1. Hîzb, Tûr Sûresi

Tûr Suresi 5. Ayeti Meali

وَالسَّقْفِ الْمَرْفُوعِ
Ve-ssakfi-lmerfû’(i)
1
ve
andolsun
2
es sakfi
tavan, yeryüzünün tavanı
3
el merfûi
yükseltilmiş

Diyanet İşleri (1-7) Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur”a , yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Yükseltilmiş tavana,
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Yükseltilmiş tavana (göğe),
Elmalılı Hamdi Yazır Ve sakfi merfûa
Diyanet Vakfı (1-8) Tûr'a, yayılmış ince deri üzerine satır satır yazılmış Kitab'a, Beyt-i Ma'mûr'a, yükseltilmiş tavana, dolu denize andolsun ki, Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır. Ona engel olacak hiçbir şey yoktur.
Abdulbaki Gölpınarlı Ve yüceltilmiş tavana.
Adem Uğur Yükseltilmiş tavana (göğe),
Ahmed Hulusi Ref'olunmuş (Fiiller mertebesinin fevki olan ilim) tavana,
Ahmet Tekin Yükseltilmiş tavana, semâya, uzaya andolsun!
Ahmet Varol Yükseltilmiş tavana,
Ali Fikri Yavuz Yükseltilmiş semâya,
Bekir Sadak (1-7) Tur'a, yayilmis ince deri uzerine satir satir dizilmis Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yukseltilmis tavan gibi goge, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabi hic suphesiz gelecektir.
Celal Yıldırım Yükseltilmiş tavana,
Diyanet İşleri 2 (1-8) Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Fizilil Kuran Yükseltilmiş tavan gibi göğe.
Gültekin Onan Yükseltilmiş tavana,
Hasan Basri Cantay Yükseltilmiş tavana,
Hayat Neşriyat Ve yükseltilmiş tavana (göğe)!
Ibni Kesir Yükseltilmiş tavana.
Muhammed Esed Düşün yüksek (göğün) tavanı(nı)!
Ömer Nasuhi Bilmen (4-7) Ve Beyt-i Mâmur'a. Ve yükseltilmiş tavana. Ve dolmuş denize kasem olsun ki, şüphe yok, Rabbinin azabı elbette vaki olacaktır.
Ömer Öngüt Yükseltilmiş tavana andolsun!
Şaban Piris Yükseltilmiş gök kubbeye...
Suat Yıldırım O pek yüksek tavan, gökkubbeye.
Tefhim-ül Kuran Yükseltilmiş tavana,
Ümit Şimşek Ve yükseltilmiş tavana.

