4. Hîzb, Tevbe Sûresi

Tevbe Suresi 65. Ayeti Meali

وَلَئِن سَأَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ إِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ قُلْ أَبِاللّهِ وَآيَاتِهِ وَرَسُولِهِ كُنتُمْ تَسْتَهْزِؤُونَ
Vele-in seeltehum leyekûlunne innemâ kunnâ neḣûdu venel’ab(u)(c) kul ebi(A)llâhi veâyâtihi verasûlihi kuntum testehzi-ûn(e)
1
ve le in
ve eğer mutlaka
2
seelte-hum
onlara sordun
3
le yekûlunne
mutlaka derler
4
innemâ
sadece, ancak, yalnız
5
kun-nâ
biz olduk
6
nahûdu
dalıyoruz (lâfa, eğlenceye)
7
ve nel’abu
ve eğleniyoruz
8
kul
de ki
9
e bi allâhi
Allah ile mi
10
ve âyâti-hi
ve onun âyetleri
11
ve resûli-hi
ve onun resûlü
12
kuntum
siz … idiniz, oldunuz
13
testehziûne
alay ediyorsunuz

Diyanet İşleri Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”, derler. De ki: “Allah’la, O’nun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?”
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Eğer kendilerine sorarsan, «Biz sırf lafa dalmış, şakalaşıyorduk.» derler. De ki: «Allah ile, âyetleri ile ve peygamberi ile mi alay ediyorsunuz?»
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Şayet kendilerine sorsan «Biz, sadece lafa dalmış, şakalaşıyorduk.» derler. De ki: «Siz Allah ile, ayetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?»
Elmalılı Hamdi Yazır Şayed kendilerine sorsan «biz, sırf lâfa dalmış şakalaşıyorduk» derler, de ki: «Siz, Allah ile, âyetleriyle Peygamberiyle mi eğleniyordunuz?»
Diyanet Vakfı Eğer onlara, (niçin alay ettiklerini) sorarsan, elbette, biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk, derler. De ki: Allah ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun peygamberi ile mi alay ediyordunuz?
Abdulbaki Gölpınarlı Kendilerine sorsan andolsun ki biz diyeceklerdir, ancak dalmıştık da şakalaşmada, oynaşmadaydık. De ki: Allah'la, âyetleriyle ve Peygamberiyle mi alay ediyordunuz?
Adem Uğur Eğer onlara, (niçin alay ettiklerini) sorarsan, elbette, biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk, derler. De ki: Allah ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun peygamberi ile mi alay ediyordunuz?
Ahmed Hulusi Kendilerine sorarsan kesinlikle şöyle derler: "Biz yalnızca lafa dalmış, şakalaşıp eğleniyorduk!" De ki: "Esmâ'sıyla hakikatiniz olan Allâh ile; O'nun işaretleri ve O'nun Rasûlü ile mi alay edip duruyordunuz!"
Ahmet Tekin Eğer onlara niçin alay ettiklerini sorarsan:
'Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk' derler.
'Allah ile, onun âyetleriyle, Kur’ân’ı ile, O’nun peygamberi ile, peygamberin sünnetiyle mi alay ediyordunuz?' de.
Ahmet Varol Soracak olursan: 'Biz lafa dalmış şakalaşıyorduk' derler. De ki: 'Allah ile, O'nun ayetleriyle ve Peygamberiyle mi alay ediyordunuz?'
Ali Fikri Yavuz Ey Rasûlüm. (Tebük seferine giderken seninle alay eden münafıkların) eğer kendilerine, hakkımda niçin böyle dediniz? diye sorarsan; “-Biz, ancak lâfa dalmış şakalaşıyorduk.” derler. De ki: “- Allah ile, âyetleriyle ve O’nun Peygamberi ile mi eğleniyordunuz?”
Bekir Sadak Onlara soracak olursan, «Biz and olsun ki, eglenip oynuyorduk» diyecekler; De ki: «Allah'la, ayetleriyle, peygamberiyle mi alay ediyordunuz?»
Celal Yıldırım Kendilerine (yaptıkları maskaralığı) soracak olsan, yeminle derler ki, «Biz sadece (lâfa) dalıp eğleniyorduk». De ki: Siz Allah ile, âyetleriyle ve Peygamberiyle mi eğlenip duruyordunuz ?
