2. Hîzb, Meryem Sûresi

Meryem Suresi 52. Ayeti Meali

وَنَادَيْنَاهُ مِن جَانِبِ الطُّورِ الْأَيْمَنِ وَقَرَّبْنَاهُ نَجِيًّا
Venâdeynâhu min cânibi-ttûri-l-eymeni vekarrabnâhu neciyyâ(n)
1
ve nâdeynâ-hu
ve ona seslendik
2
min cânibi et tûri
Tur’un yanından
3
el eymeni
sağ taraf
4
ve karrebnâ-hu
ve onu yaklaştırdık
5
neciyyen
fısıltıyla konuşmak, söyleşmek

Diyanet İşleri Ona, Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Biz ona Tur dağının sağ yanından seslendik ve onu hususi bir konuşmada bulunmak üzere kendimize yaklaştırdık.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Biz hem ona Tur'un sağ tarafından seslendik hem de onu yakarış makamında yakınlık mertebesine erdirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır Hem ona Tûrun canibi eymeninden nidâ ettik, hem de onu makamı münacatta mertebei kurbe erdirdik
Diyanet Vakfı Ona Tûr'un sağ tarafından seslendik ve onu, fısıldaşan kimse kadar (kendimize) yaklaştırdık.
Abdulbaki Gölpınarlı Ona, Tûr'un sağ yanından nidâ ettik, bizimle konuşmak üzere tapımıza yaklaştırdık onu.
Adem Uğur Ona Tûr'un sağ tarafından seslendik ve onu, fısıldaşan kimse kadar (kendimize) yaklaştırdık.
Ahmed Hulusi Ona Tur'un sağ tarafından (benliğinin sağ yanı, hakikatinden) nida ettik ve Onu neciy olarak (hakikatinin seslenişini duyacağı makama) kurb makamına erdirdik.
Ahmet Tekin Mûsâ’ya Tur’un sağ tarafından seslendik. Fısıldaşan kimse kadar onu kendimize yaklaştırdık.
Ahmet Varol Biz ona Tur'un sağ yanından seslendik ve onu özel konuşma için yaklaştırdık.
Ali Fikri Yavuz Biz Mûsa’ya Tûr dağı yanında, sağ tarafından nida ettik; ve münacat ettiği halde kendisine yüksek mertebe verdik.
Bekir Sadak Ona Tur'un sag yanindan seslenmis ve konusmak icin onu yaklastirmistik.
Celal Yıldırım Ona Tûr dağının sağ tarafından seslenmiş, konuşmak için onu yaklaştırmıştık.
Diyanet İşleri 2 Ona Tur'un sağ yanından seslenmiş ve konuşmak için onu yaklaştırmıştık.
Fizilil Kuran Ona Tur'un sağ yanından seslendik ve kendisi ile özel olarak konuşmak için onu yakınımıza getirdik.
Gültekin Onan Ona, Tur'un sağ yanından seslendik ve onu (kendisiyle) gizlice söyleşmek için yakınlaştırdık.
Hasan Basri Cantay Biz onu «Tuur» un sağ yanından nida etdik. Onu çok münâcat eden bir kimse olarak yaklaşdırdık.
Hayat Neşriyat Ona Tûr’un sağ tarafından seslendik ve (o sessizce Rabbine) yalvaran bir kimse olduğu hâlde onu (kendimize) yaklaştırdık.
Ibni Kesir Ona Tur'un sağ yanından seslendik. Ve onu gizlice söyleşmek için yaklaştırdık.
Muhammed Esed Hani o'na Sina Dağı'nın sağ yamacından seslenmiş ve o'nu gizemsel bir konuşma için (kendimize) yaklaştırmıştık;
Ömer Nasuhi Bilmen Ve o'na Tûr'un sağ tarafından nidâ ettik ve onu münacaat eder bir halde yaklaştırdık.
Ömer Öngüt Ona Tur'un sağ yanından seslenmiş ve hususi bir konuşmada bulunmak için onu yaklaştırmıştık.
