4. Hîzb, Tegâbün Sûresi

Tegâbün Suresi 18. Ayeti Meali

عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
‘Âlimu-lġaybi ve-şşehâdeti-l’azîzu-lhakîm(u)
1
âlimu
bilen
2
el gaybi
gayb, bilinmeyen, görünmeyen
3
ve eş şehâdeti
ve müşahede edilen, görünen
4
el azîzu
azîz (üstün ve güçlü)
5
el hakîmu
hakîm (hüküm ve hikmet sahibi)

Diyanet İşleri O, gaybı da görünen âlemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Görünmeyeni ve görüneni bilendir. Üstündür, hikmet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Görünmeyeni de görüneni de bilir, güçlüdür, hikmet sahibidir!
Elmalılı Hamdi Yazır Gaybe de şehadete de âlim, azîz, hakîmdir
Diyanet Vakfı Görülmeyeni ve görüleni bilendir. Üstündür, hikmet sahibidir.
Abdulbaki Gölpınarlı Gizliyi de bilir, görüneni de, üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.
Adem Uğur Görülmeyeni ve görüleni bilendir. Üstündür, hikmet sahibidir.
Ahmed Hulusi Gayb ve şehâdetin Âlim'idir, Aziyz'dir, Hakiym'dir.
Ahmet Tekin Allah duyu ve bilgi alanı ötesini, gayb âlemini ve görülen âlemi bilir. O kudretlidir, hikmet sahibidir, hükümrandır.
Ahmet Varol Görünmeyeni de görüneni de bilendir. Yücedir, hikmet sahibidir.
Ali Fikri Yavuz Gizliyi de, aşikârı da bilen Azîz Hakîm’dir; (her şeye galibdir, hikmet sahibidir.)
Bekir Sadak Goruleni gorulmeyeni bilendir, gucludur. Hakim'dir. *
Celal Yıldırım Görüleni de, görülmeyeni de bilendir. Çok üstündür, çok güçlüdür, hikmet sahibidir.
Diyanet İşleri 2 Görüleni görülmeyeni bilendir, güçlüdür. Hakim'dir.
Fizilil Kuran Görünmeyeni ve görüneni bilendir. Üstündür, hikmet sahibidir.
Gültekin Onan Gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, Aziz (üstün ve güçlü), Hakim (hüküm ve hikmet sahibi)dir.
Hasan Basri Cantay Gizliyi de, aşikârı da bilendir. Gaalib-i mutlakdır. Tam hukûm ve hikmet saahibidir.
Hayat Neşriyat (O,) gayb ve şehâdeti (gizli olanı ve görüneni) hakkıyla bilendir, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.
Ibni Kesir Görüleni ve görülmeyeni bilendir. Aziz'dir, Hakim'dir.
Muhammed Esed yaratılmışların kavrayış alanının ötesindeki şeyleri de, insanların duyguları ve akılları ile görüp gözleyebildiklerini de bilir; Kudretlidir, Hikmet Sahibidir!
Ömer Nasuhi Bilmen Gizliye de, âşikâr olana da alîmdir, azîzdir, hakîmdir.
Ömer Öngüt Görüleni görülmeyeni bilendir, Aziz'dir, hükmünde hikmet sahibidir.
Şaban Piris Görülmeyeni ve görüleni bilir, güçlüdür, hakimdir.
Suat Yıldırım Görünmeyen ve görünen her şeyi bilir. O azîzdir, hakîmdir (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir).
Tefhim-ül Kuran Gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, Aziz (üstün ve güçlü), Hakim (hüküm ve hikmet sahibi) olandır.
Ümit Şimşek O görüneni ve görünmeyeni bilen, kudreti herşeye üstün olan, hikmeti herşeyi kuşatandır.