Diyanet İşleri 2 Onlara soracak olursan, 'Biz and olsun ki, eğlenip oynuyorduk' diyecekler; De ki: 'Allah'la, ayetleriyle, Peygamberiyle mi alay ediyordunuz?'
Fizilil Kuran Eğer onlara soracak olursan, 'Biz lafa daldık aramızda eğleniyorduk derler.' De ki; «Allah ile, Allah'ın ayetleri ile ve Peygamber ile mi alay ediyordunuz?»
Gültekin Onan Onlara sorarsan, andolsun: "Biz dalmış oyalanıyorduk" derler. De ki: "Tanrı ile O'nun ayetleriyle ve elçisiyle mi alay ediyordunuz?"
Hasan Basri Cantay Şayet onlara (seninle birlikde «Tebük» e giderlerken niçin alay etdiklerini) sorsan, andolsun ki, «Biz ancak (yol zahmetini hissetmemek için lâfa) dalmış bulunuyor, şakalaşıyorduk» derler. De ki: «Allah ile, Onun âyetleriyle, Onun Resulü ile mi eğleniyordunuz»?
Hayat Neşriyat And olsun ki onlara (niçin alay ettiklerini) sorsan, elbette: 'Biz ancak (lâfa) dalıp şakalaşıyorduk' derler. De ki: 'Allah ile, O’nun âyetleriyle ve O’nun peygamberiyle mi alay ediyordunuz?'
Ibni Kesir Şayet onlara soracak olursan, diyeceklerdir ki: Andolsun ki biz, dalmış oyalanıyorduk. De ki: Allah ile, O'nun ayetleri ve peygamberleri ile mi alay ediyorsunuz?
Muhammed Esed Yine de, onlara soracak olsan mutlaka şöyle cevap verirler: "Yarenliğe kaptırmıştık kendimizi, (kelime) oyun(u) yapıyorduk, hepsi bu". De ki: "Allahla, Onun ayetleriyle, Onun Elçisiyle mi alay edip eğleniyordunuz siz?"
Ömer Nasuhi Bilmen Ve andolsun ki, onlardan soracak olsan, «Elbette biz ancak söze dalmış şakalaşıyorduk» diyeceklerdir. De ki: «Siz Allah ile mi ve onun âyetleriyle ve Resûlü ile mi eğleniyorsunuz?»
Ömer Öngüt Eğer onlara soracak olursan: “Biz sadece lâfa dalmış şakalaşıyorduk. ” derler. De ki: “Allah ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun Peygamber'i ile mi alay ediyorsunuz?”
Şaban Piris Onlara soracak olursan, ‘Sadece biz eğlenip oynuyorduk.’ diyecekler. De ki: ‘Allah ile ayetleriyle ve Peygamberiyle mi eğleniyordunuz?’
Suat Yıldırım Eğer kendilerine ettikleri alay hakkında soracak olursan, yaptıklarını gizler ve:"Ciddi bir şey konuşmuyorduk, sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk!" derler. Sen onlara kanmayıp, suçlarını itiraf etmişlercesine de ki:"Demek, siz Allah ile, O’nun âyetleri ile ve Onun Resûlü ile eğleniyordunuz ha!"
Tefhim-ül Kuran Onlara sorarsan, andolsun: «Biz dalmış, oyalanıyorduk» derler. De ki: «Allah ile, O'nun ayetleriyle ve Resulüyle mi alay etmekteydiniz?»
Ümit Şimşek Onlara soracak olsan, 'Biz öylesine dalmış eğleniyorduk' derler. De ki: Allah ile, Onun âyetleriyle ve Resulü ile mi eğleniyorsunuz?

