1. Hîzb, Tevbe Sûresi

Tevbe Suresi 106. Ayeti Meali

وَآخَرُونَ مُرْجَوْنَ لِأَمْرِ اللّهِ إِمَّا يُعَذِّبُهُمْ وَإِمَّا يَتُوبُ عَلَيْهِمْ وَاللّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
Veâḣarûne murcevne li-emri(A)llâhi immâ yu’ażżibuhum ve-immâ yetûbu ‘aleyhim(k) va(A)llâhu ‘alîmun hakîm(un)
1
ve âharûne
ve diğerleri
2
murcevne
ertelenmiş olanlar, tehir edilmiş olanlar
3
li emri allâhi
Allah’ın emri için
4
immâ
yahut, veya, ya, ya da
5
yuazzibu-hum
onları azaplandırır
6
ve immâ
ve yahut, veya, ya, ya da
7
yetûbu
tövbeleri kabul eder
8
aleyhim
onların
9
ve allâhu
ve Allah
10
alîmun
en iyi bilen
11
hakîmun
hakîm, hüküm ve hikmet sahibi

Diyanet İşleri (Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da, Allah’ın emrine bırakılmışlardır. Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Savaşa katılmayanlardan diğer bir kısmının affı da Allah'ın emrini beklemek için geri bırakılmıştır. Ya kendilerini cezalandırır ya da tevbelerini kabul eder. Allah alîmdir, hakîmdir.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Diğer bir kısmı da Allah'ın iradesine bırakılmışlardır; ya onlara azap eder veya tevbelerini kabul buyurur. Allah, herşeyi bilendir, hikmet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır Diğer bir takımı da Allahın emrine geri bırakılmışlardır, ya kendilerini tazib eder veya tevbelerini kabul buyurur, Allah alîmdir, hakîmdir
Diyanet Vakfı (Sefere katılmayanlardan) diğer bir gurup da Allah'ın emrine bırakılmışlardır. O, bunlara ya azap eder veya tevbelerini kabul eder. Allah çok bilendir, hikmet sahibidir.
Abdulbaki Gölpınarlı Bir başka bölük de var ki işleri, Allah'ın emrine kalmış; dilerse azaplandırır onları, dilerse tövbelerini kabûl eder ve Allah, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
Adem Uğur (Sefere katılmayanlardan) diğer bir gurup da Allah'ın emrine bırakılmışlardır. O, bunlara ya azap eder veya tevbelerini kabul eder. Allah çok bilendir, hikmet sahibidir.
Ahmed Hulusi (Savaş için sefere çıkmayan) diğer bir kısım da Allâh hükmüne bırakılmışlardır. . . Ya onlara azap yaşatır ya da tövbe nasip eder. . . Allâh Aliym'dir, Hakiym'dir.
Ahmet Tekin Bir diğerleri de, Allah’ın emrini, hükmünü beklemektedirler. Allah ya onları cezalandıracak veya tevbelerini, günah işlemekten vazgeçerek, kendisine itaate yönelişlerini kabul edecek. Allah her şeyi bilir, hikmet sahibi ve hükümrandır.
Ahmet Varol Diğer bazılarının işleri de Allah'ın buyruğuna bırakılmıştır. Onlara ya azab eder, ya da tevbelerini kabul eder. Allah bilendir, hakimdir.
Ali Fikri Yavuz O savaştan geri kalan diğer bir kısmı da, Allah’ın kaderi icabı tevbe etmekte gecikmişlerdi. Eğer günahlarında ısrar edip tevbe etmezlerse, Allah onlara azab eder; yok tevbekâr olursa, tevbelerini kabul eder. Allah, Alîm’dir, Hakîm’dir.
Bekir Sadak Savastan geri kalanlarin bir kisminin isi de Allah'in buyruguna kalmistir. Allah onlara ya azabeder, ya da tevbelerini kabul eder. O bilendir, hakimdir.
Celal Yıldırım (Tebük Seferi'ne katılmayanlardan) başka bir kısmı da Allah' in vereceği hükme bırakılmışlardır; ya onlara azâb eder ya da tevbe nasîb edip pişmanlıklarını kabul eder. Allah her şeyi bilendir, her şeyi hikmetle yürütendir.