Diyanet Tefsiri Doğasına dünya sevgisi yerleştirilmiş olan (bk. Âl-i İmrân 3/14) insanın buradaki sınavda başarılı olabilmesi için önemli bir ölçü verilmektedir: Allah’a kul olma bilincini daima zinde tutmaya çalışmak, her davranışında dünya hayatının icapları ile âhiret mutluluğunu dengeleyen bir itidal çizgisi tutturmak, bunu başarabilmek için de özverili davranmayı içine sindirmek. 14. âyetteki anlatım ve uyarıya göre en güçlü sevgi bağlarıyla birbirine bağlı olan insanlar bile –bunlar öncelikle eşler, ebeveyn ve çocuklar da olsa– her zaman amaç birliği içinde olmayabilirler ve mümin bir kişi bu yakınlarından dahi –kasdî olsun olmasın– âhiret mutluluğunu zedeleyecek zararlar görebilir, öneriler ve teşvikler alabilir. 15. âyetin tasvirine göre de kişinin sahip olduğu bütün maddî mânevî imkânlar ve bunlara duyulan bağlılık hissi, onun sınanması için var edilmiştir. Yine bu âyette belirtildiği üzere erişilmesi için çaba harcanmaya değer gerçek mutluluk Allah katında olandır ve 16. âyete göre buna erişebilmenin yolu da Allah’a kul olma bilincini sürekli korumak için olanca çabayı harcamak, dinin bildirimlerine kulak vermek ve onlara uymayı ilke edinmektir. Fakat insanın, çoğu zaman doğasındaki bayağı eğilimlerinin kendisini çekmeye çalıştığı yer ile konumuz olan âyetlerdeki bildirimlere göre olması gerektiği yer arasında bulunmanın gerginliğini yaşadığı da muhakkaktır. İşte bu âyetler bu noktada insanın yolunu şöyle aydınlatmaktadır: İmtihan alanından kaçmaya çalışmak çözüm değildir; yapılacak şey olabildiğince tehlikelere karşı bilinçli ve hazırlıklı olmak, bu geçici hayattan vazgeçmeden, hatta bu hayatı bir imkân ve üretim alanı olarak kabul edip ebedî hayat için çalışmak. Bunda başarılı olabilmenin temel şartı ise kısaca özverili davranma alışkanlığı kazanabilmektir. Özveriyi de iki grupta toplamak mümkündür. Birincisi –14. âyette belirtildiği üzere– başkalarına karşı beslediğimiz olumsuz duygulardan vazgeçebilmek, affedebilmek, hoşgörülü ve bağışlayıcı olabilmektir. İkincisi de sahip olduğumuz dünyevî nimet ve imkânlara duyduğumuz aşırı tutkuları dizginleyebilmektir. Bu, 16. âyetin son cümlesinde “nefsine tutsak olmaktan korunma” şeklinde özetlenmiş; ayrıca 16 ve 17. âyetlerde, –aslında aynı zamanda kendi iyiliğimize olmak üzere– “başkaları için harcama yapmak ve Allah’a güzel borç vermek” şeklinde açıklanmıştır (15. âyette geçen ve “imtihan” diye çevrilen fitne kavramının Kur’an’daki kullanımları hakkında bk. Bakara 2/191-192; 16. âyette geçen “şuhh” kelimesi hakkında bk. Haşr 59/9; 17. âyette “Allah’a güzel bir borç verme” anlamıyla çevrilen ifadeden hareketle geliştirilen “karz-ı hasen” terimi hakkında bilgi için bk. Bakara 2/245). 