3. Hîzb, Sâd Sûresi

Sâd Suresi 2. Ayeti Meali

بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ
Beli-lleżîne keferû fî ‘izzetin veşikâk(in)
1
bel
bilâkis, hayır
2
ellezîne
o kimseler, onlar
3
keferû
inkâr ettiler, küfrettiler
4
içinde, de
5
izzetin
gurur, kibir
6
ve şikâkın
ve ayrılık

Diyanet İşleri Fakat inkâr edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) O inkâr edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Fakat o küfredenler bir onur ve ayrılık içindeler.
Elmalılı Hamdi Yazır Fakat o küfredenler bir onur, bir şikak içindeler
Diyanet Vakfı (1-2) Sâd. Öğüt veren Kur'an'a yemin ederim ki, küfredenler, (iddia ettiklerinin) aksine, bir gurur ve tefrika içindedirler.
Abdulbaki Gölpınarlı Kâfir olanlar, ululanmadalar ve isyân içindeler.
Adem Uğur Küfredenler, (iddia ettiklerinin) aksine, bir gurur ve tefrika içindedirler.
Ahmed Hulusi Bak kendilerini şerefli sanan o hakikat bilgisini inkâr edenler, hakikatlerinden kopuk bir yaşam içindedirler!
Ahmet Tekin Doğrusu, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar, boş bir gurur, bir ayrılık, bir bölücülük, hakka muhalefet ve düşmanlık içindeler.
Ahmet Varol Hayır. O inkâr edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler.
Ali Fikri Yavuz (İş kâfirlerin dediği gibi değil), doğrusu o kâfir olanlar, bir tekebbür ve bir ayrılık içindedirler.
Bekir Sadak (1-2) Sad. Ogut veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrilik icindedirler.
Celal Yıldırım O inkâr edenler, bir gurur ve bölünme içindedirler.
Diyanet İşleri 2 (1-2) Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler.
Fizilil Kuran İnkâr edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler.
Gültekin Onan Hayır; o küfredenler (boş) bir gurur ve bir parçalanma içindedirler.
Hasan Basri Cantay (haal) küfredenler (in iddia etdikleri gibi değildir). Bil'akis (onların dışı boş) bir onur, (içi ise tam) bir tefrika içindedir.
Hayat Neşriyat Hayır! İnkâr edenler bir gurur ve (Allah’a ve Resûlüne karşı) muhâlefet içindedirler.
Ibni Kesir Hayır, o küfredenler boş bir gurur ve bir parçalanma içindedirler.
Muhammed Esed Ama hakikati inkara şartlanmış olanlar, boş gurura kapılmış ve (bu sebeple) (doğru yolu bırakıp) yanlış ve eğri yollara sapmışlardır.
Ömer Nasuhi Bilmen Belki o kâfir olanlar, bir gurur ve muhalefet içindedirler.
Ömer Öngüt Kâfirler bilâkis bir gurur ve ayrılık içindedirler.
Şaban Piris Kafir olanlar kibir ve ayrılık içindedirler.
Suat Yıldırım (Kâfirler) Bu Kur’ân’ı onda şüpheye yer verecek herhangi bir taraf olduğundan değil, ama asıl kendileri Allah’a karşı kibir ve muhalefet taşıdıkları için inkâr ediyorlar.
Tefhim-ül Kuran Hayır; o küfredenler (boş) bir gurur ve bir parçalanma içindedirler.
Ümit Şimşek Doğrusu, inkâr edenler kibirleri yüzünden muhalefet içindeler.

