4. Hîzb, Maûn Sûresi

Maûn Suresi 7. Ayeti Meali

وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ
Ve yemne’ûne-lmâ’ûn(e)
1
ve yemneûne
ve mani olurlar, engel olurlar
2
el maûne
zekât ve yardımlaşma

Diyanet İşleri Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Ve yardımlığı sakınırlar (zekatı vermezler).
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Ve yardımlığı sakınır (zekatı yemezler).
Elmalılı Hamdi Yazır Ve yardımlığı sakınır (zekâtı vermezler)
Diyanet Vakfı (6-7) Onlar gösteriş yapanlardır; hayra da mâni olurlar.
Abdulbaki Gölpınarlı Ve zekât vermeyi menederler.
Adem Uğur Ve hayra da mâni olurlar.
Ahmed Hulusi Hayrı da engellerler!
Ahmet Tekin Çok cüz’î mâlî mükellefiyetleri yerine getirmeyenlerin, olanından karşılıksız ve ödünç vermeyenlerin, gücüyle ve imkânlarıyla imdada yetişmeyenlerin vay haline!
Ahmet Varol Ve zekatı (veya emaneti) vermezler.
Ali Fikri Yavuz Ve zekâtı vermezler...
Bekir Sadak Onlar basit seyleri dahi vermezler. *
Celal Yıldırım Zekâtı da, eğreti âlet edavatı da vermezler (yardımda bulunmaktan hiç hoşlanmazlar).
Diyanet İşleri 2 Onlar basit şeyleri dahi vermezler.
Fizilil Kuran En ufak bir yardımı esirgerler.
Gültekin Onan Ve 'ufacık bir yardımı (veya zekatı) da' engellemektedirler.
Hasan Basri Cantay Zekâtı da men'ederler onlar.
Hayat Neşriyat Ve mâûn’u (zekâtı) men' ederler!
Ibni Kesir Ve zekatı da men'ederler.
Muhammed Esed ve üstelik onlar, (insanlara) en ufak bir yardımı bile reddederler!
Ömer Nasuhi Bilmen Ve men edilmesi mutad olmayan bir şeyi bile men ediverirler.
Ömer Öngüt Zekâtı da menederler.
Şaban Piris Ufak tefek yardıma bile engel olanlara..
Suat Yıldırım (5-7) Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler). İbadetlerini gösteriş için yapar, zekât ve diğer yardımlarını esirger, vermezler.
Tefhim-ül Kuran Ve 'ufacık bir yardımı (veya zekâtı) da' engellemektedirler.
Ümit Şimşek Mâuna da engel olurlar.

