2. Hîzb, Mutaffifîn Sûresi

Mutaffifîn Suresi 2. Ayeti Meali

الَّذِينَ إِذَا اكْتَالُواْ عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَ
Elleżîne iżâ-ktâlû ‘alâ-nnâsi yestevfûn(e)
1
ellezîne
onlar
2
izâ
olduğu zaman
3
ektâlû
ölçekle ölçerek satın aldılar
4
alâ en nâsi
insanlara
5
yestevfûne
vefalı davranırlar, dürüst, doğru olurlar

Diyanet İşleri Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Onlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Onlar ki, insanlar üzerinden kendilerine ölçtüklerinde tam basarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır Ki nâs üzerinden kendilerine ölçtükleri zaman tam basarlar
Diyanet Vakfı (1-3) İnsanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam, onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise noksan yapan hilekârlara yazıklar olsun!
Abdulbaki Gölpınarlı Öyle kişilerdir onlar ki insanlardan bir şey alırlarken tamam ölçerler.
Adem Uğur Onlar insanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam,
Ahmed Hulusi Onlar ki, insanlardan haklarını tam ölçüyle alırlar da;
Ahmet Tekin İnsanlardan alırken ölçüp tartarlarken, tamı tamına ölçüp tartarlar.
Ahmet Varol Onlar insanlardan ölçerek bir şey aldıklarında noksansız alırlar.
Ali Fikri Yavuz Ki onlar, insanlardan ölçüp (haklarını) aldıkları zaman, tam olarak alırlar.
Bekir Sadak (1-3) Insanlardan, kendileri bir seyi olcerek aldiklari zaman tam alan; ama onlara bir seyi olcup tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Celal Yıldırım Onlar ki, insanlardan ölçüp alırken noksansız alırlar.
Diyanet İşleri 2 (1-3) İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Fizilil Kuran Onlar insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman eksiksiz alırlar.
Gültekin Onan Ki onlar, insanlardan ölçerek aldıklarında noksansız alırlar.
Hasan Basri Cantay Ki onlar insanlardan ölçekle aldıkları zaman (haklarını) tastamam alanlar,
Hayat Neşriyat Onlar ki, insanlardan ölçerek (bir şey) aldıkları zaman, tam alırlar.
Ibni Kesir Onlar ki; insanlardan bir şey aldıkları zaman kendileri ölçerek tam alırlar.
Muhammed Esed Onlar, (öteki) insanlardan haklarını eksiksiz isterler;
Ömer Nasuhi Bilmen O kimseler ki, nâs aleyhine ölçtükleri zaman tam ölçer alırlar.
Ömer Öngüt Onlar ki insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman ölçüyü tam yaparlar.
Şaban Piris İnsanlardan/halktan aldıklarında tam alan..
Suat Yıldırım Onlar ki satın alırken haklarını tam olarak alırlar.
Tefhim-ül Kuran Ki onlar, insanlardan ölçerek aldıklarında noksansız alırlar.
Ümit Şimşek Onlar insanlardan birşey ölçerek aldıklarında tastamam alırlar.