Diyanet Tefsiri Yüce Allah altı şey üzerine kasem (yemin) ederek peygamberleri vasıtasıyla haber verdiği azabın mutlaka geleceğini ve onu engelleyebilecek hiçbir gücün bulunmadığını bildirmektedir. Üzerine yemin edilenlerle nelerin kastedildiği ve bunların yemin konusu ile bağlantısı hakkında değişik açıklamalar yapılmıştır (Allah’ın yemin etmesi ve Kur’an’da yer alan kasemler konusunda genel bilgi ve değerlendirme için bk. Zâriyât 51/1-6). Müfessirlerin büyük çoğunluğu, 1. âyette geçen tûr kelimesini –Kur’an’daki kullanımlarını dikkate alarak– Hz. Mûsâ’ya peygamberlik görevinin tebliğ edildiği kutlu dağ (Sînâ dağı) anlamıyla açıklamışlardır. Bununla genel olarak dağların kastedildiği kanaatini taşıyanlar da vardır (İbn Atıyye, V, 185). Bazı müfessirler ise bu kelimenin kök anlamlarından olan “uçma” mânasıyla bağ kurarak “gayb âleminden duyular âlemine uçup gelenler (ilhamlar, bilgiler, melekler)” yorumunu yapmışlardır (Beyzâvî, VI, 88). 2 ve 3. âyetlerde söz konusu edilen “kitap”la ilgili olarak yapılan belli başlı yorumlar şunlardır: a) Hz. Mûsâ’ya verilen kitap, b) Kur’ân-ı Kerîm, c) Hz. Muhammed’den önce indirilmiş ilâhî kitaplar, d) Yaratılmışlarla ilgili bütün bilgilerin kayıtlı bulunduğu levh-i mahfûz, e) Meleklerin göreviyle ilgili olarak levh-i mahfûzdan istinsah edilmiş kısımlar, f) Haşir günü insanların dünyada yapıp ettiklerini ayrıntılı olarak görecekleri amel defterleri (Zemahşerî, IV, 33; İbn Atıyye, V, 185; Râzî, XXVIII, 239). 3. âyette geçen rakk kelimesi “sahîfe, varak” mânasına gelir; daha çok hayvan (özellikle ceylan) derisinden yapılmış ince deri için kullanılır. Burada “kitap” kelimesiyle Kur’ân-ı Kerîm’in kastedildiği yorumunu yapanlar, sûrenin indiği sıralarda Kur’an’ın bu şekilde yazılmaya başlandığı veya –tamamı açısından– ileride yazılacağına işaret bulunduğu yorumunu yaparlar. “Açık ve yayılmış” anlamına gelen menşûr kelimesiyle ilgili olarak Râzî şu ilginç yorumu yapar: Burada kitabın açıklık özelliğine işaret vardır; zira dürülü, kapalı kitapta ne bulunduğunu kimse bilemez; şu halde burada söz konusu olan kitap dürülü yazılardan yani levh-i mahfûzdan farklıdır; bunun anlamı “O size açıktır, onu inceleyip üzerinde düşünmenize kimse engel olamaz” demektir (XXVIII, 240). 4. âyetteki “el-beyt’ül-ma‘mûr” tamlaması hakkında başlıca üç yorum vardır: a) Semada bulunan bir evin, bir mescidin adıdır; ilgili rivayetlerde bunun yedinci semâda, Kâbe’nin izdüşümüne denk gelen bir yerde, arşın hizasında bulunduğu, durâh diye de anıldığı, meleklerin ziyaretiyle şenlendiği belirtilir. Dördüncü ve altıncı semada veya semanın ve yerin her bir katında bir beytülma‘mûr bulunduğu yönünde de nakiller vardır. Yine rivayetlerde yer alan bilgilere göre her gün oraya çok sayıda melek girer, Allah’ı takdis ve tesbih ederler; çıkanlar artık asla (kıyamete kadar) oraya dönmezler (bk. Taberî, XXVII, 16-18; Zemahşerî, IV, 33; İbn Atıyye, V, 186). Şu var ki bu rivayetlerin âyetteki tamlamayı izah amacı taşıdığı açık değildir (İbn Âşûr, XXVII, 39). b) Kâbe’nin adıdır. Bu yorumda mâmur kelimesinin, “gelen gideni çok olan, ziyaretçileriyle şenlenen ve bakımlı olan yer” mânaları esas alınmıştır (Zemahşerî, IV, 33). Bu yorumu destekleyen bir rivayete göre Allah Teâlâ onu her yıl belirli sayıda ziyaretçi ile mâmur kılar, insanların sayısı bundan eksikse meleklerle tamamlar. c) Müminin kalbi kastedilmiştir. Kalp, kişinin Allah’ı tanıması ve O’na tam bir teslimiyet göstermesiyle mâmur olur (Beyzâvî, VI, 89; ayrıca bk. Abdurrahman Küçük, “Beytülma‘mûr”, DİA, VI, 94-95). Hemen bütün müfessirler, 5. âyette geçen ve “yüksek, yükseltilmiş tavan” anlamına gelen es-sakf el-merfû‘ tamlamasıyla semânın kastedildiğini belirtirler; Enbiyâ sûresinin 32. âyeti de bu mânayı destekler niteliktedir. Bu konudaki bir rivayete dayanarak bazı müfessirler, bununla (cennetin tavanı olan) arşın kastedildiği yorumunu yapmışlardır (Şevkânî, V, 110; Elmalılı, VII, 4551-4552). 6. âyetteki el-bahru’l-mescûr tamlamasında geçen bahr kelimesi “deniz” anlamına gelir; bunun sıfatı olarak zikredilen mescûr kelimesi ise farklı mânalara gelmektedir. Bu mânalardan hareketle söz konusu tamlama için yapılan belli başlı yorumlar şunlardır: a) Kızdırılmış, alevlenmiş: Kelimenin Tekvîr sûresinin 6. âyetindeki kullanımı ışığında, kıyametin kopması sırasında –muhtemelen jeolojik bir patlamayla– denizlerin aşırı ısınması kastedilmiş olabilir (Gafir 40/72’de de fiil –edilgen haliyle– “yakılma” mânasına kullanılmıştır). b) Dolgun, taşkın: Denizlerin sularla dolu olması veya okyanuslar kastedilmiş olabilir. c) Boş: Kıyamet sırasında denizlerin boşalması kastedilmiş olabilir. d) Tutulmuş, hapsedilmiş: Denizlerin, dünyanın düzenini altüst edecek taşmalar yapmasının engellenmesine işaret olabilir (Taberî, XXVII, 18-19; İbn Atıyye, V, 186). e) Karışık, karışkan: Suyu birbirine veya tatlısı acısına karışan denizler mânası kastedilmiş olabilir (Şevkânî, V, 110). f) Tûr’dan söz edilmesi dikkate alınarak, Firavun’un boğulduğu denizin kastedildiği de düşünülebilir (İbn Âşûr, XXVII, 39-40; Elmalılı, VII, 4552). Ayrıca burada, semâda arşın altında bulunan bir denize (Taberî, XXVII, 20) veya cehenneme (İbn Atıyye, V, 187) yemin edildiği yönünde rivayetler de bulunmaktadır. Taberî kelimenin “yakma” ve “dolma” şeklinde iki temel mânası bulunduğunu, bunlardan ilkinin dünya hayatındaki denizlere uymadığını, dolayısıyla “dolu deniz” mânası verilmesinin isabetli olacağını belirtir (XXVII, 19-20). Ancak buradaki denizin “kıyamet koparken ısınan ve kaynayan deniz” olarak anlaşılmasına da bir engel bulunmadığından meâlde “kaynayan deniz” anlamı tercih edilmiştir. İbn Âşûr burada üzerine yemin edilenlerle yeminin amacı arasındaki bağı özetle şöyle açıklar: İlk altı âyette üzerine yemin edilenler Hz. Mûsâ’nın Firavun’a gönderilmesiyle ilgili hususlardır. Yeminin konusu ise peygamberlerin uyarılarının esasını oluşturan ilâhî azabın mutlaka geleceği gerçeğidir. Firavun ve adamlarının helâki de bu gerçeği inkâr edip Mûsâ’yı yalancılıkla itham etmeleri sebebiyle olmuştur (XXVII, 36; Râzî’nin burada zikredilen üç mekân [Tûr dağı, deniz ve Kâbe] ile üç peygamber [Hz. Mûsâ, Hz. Yûnus ve Hz. Muhammed] arasında bağ kuran tevili için bk. XXVIII, 239-240).

