3. Hîzb, Sâffât Sûresi

Sâffât Suresi 161. Ayeti Meali

فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ
Fe-innekum vemâ ta’budûn(e)
1
fe
o zaman, bundan sonra
2
inne-kum
muhakkak ki siz
3
ve mâ
ve şeyler
4
ta’budûne
siz tapıyorsunuz

Diyanet İşleri (161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah’ın yolundan saptırabilirsiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) (161-163) Çünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Çünkü siz ve taptıklarınız,
Elmalılı Hamdi Yazır Çünkü siz ve taptıklarınız
Diyanet Vakfı (161-163) Sizler ve taptığınız şeyler! Hiçbiriniz, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıp saptıramazsınız.
Abdulbaki Gölpınarlı Gerçekten de ne siz, ne de kulluk ettikleriniz.
Adem Uğur Sizler ve taptığınız şeyler!
Ahmed Hulusi Muhakkak ki siz ve tapındıklarınız,
Ahmet Tekin Siz ve taptıklarınız, hâlis kulları inançlarından ve düşüncelerinden ayıramazsınız.
Ahmet Varol Artık ne siz ne de taptıklarınız;
Ali Fikri Yavuz (Ey Mekke’liler), siz ve Allah’dan başka taptıklarınız,
Bekir Sadak (161-16) 3 Sizler ve taptiginiz seyler, cehenneme girecek kimseden baskasini Allah'a karsi azdirici degilsiniz.
Celal Yıldırım (161-162-163) Çünkü siz ve taptıklarınız, Cehennem'e girecek olanlar dışında, Allah'a karşı kimseyi azdıracak, baştan çıkartacak değilsiniz.
Diyanet İşleri 2 (161-163) Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.
Fizilil Kuran Ey inkârcılar! Ne siz ne de taptıklarınız.
Gültekin Onan Artık siz de, tapmakta olduklarınız da.
Hasan Basri Cantay Ne siz, ne de tapmakda olduklarınız,
Hayat Neşriyat (161-162) Artık gerçekten siz ve tapmakta olduklarınız, siz (hiç kimseyi) O’na (Allah’a)karşı fitneye düşürecek kimseler değilsiniz!
Ibni Kesir Muhakkak ki sizler ve taptıklarınız,
Muhammed Esed çünkü ne siz (Allah'a iftirada bulunan)lar, ne de sizin taptıklarınız,
Ömer Nasuhi Bilmen (161-162) Artık şüphe yok ki, siz ve ibadet ettiğiniz şeyler O'na karşı (kimseyi) fitneye düşürücüler değilsinizdir.
Ömer Öngüt Şüphesiz ki siz de taptıklarınız da,
Şaban Piris Siz ve kulluk ettikleriniz.
Suat Yıldırım (161-163) "Ey müşrikler! Ne siz, ne de sizin Allah’tan başka ibadet ettikleriniz, -ille de cehenneme girmek isteyen kimseler hariç- Allah’a yönelmek isteyen herhangi bir kulu yoldan çıkaracak bir kuvvete sahip değilsiniz."
Tefhim-ül Kuran Artık siz de, tapmakta olduklarınız da,
Ümit Şimşek Siz de, taptıklarınız da,