Diyanet İşleri 2 Savaştan geri kalanların bir kısmının işi de Allah'ın buyruğuna kalmıştır. Allah onlara ya azabeder, ya da tevbelerini kabul eder. O bilendir, hakimdir.
Fizilil Kuran Savaşa katılmayanların bir başka bölümü daha var ki, onların işleri doğrudan doğruya Allah'ın iradesine kalmıştır. O, onları ya azaba çarptırır ya da tevbelerini kabul eder. Allah her şeyi bilir ve her yaptığı yerindedir.
Gültekin Onan Diğer bir kısmı, Tanrı'nın buyruğu için ertelenmişlerdir. O, bunları ya azablandıracak ya da tevbelerini kabul edecektir. Tanrı, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Hasan Basri Cantay (Savaşa gitmeyenlerden) diğer bir takımı da Allahın emrine (intizaren) gecikdirilmişlerdir. O, bunları ya azaba uğratacak, yahud tevbelerini kabul edecekdir. Allah (onların hallerini) çok iyi bilen, (her şey'i) tam bir hikmetle yapandır.
Hayat Neşriyat (Savaşa gitmeyenlerin) diğer bir kısmı da Allah’ın emrine bırakılmış kimselerdir; onlara ya azâb eder, ya da (hikmetine binâen, kendi lütfundan) tevbelerini kabûl eder. Çünki Allah, Alîm (onların kalbinde olanı hakkıyla bilen)dir, Hakîm (hükmettiği her işte hikmetli olan)dır.
Ibni Kesir Diğer bir kısmı da Allah'ın emrine bırakılmışlardır; ya onlara azab eder veya tevbelerini kabul eder. Allah; Alim'dir, Hakim'dir.
Muhammed Esed Bir de, (durumlarının ne olacağı) Allah'ın yargı ve iradesine kalmış olan başka bir kısım insanlar (var ki), bunları (Allah) ya azaplandıracak ya da yine acıması, esirgemesiyle yönelecektir onlara. Çünkü Allah doğru hüküm ve hikmetle yargılayan mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir.
Ömer Nasuhi Bilmen Ve diğer birtakımı da Allah Teâlâ'nın emri için tehir edilmişlerdir. Ya onları muazzep kılacak veya onların tevbelerini kabul buyuracaktır. Ve Allah Teâlâ alîmdir, hakîmdir.
Ömer Öngüt Diğer bazıları da Allah'ın emrine bırakılmışlardır. Onlara ya azap eder, ya da tevbelerini kabul eder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.
Şaban Piris Bir kısmı da Allah’ın emrine kalmıştır. Allah onlara ya azap eder; ya da tevbelerini kabul eder. O, alimdir, hakimdir.
Suat Yıldırım Sefere katılmayan bazı kişilerin akıbetleri de Allah’ın emrine kalmıştır:Allah ister onları cezalandırır, ister merhamet eder. Allah alîmdir, hakîmdir (her şeyi bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir).
Tefhim-ül Kuran Diğer bir kısmı da, Allah'ın emri için ertelenmişlerdir. O, bunları, ya azablandıracak veya tevbelerini kabul edecektir. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ümit Şimşek Diğer bazılarının da işi Allah'ın emrine kalmıştır. Allah onları ister cezalandırır, ister tevbelerini kabul eder. Zira Allah herşeyi bilir, her işi hikmetle yapar.