Diyanet Tefsiri “Vay haline!” diye çevirdiğimiz veyl kelimesi, “ağır zarar, kötülük, hüzün, azap, helâk” gibi anlamlara gelir (Elmalılı, VIII, 5648). Ayrıca hadislerde cehennemdeki bir vadinin ismi olduğu da bildirilmiştir (Tirmizî, “Tefsîr”, 22; Müsned, III, 75). Râgıb el-İsfahânî’ye göre bu kelimenin cehennemdeki bir vadiye isim verilmesi, mecazi anlamda olup “veyl”e muhatap olanların cehennem azabına uğrayacaklarını ifade eder (bk. el-Müfredât, “vyl” md.). “Ölçü ve tartıyı eksik yapanlar” anlamındaki mutaffifîn, mutaffif kelimesinin çoğuludur. 2-3. âyetlerdeki açıklamaya göre “alırken fazla fazla, verirken eksik ölçenler” mânasına gelir. Bu sebeple 1-3. âyetlerde bir taraftan eksik ölçüp tartanlar yaptıkları işin çirkinliğinden dolayı kınanırken diğer taraftan böylesine çirkin bir işe kalkışanların âhirette cezalandırılacağına dikkat çekilmektedir. Burada ölçü ve tartı örnek bir işlem olup daha genel olarak insanların, kendi haklarını gözettikleri kadar sorumluluklarını da özenle yerine getirmeleri gerektiği vurgulanmakta, hakka konu olan her işlemde adaleti titizlikle korumaları istenmektedir (Ebü’l-Kåsım el-Kuşeyrî’nin bu yöndeki bir yorumu için bk. Râzî, XXXII, 91). Sûrenin Medine’de indiğini söyleyen müfessirler İbn Abbas’tan şöyle bir rivayet naklederler: Hz. Peygamber Medine’ye geldiği zaman Medineliler ölçü ve tartıda hile yapıyorlardı. O sıralarda bu âyetler indirildi; onlar da bundan sonra kendilerini düzelttiler (Taberî, XXX, 58; Zemahşerî, IV, 229; Râzî, XXXI, 88). Kanaatimizce bu rivayeti, Resûlullah’ın, Medine’ye geldiği zaman ticaretle uğraşan birtakım insanların ölçü ve tartıyı eksik yaptıklarını görünce, daha önce Mekke döneminde inmiş olan bu âyetleri onlara tebliğ ettiği şeklinde anlamak daha isabetli olur. Âyetlerin iniş sebebi özel bir olay olsa da genel anlamda ölçü ve tartıyı eksik yapmanın çirkinliğine dikkat çekilmiş, bencillik ve başkalarını aldatma gibi ahlâka aykırı duygu ve davranış içinde olanlar kınanmıştır. Ölçü ve tartının adaletle yapılmasını emreden başka âyetler de vardır (meselâ bk. En‘âm 6/152; İsrâ 17/35; Rahmân 55/8-9). Âyetler bu emirlere uyulmadığı takdirde dünyada ilahî kınamaya mâruz kalma, âhirette de şiddetli bir azaba uğramanın kaçınılmaz olduğunu göstermektedir. 4. âyette, ölçü ve tartıda hile yapan kimselerin yeniden dirilişe kesin olarak inanmaları bir yana, bunu muhtemel görmeleri halinde bile bu sahtekârlığa cüret etmelerinin mümkün olmadığına dikkat çekilmektedir (Elmalılı, VIII, 5652). 5. âyette ifade edilen “büyük gün”den maksat kıyamet günüdür. Öldükten sonra dirilme, hesap, ceza, cennetliklerin cennete, cehennemliklerin cehenneme girmeleri gibi büyük olayların yaşanacağı gün olduğu için ona “büyük gün” denilmiştir (Şevkânî, V, 463). Nitekim 6. âyette o gün bütün insanların hesaba çekilmek üzere diriltilip âlemlerin rabbinin huzuruna çıkarılacakları ifade buyurularak uhrevî yargı ve hesap sırasında hiçbir kimsenin hiçbir kötülüğünün gizli kalmayacağı, hepsinin tek tek hesabının sorulacağı vurgulanmıştır.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Ewanan gava tiştekî ji merivan bistînin; pîvandina wî bê kêmasî pêktîn in.
Sahih International / English / Ingilizce Who, when they take a measure from people, take in full.