14. âyetin nüzûl sebebi olarak bazı kaynaklarda yer alan şu rivayetlerden ilki âyetin başlangıç kısmının, diğer ikisi de son kısmının anlaşılmasına ışık tutmaktadır: a) Avf b. Mâlik el-Eşcaî Resûlullah ile birlikte savaşa gitmek istemişti. Çoluk çocuğu toplanıp onun ayrılığına dayanamayacaklarını söylediler, ağlayıp sızladılar ve sonunda onu bu kararından vazgeçirdiler. Ama Avf daha sonra bundan dolayı çok pişman oldu. b) Mekke’de müslüman olanlar hicret etmek isteyip çoluk çocukları buna razı olmayınca, “Şayet Allah beni hicret yurdunda sizinle bir araya getirirse görün bakın size neler edeceğim!” diye söylenir, yeminler ederlerdi (Taberî, XXVIII, 124-125). c) Bazı Mekkeliler müslüman olmuş ve Medine’ye hicrete karar vermişlerdi. Aileleri buna karşı çıktı. Fakat bir süre sonra onları dinlemeyip Medine’ye geldiler. Daha önce müslüman olanların dinî konularda epeyce mesafe katetmiş ve yetişmiş olduklarını görünce, buraya gelmelerine karşı çıkan eş ve çocuklarına kızdılar ve onları cezalandırmayı düşündüler (Tirmizî, “Tefsîr”, 64). Âyetin “düşman olanlar vardır” şeklinde çevrilen ifadesinden de anlaşılacağı üzere burada aile fertleri arasında daima böyle bir durum bulunduğu gibi bir mâna çıkarılmaması için “bazı” anlamı taşıyan bir edat kullanılmıştır; ancak âyet metninde “vardır” şeklindeki vurgunun başa getirilmesi bu tür durumlarda duyarlı olunması için yapılan uyarıyı pekiştirmektedir (İbn Âşûr, XXVIII, 284). 16. âyetin “Gücünüz yettiğince Allah’a saygısızlıktan sakının” diye çevrilen kısmıyla Âl-i İmrân sûresinin 102. âyetinin “Allah’a karşı gereği gibi saygılı olun” anlamına gelen kısmının neshedilmiş olduğu ileri sürülürse de, her iki ifadenin kendi bağlamındaki anlamını korumasına bir engel bulunmamaktadır; nitekim Nehhâs gibi âlimler bu yönde ikna edici açıklamalar yapmışlardır (bk. İbn Atıyye, V, 321). Evrendeki her şeyin Allah’ı tesbih ettiğine dikkat çekerek başlayan sûre, O’nun duyular ve akılla idrak edilemeyeni de edileni de bildiğini, çok güçlü ve hikmet sahibi olduğunu hatırlatarak sona ermektedir.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Zanayê bi penhan û peyda ye serkeftiyê hîkmetdar e.
Sahih International / English / Ingilizce Knower of the unseen and the witnessed, the Exalted in Might, the Wise.
M.Pickthall / English / Ingilizce Knower of the invisible and the visible, the Mighty, the Wise.
Muhsin Khan / English / Ingilizce All-Knower of the unseen and seen, the All-Mighty, the All-Wise.
Yusuf Ali / English / Ingilizce Knower of what is open, Exalted in Might, Full of Wisdom.(5502)
Shakir / English / Ingilizce The Knower of the unseen and the seen, the Mighty, the Wise.
Dr. Ghali / English / Ingilizce The Knower of the Unseen and the Witnessed, The Ever-Mighty, The Ever-Wise.
Albanian / Shqip / Arnavutça Është i gjithdijshmi i të fshehtës e i të dukshmes, është ngadhënjyesi, i urti.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice (Allah) gizlini də, aşkarı da biləndir, yenilməz qüdrət sahibi, hikmət sahibidir!
Bosnian / Bosanski / Bosnakca Poznavalac je nevidljivog i vidljivog svijeta, Silni i Mudri.
Bulgarian / Български / Bulgarca Знаещия и неведомото, и явното, Всемогъщия, Премъдрия.
Chinese / 中文 / Çince 他是全知幽明的,是萬能的,是至睿的。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 他是全知幽明的,是万能的,是至睿的。
Czech / Česky / Çekçe zná nepoznatelné i všeobecně známé, je mocný, moudrý!
Dutch / Nederlands / Hollandaca Hij kent zoowel datgene wat verborgen, als datgene wat onzichtbaar. Hij is de Machtige, de Wijze.
Farsi / فارسی / Farsça دانای پنهان و آشکار، و پیروزمند حکیم است.