Diyanet Tefsiri Tefsirlerde genellikle, Tebük Seferi’ne katılmadıkları için pişmanlık duymakla beraber 102. âyette belirtilenlerin aksine hatalarını itiraf etmeyen ve süratle tövbeye yönelmeyen bir gruba işaret edildiği belirtilir. Yaygın rivayete göre burada sözü edilen kimseler, 118. âyette–çileli bir bekleyişten sonra– tövbelerinin kabul edildiği bildirilen üç kişidir (Taberî, XI, 21-22; bu kişiler hakkında bilgi için 118. âyetin tefsirine bk.). Bu husus dikkate alınarak âyetin baş kısmına, “Bir diğer grup ise umutlarını Allah’ın buyruğuna bağlamış beklemektedirler” şeklinde mâna vermek de mümkündür. Yine, âyetin “tövbelerini kabul edecektir” şeklinde tercüme ettiğimiz kısmını “onlara tövbe nasip edecektir” şeklinde çevirmek de mümkündür. Bu âyetle 107. âyet arasında bağ kurarak orada değinilen münafıklardan bir grubun kastedildiği yorumunu yapanlar olmuşsa da (İbn Atıyye, III, 80), bu yorum zayıf görünmektedir. Zira 101, 102 ve 106. âyetlerde üç farklı gruptan söz edilmekte, bunlardan ikinci ve üçüncü gruptakilerin sefere katılmamaktan ötürü pişmanlık duydukları anlaşılmakta, sonuncular hakkında ise kesin hüküm belirtilmemektedir; oysa müteakip âyetlerde değinilecek olan münafıklar kesin ifadelerle mahkûm edilmektedirler. Âyette değinilen kişilerin âkıbeti hakkında kullanılan ihtimalli ifade, kuşkusuz Cenâb-ı Allah açısından bir tereddüde işaret için değil, o kimselerin ruh hallerini açıklamak ve korku ile ümit arasında bulunduklarını belirtmek içindir (Râzî, XVI, 191-192).

Kurdî / کوردی / Kürtçe Û destek jî ji wanê (ku çûne qirînê) temtêla wan li bal fermana Yezdan da hatîye hispartinê; (Yezdanê) ya ewan şapat bike, ya jî we ewan bibaxişîne. Şixwa Yez­dan bi xweber jî zanayê bijejke ye.
Sahih International / English / Ingilizce And [there are] others deferred until the command of Allah - whether He will punish them or whether He will forgive them. And Allah is Knowing and Wise.
M.Pickthall / English / Ingilizce And (there are) others who await Allah's decree, whether He will punish them or will forgive them. Allah is knower, Wise.
Muhsin Khan / English / Ingilizce And others await Allah's Decree, whether He will punish them or will forgive them. And Allah is All-Knowing, All-Wise.
Yusuf Ali / English / Ingilizce There are (yet) others, held in suspense for the command of Allah, whether He will punish them, or turn in mercy(1354) to them: and Allah is All- Knowing, Wise.
Shakir / English / Ingilizce And others are made to await Allah's command, whether He chastise them or whether He turn to them (mercifully), and Allah is Knowing, Wise.
Dr. Ghali / English / Ingilizce And others are put off (Or: postponed; i.e., their punishment or forgiveness is deferred) to the Command of Allah, whether He torments them, or He relents towards them; and Allah is Ever-Knowing, Ever-Wise.
Albanian / Shqip / Arnavutça Ka edhe të tjerëqë janë duke pritur urdhërin e All-llahut, a do t’i dënojë apo do t’i falë pas pendimit. All-llahu e di gjendjen e tyre dhe di ç’bën me të.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice (Bədəvilərdən və Mədinə əhalisindən) döyüşə getməyənlərin bir qisminin də işi Allaha qalıb. Allah ya onlara əzab verəcək, ya da tövbələrini qəbul edəcək. Allah (hər şeyi) biləndir, hikmət sahibidir!
Bosnian / Bosanski / Bosnakca Ima i drugih koji su u neizvjesnosti da li će ih Allah kazniti ili će im oprostiti. – A Allah sve zna i mudar je.
Bulgarian / Български / Bulgarca А други [от неизлезлите за битка] са получили отсрочка за решението на Аллах -; или ще ги накаже, или ще приеме покаянието им. Аллах е всезнаещ, премъдър.
Chinese / 中文 / Çince 還有別的人留待真主的命令;或懲罰他怴A或饒恕他怴C真主是全知的,是至睿的。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 还有别的人留待真主的命令;或惩罚他们,或饶恕他们。真主是全知的,是至睿的。
Czech / Česky / Çekçe Jiným pak byl dán odklad až do rozhodnutí Božího: buď je potrestá, anebo přijme jejich pokání a Bůh vševědoucí je i moudrý.
