1. Hîzb, Tûr Sûresi

Tûr Suresi 4. Ayeti Meali

وَالْبَيْتِ الْمَعْمُورِ
Velbeyti-lma’mûr(i)
1
ve
andolsun
2
el beyti
ev
3
el ma’mûri
imar edilmiş, mamur

Diyanet İşleri (1-7) Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur”a , yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Ma'mur eve,
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Beyt-i Ma'müra,
Elmalılı Hamdi Yazır Ve beyti ma'mûra
Diyanet Vakfı (1-8) Tûr'a, yayılmış ince deri üzerine satır satır yazılmış Kitab'a, Beyt-i Ma'mûr'a, yükseltilmiş tavana, dolu denize andolsun ki, Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır. Ona engel olacak hiçbir şey yoktur.
Abdulbaki Gölpınarlı Ve mâmur eve.
Adem Uğur Beyt-i Ma'mûr'a,
Ahmed Hulusi Beyt-i Mamûr'a (Zâtî ilimle meydana gelmiş Esmâ mertebesi, Hakikat-i Muhammedî - mükemmel imar edilmiş ev - Allâh Esmâ'sından kaynaklanan halife özelliğini yaşamakta olan insan şuuru);
Ahmet Tekin Akın akın ziyâret edilen, mâmur, hareketli, canlı Kâbe-i Muazzama’ya, Beytü’l-ma’mûr’a andolsun!
Ahmet Varol Ma'mur eve,
Ali Fikri Yavuz (Meleklerin gökte tavaf ettikleri) Beyt-i Ma’mur’a,
Bekir Sadak (1-7) Tur'a, yayilmis ince deri uzerine satir satir dizilmis Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yukseltilmis tavan gibi goge, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabi hic suphesiz gelecektir.
Celal Yıldırım Bayındır eve (veya Beytü'l-Ma'mûr'a),
Diyanet İşleri 2 (1-8) Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Fizilil Kuran Ma'mur bir ev olan Ka'be'ye.
Gültekin Onan Ma'mur eve,
Hasan Basri Cantay Ma'muur eve,
Hayat Neşriyat Ve (gökte meleklerin tavâf ettiği) Beyt-i Ma'mûr’a!
Ibni Kesir Ma'mur eve.
Muhammed Esed Ayakta kalan (ibadet) evi(ni) düşün!
Ömer Nasuhi Bilmen (4-7) Ve Beyt-i Mâmur'a. Ve yükseltilmiş tavana. Ve dolmuş denize kasem olsun ki, şüphe yok, Rabbinin azabı elbette vaki olacaktır.
Ömer Öngüt Beyt-i Mâmur'a andolsun!
Şaban Piris Kâbe’ye.
Suat Yıldırım Beyt-i Ma’mûr’a
Tefhim-ül Kuran Ma'mur eve,
Ümit Şimşek Ve Beyt-i Mâmur'a.