Şaban Piris O’na Tur’un sağ yanından seslenmiştik. Samimi olarak söyleşmek için onu yaklaştırmıştık.
Suat Yıldırım Hani ona Tur’un sağ tarafından seslenmiş ve özel konuşma için onu huzurumuza almıştık.
Tefhim-ül Kuran Ona, Tur'un sağ yanından seslendik ve onu (kendisiyle) gizlice söyleşmek için yakınlaştırdık.
Ümit Şimşek Ona Tûr'un sağ tarafından seslenmiş ve Bizimle doğrudan konuşması için onu huzurumuza almıştık.

Diyanet Tefsiri Meryem sûresinin dördüncü kıssası Ya‘kub aleyhisselâmın soyundan gelen Hz. Mûsâ’nın kıssasıdır. Hz. Mûsâ İsrâiloğulları’na gönderilmiş olup, “ülü’l-azim” tabirini büyük peygamberler (daha çok beş büyük peygamber) anlamında kabul edenlere göre o da bu gruptaki peygamberlerden biridir (ayrıca bk. Ahkaf 46/35). Hz. Mûsâ’nın özelliği olarak gerçek ve “ihlâslı” diye tercüme ettiğimiz muhlas kelimesi, “seçilmiş, özel bir yakınlıkla tanınmış kişi” anlamlarına da gelmektedir (İbn Âşûr, XVI, 127). Yüce Allah, kendisiyle konuşmak için insanlar arasından Hz. Mûsâ’yı seçtiği ve peygamber olarak görevlendirdiği için onu bu sıfatla nitelendirdiği düşünülebilir. A‘râf sûresinin 144. âyeti de bu anlamı desteklemektedir. Muhlis şeklindeki kıraate göre bu kelime, “ibadeti yalnız Allah için yapan, O’na tahsis eden” mânasına gelir. Bu da Hz. Mûsâ’nın Allah’a kulluktaki samimiyet ve ihlâsını ifade eder. 41. âyetin tefsirinde, kendisine kitap indirilmiş olan peygambere hem resul hem de nebî denildiğine dair bilgi verilmişti. Hz. Mûsâ’ya Tevrat indirilmiş olduğu için burada ona hem resul hem de nebî denilmiştir. Hz. Mûsâ’ya ilâhî çağrının geldiği ifade buyurulan Tûr, Ürdün ile Mısır arasında yer alan Sînâ yarımadasındaki bir dağın adıdır. “Tûr’un sağ tarafı”ndan maksat ise Hz. Mûsâ’nın yüzünü Tûr dağına döndürdüğünde bulunduğu yerin sağ tarafıdır. Zira dağın sağı veya solu olmaz. Yüce Allah Tûr’da Hz. Mûsâ ile vasıtasız olarak konuştuğunda Mûsâ’ya göre dağın sağ tarafından seslenerek konuşmuştur (bk. Taberî, XVI, 94). Başka bir görüşe göre ise “sağ taraf” diye tercüme ettiğimiz eymen kelimesi “bereketli” (mübarek) anlamına gelmektedir (Şevkânî, III, 380). Buna göre Allah Teâlâ Hz. Mûsâ’ya Tûr’un bereketli tarafından seslenerek onunla konuşmuştur. Hz. Mûsâ’nın yaklaştırılmasını, “Mûsâ maddî olarak Tevrat’ın levhalara yazıldığı yere o derece yaklaştırıldı ki kalemin cızırtısını işitti” şeklinde tefsir edenler varsa da “Allah onu mânevî makam bakımından kendisine yaklaştırdı” diye tefsir edenler de vardır ve bu mâna daha uygun görünmektedir (Râzî, XXI, 231; Şevkânî, III, 380). İbn Âşûr da bu yaklaştırmanın “vahyetmek” anlamında mecaz olduğunu ifade etmiştir (XVI, 128). Bir kutsî hadiste kulun Allah’a farz ve nâfile ibadetlerle nasıl yaklaştığı ve sonunda bu yaklaşmanın ruh ahlâk yüceliği olarak nasıl sonuçlar verdiği açıklanmıştır. Kul ile Allah arasındaki yakınlaşmayı te’vilsiz fakat maddîleştirmeden anlayıp yorumlamak bize göre daha uygundur. Yüce Allah Hz. Mûsâ’ya, Firavun’a gidip İsrâiloğulları’nı serbest bırakmasını ondan istemelerini emrettiğinde Hz. Mûsâ kardeşi Hârûn’u da peygamber ve kendisine yardımcı olarak görevlendirmesi için Allah’a dua etti (Tâhâ 20/29-32). Allah Teâlâ onun duasını kabul ederek kardeşini de peygamber olarak görevlendirdi ve onun yanına yardımcı olarak verdi. Mûsâ aleyhisselâmın dilindeki tutukluğa mukabil Hârûn açık ve güzel konuşurdu (krş. Tâhâ 20/25-32; Kasas 28/34). Hz. Mûsâ’nın insanlara tebliğ etmek istediklerini o tebliğ eder ve bulunmadığında ona vekâlet ederdi (Mûsâ ve Hârûn hakkında bilgi için bk. Bakara 2/49-59; Tâhâ20/30 vd.; Kasas 28/3 vd.).