Dutch / Nederlands / Hollandaca Er zijn anderen, die met verlangen Gods besluit afwachten, hetzij hij hen zal straffen, of dat hij zich tot hen zal wenden; maar God is alwetend en wijs.
Farsi / فارسی / Farsça و گروه دیگری (نیز) موقوف به فرمان (و مشیت ) خداست ، یا آنها را عذاب می کند ، و یا توبه ی آنها را می پذیرد ، وخداوند دانای حکیم است .
Finnish / Suomi / Fince On toisia, jotka odottavat Jumalan käskyä siitä riippumatta, saattaako Hän heidät kärsimään vai heltyykö Hän heille; niin, Jumala on kaikkitietävä, viisas.
French / Français / Fransızca Et d'autres sont laissés dans l'attente de la décision d'Allah, soit qu'Il les punisse, soit qu'Il leur pardonne. Et Allah est Omniscient et Sage.
German / Deutsch / Almanca Andere hoffen auf Gottes Gnade. Entweder bestraft Er sie, oder Er begnadigt sie. Gottes Wissen und Weisheit sind unermeßlich.
Hausa / Hausa Dili Kuma da waɗansu waɗanda aka jinkirtar ga umurnin Allah, kõ dai Ya yi musu azãba kõ kuma Ya karɓi tũba a kansu.Kuma Allah ne Masani, Mai hikima.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Dan ada (pula) orang-orang lain yang ditangguhkan sampai ada keputusan Allah; adakalanya Allah akan mengazab mereka dan adakalanya Allah akan menerima taubat mereka. Dan Allah Maha Mengetahui lagi Maha Bijaksana.
Italian / Italiano / Italyanca Altri sono lasciati in attesa del decreto di Allah: li punirà o accoglierà il loro pentimento. Allah è audiente, sapiente.
Japanese / 日本語 / Japonca その外に,アッラーが懲罰なされるのか,または悔悟を赦されるのか,かれの裁決を待たされる者がいる。本当にアッラーは全知にして英明であられる。
Korean / 한국어 / Korece 거기에는 아직 하나님의 명령을 기다리는 자들이 있으니 그 들 위에 벌이 아니면 관용이라 실 로 하나님은 아심과 지혜로 충만 하심이라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Dan segolongan yang lain (dari orang-orang yang tidak turut berperang); ditempohkan keputusan mengenai mereka kerana menunggu perintah Allah; sama ada dia mengazabkan mereka ataupun Ia menerima taubat mereka. Dan (ingatlah) Allah Maha Mengetahui, lagi Maha Bijaksana.
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili അല്ലാഹുവിന്‍റെ കല്‍പന കിട്ടുന്നത്‌ വരെ തീരുമാനം മേറ്റീവ്ക്കപ്പെട്ട മറ്റുചിലരുമുണ്ട്‌. ഒന്നുകില്‍ അവന്‍ അവരെ ശിക്ഷിക്കും. അല്ലെങ്കില്‍ അവരുടെ പശ്ചാത്താപം സ്വീകരിക്കും. അല്ലാഹു എല്ലാം അറിയുന്നവനും യുക്തിമാനുമാകുന്നു.
Maranao / mәranaw Na adn a manga pd, a pakidadara kiran o kokoman o Allah, o siksaa Niyan siran, antawaa pakatawbatn Iyan siran: Na so Allah na Matao, a Mawngangn.
Norwegian / Norsk / Norveççe Og det er andre som er henvist til Guds avgjørelse, om Han vil straffe dem, eller vende seg mot dem i nåde. Gud vet, er vis.
Polski / Polish / Polonya Dili Są i inni, którzy oczekują na rozkaz Boga: albo ich ukarze, albo się ku nim zwróci. Bóg jest wszechwiedzący, mądry!
Portuguese / Português / Portekizce Outros estão esperançosos quanto aos desígnios de Deus, sem saber se Ele os castigará ou os absolverá; saibam queEle é Sapiente, Prudentíssimo.
