3. Hîzb, Sâffât Sûresi

Sâffât Suresi 148. Ayeti Meali

فَآمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ إِلَى حِينٍ
Feâmenû femetta’nâhum ilâ hîn(in)
1
fe
böylece, bunun üzerine
2
âmenû
âmenû oldular, Allah’a ulaşmayı dilediler
3
fe
böylece, bunun üzerine
4
metta’nâ-hum
onları yararlandırdık
5
ilâ hînin
bir süre kadar

Diyanet İşleri Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) O zaman ona iman ettiler de biz onları bir zamana kadar yaşattık.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) O zaman iman ettiler de onları bir zamana kadar yararlandırdık.
Elmalılı Hamdi Yazır O vakıt ona iyman ettiler de onları bir zamana kadar istifade ettirdik
Diyanet Vakfı Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar yaşattık.
Abdulbaki Gölpınarlı Derken inandılar da onları muayyen bir zamana dek yaşattık, geçindirdik.
Adem Uğur Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar yaşattık.
Ahmed Hulusi (Onlar) iman ettiler de, biz onları bir süre mutlu yaşattık.
Ahmet Tekin O zaman, onlar iman ettiler. Biz de, bir vakte kadar, onları zevk-u safa içinde, refah içinde yaşattık.
Ahmet Varol Sonunda iman ettiler. Biz de onları belli bir süreye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırdık.
Ali Fikri Yavuz Nihayet (Yunus peygamberin gaybubetinde azab gören kavmi) ona iman ettiler de onları ömürlerinin sonuna kadar geçindirdik.
Bekir Sadak Sonunda ona inandilar, bunun uzerine Biz de onlari bir sureye kadar gecindirdik.
Celal Yıldırım Onlar da artık Ona imân ettiler. Bu sebeple biz de onları bir süreye kadar yararlandırıp geçindirdik.
Diyanet İşleri 2 Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
Fizilil Kuran İnandılar, biz de onları belli bir süreye kadar geçindirdik.
Gültekin Onan Sonunda ona inandılar, biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.
Hasan Basri Cantay Nihayet ona îman etdiler de kendilerini bir zamana kadar geçindirdik.
Hayat Neşriyat Sonunda îmân ettiler de onları bir zamâna kadar (dünya ni'metlerinden)faydalandırdık.
Ibni Kesir Nihayet ona inandılar, Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
Muhammed Esed Onlar, (bu defa ona) inandılar; bunun üzerine Biz, verilen süre zarfında onlara mutlu bir hayat yaşattık.
Ömer Nasuhi Bilmen (147-148) Ve O'nu yüz bin ve daha artar olana (böyle bir kavme peygamber) gönderdik. Nihâyet imân ettiler, artık onları bir müddete kadar geçindirdik (faidelendirdik).
Ömer Öngüt Nihayet ona inandılar, biz de onları bir süreye kadar yararlandırıp geçindirdik.
Şaban Piris Ona iman ettiler, biz de onlara bir süreye kadar geçimlik verdik.
Suat Yıldırım Yûnus onları tekrar hakka çağırınca, bu sefer iman ettiler. Biz de belirli bir süreye kadar onları hayattan istifade ettirdik.
Tefhim-ül Kuran Sonunda ona iman ettiler, biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.
Ümit Şimşek Onlar iman ettiler; Biz de onları belirli bir vakte kadar nimetlerimizden nasiplendirdik.