Diyanet Tefsiri Allah’ın ihlâslı, samimi kullarının önceki âyetlerde ele alınan saçma inançlardan uzak durduklarına işaret edildikten sonra bâtıl ve temelsiz inançların ve bu inançların taraftarlarının, gerçek müminler olan bu kullar üzerinde etkili olamayacağı, onların ayağını kaydıramayacağı; bu saptırma çabalarının ancak “cehennemi boylayacaklar” üzerinde etkili olacağı bildirilmektedir. Bu âyetlerde bir yandan inkârcıların inananlar üzerindeki kötü emelleri kırılmak istenirken bir yandan da inananlara moral ve metanet verilmekte, aynı zamanda saptırıcılara karşı uyanık ve dirençli olmaları gerektiği ima edilmektedir. Ehl-i Sünnet ve Mu‘tezile âlimleri, bu âyetlere dayanarak kader ve irade hürriyeti konusunda yoğun bir tartışmaya girişmişler; özellikle bir kısım Ehl-i sünnet âlimleri, “Hiçbiriniz onu, Allah’a inancı hususunda saptıramazsınız; ancak cehennemi boylayacak olan başka” meâlindeki 162-163. âyetleri, kimlerin cehenneme gideceğinin “önceden” takdir ve tayin edilmiş olduğu şeklinde yorumlayarak bu âyetleri kendi kaderci görüşleri için kesin delil saymışlardır (bilgi için bk. Râzî, XXVI, 169-171). Ancak kader meselesiyle ilgili olarak sadece belli âyetlere dayanmak suretiyle sonuç elde etmeye çalışmak son derece yanıltıcıdır. Zira Kur’ân-ı Kerîm’in bütünü dikkate alındığında hem küllî planda ilâhî irade, ilim ve kudretin mutlak kuşatıcılığını hem insanın belli davranışlarını seçip yapmada bir ölçüde özgür bırakıldığını, bunun da yine Allah’ın küllî yasası içinde değerlendirilmesi gerektiğini görürüz. Kurân-ı Kerîm’in Allah inancını ortaya koyan âyetleri, selim akla ve mümin kalbe, ilâhî kudret karşısındaki küçüklüğünü, aczini ve sınırlılığını hissettirir. Böylece insan, bu üstün kudretin korumasına, inâyetine ve hidayetine muhtaç olduğunun bilincine varır. Öte yandan bir inanç, ahlâk ve aksiyon varlığı olarak insandan söz eden âyetlere baktığımızda kendi aklî ve ahlâkî kapasitemizin farkına varır; bu âyetlerin bizi, Allah’a, hemcinslerimize, canlı ve cansız tabiata karşı nasıl bir tavır takınmamız gerektiği konusunda karar verme ve seçim yapma imkânına sahip, hür ve yükümlü varlık olarak değerlendirdiğini görürüz. Başka âyetler gibi konumuz olan âyetleri de Kur’an’ın bu bütüncül bakışını dikkate alarak kavramaya çalıştığımızda daha sağlıklı sonuçlar çıkarmamız ve onlardan kendimiz için daha isabetli dersler almamız mümkün olur. 162. âyette geçen “onu” zamirini Allah’a ait kılarak, “Samimi kulları ile Allah’ın arasını bozamazsınız” şeklinde çevirmek de mümkündür.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Vêca bêguman hûn û tiþtê hûn dihebînin,
Sahih International / English / Ingilizce So indeed, you [disbelievers] and whatever you worship,
M.Pickthall / English / Ingilizce Lo! verily, ye and that which ye worship,
Muhsin Khan / English / Ingilizce So, verily you (pagans) and those whom you worship (idols).
Yusuf Ali / English / Ingilizce For, verily, neither ye nor those ye worship-
Shakir / English / Ingilizce So surely you and what you worship,
Dr. Ghali / English / Ingilizce Yet surely you and whatever you worship,
Albanian / Shqip / Arnavutça E, as ju dhe as ata që i adhuroni,
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice (Ey Müşriklər!) Nə siz, nə də ibadət etdikləriniz
Bosnian / Bosanski / Bosnakca Ali, ni vi, sa onima kojima se klanjate,
Bulgarian / Български / Bulgarca И вие [о, неверници], и онова, на което служите,
Chinese / 中文 / Çince 你怍M你怍珣R拜的,
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 你们和你们所崇拜的,
Czech / Česky / Çekçe A ani vy, ani to, co uctíváte,
Dutch / Nederlands / Hollandaca Maar gij en de goden, welke gij aanbidt,
Farsi / فارسی / Farsça پس شما (مشرکان) و آنچه می پرستید.
Finnish / Suomi / Fince Sillä te, jotka tiedätte, ketä palvelette,
French / Français / Fransızca En vérité, vous et tout ce que vous adorez,
German / Deutsch / Almanca Ihr aber und das, dem ihr dient,
Hausa / Hausa Dili To, lalle, ku da abin da kuke bautãwa,
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Maka sesungguhnya kamu dan apa-apa yang kamu sembah itu,
Italian / Italiano / Italyanca In verità né voi, né ciò che adorate,
Japanese / 日本語 / Japonca だがあなたがたにしても,あなたがたが崇拝するものでも,
Korean / 한국어 / Korece 너희와 그리고 너희가 숭배 하는 우상들은
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Maka sebenarnya kamu (wahai orang-orang musyrik), dan apa yang kamu sembah itu.
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili എന്നാല്‍ നിങ്ങള്‍ക്കും നിങ്ങള്‍ എന്തിനെ ആരാധിക്കുന്നുവോ അവയ്ക്കും
Maranao / mәranaw Na mataan! a skano ago so pzimbaan iyo, -
Norwegian / Norsk / Norveççe Dere og det dere tilber,
Polski / Polish / Polonya Dili Zaprawdę, wy i to, co czcicie,
Portuguese / Português / Portekizce E, em verdade, vós, com tudo quanto adorais,
Romanian / Română / Rumence nu veţi ispiti pe nimeni,
Russian / Россия / Rusça Вы (многобожники) и то, чему вы поклоняетесь,
Somali / Somalice Idinka iyo waxaad caabudaysaan (gaalooy).
Spanish / Español / Ispanyolca Vosotros y lo que servís,
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Basi hakika nyinyi na mnao waabudu
Svenska / Swedish / Isveççe Och ni kan inte - och inte heller de [väsen eller krafter] som ni tillber -
Tatarça / Tatarish / Tatarca "Сез мөшрикләр вә гыйбадәт кылган сынымнарыгыз,
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili แน่นอน พวกเจ้าและสิ่งที่พวกเจ้าเคารพบูชานั้น
Urdu / اردو / Urduca سو تم اور جن کو تم پوجتے ہو
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Албатта, сиз ҳам, сиз ибодат қилаётган нарсалар ҳам.
Bengali / বাংলা / Bengalce অতএব তোমরা এবং তোমরা যাদের উপাসনা কর,
Tamil / தமிழர் / Tamilce ஆகையால், நிச்சயமாக நீங்களும் நீங்கள் வணங்குபவையும்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>