Diyanet Tefsiri Sûrenin başında yer alan “sâd”, hurûf-ı mukattaa denilen harflerdendir (bu konuda bilgi için bk. Bakara 2/1). İlk âyetteki “Kur’an” kelimesiyle Kur’ân-ı Kerîm’in bütünü veya özellikle bu sûre kastedilmiş olabilir. “Öğüt ve uyarı” diye çevirdiğimiz aynı âyetteki zikr kelimesi “şeref, şan” anlamına da gelmektedir. Bu anlam dikkate alındığında ilgili cümleyi, “Şerefli, şanlı Kur’an’a andolsun ki” şeklinde anlamak gerekir. Birinci anlama göre Kur’an’ın, insanları bâtıl inançlardan kurtarıp doğru inançlara yöneltmeyi; hak ve adaletle bağdaşmayan, insanlık onuruna yakışmayan tutum ve davranışlardan arındırıp temiz bir hayata, erdemli davranışlara kavuşturmayı amaçlayan buyruk ve yasaklarına, aydınlatıcı ve uyarıcı mahiyetteki açıklamalarının önemine dikkat çekilmekte; ikinci anlama göre bu ifade, anılan özellikleriyle Kur’an’ın müslümanlar için gelecekte bir şeref kaynağı olacağı, Kur’an sayesinde müslümanların şanlı bir uygarlık kuracakları müjdesini içermektedir. Nitekim sûrenin son âyetinde de bu müjdenin mutlaka gerçekleşeceği bildirilmektedir. İnkârcıların genel tutumu, öğüt ve uyarı dolu Kur’an’ı Allah kelâmı saymama ve onun bu özelliklerini tanımama yönünde olduğu için 2. âyetin başındaki “bel” edatını, “bu uyarıya kulak verecekleri yerde” şeklinde çevirmeyi uygun bulduk. Burada inkârcıların belirtilen tutumlarının haklı bir gerekçeye dayanmadığı, yani onların inkârlarının, Kur’an’ın gerçekten bir öğüt ve uyarı taşımamasından yahut bir değer eksikliğinden kaynaklanmadığı; aksine câhilce bir gurur, büyüklenme ve benlik duygusuyla inatlaşma ve düşmanlık psikolojisinden doğduğu bildirilmektedir (İbn Âşûr; XXIII, 204-206). Nitekim Bakara sûresinde de (2/206) aynı tutum, “Ona, ‘Allah’tan kork!’ dense gururu kendisini günaha sürükler” şeklinde dile getirilmiştir.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Ne, ên kafir bûne di quretî û neyartiyê de ne.
Sahih International / English / Ingilizce But those who disbelieve are in pride and dissension.
M.Pickthall / English / Ingilizce Nay, but those who disbelieve are in false pride and schism.
Muhsin Khan / English / Ingilizce Nay, those who desbelieve are in false pride and opposition.
Yusuf Ali / English / Ingilizce But the Unbelievers (are steeped) in Self-glory(4148) and Separatism.
Shakir / English / Ingilizce Nay! those who disbelieve are in self-exaltation and opposition.
Dr. Ghali / English / Ingilizce No indeed, (but) the ones who have disbelieved are in might and opposition.
Albanian / Shqip / Arnavutça Por ata që nuk besuan janë në kryeneçsi e kundërshtim.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice (Məkkə kafirlərinin iman gətirməmələri heç də, onların dediyi kimi, şəkk-şübhə üzündən deyildir). Doğrusu, o kafirlər qürur və nifaq içindədirlər. (İman gətirməyi özlərinə sığışdırmır. Muhəmməd əleyhissəlama qarşı çıxıb onunla ədavət aparırlar).
Bosnian / Bosanski / Bosnakca doista su bahati i inadžije oni koji neće da vjeruju!
Bulgarian / Български / Bulgarca Ала неверниците тънат в надменност и противене.
Chinese / 中文 / Çince 不然!不信道者,是妄自尊大、違I真理的。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 不然!不信道者,是妄自尊大、违背真理的。
Czech / Česky / Çekçe Ba věru ti, kdož nevěří, v marnivosti a odporu setrvávají.
Dutch / Nederlands / Hollandaca Waarlijk, de ongeloovigen zijn verkleefd aan trotschheid en twist.
Farsi / فارسی / Farsça بلکه، کسانی که کافر شدند در سر کشی و اختلافند.
Finnish / Suomi / Fince Totisesti epäuskoiset ovat omahyväisiä ja itsepintaisia!
French / Français / Fransızca Ceux qui ont mécru sont plutôt dans l'orgueil et le schisme !
German / Deutsch / Almanca Aber nein! Diejenigen, die ungläubig sind, befinden sich in (falschem) Stolz und in Widerstreit.
Hausa / Hausa Dili Ã'a, waɗanda suka kãfirta sunã cikin girman kai (ga rikon al'ãdunsu) da sãɓãni (tsakãnin jũnansu).
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Sebenarnya orang-orang kafir itu (berada) dalam kesombongan dan permusuhan yang sengit.
Italian / Italiano / Italyanca Sono i miscredenti ad essere nell'orgoglio e nello scisma!
Japanese / 日本語 / Japonca いや,信仰のない者たちは,高慢で反抗的である。
Korean / 한국어 / Korece 그러나 불신자들은 거만해 하고 의심으로 불신하나
Malay / Bahasa Melayu / Malayca (Orang-orang yang mengingkari kerasulanmu - wahai Muhammad - tidak berdasarkan kebenaran) bahkan mereka yang kafir itu bersifat sombong angkuh dan suka menentang kebenaran.
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili എന്നാല്‍ സത്യനിഷേധികള്‍ ദുരഭിമാനത്തിലും കക്ഷി മാത്സര്യത്തിലുമാകുന്നു.
Maranao / mәranaw Kna, ka so miyamangongkir na matatago ko maratabat, go so kasosorang.
Norwegian / Norsk / Norveççe Nei, de som er vantro befinner seg i overmot og tross.
Polski / Polish / Polonya Dili A jednak ci, którzy nie wierzą, tkwią w dumie i odszczepieństwie.
Portuguese / Português / Portekizce Porém, os incrédulos estão imbuídos de arrogância e separatismo.
Romanian / Română / Rumence Câte leaturi nu am nimicit înaintea lor! Şi ei strigară când nu mai era vreme de scăpare.
Russian / Россия / Rusça Однако те, которые не веруют, пребывают в гордыне и разладе с истиной.
Somali / Somalice Kuwii gaaloobay waxay kusuganyihiin isla wayni iyo khilaaf (xaqdiido).
Spanish / Español / Ispanyolca Por los infieles están llenos de orgullo y en oposición.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Lakini walio kufuru wamo katika majivuno na upinzani
Svenska / Swedish / Isveççe De som förnekar sanningen av högmod och motsägelselusta [och förkastar dess budskap bör tänka på]
Tatarça / Tatarish / Tatarca Бәлки кәферләр хаклыктан каты тәкәбберләнмәктәләр һәм Аллаһуга вә рәсүленә каты каршылык кылмакталар.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili แต่ว่าบรรดาผู้ปฏิเสธศรัทธาอยู่ในการหยิ่งผยองและการแตกแยก
Urdu / اردو / Urduca مگر جو لوگ کافر ہیں وہ غرور اور مخالفت میں ہیں
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Аммо куфр келтирганлар кибру ҳаво ва мухолифликдадирлар.
Bengali / বাংলা / Bengalce বরং যারা কাফের, তারা অহংকার ও বিরোধিতায় লিপ্ত।
Tamil / தமிழர் / Tamilce ஆனால், நிராகரிப்பவர்களோ பெருமையிலும், மாறுபாட்டிலும் (ஆழ்ந்து) கிடக்கின்றனர்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>