2. Hîzb, Sâffât Sûresi

Sâffât Suresi 1. Ayeti Meali

وَالصَّافَّاتِ صَفًّا
Ve-ssâffâti saffâ(n)
1
ve
ve andolsun, yemin olsun
2
es sâffâti
saflar halinde duranlar, saf bağlayanlar
3
saffen
saflar halinde, saf bağlayarak

Diyanet İşleri (1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah’ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilâhınız gerçekten bir tek ilâhtır.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Andolsun o saf bağlayıp duranlara.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Andolsun o kuvvetlere, o saf bağlayıp duranlara.
Elmalılı Hamdi Yazır Kasem olsun ol kuvvetlere, o saf dizip de duranlara
Diyanet Vakfı (1-4) Saf saf dizilmişlere, toplayıp sürenlere, zikir okuyanlara yemin ederim ki, ilâhınız birdir.
Abdulbaki Gölpınarlı Andolsun saf saf dizilenlere.
Adem Uğur Saf saf dizilenlere,
Ahmed Hulusi Andolsun o saflar olarak dizilenlere (boyutları oluşturan kuvvelere).
Ahmet Tekin Sâf sâf dizilip emir bekleyenlere, sâf sâf dizip emir bekletenlere andolsun.
Ahmet Varol Andolsun saflar halinde dizilenlere,
Ali Fikri Yavuz And olsun, o saf bağlayıp duranlara (meleklere),
Bekir Sadak (1-5) Sira sira duran ve onlerindekini surdukce suren ve Allah'i andikca anan meleklere and olsun ki, sizin Tanriniz birdir; goklerin, yerin ve ikisi arasinda bulunanlarin Rabbidir.
Celal Yıldırım And olsun saf saf dizilenlere.
Diyanet İşleri 2 (1-5) Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
Fizilil Kuran Andolsun sıra sıra duranlara
Gültekin Onan Saflar halinde dizilenlere andolsun,
Hasan Basri Cantay (1-2-3) Saflar bağlayıb duranlara, sevk (-u idare) ve (men'-u) zecredenlere, zikir okuyanlara yemîn ederim ki,
Hayat Neşriyat And olsun (ibâdet için) sâffât olan (saf saf dizilen meleklere, mü’minlere, âlimlere, mücâhid)lere!
Ibni Kesir Andolsun; saf bağlayıp duranlara.
Muhammed Esed Düşün sıra sıra dizilmiş bu (mesajlar)ı,
Ömer Nasuhi Bilmen (1-2) (İbadet için) Saflar bağlayanlar hakkı için. (Fenalıklardan) Nehy ve men edenler hakkı için.
Ömer Öngüt Andolsun saf saf dizilenlere!
Şaban Piris Andolsun sıra sıra dizilenlere.
Suat Yıldırım Yemin ederim o saf saf dizilenlere,
Tefhim-ül Kuran Saflar halinde dizilenlere andolsun,
Ümit Şimşek And olsun saf saf dizilenlere.