Kurdî / کوردی / Kürtçe Me ji alîyê rastê çîya yê (bi nav) Tûr da, gazî (Mûsa) kirîye. Ji bo ku em bi wî ra mijûl bibin, me ewa nêzê xwe kirîye.
Sahih International / English / Ingilizce And We called him from the side of the mount at [his] right and brought him near, confiding [to him].
M.Pickthall / English / Ingilizce We called him from the right slope of the Mount, and brought him nigh in communion.
Muhsin Khan / English / Ingilizce And We called him from the right side of the Mount, and made him draw near to Us for a talk with him [Musa (Moses)].
Yusuf Ali / English / Ingilizce And we called him from the right side(2504) of Mount (Sinai), and made him draw near to Us, for mystic (converse).
Shakir / English / Ingilizce And We called to him from the blessed side of the mountain, and We made him draw nigh, holding communion (with Us).
Dr. Ghali / English / Ingilizce And We called out to him from the right side of At-Tur (The Mount) and We brought him near in private conference.
Albanian / Shqip / Arnavutça Dhe Ne e thirrëm nga ana e djathtë e kodrës Tur, e afruam për t’i folur (të dëgjojë bisedën tonë).
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Biz (Musanı) Tur dağının sağ tərəfindən çağırdıq və (Allahla danışmaq üçün yalvarıb) gizli dua edərkən özümüzə yaxınlaşdırdıq.
Bosnian / Bosanski / Bosnakca Mi smo ga s desne strane Tura zovnuli i Sebi ga približili da čuje riječi Naše,
Bulgarian / Български / Bulgarca И призовахме го Ние от дясната страна на Планината, и го приближихме за тайна беседа.
Chinese / 中文 / Çince 我從那座山的右邊召喚他,我叫他到我這裡來密談。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 我从那座山的右边召唤他,我叫他到我这里来密谈。
Czech / Česky / Çekçe A zavolali jsme naň na pravém úbočí hory Sinaje a učinili jsme jej blízkým důvěrníkem.
Dutch / Nederlands / Hollandaca En wij riepen hem van de rechterzijde van den berg Sinaï, en deden hem naderen om zich in het bijzonder met ons te onderhouden.
Farsi / فارسی / Farsça و (ما) او را از طرف راست (کوه) طور ندا دادیم، و رازگویان او را (به خود) نزدیک ساختیم .
Finnish / Suomi / Fince Me kutsuimme hänet vuoren oikealta puolelta ja sallimme hänen läheltä puhutella Itseämme.
French / Français / Fransızca Du côté droit du Mont (Sinaï) Nous l'appelâmes et Nous le fîmes approcher tel un confident.
German / Deutsch / Almanca Wir riefen ihn von der rechten Seite des Berges Tûr und ließen ihn sich Uns zu vertraulichem Gespräch nähern.