Kurdî / کوردی / Kürtçe Û banê bilindkirî.
Sahih International / English / Ingilizce And [by] the heaven raised high
M.Pickthall / English / Ingilizce And the roof exalted,
Muhsin Khan / English / Ingilizce And by the roof raised high (i.e. the heaven).
Yusuf Ali / English / Ingilizce By the Canopy Raised High;(5040)
Shakir / English / Ingilizce And the elevated canopy
Dr. Ghali / English / Ingilizce And (by) the roof upraised,
Albanian / Shqip / Arnavutça Pasha kulmin e ngritur (qiellin).
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice And olsun yüksək tavana (uca göyə)
Bosnian / Bosanski / Bosnakca i svoda uzdignutog,
Bulgarian / Български / Bulgarca и във въздигнатия [небесен] свод,
Chinese / 中文 / Çince 以被升起的蒼穹盟誓,
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 以被升起的苍穹盟誓,
Czech / Česky / Çekçe při střeše zdvižené,
Dutch / Nederlands / Hollandaca En bij het verheven dak des hemels.
Farsi / فارسی / Farsça وبه سقف برا فراشته شده,
Finnish / Suomi / Fince nimeen korkean taivaan laen
French / Français / Fransızca Et par la Voûte élevée !
German / Deutsch / Almanca und der hochgezogenen Himmelsdecke,
Hausa / Hausa Dili Da rufin nan da aka ɗaukaka.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce dan atap yang ditinggikan (langit),
Italian / Italiano / Italyanca per la volta elevata,
Japanese / 日本語 / Japonca 高く掲げられた天蓋にかけて,
Korean / 한국어 / Korece 높은 하늘로 맹세하며
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Dan demi bumbung yang tinggi;
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili ഉയര്‍ത്തപ്പെട്ട മേല്‍പുര ( ആകാശം ) തന്നെയാണ, സത്യം.
Maranao / mәranaw Go so atp a ipoporo (a giyoto so langit a matatampar sa donya)
Norwegian / Norsk / Norveççe ved det høyt hvelvede tak,
Polski / Polish / Polonya Dili Na sklepienie wzniesione!
Portuguese / Português / Portekizce Pelo céu elevado.
Romanian / Română / Rumence Pe marea umflată!
Russian / Россия / Rusça Клянусь кровлей возведенной!
Somali / Somalice IYo saanqaafka la koryeelay (cirka).
Spanish / Español / Ispanyolca ¡Por la bóveda elevada!
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Na kwa dari iliyo nyanyuliwa,
Svenska / Swedish / Isveççe Vid [himlens] höga valv!
Tatarça / Tatarish / Tatarca вә югары күтәрелгән күк белән
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili ขอสาบานต่อท้องฟ้าที่อยู่เบื้องสูง
Urdu / اردو / Urduca اور اونچی چھت کی
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Ва кўтарилган билан шифт қасам.
Bengali / বাংলা / Bengalce এবং সমুন্নত ছাদের,
Tamil / தமிழர் / Tamilce உயர்த்தப்பட்ட முகட்டின் மீது சத்தியமாக!

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>