Diyanet Tefsiri Yûnus aleyhisselâm, Kur’ân-ı Kerîm’de altı yerde anılmaktadır; Nisâ sûresinde (4/163) kendilerine vahiy gönderilen peygamberler arasında zikredilmekte; En‘âm sûresinde (6/86) on yedi peygamberin ismi sıralanırken onun da adı geçmekte; Yûnus sûresinde (10/98) kavminin inkârdan vazgeçerek helâk edilmekten kurtuldukları bildirilmekte; Enbiyâ sûresinde (21/87-88) tebliğinin başlangıcında halkının kendisine inanmamasına kızarak ülkesini terkettiği, ancak Allah tarafından sıkıntıya uğratılınca yanlışlığının farkına varıp “karanlıklar içinde” (balığın ağzında) iken, “Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben kötü işler yapmışım!” diyerek Allah’a yakardığı; bunun üzerine duasının kabul edilip sıkıntı ve kederden kurtarıldığı bildirilmekte; Kalem sûresinde (68/48-50) sabırsızlık gösterip öfkeye kapılması eleştirilmekte, ardından Allah’ın nimeti sayesinde içine düştüğü durumdan kurtulduğu anlatılmaktadır. Konumuz olan âyetlerde ise ülkesinden ayrıldıktan sonra başına gelenler hakkında kısa bilgi yer almaktadır. Kur’an’ın amacı, salt tarihî bilgi vermek değil, olayın ibret verici yönünü öne çıkarmak olduğu için onun hayatı hakkında daha fazla ayrıntı vermeye gerek görülmemiştir. Kitâb-ı Mukaddes’te Hz. Yûnus hakkında genel hatlarıyla Kur’an’da verilenlerle de uyuşan daha ayrıntılı bilgi bulunmaktadır (Yunus, 1-4. bablar). Buna göre milâttan önce VIII. yüzyılda Asur Devleti’nin başşehri Ninevâ’nın halkını Allah yoluna davet etmesi için Rab tarafından görevlendirilen Yûnus, bu emri dinlemeyip ülkesinden kaçmak üzere Yafa’dan Tarşiş’e (Tarsus) gidecek olan bir gemiye biner. Fırtınaya yakalanan geminin batmaması için bütün yükü denize bırakıldığı gibi çekilen kur’a sonucu Yûnus da atılır ve onu Rabbin gönderdiği bir balık yutar. Balığın karnında hatasını anlayıp dua eder; bunun üzerine balık onu karaya kusar. Tekrar Ninevâ’ya gitmekle görevlendirilir. Halkı tövbe edip kendisine inanır ve cezalandırılmaktan kurtulur. Yûnus kıssasından çıkan sonuç şudur: Allah Teâlâ peygamberlerini, başlarına gelen olağan dışı olaylarla eğitmiş, zorlu geçecek bir tevhid mücadelesine hazırlamıştır. Hz. Yûnus’un büyük bir balık, muhtemelen bir balina aracılığıyla boğulmaktan kurtulması mûcizevî bir olaydır. 143. âyetin lafzı, onun, balığın karnına girmeden ağzında tutulmuş olduğu şeklinde anlamaya uygundur. Tefsirlerde verilen bilgiye göre Yûnus kavmini uzun süre (bir rivayete göre otuz üç sene) putperestlikten vazgeçirip tevhid inancını benimsemeye çağırmışsa da bunda başarılı olamayınca artık onların ıslah olmayacağını düşünüp kızgınlıkla ülkesini terketmiş ve bu sabırsızlığı sebebiyle cezalandırılmıştır (bk. Enbiyâ 21/87-88). Taberî, 143. âyete dayanarak Yûnus’un, bu musibet başına gelmezden önce Allah’a karşı kulluk görevlerini titizlikle uygulamış olması sayesinde balık vasıtasıyla kurtarıldığını belirtir (XXIII, 99). Buna göre onun, kötü olarak nitelediği ve pişman olduğu davranışı (Enbiyâ 21/87), bir anlık gaflet ve öfkeden kaynaklanmış, çektikleriyle de bedelini ödemiştir. “...balığın karnında kalırdı” ifadesi, “...olsaydı ...olurdu” şeklinde bir varsayıma dayanıyor; yani o, iyi bir kul olmasaydı balık kendisini yutacak, orada ölecek ve tekrar dirilmesi kıyamete kalacaktı.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Vêca wan bawerî anî, êdî me wan heya demekî bi xweþî jiyand.
Sahih International / English / Ingilizce And they believed, so We gave them enjoyment [of life] for a time.
M.Pickthall / English / Ingilizce And they believed, therefor We gave them comfort for a while.
Muhsin Khan / English / Ingilizce And they believed; so We gave them enjoyment for a while.
Yusuf Ali / English / Ingilizce And they believed; so We permitted them to enjoy (their life)(4128) for a while.
Shakir / English / Ingilizce And they believed, so We gave them provision till a time.
Dr. Ghali / English / Ingilizce Then they believed; so We gave them enjoyment for a while.
Albanian / Shqip / Arnavutça E ata i besuan, e Ne ua vazhduam atyre të përjetojnë për deri në një kohë.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Nəhayət, onlar ona (Yunisə) iman gətirdilər və Biz də onlara müəyyən vaxtadək (ömürlərinin axırına kimi) gün-güzəran verdik.
Bosnian / Bosanski / Bosnakca i oni povjerovaše, i njima dadosmo da do roka određenog požive.
