Česky / Çekçe a jako prach rozptýleny,
Dutch / Nederlands / Hollandaca En als weggeblazen stof zullen worden.
Farsi / فارسی / Farsça پس چون غبار پراکنده گردد
Finnish / Suomi / Fince niin että niistä tulee kuin hajoitettua tomua,
French / Français / Fransızca et qu'elles deviendront poussière éparpillée
German / Deutsch / Almanca so daß sie zu zerstreutem Staub werden.
Hausa / Hausa Dili Sai suka kasance ƙũra da ake wãtsarwa.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce maka jadilah ia debu yang beterbangan,
Italian / Italiano / Italyanca saranno polvere dispersa,
Japanese / 日本語 / Japonca 粉粉になって飛散する。
Korean / 한국어 / Korece 먼지가 되어 산산히 흩어지니라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Lalu menjadilah ia debu yang bertebaran,
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili അങ്ങനെ അത്‌ പാറിപ്പറക്കുന്ന ധൂളിയായിത്തീരുകയും,
Maranao / mәranaw Na mbaloy a lopapk, a mikakayambr,
Norwegian / Norsk / Norveççe og blir som oppvirvlet støv,
Polski / Polish / Polonya Dili Tak iż staną się prochem rozrzuconym,
Portuguese / Português / Portekizce Convertidas em corpúsculos dispersos,
Romanian / Română / Rumence atunci veţi fi voi de trei feluri.
Russian / Россия / Rusça а затем превратятся в развеянный прах,
Somali / Somalice Oy noqoto boodh Firdhisan.
Spanish / Español / Ispanyolca convirtiéndose en fino polvo disperso,
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Iwe mavumbi yanayo peperushwa,
Svenska / Swedish / Isveççe och bli till stoft, som skingras vida omkring;
Tatarça / Tatarish / Tatarca алар чәчелгән тузан кеби булырлар.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili และมันกลายเป็นผุยผงปลิวว่อน
Urdu / اردو / Urduca پھر غبار ہو کر اُڑنے لگیں
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Бас, улар тарқалган чанг-тўзонга айланганда.
Bengali / বাংলা / Bengalce অতঃপর তা হয়ে যাবে উৎক্ষিপ্ত ধূলিকণা।
Tamil / தமிழர் / Tamilce பின்னர், அது பரப்பப்பட்ட புழுதி ஆகிவிடும்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>