Diyanet Tefsiri Yüce Allah altı şey üzerine kasem (yemin) ederek peygamberleri vasıtasıyla haber verdiği azabın mutlaka geleceğini ve onu engelleyebilecek hiçbir gücün bulunmadığını bildirmektedir. Üzerine yemin edilenlerle nelerin kastedildiği ve bunların yemin konusu ile bağlantısı hakkında değişik açıklamalar yapılmıştır (Allah’ın yemin etmesi ve Kur’an’da yer alan kasemler konusunda genel bilgi ve değerlendirme için bk. Zâriyât 51/1-6). Müfessirlerin büyük çoğunluğu, 1. âyette geçen tûr kelimesini –Kur’an’daki kullanımlarını dikkate alarak– Hz. Mûsâ’ya peygamberlik görevinin tebliğ edildiği kutlu dağ (Sînâ dağı) anlamıyla açıklamışlardır. Bununla genel olarak dağların kastedildiği kanaatini taşıyanlar da vardır (İbn Atıyye, V, 185). Bazı müfessirler ise bu kelimenin kök anlamlarından olan “uçma” mânasıyla bağ kurarak “gayb âleminden duyular âlemine uçup gelenler (ilhamlar, bilgiler, melekler)” yorumunu yapmışlardır (Beyzâvî, VI, 88). 2 ve 3. âyetlerde söz konusu edilen “kitap”la ilgili olarak yapılan belli başlı yorumlar şunlardır: a) Hz. Mûsâ’ya verilen kitap, b) Kur’ân-ı Kerîm, c) Hz. Muhammed’den önce indirilmiş ilâhî kitaplar, d) Yaratılmışlarla ilgili bütün bilgilerin kayıtlı bulunduğu levh-i mahfûz, e) Meleklerin göreviyle ilgili olarak levh-i mahfûzdan istinsah edilmiş kısımlar, f) Haşir günü insanların dünyada yapıp ettiklerini ayrıntılı olarak görecekleri amel defterleri (Zemahşerî, IV, 33; İbn Atıyye, V, 185; Râzî, XXVIII, 239). 3. âyette geçen rakk kelimesi “sahîfe, varak” mânasına gelir; daha çok hayvan (özellikle ceylan) derisinden yapılmış ince deri için kullanılır. Burada “kitap” kelimesiyle Kur’ân-ı Kerîm’in kastedildiği yorumunu yapanlar, sûrenin indiği sıralarda Kur’an’ın bu şekilde yazılmaya başlandığı veya –tamamı açısından– ileride yazılacağına işaret bulunduğu yorumunu yaparlar. “Açık ve yayılmış” anlamına gelen menşûr kelimesiyle ilgili olarak Râzî şu ilginç yorumu yapar: Burada kitabın açıklık özelliğine işaret vardır; zira dürülü, kapalı kitapta ne bulunduğunu kimse bilemez; şu halde burada söz konusu olan kitap dürülü yazılardan yani levh-i mahfûzdan farklıdır; bunun anlamı “O size açıktır, onu inceleyip üzerinde düşünmenize kimse engel olamaz” demektir (XXVIII, 240). 4. âyetteki “el-beyt’ül-ma‘mûr” tamlaması hakkında başlıca üç yorum vardır: a) Semada bulunan bir evin, bir mescidin adıdır; ilgili rivayetlerde bunun yedinci semâda, Kâbe’nin izdüşümüne denk gelen bir yerde, arşın hizasında bulunduğu, durâh diye de anıldığı, meleklerin ziyaretiyle şenlendiği belirtilir. Dördüncü ve altıncı semada veya semanın ve yerin her bir katında bir beytülma‘mûr bulunduğu yönünde de nakiller vardır. Yine rivayetlerde yer alan bilgilere göre her gün oraya çok sayıda melek girer, Allah’ı takdis ve tesbih ederler; çıkanlar artık asla (kıyamete kadar) oraya dönmezler (bk. Taberî, XXVII, 16-18; Zemahşerî, IV, 33; İbn Atıyye, V, 186). Şu var ki bu rivayetlerin âyetteki tamlamayı izah amacı taşıdığı açık değildir (İbn Âşûr, XXVII, 39). b) Kâbe’nin adıdır. Bu yorumda mâmur kelimesinin, “gelen gideni çok olan, ziyaretçileriyle şenlenen ve bakımlı olan yer” mânaları esas alınmıştır (Zemahşerî, IV, 33). Bu yorumu destekleyen bir rivayete göre Allah Teâlâ onu her yıl belirli sayıda ziyaretçi ile mâmur kılar, insanların sayısı bundan eksikse meleklerle tamamlar. c) Müminin kalbi kastedilmiştir. Kalp, kişinin Allah’ı tanıması ve O’na tam bir teslimiyet göstermesiyle mâmur olur (Beyzâvî, VI, 89; ayrıca bk. Abdurrahman Küçük, “Beytülma‘mûr”, DİA, VI, 94-95). Hemen bütün müfessirler, 5. âyette geçen ve “yüksek, yükseltilmiş tavan” anlamına gelen es-sakf el-merfû‘ tamlamasıyla semânın kastedildiğini belirtirler; Enbiyâ sûresinin 32. âyeti de bu mânayı destekler niteliktedir. Bu konudaki bir rivayete dayanarak bazı müfessirler, bununla (cennetin tavanı olan) arşın kastedildiği yorumunu yapmışlardır (Şevkânî, V, 110; Elmalılı, VII, 4551-4552). 6. âyetteki el-bahru’l-mescûr tamlamasında geçen bahr kelimesi “deniz” anlamına gelir; bunun sıfatı olarak zikredilen mescûr kelimesi ise farklı mânalara gelmektedir. Bu mânalardan hareketle söz konusu tamlama için yapılan belli başlı yorumlar şunlardır: a) Kızdırılmış, alevlenmiş: Kelimenin Tekvîr sûresinin 6. âyetindeki kullanımı ışığında, kıyametin kopması sırasında –muhtemelen jeolojik bir patlamayla– denizlerin aşırı ısınması kastedilmiş olabilir (Gafir 40/72’de de fiil –edilgen haliyle– “yakılma” mânasına kullanılmıştır). b) Dolgun, taşkın: Denizlerin sularla dolu olması veya okyanuslar kastedilmiş olabilir. c) Boş: Kıyamet sırasında denizlerin boşalması kastedilmiş olabilir. d) Tutulmuş, hapsedilmiş: Denizlerin, dünyanın düzenini altüst edecek taşmalar yapmasının engellenmesine işaret olabilir (Taberî, XXVII, 18-19; İbn Atıyye, V, 186). e) Karışık, karışkan: Suyu birbirine veya tatlısı acısına karışan denizler mânası kastedilmiş olabilir (Şevkânî, V, 110). f) Tûr’dan söz edilmesi dikkate alınarak, Firavun’un boğulduğu denizin kastedildiği de düşünülebilir (İbn Âşûr, XXVII, 39-40; Elmalılı, VII, 4552). Ayrıca burada, semâda arşın altında bulunan bir denize (Taberî, XXVII, 20) veya cehenneme (İbn Atıyye, V, 187) yemin edildiği yönünde rivayetler de bulunmaktadır. Taberî kelimenin “yakma” ve “dolma” şeklinde iki temel mânası bulunduğunu, bunlardan ilkinin dünya hayatındaki denizlere uymadığını, dolayısıyla “dolu deniz” mânası verilmesinin isabetli olacağını belirtir (XXVII, 19-20). Ancak buradaki denizin “kıyamet koparken ısınan ve kaynayan deniz” olarak anlaşılmasına da bir engel bulunmadığından meâlde “kaynayan deniz” anlamı tercih edilmiştir. İbn Âşûr burada üzerine yemin edilenlerle yeminin amacı arasındaki bağı özetle şöyle açıklar: İlk altı âyette üzerine yemin edilenler Hz. Mûsâ’nın Firavun’a gönderilmesiyle ilgili hususlardır. Yeminin konusu ise peygamberlerin uyarılarının esasını oluşturan ilâhî azabın mutlaka geleceği gerçeğidir. Firavun ve adamlarının helâki de bu gerçeği inkâr edip Mûsâ’yı yalancılıkla itham etmeleri sebebiyle olmuştur (XXVII, 36; Râzî’nin burada zikredilen üç mekân [Tûr dağı, deniz ve Kâbe] ile üç peygamber [Hz. Mûsâ, Hz. Yûnus ve Hz. Muhammed] arasında bağ kuran tevili için bk. XXVIII, 239-240).