Diyanet Tefsiri Bu âyetlerde münafık karakteri ve münafıkların davranışlarıyla ilgili tasvire yeni kesitler eklenmekte, bir taraftan müslümanlar onların görünen yüzlerine aldanmamaları için uyarılmakta, diğer taraftan da Allah’ın âyetleri, peygamberi ve müslümanlarla alay eden münafıklarakendilerinden önceki inkârcı kavimlerin acı sonları hatırlatılmaktadır. Burada işaret edilen münafıklara ait söz ve davranışlar, tefsirlerde daha çok Tebük Seferi öncesinde ve bu sefer esnasında yaşanan olaylarla açıklanır; bu konudaki rivayetler âyetlerin yorumuna ışık tutmakla beraber, âyetlerin üslûbu ve sözün akışından daha çok münafık tiplemesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır (münafıklar hakkında ayrıca bk. Bakara2/8-20; Nisâ 4/138-140, 142-146; Münâfikun 63/1-8). Tefsirlerde 61. âyetin inişi ile ilişkilendirilen bazı rivayetlere yer verilir. Bunlardan biri şöyledir: Bazı münafıklar özel sohbetlerinde Resûlullah’ı çekiştiriyorlardı, sonra içlerinden biri “Aman bunlar onun kulağına gitmesin” diye ikazda bulununca, “O her söze kolayca kanar, söylediklerimizi inkâr ederiz, üstüne bir de yemin ettik mi bize inanır” şeklinde cevaplar veriyorlardı (Taberî, X, 168-169). Resûl-i Ekrem’in, münafıkların yalanlarını yüzlerine vurmadığı ve özellikle yemine çok değer verdiği gerçeğinden hareketle söz konusu rivayetlerle âyet arasında bağ kurulabilir. Fakat burada asıl amacın münafıkların tutumlarından bir kesit verip onların zihniyetini mahkûm etmek ve bu vesileyle dikkatleri Hz. Peygamber’in yüksek ahlâkına yöneltmek olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan münafıkların, “O her söylenene kulak veriyor” anlamındaki sözleriyle, Resûlullah’ın bazı sesler işitip onu vahiy olarak yansıttığı iddiasında bulunmuş oldukları yorumu da yapılmıştır. “Allah’ın resulünü incitenler” şeklinde tercüme edilen kısmı “peygamberi yerip kınayanlar” şeklinde anlamak da mümkündür (Esed, I, 366). Âyetin, “O sizin için hayırlı olana kulak veriyor” şeklinde tercüme edilen kısmı şöyle izah edilebilir: Resûlullah gelişigüzel tahminlerle insanlar hakkında yargıda bulunmaz, Allah’a olan derin imanının yanı sıra müminlere de büyük bir güven duyar ve söylenenleri böyle iyi niyet temeline dayanan bir anlayışla değerlendirir. Bu cümlede onun kulak verdiği bildirilen şeyle kastedilenin, bütün insanlığın hayrına olan “vahiy” olduğu da söylenmiştir. Allah’ın mesajını ileten elçi olması itibariyle 62. âyette Hz. Peygamber de Allah’ın yanı sıra zikredilmiş fakat kimin hoşnut kılınması gerektiğini belirten zamir tekil kullanılmıştır. Bazı müfessirler bununla ilgili olarak, resulünün rızâsını kazanmanın Allah’ın da rızâsını kazanma mânasına geldiği yönünde açıklamalar yaparken, bazıları da burada hoşnutluğuna erişilmesi hedeflenecek yegâne varlığın Cenâb-ı Allah olduğuna işaret bulunduğunu belirtmişlerdir (Şevkânî, II, 429). 63 ve 64. âyetler arasında şöyle bir bağ kurulabilir: Allah ve resulüne karşı çıkan, din özgürlüğünü yok etmek için uğraş veren kimseler, bu durumları dünyada açığa çıkmış olsa da olmasa da içinde ebedî olarak kalacakları cehennem azabına çarptırılacaklardır, en büyük rezil-rüsvâ olma aslında budur. Münafıklar bunu bilip dururken, sadece dünyada rezil olmaktan, haklarında bir sûre indirilip kalplerindekinin ortaya dökülmesinden endişe etmektedirler. Münafıkların ileri sürdükleri mazeretin geçersizliğini belirten 65. âyet, dolaylı bir tarzda müminlere yönelik olarak da dinî ve itikadî konuların şaka ve eğlence konusu edilemeyeceği hususunda ciddi bir uyarı ihtiva etmektedir. Münafıkların bir kısmı iman ile küfür arasında bocalayan, diğer bir kısmı ise bilinçli olarak ve ısrarla inkârcılığını sürdüren fakat müslümanlara karşı bunu gizlemeye çalışan kişilerdir. İşte 66. âyette, aklını ve iradesini doğru yönde kullanmayı, içindeki hak-bâtıl mücadelesini imanın galibiyetiyle sonuçlandırmayı başaranlara yüce Allah’ın bağış kapısının açık bulunduğu, inkârcılıkta ısrar edenler için ise kötü âkıbetin kaçınılmaz olduğu haber verilmektedir. 67. âyette münafık karakterine ve 68. âyette münafıkların acı âkıbetlerine değinildiği gibi, 71. âyette mümin karakterine ve 72. âyette de onların mutlu sonlarına işaret edilerek iki grup arasında bir mukayese yapılmasına imkân sağlanmıştır. 69-70. âyetlerde, gerçekte inkârcı oldukları halde iman etmiş gibi görünen münafıkların âkıbetlerinin açıktan açığa peygamberlere karşı mücadele veren inkârcılardan daha iyi olmayacağı belirtilmekte, güç ve servet sahibi olsalar da inkârcıların boş davalar uğruna yaptıklarının gerek dünyada gerekse âhirette ziyan olup gittiği (bu konuda bk. Âl-i İmrân3/10, 116-117) hatırlatılıp münafıkların da bundan ders almaları gerektiği uyarısı yapılmaktadır.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Heke (Muhemmed! Tu) ji wan bipirsî (ka hûn çi mijûl dibin?) Ewanê (aha bersiva te bidin): "Bi sond! (Qe em bi tu tiştî mijûl nabin) lê em di nava xwe da tinazan dikin û bi hev dileyîzin diçin. (Muhemmed! Tu ji wan ra aha) bêje: “Qey hûn bi Yezdan û bi beratên wî û bi Pêxemberê Wî tinazan di­kin?”