Finnish / Suomi / Fince Hän tuntee näkymättömän ja näkyvän, Hän on kaikkivoipa, viisas.
French / Français / Fransızca Il est le Connaisseur du monde Invisible et visible, et Il est le Puissant, le Sage.
German / Deutsch / Almanca (Er ist) der Kenner des Verborgenen und des Offenbaren, der Allmächtige und Allweise.
Hausa / Hausa Dili Shĩ ne Masanin fake da bayyane, Mabuwayi, Mai hikima.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Yang mengetahui yang ghaib dan yang nyata. Yang Maha Perkasa lagi Maha Bijaksana.
Italian / Italiano / Italyanca Conoscitore dell'invisibile e del palese, l'Eccelso, il Saggio.
Japanese / 日本語 / Japonca また幽玄界も現象界をも知っておられ,偉力ならびなく英明であられる。
Korean / 한국어 / Korece 숨겨진 것과 드러나 있는 모든 것을 아시는 권능과 지혜로 충 만한 분이시라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Dia lah yang mengetahui segala yang ghaib dan yang nyata, (dan Dia lah jua) yang Maha Kuasa, lagi Maha Bijaksana.
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili അദൃശ്യവും ദൃശ്യവും അറിയുന്നവനും പ്രതാപിയും യുക്തിമാനുമാകുന്നു അവന്‍.
Maranao / mәranaw Katawan Iyan so masoln ago so mapayag, a Mabagr, a Mawngangn.
Norwegian / Norsk / Norveççe kjenner av det skjulte og det åpenbare, den Mektige, den Vise.
Polski / Polish / Polonya Dili On zna skryte i jawne. On jest Potężny, Mądry!
Portuguese / Português / Portekizce Conhecedor do cognoscível e do incognoscível, o Poderoso, o Prudentíssimo.
Romanian / Română / Rumence O, Profetule! Atunci când vă lepădaţi de femeile voastre, faceţi-o după răstimpul de aşteptare. Socotiţi cu grijă răstimpul de aşteptare. Temeţi-vă de Dumnezeu, Domnul vostru! Nu le alungaţi din casele lor şi nici ele să nu iasă, doar dacă au săvârşit o curvie vădită. Acestea sunt hotarele lui Dumnezeu, iar cel care le încalcă îşi face rău sieşi. Tu n-ai de unde să ştii, căci s-ar putea ca Dumnezeu să dea, după aceea, o altă poruncă.
Russian / Россия / Rusça Ведающий сокровенное и явное, Могущественный, Мудрый.
Somali / Somalice waxa maqan iyo waxa joogaba Eebe wa ogyahay waana adkaade Falsan.
Spanish / Español / Ispanyolca El Conocedor de lo oculto y de lo patente, el Poderoso, el Sabio.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Mwenye kujua siri na dhaahiri, Mwenye nguvu, Mwenye hikima.
Svenska / Swedish / Isveççe Han känner allt det som är dolt för människor och det som de bevittnar - Han, den Allsmäktige, den Vise.
Tatarça / Tatarish / Tatarca Яшерен эшләрне вә әшкәрә булган эшләрне белүчедер, куәтле, һәр эштә өстен вә хөкем итүчедер.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili ผู้ทรงรอบรู้สิ่งเร้นลับ และสิ่งที่เปิดเผย ผู้ทรงอำนาจ ผู้ทรงปรีชาญาณ
Urdu / اردو / Urduca پوشیدہ اور ظاہر کا جاننے والا غالب اور حکمت والا ہے
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe У ғойиб ва ошкорни билувчи, азиз ва ҳаким зотдир.
Bengali / বাংলা / Bengalce তিনি দৃশ্য ও অদৃশ্যের জ্ঞানী, পরাক্রান্ত, প্রজ্ঞাময়।
Tamil / தமிழர் / Tamilce மறைவானவற்றையும், பகிரங்கமானவற்றையும் அறிபவன்; (யாவரையும்) மிகைத்தவன்; ஞானம் மிக்கவன்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>