Diyanet Tefsiri İlk üç âyette hangi varlık topluluğundan bahsedildiği ve bunlara yüklenen işlevlerle ilgili ifadelerin ne anlama geldiği konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bu ifadelerle ya melek veya insan topluluklarının kastedilmiş olabileceğini belirten Râzî’nin açıklamalarından da (XXVI, 114-117) yararlanarak bu husustaki görüşleri şöyle özetleyebiliriz: a) Yaygın yorum, burada meleklerden söz edildiği yönündedir. Şevkânî’ye göre “sıra sıra dizilmiş olanlar”la dünyada insanların (iba-det için) saf tutmaları gibi semada saf tutan melekler kastedilmiştir. İbnMes‘ûd, İbn Abbas, İkrime, Saîd b. Cübeyr, Mücâhid ve Katâde bu görüştedirler (IV, 442). İbn Âşûr da, Arap putperestlerinde putların emrinde melekler bulunduğu şeklinde bir inancın yer almadığını, meleklerin kendi buyruğu altında görev yaptığı tek gerçek Tanrı’nın Allah olduğunu, dolayısıyla aşkın âlemin en değerli yaratıkları olan melekler üzerine yemin edilmekle sûrenin temel amacı olan ve 4. âyette altı çizilen Allah’ın birliği inancına dikkat çekildiğini söyler (XXIII, 82). Buna göre bu âyetlerde dolaylı olarak putperestlere hitaben şöyle denilmektedir: “Allah’ın huzurunda sıra sıra dizilip ibadetle meşgul olan, buyruğunun yerine getirilmesine hizmet eden ve zikir okuyan melekler bulunmaktadır. Tanrı yerine koyup taptığınız putların böyle hizmetçileri bulunmadığını siz de kabul ettiğinize göre onları Allah’a nasıl ortak koşabilirsiniz!” Meleklerin sıra sıra dizilmesi, çoğunlukla saf tutarak ibadet etmelerişeklinde yorumlanmıştır. Ancak bunun mecazi bir ifade olup meleklerin Allah katındaki farklı derecelerine işaret ettiği de belirtilmektedir (Râzî, XXVI, 114). “Engellemeye çalışanlar” diye çevirdiğimiz 2. âyet, meleklerin gök cisimlerini, en küçük bir sapmaya izin vermeksizin ilâhî buyruk ve yasalara itaat ettirmeleri, sevk ve idare etmeleri veya bütün kozmik ve dünyevî varlıkların ilâhî hüküm ve kanunlara boyun eğmelerini sağlamaları (İbn Atıyye, IV, 465) şeklinde açıklanır. Bunlar, ilk âyetteki meleklerden ayrı, özellikle bu işle görevlendirilmiş ayrı bir melekler topluluğu da olabilir (Taberî, XXIII, 34). “Anmak için okuyanlar”la da meleklerin Kur’an’ı, ilâhî kitapları (Zemahşerî, III, 295) veya ilâhî kitaplar da dahil olmak üzere Allah’ı zikir mahiyetindeki sözleri (Şevkânî, IV, 442) okumaları kastedilmiştir. b) Bu âyetlerde bazı insan topluluklarından söz edilmiş olması da mümkündür. Bunlar, Râzî’nin ifadesiyle “Kendilerini Allah’a ibadete adamış olan ve bu özellikleriyle âdeta yer yüzünün melekleri sayılmaya değer bulunan yüce ve tertemiz beşerî ruhlar olabilir. Bu insanlar, Allah’ın huzurunda saf tutup namaz kıldıkları, “Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm” diyerek şeytanın kalplerine zararlı dürtüler vermesini önledikleri ve namazda okudukları âyetlerle Allah’ı zikrettikleri için burada belirtilen niteliklerle Allah tarafından takdir edilmişlerdir. Ayrıca burada, insanları Allah’ın dinine davet eden, dinî ve ahlâkî bakımdan sakıncalı davranışlardan alıkoyan, Allah’ın hükümlerini yaşayan ve yaşatan âlimler topluluğu veya düşmana karşı saf tutup savaşan, harp meydanlarında yiğitçe haykırarak düşmanlarının kalplerine korku salan, Kur’an okuyup tekbir getirerek düşman üzerine saldıran mümin savaşçılar kastedilmiş olabilir. c) Burada Kur’an âyetlerinin bazı özellikleri de kastedilmiş olabilir. Buna göre ilk âyette Kur’an’ın konularının zenginliğine, tertip ve düzenine, âyetler arasındaki uyuma; 2. âyette insanların kötü fiilleri işlemelerini yasaklayan, 3. âyette de iyi işler yapmalarını emreden âyetlere işaret edilmiştir (Zemahşerî, III, 295; Râzî, XXVI, 116). Muhammed Esed, Kur’an âyetlerini aklîleştirme yönündeki temel eğiliminin bir sonucu olarak, Râzî’ye nisbet ettiği, aslında diğer tefsirlerde de geçen (meselâ bk. Taberî, XXIII, 33-34; İbn Atıyye, IV, 465) bu şıktaki görüşü tercih ederse de bu yaklaşımın “melekler” anlamını vermekten kaçınma saikine dayandığı anlaşılmaktadır. Oysa Kur’an’ın başka yerlerinde de gerek meleklerin gerekse ay, güneş gibi kozmik varlıkların Allah’ı tesbih ettikleri, buyruğuna göre hareket ettikleri yönünde sarih ifadeli birçok âyet bulunmaktadır. Bize göre bu âyetleri belli bir varlık türüne veya bir tür içindeki belli bir gruba hasretmek yerine, –ifadelerinin mutlaklığını da dikkate alarak– ilâhî yasalara boyun eğen bütün kozmik varlıklar yanında; aynı inanç ve kulluk bilincinde buluşup birleşerek Allah’a yönelen, ona kul olan; varlık düzeninde, ahlâkî ve dinî hayatta O’nun yasalarının egemen olması için çalışan; dilinde, gönlünde ve hayatında O’nun