Sahih International / English / Ingilizce And if you ask them, they will surely say, "We were only conversing and playing." Say, "Is it Allah and His verses and His Messenger that you were mocking?"
M.Pickthall / English / Ingilizce And if thou ask them (O Muhammad) they will say: We did but talk and jest. Say: was it at Allah and His revelations and His Messenger that ye did scoff?
Muhsin Khan / English / Ingilizce If you ask them (about this), they declare: "We were only talking idly and joking." Say: "Was it at Allah, and His Ayat (proofs, evidences, verses, lessons, signs, revelations, etc.) and His Messenger (SAW) that you were mocking?"
Yusuf Ali / English / Ingilizce If thou dost question them, they declare (with emphasis): "We were only talking idly and in play." Say: "Was it at Allah, and His Signs, and His Messenger, that ye were mocking?"
Shakir / English / Ingilizce And if you should question them, they would certainly say: We were only idly discoursing and sporting. Say: Was it at Allah and His communications and His Messenger that you mocked?
Dr. Ghali / English / Ingilizce And indeed in case you ask them, then indeed they would definitely say, "Surely we were only wading (Or: plunging into, becoming abcoming absorbed in (a subject) and playing." Say, "Then were you mocking Allah, and His signs, and His Messenger?.
Albanian / Shqip / Arnavutça E nëse i pye ti ata (përse tallen), do të thonë: “Ne vetëm jemi mahnitur e dëfruar”. Thuaj : “A me All-llahun, librin dhe të dërguarin e Tij talleni?”
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice (Ya Rəsulum!) Onlardan (Təbuk döyüşünə gedərkən səni lağa qoyan münafiqlərdən nə üçün belə etdiklərini) soruşsan: “Biz ancaq söhbət edib zarafatlaşırdıq (əylənirdik)”,- deyə cavab verərlər. De: “Allaha, Onun ayələrinə və Peyğəmbərinə istehzamı edirsiniz?!
Bosnian / Bosanski / Bosnakca A ako ih zapitaš, oni će sigurno reći: "Mi smo samo razgovarali i zabavljali se." Reci: "Zar se niste Allahu i riječima Njegovim i Poslaniku Njegovu rugali?
Bulgarian / Български / Bulgarca И ако ги попиташ, непременно ще рекат: “Само бъбрехме и се забавлявахме.” Кажи: “Нима на Аллах и на Неговите знамения, и на Неговия Пратеник сте се подигравали?”
Chinese / 中文 / Çince 如果你質問他怴A他怚痔w說:「我怳ㄨL是閑談和遊戲罷了。」你說:「你抯J     笑真主及其蹟象和使者嗎?」
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 如果你质问他们,他们必定说:�我们不过是闲谈和游戏罢了。�你说:�你们嘲笑真主及其迹象和使者吗?�
Czech / Česky / Çekçe Když se jich tážeš, tu věru řeknou: "My jsme jen tak tlachali a bavili se!" Rci: "Jak jste se mohli posmívat Bohu, Jeho znamením a Jeho poslu?"
Dutch / Nederlands / Hollandaca En indien gij hun de reden van deze bespotting vraagt, zeggen zij: Waarlijk, wij spraken slechts met elkander en schertsten onder ons. Zeg: spot gij met God en zijne teekens en met zijn apostel?