Romanian / Română / Rumence Cei care iau o moschee drept pagubă, tăgadă şi dezbinare între credincioşii şi drept loc de pândă pentru cei care odinioară s-au războit cu Dumnezeu şi trimisul Său, aceştia vor jura cu tărie: “Nu am vrut decât binele!” Dumnezeu este însă Martor că sunt mincinoşi.
Russian / Россия / Rusça Есть и такие, которые выжидают веления Аллаха. Он либо накажет их, либо примет их покаяния. Аллах - Знающий, Мудрый.
Somali / Somalice Kuwo kalana waxaa dib loogu dhigay amarka Eebe inuu Cadaabo iyo inuu Ka toobad aqbalo, Eebana waa oge Falsan.
Spanish / Español / Ispanyolca A otros se les hace esperar la decisión de Alá: castigo o misericordia. Alá es omnisciente, sabio.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Na wapo wengine wanangojea amri ya Mwenyezi Mungu - ama atawaadhibu au atawasamehe. Na Mwenyezi Mungu ni Mwenye kujua Mwenye hikima.
Svenska / Swedish / Isveççe Men [det finns] andra, som måste invänta Guds avgörande; Han kommer antingen att straffa dem eller omfatta dem med Sin barmhärtighet - Gud är allvetande, vis.
Tatarça / Tatarish / Tatarca Әнә алардан икенче җәмәгать бар Аллаһуның теләвенә куелмышлар, Аллаһ теләсә аларны ґәзаб кылыр яки тәүбәләрен кабул итеп рәхмәт кылыр, Аллаһ белүче вә гадел хөкем итүче.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili และมีชนอีกกลุ่มหนึ่ง ที่ยังรอคำบัญชาของอัลลออ์ พระองค์อาจจะทรงลงโทษพวกเขาและพระองค์ก็อาจจะทรงอภัยโทษให้แก่พวกเขาและอัลลอฮ์นั้นเป็นผู้ทรงรอบรู้ ผู้ทรงปรีชาญาณ
Urdu / اردو / Urduca اور کچھ اور لوگ ہیں جن کا کام خدا کے حکم پر موقوف ہے۔ چاہے ان کو عذاب دے اور چاہے ان کو معاف کر دے۔ اور خدا جاننے والا اور حکمت والا ہے
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Ва Аллоҳнинг амрига ҳавола қилинган бошқалар бор. Уларни ёки азоблайдир ёки тавбаларини қабул қиладир. Аллоҳ билгувчи ва ҳикматли зотдир. (Уламоларимиз бу тоифадаги одамлар мазкур оят нозил бўлган пайтда уч киши, яъни, Ҳилол ибн Умаййа, Каъб ибн Молик ва Мирор ибн ар-Робийълар эди, дейдилар. Улар мунофиқ эмас, балки чин мусулмон бўлганлар, лекин хато қилиб, Табук ғазотига бормай қолганлар. Сўнгра афсус-надомат қилганлар-у, аммо Абу Лубоба ва унинг шерикларига қўшилиб, ўзларини масжид устунига боғламаганлар. Абу Лубоба ва унинг шерикларининг тавбалари қабул қилинди, гуноҳлари кечирилди. Аммо бу уч кишининг амри Аллоҳнинг Ўзига ҳавола қилинди. Хоҳласа, уларни азоблайди, хоҳласа, тавбаларини қабул қилиб, гуноҳларини кечиради.)
Bengali / বাংলা / Bengalce আবার অনেক লোক রয়েছে যাদের কাজকর্ম আল্লাহর নির্দেশের উপর স্থগিত রয়েছে; তিনি হয় তাদের আযাব দেবেন না হয় তাদের ক্ষমা করে দেবেন। বস্তুতঃ আল্লাহ সব কিছুই জ্ঞাত, বিজ্ঞতাসম্পন্ন।
Tamil / தமிழர் / Tamilce அல்லாஹ்வின் உத்தரவை எதிர்ப்பர்க்கப்படுகின்ற மற்றும் சிலரும் இருக்கிறார்கள். (அல்லாஹ்) அவர்களை தண்டிக்கலாம் அல்லது அவர்களை மன்னிக்கலாம். அல்லாஹ் அறிந்தவன்; ஞானம் மிக்கவன்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>