Diyanet Tefsiri Yukarıda insanlara karşı insanlık görevini yerine getirmeyenler kınanmıştı; burada ise Allah’a karşı gerçek anlamda kulluk görevlerini yerine getirmeyenler eleştirilmektedir. Burada namaz kılmalarına rağmen kınananların olumsuz tutumlarına üç örnek sıralanmıştır: a) Namazlarının özünden uzak olmaları, b) İbadetlerinde halka gösteriş yapmaları, c) Hayra engel olmaları. “(Namazlarının) özünden uzaktırlar” diye çevirdiğimiz sâhûn kelimesinin sözlük anlamı “unutanlar” olup bu bağlamda, “namazlarını vaktinde kılmayanlar” şeklinde yorumlayanlar bulunmuşsa da Taberî, bizim de meâlde esas aldığımız yorumunda sâhûn kelimesini, “namazı ciddiye almayanlar, başka şeylerle meşgul olmayı namaz kılmaya tercih edenler” şeklinde anlamanın daha isabetli olduğunu, bunun vaktinde kılınmaması veya büsbütün terkedilmesiyle ilgili yorumu da kapsadığını belirtmiştir (XXX, 312). Bir kimsenin namazı ciddiye almamasının, namaz kılıyor görünse bile onun özünden uzak kalmasının önemli bir sebebi, 6. âyette riyâ kavramıyla ifade edilen “halka gösteriş yapma” eğilimidir. Riyâ, özellikle dinî davranışlarla ilgili bir terim olup “bir kimsenin, kendisinde bulunmayan dinî ve ahlâkî bir meziyeti, bir erdemi varmış gibi göstermesi, iyilik yapıyormuş gibi görünmesine rağmen yaptıklarıyla –iyiliğin din ve ahlâktaki karşılığından öte– maddî veya manevî bir çıkar amaçlaması” anlamına gelir. İşte âyette bu tutum eleştirilmektedir. “Hayır” diye çevirdiğimiz son âyetteki mâûn kelimesini Taberî, “insanın yararına olan her şey” şeklinde tanımlar ve kelimenin âyetteki anlamının “zekât, farz olan sadaka, diğer malî yükümlülükler, insanların kendi aralarında birbirine yararlandırmadıkları nimetler, hak, ödünç, mal” gibi anlamlara geldiğine dair görüşler naklettikten sonra kendisi mâûn kelimesinin bu bağlamda insanlara iyilik, hayır, nimetlerin paylaşılması gibi anlamları kuşatan genel bir ifade olduğunu belirtir (XXX, 313-320). Bu sebeple biz de meâlde mâûnu geniş bir kavram olan “hayır” kelimesiyle ifade etmeyi uygun bulduk. Sûrede dikkati çeken önemli bir nokta şudur: İbadetlerde şekil şartları da vazgeçilmez olmakla birlikte, en az şekil kadar özen gösterilmesi gereken husus, imanla birlikte niyet, ihlâs, huşû, takvâ gibi kavramlarla ifade edilen öz ve içeriktir. Kur’an’a göre ibadetlerde niyet ve ihlâs, tevhid ilkesinin ibadetteki yansımasıdır (meselâ bk. Fâtiha 1/5; Âl-i İmrân3/64). Bunu Hz. Peygamber, “Allah’ı görüyormuşçasına ibadet etmek” şeklinde belirtmiştir (Buhârî, “Îmân”, 37). İşte 4-6. âyetlerde, “Vay haline o namaz kılanlara ki, onlar namazlarının özünden uzaktırlar; halka gösteriş yaparlar” meâlindeki eleştiriyle verilmek istenen mesaj budur. Sûrede dikkati çeken diğer önemli bir nokta da Allah’a gönülden ibadet etmekle yardımlaşma ve dayanışmanın dindarlıkta birbirinden ayrılmazlığının vurgulanmış olmasıdır. Buna göre gerçekten dine inanan ve âhiret sorumluluğu taşıyan insan hem Allah’a hem de yaratılmışlara karşı ödevlerinin bilincinde olup bunları tam bir ihlâs ve samimiyetle yerine getiren, kendisi iyilikler yaptığı gibi herkesin de iyilik yapmasına ön ayak olan, yardımlaşma ve dayanışmanın önünü tıkayan değil, aksine gelişip yaygınlaşmasına, bireyselliği aşarak toplumsal ve kurumsal bir yapı kazanmasına katkıda bulunan insandır. İslâm’ın hâkim kılmak istediği gerçek ahlâk ve üstün insanlık işte budur.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Ewan qe bi destê tu xezanî jî nagirin.
Sahih International / English / Ingilizce And withhold [simple] assistance.
M.Pickthall / English / Ingilizce Yet refuse small kindnesses!
Muhsin Khan / English / Ingilizce And refuse Al-Ma'un (small kindnesses e.g. salt, sugar, water, etc.).
Yusuf Ali / English / Ingilizce But refuse (to supply) (even) neighbourly needs.(6285)
Shakir / English / Ingilizce And withhold the necessaries of life.
Dr. Ghali / English / Ingilizce And (refuse and) prevent (small) kindnesses.
Albanian / Shqip / Arnavutça Dhe nuk japin as sendin më të vogël (as hua).
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Və (xalqa) zəkat verməyi qadağan edərlər (yaxud xəsislik göstərib bir iş üçün qonum-qonşuya lazım olan qab-qacağı verməkdən imtina edərlər).
Bosnian / Bosanski / Bosnakca i nikome ništa ni u naruč ne daju!
Bulgarian / Български / Bulgarca а отказват дори дребните услуги!
Chinese / 中文 / Çince 他­怓O不肯­氻H什物的。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 他们是不肯借人什物的。  
Czech / Česky / Çekçe a dávat podporu odmítají.
Dutch / Nederlands / Hollandaca En (den behoeftige) de noodige aalmoes (gereedschappen) onthouden.
Farsi / فارسی / Farsça و (از پرداخت زکات و) عاریت دارن وسایل ضروری زندگی دریغ می ورزند.
Finnish / Suomi / Fince ja kitsaasti jättävät almut antamatta!
French / Français / Fransızca et refusent l'ustensile (à celui qui en a besoin).
German / Deutsch / Almanca und die Hilfeleistung verweigern.
Hausa / Hausa Dili Kuma suna hana taimako.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce dan enggan (menolong dengan) barang berguna.
Italian / Italiano / Italyanca e rifiutano di dare ciò che è utile.
Japanese / 日本語 / Japonca 慈善を断わる者に。
Korean / 한국어 / Korece 필요로 하는 사람들에게 인색한 자들이라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Dan orang-orang yang tidak memberi sedikit pertolongan (kepada orang yang berhak mendapatnya).
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili പരോപകാര വസ്തുക്കള്‍ മുടക്കുന്നവരുമായ
Maranao / mәranaw Go uurnn iran so kakhapiyaan!
Norwegian / Norsk / Norveççe som nekter å gi en håndsrekning!
Polski / Polish / Polonya Dili A odmawiają wspomożenia.
Portuguese / Português / Portekizce Negando-se, contudo, a prestar obséquios!
Romanian / Română / Rumence însă împiedică ceea ce se cere!
Russian / Россия / Rusça и отказывают даже в мелочи!
Somali / Somalice Una diida alaabta (Laysugu kaalmeeyo).
Spanish / Español / Ispanyolca Y niegan la ayuda!
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Nao huku wanazuia msaada.
Svenska / Swedish / Isveççe men som vägrar [sin medmänniska] även den minsta hjälp!
Tatarça / Tatarish / Tatarca Ул рияче тиешле садакаларны бирмәс һәм тормыш әйберләрен вакытлыча биреп тормас.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili และพวกเขาหวงแหนเครื่องใช้เล็ก ๆ น้อย ๆ (แก่เพื่อนบ้าน)
Urdu / اردو / Urduca اور برتنے کی چیزیں عاریتہً نہیں دیتے
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Ва маоъунни ман қиладиганлардир.
Bengali / বাংলা / Bengalce এবং নিত্য ব্যবহার্য্য বস্তু অন্যকে দেয় না।
Tamil / தமிழர் / Tamilce மேலும், அற்பமான (புழங்கும்) பொருள்களைக் (கொடுப்பதை விட்டும்) தடுக்கிறார்கள்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>