Hausa / Hausa Dili Kuma Muka kira shi daga gẽfen dũtse na dãma kuma Muka kusanta shi yanã abõkin gãnãwa.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Dan Kami telah memanggilnya dari sebelah kanan gunung Thur dan Kami telah mendekatkannya kepada Kami di waktu dia munajat (kepada Kami).
Italian / Italiano / Italyanca Lo chiamammo dalla parte destra del Monte e lo facemmo avvicinare in confidenza.
Japanese / 日本語 / Japonca われは(シナイ)山の右がわからかれに呼びかけ,密談のためわれの近くに招き寄せた。
Korean / 한국어 / Korece 하나님은 시나이 산 우편에 서 그를 불렀으매 신비의 얘기를 나누기 위해 하나님은 그를 가까 이 불렀노라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Dan Kami telah menyerunya dari arah sebelah kanan Gunung Tursina, dan Kami dampingkan dia dengan diberi penghormatan berkata dengan Kami.
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili പര്‍വ്വതത്തിന്‍റെ വലതുഭാഗത്ത്‌ നിന്ന്‌ നാം അദ്ദേഹത്തെ വിളിക്കുകയും, രഹസ്യസംഭാഷണത്തിനായി നാം അദ്ദേഹത്തിന്‌ സാമീപ്യം നല്‍കുകയും ചെയ്തു.
Maranao / mәranaw Na tiyawag Ami skaniyan ko kilid o palaw sa tampar sa kawanan, go piyakarani Ami skaniyan, a kinimbitiyarain Ami ron.
Norwegian / Norsk / Norveççe Vi kalte på ham fra fjellets høyre side, og lot ham komme nær i fortrolighet.
Polski / Polish / Polonya Dili Wezwaliśmy go z prawej strony góry i sprowadziliśmy go blisko dla poufnej rozmowy.
Portuguese / Português / Portekizce Chamamo-lo à escarpa direita do Monte e fizemos com que se aproximasse, para uma confidência.
Romanian / Română / Rumence Noi i l-am dăruit prin milostivenia Noastră, ca profet, pe fratele său, Aaron.
Russian / Россия / Rusça Мы подали ему глас с правой стороны горы и подозвали его поближе тихим голосом.
Somali / Somalice waana uga dhawaaqnay dhinaca (buurta) dhuur ee midigta ah, waana soo dhawaynay annagoo la hadli.
Spanish / Español / Ispanyolca Le llamamos desde la ladera derecha del monte e hicimos que se acercara en plan confidencial.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Na tulimwita upande wa kulia wa mlima na tukamsogeza kunong'ona naye.
Svenska / Swedish / Isveççe Vi kallade på honom från berget Sinais högra sida och drog honom intill Oss i en hemlighetsfull gemenskap;
Tatarça / Tatarish / Tatarca Вә Без Мусаның уң ягында булган Тур тавыннан аңа кычкырдык, вә яшерен сөйләшер өчен аны үзебезгә якын кылдык.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili และเราได้ร้องเรียกเขาจากทางด้านขวาของภูเขาฎูร และเราได้ให้เขาเข้ามาใกล้ชิดเพื่อบอกความลับ
Urdu / اردو / Urduca اور ہم نے ان کو طور کی داہنی جانب پکارا اور باتیں کرنے کے لئے نزدیک بلایا
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Биз унга Турнинг ўнг томонидан нидо қилдик ва муножот учун Ўзимизга яқинлаштирдик.
Bengali / বাংলা / Bengalce আমি তাকে আহবান করলাম তূর পাহাড়ের ডান দিক থেকে এবং গুঢ়তত্ত্ব আলোচনার উদ্দেশে তাকে নিকটবর্তী করলাম।
Tamil / தமிழர் / Tamilce இன்னும், நாம் அவரை தூர் (ஸினாய்) மலையின் வலப்புறத்திலிருந்து கூப்பிட்டோம்; மேலும் இரகசியத்தில் பேச நாம் அவரை நம்மிடம் நெருங்கி வரச் செய்தோம்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>