âyetlerini yaşatan, meleğiyle insanıyla bütün görünür ve görünmez varlıkların kastedildiğini düşünmek daha isabetlidir. Böylece bu âyetlerde başlıca özelliklerine işaret edilen varlıklar üzerine yemin edilerek Tanrı’nın birliğine vurgu yapılmakta ve bu suretle Araplar’ın benimsediği putperestlik yanında bütün çok tanrıcı inançlar kesin bir dille reddedilmekte; Allah, “göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin rabbi, doğuş yerlerinin rabbi” olduğuna göre, O’ndan başkasına tanrılık nitelikleri yükleyip kulluk etmenin anlamsızlığı dile getirilmektedir. “(Güneşin) doğuş yerleri” diye çevirdiğimiz 5. âyetteki meşârık, meşrık kelimesinin çoğulu olup bu bağlamda mevsimlere, hatta yılın her bir gününe göre güneşin farklı doğuş noktalarına işaret etmektedir (bk. Taberî, XXIII, 35; İbn Âşûr, XXIII, 86-87). Muhammed Esed, âyetle ilgili olarak –bizim de katıldığımız– notunda şöyle demektedir: “Muhtelif gündoğumu noktalarının (meşârik) vurgulanması, yaratılmış fenomenlerdeki sonsuz çeşitliliğin, yaratıcının birliği ve benzersizliği ile karşıtlığını sergiler” (II, 910); yani yaratılanların çeşitliliğini ve yaratanın tekliğini ortaya koyar. Aynı yazarın, Rahmân sûresinin 17. âyetine düştüğü notta (III, 1097) belirttiği görüşe de katılıyoruz; orada olduğu gibi bu âyeti de Esed’in ifadesiyle, “Allah’ın, uzaydaki yörünge hareketlerinin nihaî etkeni olduğunu mecaz yoluyla anlatan bir ifade” olarak düşünmek yerinde olur.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Bi (feriþteyên) qor bi qor in,
Sahih International / English / Ingilizce By those [angels] lined up in rows
M.Pickthall / English / Ingilizce By those who set the ranks in battle order
Muhsin Khan / English / Ingilizce By those (angels) ranged in ranks (or rows).
Yusuf Ali / English / Ingilizce By(4030) those who range themselves in ranks,(4031)
Shakir / English / Ingilizce I swear by those who draw themselves out in ranks
Dr. Ghali / English / Ingilizce And by those ranged in ranks ranging,
Albanian / Shqip / Arnavutça Pasha të rradhiturit (melaiket), që në rreshta (safa) qëndrojnë.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice And olsun (Rəbbinə ibadət üçün səmada) səf-səf duranlara (mələklərə);
Bosnian / Bosanski / Bosnakca Tako Mi onih u redove poredanih
Bulgarian / Български / Bulgarca Кълна се в строените в редици
Chinese / 中文 / Çince 以列班者發誓,
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince .以列班者发誓,
Czech / Česky / Çekçe Při těch, kdo v řadách stoji,
Dutch / Nederlands / Hollandaca Ik zweer bij de engelen, die zich in orde scharen.
Farsi / فارسی / Farsça سوگند به (فرشتگان) صف کشیده( ).
Finnish / Suomi / Fince Julistukseni vetoaa niihin, jotka rivistöinä ulos marssivat,
French / Français / Fransızca Par ceux qui sont rangés en rangs .
German / Deutsch / Almanca Bei denen, die sich (andächtig) in gerade Reihen stellen!
Hausa / Hausa Dili Inã rantsuwa da mãsu yin sahu-sahu (a cikin salla kõ yãƙi).
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Demi (rombongan) yang ber shaf-shaf dengan sebenar-benarnya],
Italian / Italiano / Italyanca Per coloro che si schierano in ranghi,
Japanese / 日本語 / Japonca 整然と列をなす者たちにおいて。
Korean / 한국어 / Korece 스스로 열지어 선 그들로 하여 맹세하고
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Demi (hamba-hambaKu) yang berbaris dengan berderet-deret -
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili ശരിക്ക്‌ അണിനിരന്നു നില്‍ക്കുന്നവരും,
Maranao / mәranaw Ibt ko zasaasaap sa samporna a kazaap,
Norwegian / Norsk / Norveççe Ved dem på rad og rekke,
Polski / Polish / Polonya Dili Na tych, którzy stoją w szeregach,
Portuguese / Português / Portekizce Pelos que ordenadamente se enfileiram,
Romanian / Română / Rumence ce se leapădă cu tărie,
Russian / Россия / Rusça Клянусь выстроившимися в ряды,
Somali / Somalice (Waxaan ku dhaartay) malaa'igta safan.
Spanish / Español / Ispanyolca ¡Por los puestos en fila.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Naapa kwa wanao jipanga kwa safu.
Svenska / Swedish / Isveççe VID DEM som ställer upp i sluten ordning
Tatarça / Tatarish / Tatarca Гыйбадәт кыла торган урыннарында саф-саф булып торган фәрештәләр белән
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili ขอสาบานด้วย (มะลาอิกะฮฺ ) ผู้เข้าแถวตามลำดับ
Urdu / اردو / Urduca قسم ہے صف باندھنے والوں کی پرا جما کر
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Сафда тизилиб турувчилар ила қасам.
Bengali / বাংলা / Bengalce শপথ তাদের যারা সারিবদ্ধ হয়ে দাঁড়ানো,
Tamil / தமிழர் / Tamilce அணிவகுத்து நிற்பவர்கள் மீது சத்தியமாக,

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>