Farsi / فارسی / Farsça و (ای پیامبر!) اگر از آنها بپرسی: (« چرا چنین کرده اید؟»). گویند: «ما حرف می زدیم, (شوخی و) بازی می کردیم» بگو: «آیا خدا وآیات او وپیامبرش را مسخره می کردید؟».
Finnish / Suomi / Fince Jos heiltä kyselet, he varmaan vastaavat: »Me vain juttelimme ja laskimme leikkiä». Sano: »Jumalastako ja Hänen tunnusmerkeistään sekä lähettiläästäänkö te teitte pilkkaa?»
French / Français / Fransızca Et si tu les interrogeais, ils diraient très certainement : "Vraiment, nous ne faisions que bavarder et jouer." Dis : "Est-ce d'Allah, de Ses versets (le Coran) et de Son messager que vous vous moquiez ? "
German / Deutsch / Almanca Wenn du sie nun fragtest, würden sie sicher sagen: "Wir haben nur geplaudert und gescherzt." Sprich: "Wie könnt ihr euch erlauben, über Gott, Seine Zeichen und Seinen Gesandten zu spotten?"
Hausa / Hausa Dili Kuma lalle ne, idan ka tambaye , su haƙĩƙa, sunã cẽwa, "Abin sani kawai, mun kasance munã hĩra kuma munã wãsã. Ka ce: "Shin da Allah, da kuma ãyõyinSa da ManzonSa kuka kasance kunã izgili?"
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Dan jika kamu tanyakan kepada mereka (tentang apa yang mereka lakukan itu), tentulah mereka akan manjawab, "Sesungguhnya kami hanyalah bersenda gurau dan bermain-main saja". Katakanlah: "Apakah dengan Allah, ayat-ayat-Nya dan Rasul-Nya kamu selalu berolok-olok?"
Italian / Italiano / Italyanca Se li interpellassi ti direbbero: «Erano solo chiacchere e scherzi!» Di': «Volete schernire Allah, i Suoi segni e il Suo Messaggero?
Japanese / 日本語 / Japonca もしあなたがかれらに問えば,かれらは必ずわたしたちは,無駄話をしてたわむれているだけです」と言う。言ってやるがいい。「あなたがたは,アッラーとかれの印と使徒を,明笑していたではないか。」
Korean / 한국어 / Korece 그대가 그들에게 질문하니 우리는 잡담으로 얘기를 하고 있 었을 뿐입니다 라고 대답하더라 일러가로되 하나님과 그분의 말씀과 선지자를 너희는 아직도 조롱 하고 있느뇨
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Dan jika engkau bertanya kepada mereka (tentang ejek-ejekan itu) tentulah mereka akan menjawab: "Sesungguhnya kami hanyalah berbual dan bermain-main". Katakanlah: "Patutkah nama Allah dan ayat-ayatNya serta RasulNya kamu memperolok-olok dan mengejeknya?"
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili നീ അവരോട്‌ ( അതിനെപ്പറ്റി ) ചോദിച്ചാല്‍ അവര്‍ പറയും: ഞങ്ങള്‍ തമാശ പറഞ്ഞു കളിക്കുക മാത്രമായിരുന്നു. പറയുക: അല്ലാഹുവെയും അവന്‍റെ ദൃഷ്ടാന്തങ്ങളെയും അവന്‍റെ ദൂതനെയുമാണോ നിങ്ങള്‍ പരിഹസിച്ചു കൊണ്ടിരിക്കുന്നത്‌?
Maranao / mәranaw Na ibt o izaing ka siran, na ptharoon iran dn a: "Skami na giya bo a gii ami kapagikayat go kanggitagita." Tharoang ka a: "Ba so Allah, go so manga ayat Iyan, go so sogo Iyan, i dii niyo pagzawzawn?"
Norwegian / Norsk / Norveççe Men om du spør dem, så vil de si: «Det var bare tomt prat og spøk.» Si: «Var det Gud, Hans ord og Hans sendebud dere drev ap med?»
Polski / Polish / Polonya Dili A jeśli ich zapytasz, to oni z pewnością powiedzą: "Myśmy tylko tak rozmawiali i żartowali." Powiedz: "Czy wyśmiewacie się z Boga, z Jego znaków i z Jego Posłańca?"