M.Pickthall / English / Ingilizce Those who when they take the measure from mankind demand it full,
Muhsin Khan / English / Ingilizce Those who, when they have to receive by measure from men, demand full measure,
Yusuf Ali / English / Ingilizce Those who, when they have to receive by measure from men, exact full measure,
Shakir / English / Ingilizce Who, when they take the measure (of their dues) from men take it fully,
Dr. Ghali / English / Ingilizce Who, when they measure against mankind, (i.e., when they take from others) take full (measure),
Albanian / Shqip / Arnavutça Ata që kur matin prej njerëzve prej njerëzve, për vete e plotësojnë,
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice O kəslər ki, özlərini insanlardan (bir şey) aldıqları zaman onu tam ölçüb alar,
Bosnian / Bosanski / Bosnakca koji punu mjeru uzimaju kada od drugih kupuju,
Bulgarian / Български / Bulgarca които щом взимат от хората, изпълват мярката,
Chinese / 中文 / Çince 當他戔q別人稱量進來的時唌A他抮棤q得很充足;
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 当他们从别人称量进来的时候,他们称量得很充足;
Czech / Česky / Çekçe kteří když jim je měřeno plnou míru od lidí žádají,
Dutch / Nederlands / Hollandaca Die, als zij van anderen koopen eene volle maat verlangen,
Farsi / فارسی / Farsça کسانی که چون (برای خود) از مردم پیمانه می کنند, حق خود را کامل می گیرند.
Finnish / Suomi / Fince jotka vaativat täyden mitan, kun mittaavat toisilta omaksi hyväkseen,
French / Français / Fransızca qui, lorsqu'ils font mesurer pour eux-mêmes exigent la pleine mesure,
German / Deutsch / Almanca die, wenn sie sich von ihren Mitmenschen etwas zuteilen lassen, volles Maß verlangen,
Hausa / Hausa Dili Waɗanda suke idan suka auna daga mutãne suna cika mũdu.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce (yaitu) orang-orang yang apabila menerima takaran dari orang lain mereka minta dipenuhi,
Italian / Italiano / Italyanca che quando comprano esigono colma la misura,
Japanese / 日本語 / Japonca かれらは人から計って受け取る時は,十分に取り,
Korean / 한국어 / Korece 그들은 사람들로부터 받을 때저울을 넘치게 하여 받으나
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Iaitu mereka yang apabila menerima sukatan (gantang cupak) dari orang lain mereka mengambilnya dengan cukup,
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili അതായത്‌ ജനങ്ങളോട്‌ അളന്നുവാങ്ങുകയാണെങ്കില്‍ തികച്ചെടുക്കുകയും.
Maranao / mәranaw Siran na igira a miyakipagasad siran ko manga manosiya na pphakitarotop siran,
Norwegian / Norsk / Norveççe Som når de tilmåles av folk, krever fullt mål,
Polski / Polish / Polonya Dili Tym, którzy kiedy otrzymują, domagają się od ludzi pełnej miary;
Portuguese / Português / Portekizce Aqueles que, quando alguém lhes mede algo, exigem a medida plena.
Romanian / Română / Rumence însă când ei măsoară ori cântăresc, îi înşală!
Russian / Россия / Rusça которые хотят получить сполна, когда люди отмеривают им,
Somali / Somalice Waa kuwa markay miisina oofsada (dhammaystirta).
Spanish / Español / Ispanyolca que, cuando piden a otros la medida, la exigen exacta,
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Ambao wanapo jipimia kwa watu hudai watimiziwe.
Svenska / Swedish / Isveççe de som vid köp kräver fullt mått,
Tatarça / Tatarish / Tatarca Алар башка кешеләрдән берәр нәрсә үлчәп алсалар үлчәүне тутырып мул үлчәп алалар.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili คือบรรดาผู้ที่เมื่อพวกเขาตวงเอาจากคนอื่นก็ตวงเอาเต็ม
Urdu / اردو / Urduca جو لوگوں سے ناپ کر لیں تو پورا لیں
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Улар одамлардан нарса ўлчаб олсалар, тўлиқ оларлар.
Bengali / বাংলা / Bengalce যারা লোকের কাছ থেকে যখন মেপে নেয়, তখন পূর্ণ মাত্রায় নেয়
Tamil / தமிழர் / Tamilce அவர்கள் மனிதர்களிடமிருந்து அளந்து வாங்கும் போது நிறைவாக அளந்து வாங்குகின்றனர்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>