Kurdî / کوردی / Kürtçe Û mala avakirî.
Sahih International / English / Ingilizce And [by] the frequented House
M.Pickthall / English / Ingilizce And the House frequented,
Muhsin Khan / English / Ingilizce And by the Bait-ul-Ma'mur (the house over the heavens parable to the Ka'bah at Makkah, continuously visited by the angels);
Yusuf Ali / English / Ingilizce By the much-frequented Fane;(5039)
Shakir / English / Ingilizce And the House (Kaaba) that is visited,
Dr. Ghali / English / Ingilizce And (by) the Home always frequented,
Albanian / Shqip / Arnavutça Pasha shtëpinë (Qaben) e vizituar (ose Bejti Mamurin në qiell).
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice And olsun (mələklərin ibadət etdiyi) Beytülmə’mura;
Bosnian / Bosanski / Bosnakca i Hrama poklonika punog,
Bulgarian / Български / Bulgarca и в посещавания Дом,
Chinese / 中文 / Çince 以眾人朝覲的天房盟誓,
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 以众人朝觐的天房盟誓,
Czech / Česky / Çekçe při chrámu navštěvovaném,
Dutch / Nederlands / Hollandaca En bij het bezochte huis,
Farsi / فارسی / Farsça و(سوگند) به «بیت المعمور»( ).
Finnish / Suomi / Fince ja temppelin, johon pyhiinvaelletaan,
French / Français / Fransızca et par la Maison peuplée !
German / Deutsch / Almanca und bei dem vielbesuchten Haus Gottes,
Hausa / Hausa Dili Da Gidan da aka rãyar da shi (da ibãda).
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce dan demi Baitul Ma'mur,
Italian / Italiano / Italyanca per la Casa visitata,
Japanese / 日本語 / Japonca 不断に詣でられる聖殿にかけて,
Korean / 한국어 / Korece 경배하기 위해 방문이 잦은 카으바 신전으로 맹세하며
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Dan demi "Al-Baitul Makmur";
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili അധിവാസമുള്ള മന്ദിരം തന്നെയാണ, സത്യം.
Maranao / mәranaw Go so Baytil Maamor (a giyoto so walay a mbabalayn a dii tawapan mambo o manga malaikat sa langit).
Norwegian / Norsk / Norveççe ved det besøkte tempel,
Polski / Polish / Polonya Dili Na Dom odwiedzany!
Portuguese / Português / Portekizce Pelo templo freqüentado.
Romanian / Română / Rumence Pe bolta înălţată!
Russian / Россия / Rusça Клянусь домом наполненным (храмом на седьмом небе)!
Somali / Somalice Iyo Gurigii cammirraa (Beytulmacmuur).
Spanish / Español / Ispanyolca ¡Por la Casa frecuentada!
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Na kwa Nyumba iliyo jengwa,
Svenska / Swedish / Isveççe Vid Helgedomen, ständigt fylld av besökare!
Tatarça / Tatarish / Tatarca дәхи кешеләр таваф итә торган Кәгъбә яки фәрештәләр таваф итә торган Кәгъбә турысында күктәге бер бина белән
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili ขอสาบานต่ออาคารที่ถูกเยือนอย่างสม่ำเสมอ
Urdu / اردو / Urduca اور آباد گھر کی
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Ва обод уй билан қасам.
Bengali / বাংলা / Bengalce কসম বায়তুল-মামুর তথা আবাদ গৃহের,
Tamil / தமிழர் / Tamilce பைத்துல் மஃமூர் மீது சத்தியமாக!

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>