Portuguese / Português / Portekizce Porém, se os interrogares, sem dúvida te dirão: Estávamos apenas falando e gracejando. Dize-lhes: Escarnecei, acaso,de Deus, de Seus versículos e de Seu Mensageiro?
Romanian / Română / Rumence Nu vă dezvinovăţiţi, căci aţi căzut în tăgadă după credinţă.” Dacă unora dintre voi le iertăm, pe alţii îi osândim, căci sunt nelegiuiţi.
Russian / Россия / Rusça Если ты их спросишь, они непременно скажут: "Мы только болтали и забавлялись". Скажи: "Неужели вы насмехались над Аллахом, Его аятами и Его Посланником?
Somali / Somalice haddaad warsato waxay dhihi waan un yar tiimbanaynay oon ciyaaraynay, waxaad dhahdaa ma Eebe iyo aayaadkiisa iyo Rasuulkiisa yaad ku jees jeesayseen.
Spanish / Español / Ispanyolca Si les preguntas, dicen: «No hacíamos más que parlotear y bromear». Di: «¡Os burlabais de Alá, de Sus signos y de Su Enviado?»
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Na ukiwauliza, wanasema: Sisi tulikuwa tukipiga porojo na kucheza tu. Sema: Mlikuwa mkimfanyia maskhara Mwenyezi Mungu na Ishara zake na Mtume wake?
Svenska / Swedish / Isveççe Om du frågade [dem vad de menade med vad de sade] skulle de säkert svara: "Vi bara skämtade." Säg: "Då var era skämt alltså riktade mot Gud, Hans budskap och Hans Sändebud
Tatarça / Tatarish / Tatarca Әгәр син алар Аллаһуны, аятьләрне вә расүлне кимсетеп сөйләшеп торган чакларында сорасаң, ни сөйлисез, дип, алар әйтерләр: "Үзара уйнап-көлеп сөйләшәбез", – дип, син аларга әйт: "Әйә сез Аллаһуны вә Аның аятьләрен вә Аның расүлен мәсхәрә кыла идегез түгелме? (Шуннан соң монафикълар гозер күрсәтеп, расүлүлладан гафу сорарга килделәр).
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili “และถ้าหากเจ้าได้ถามพวกเขา แน่นอนพวกเขาจะกล่าวว่า แท้จริงพวกเราเป็นเพียงแต่พูดสนุก, พูดเล่น,เท่านั้นจงกล่าวเถิด (มุฮัมมัด) ว่าต่ออัลลอฮ์ และบรรดาโองการของพระองค์และร่อซูลของพระองค์กระนั้นหรือที่พวกท่านเย้ยหยันกัน ?”
Urdu / اردو / Urduca اور اگر تم ان سے (اس بارے میں) دریافت کرو تو کہیں گے ہم تو یوں ہی بات چیت اور دل لگی کرتے تھے۔ کہو کیا تم خدا اور اس کی آیتوں اور اس کے رسول سے ہنسی کرتے تھے
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Агар улардан сўрасанг, албатта: «Биз фақат ўзимизча гап қилиб ўйнаётган эдик, холос», дерлар. Сен:«Аллоҳни, Унинг оятларини ва Расулини истеҳзо қилаётган эдингизми?» деб айт. (Яъни, агар мунофиқлардан ўша истеҳзо қилиб айтган гаплари ҳақида сўрасанг, улар, биз ҳеч нарса деганимиз йўқ, фақат шундай ўзимизча гаплашдик, ўйнашдик, холос, дейдилар.)
Bengali / বাংলা / Bengalce আর যদি তুমি তাদের কাছে জিজ্ঞেস কর, তবে তারা বলবে, আমরা তো কথার কথা বলছিলাম এবং কৌতুক করছিলাম। আপনি বলুন, তোমরা কি আল্লাহর সাথে, তাঁর হুকুম আহকামের সাথে এবং তাঁর রসূলের সাথে ঠাট্টা করছিলে?
Tamil / தமிழர் / Tamilce (இதைப்பற்றி) நீர் அவர்களைக் கேட்டால், அவர்கள், "நாங்கள் வெறுமனே விவாதித்துக் கொண்டும், விளையாடிக்கொண்டும்தான் இருந்தோம்" என்று நிச்சயமாகக் கூறுவார்கள். "அல்லாஹ்வையும், அவன் வசனங்களையும், அவன் தூதரையுமா நீங்கள் பரிகசித்துக் கொண்டு இருந்தீர்கள்?" என்று (நபியே!) நீர் கேட்பீராக.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>