Bulgarian / Български / Bulgarca И повярваха те, и ги оставихме да се наслаждават до време.
Chinese / 中文 / Çince 他怮K歸信他,我使他怢冱皉雂@定期。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 他们便归信他,我使他们享乐至一定期。
Czech / Česky / Çekçe a uvěřili a užívání života jsme jim na čas popřáli.
Dutch / Nederlands / Hollandaca En zij geloofden: daarom lieten wij hun dit leven nog voor eenigen tijd genieten.
Farsi / فارسی / Farsça پس (آنها) ایمان آوردند، بنابراین تا مدتی آنان را (از نعمتهای زندگی) بهره مند ساختیم.
Finnish / Suomi / Fince ja he tulivat uskoon, minkä tähden Me myönsimme heille armonaikaa.
French / Français / Fransızca Ils crurent, et Nous leur donnâmes jouissance de la vie pour un temps.
German / Deutsch / Almanca Da glaubten sie, und so gewährten Wir ihnen Nießbrauch auf Zeit.
Hausa / Hausa Dili Sai suka yi ĩmãni sabõda haka Muka jiyar da su dãdi har wani lõkaci.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Lalu mereka beriman, karena itu Kami anugerahkan kenikmatan hidup kepada mereka hingga waktu yang tertentu.
Italian / Italiano / Italyanca Credettero e concedemmo loro temporaneo godimento.
Japanese / 日本語 / Japonca かれらが信仰に入ったので,われはしばし現世の享楽を許した。
Korean / 한국어 / Korece 그들이 믿음을 가겼더라 그리하여 하나님은 그들에게 잠시동안 그들의 삶을 즐기도록 허락하였노라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca (Setelah berlaku apa yang berlaku) maka mereka pun beriman, lalu Kami biarkan mereka menikmati kesenangan hidup hingga ke suatu masa (yang ditetapkan bagi masing-masing).
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili അങ്ങനെ അവര്‍ വിശ്വസിക്കുകയും തല്‍ഫലമായി കുറെ കാലത്തേക്ക്‌ അവര്‍ക്ക്‌ നാം സുഖജീവിതം നല്‍കുകയും ചെയ്തു.
Maranao / mәranaw Na miyamaratiyaya siran; na piyakasawit Ami siran ko kapagintaw taman ko wakto (o kapatay).
Norwegian / Norsk / Norveççe og de ble troende. Og Vi lot dem nyte livet inntil videre.
Polski / Polish / Polonya Dili 0ni uwierzyli. Pozwoliliśmy im więc używać do pewnego czasu.
Portuguese / Português / Portekizce E creram nele, e lhes permitimos deleitarem-se por algum tempo.
Romanian / Română / Rumence “Domnul tău are fiice, pe când ei au fii?
Russian / Россия / Rusça Они уверовали, и Мы позволили им пользоваться благами до определенного времени.
Somali / Somalice Wayna rumeeyeen, waxaana uraaxaynay (sugnay) tan iyo mudo.
Spanish / Español / Ispanyolca Creyeron y les permitimos gozar por algún tiempo.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Basi wakaamini, na tukawastarehesha kwa muda.
Svenska / Swedish / Isveççe och de trodde [nu på honom] och Vi lät dem glädjas åt livet ännu en tid.
Tatarça / Tatarish / Tatarca Һәм бу юлы һәммәсе иман китерделәр, вә Без дә аларны билгеләнгән әҗәлләренә чаклы малларыннан файдаландырдык, тыныч яшәттек.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili แล้วพวกเขาก็ศรัทธา ดังนั้น เราจึงปล่อยให้พวกเขามีความสุขสำราญชั่วระยะเวลาหนึ่ง
Urdu / اردو / Urduca تو وہ ایمان لے آئے سو ہم نے بھی ان کو (دنیا میں) ایک وقت (مقرر) تک فائدے دیتے رہے
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Бас, иймон келтирдилар. Кейин Биз уларни маълум муддат баҳраманд қилдик.
Bengali / বাংলা / Bengalce তারা বিশ্বাস স্থাপন করল অতঃপর আমি তাদেরকে নির্ধারিত সময় পর্যন্ত জীবনোপভোগ করতে দিলাম।
Tamil / தமிழர் / Tamilce ஆகவே அவர்கள் ஈமான் கொண்டார்கள். ஆகையால் அவர்களை ஒரு காலம்வரை சுகிக்;கச்செய்தோம்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>