4. Hîzb, Maûn Sûresi

Maûn Suresi 6. Ayeti Meali

الَّذِينَ هُمْ يُرَاؤُونَ
Elleżîne hum yurâûn(e)
1
ellezîne
onlar, ..… yapanlar
2
hum
onlar
3
yurâûne
gösteriş yaparlar

Diyanet İşleri Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Gösteriş yaparlar onlar,
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Onlar ki, gösteriş yaparlar.
Elmalılı Hamdi Yazır Onlar ki müraîlik ederler
Diyanet Vakfı (6-7) Onlar gösteriş yapanlardır; hayra da mâni olurlar.
Abdulbaki Gölpınarlı Ve onlar, bütün işlerini gösteriş için yaparlar.
Adem Uğur Onlar gösteriş yapanlardır,
Ahmed Hulusi Onlar gösteriş yapanların ta kendileridirler!
Ahmet Tekin Kulluk ve ibadetlerinde, davranışlarında ikiyüzlü hareket edenlerin vay haline!
Ahmet Varol Onlar gösteriş yaparlar,
Ali Fikri Yavuz Onlar, (namazlarıyla insanlara) gösteriş yaparlar;
Bekir Sadak Onlar gosteris yaparlar.
Celal Yıldırım Durmadan gösteriş yaparlar.
Diyanet İşleri 2 Onlar gösteriş yaparlar.
Fizilil Kuran Onlar gösteriş yaparlar.
Gültekin Onan Onlar gösteriş yapmaktadırlar.
Hasan Basri Cantay onlar riyakârların ta kendileridir.
Hayat Neşriyat Onlar ki, riyâkârlık (gösteriş için ibâdet) ederler!
Ibni Kesir Ki onlar; gösteriş yaparlar,
Muhammed Esed onlar ki niyetleri yalnızca görülüp takdir edilmektir,
Ömer Nasuhi Bilmen O kimseler ki, onlar riyâkardırlar.
Ömer Öngüt Onlar riyâkârlık (gösteriş) yaparlar.
Şaban Piris Gösteriş yapanlara.
Suat Yıldırım (5-7) Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler). İbadetlerini gösteriş için yapar, zekât ve diğer yardımlarını esirger, vermezler.
Tefhim-ül Kuran Onlar gösteriş yapmaktadırlar,
Ümit Şimşek Yaptıklarını gösteriş için yaparlar,

Diyanet Tefsiri Yukarıda insanlara karşı insanlık görevini yerine getirmeyenler kınanmıştı; burada ise Allah’a karşı gerçek anlamda kulluk görevlerini yerine getirmeyenler eleştirilmektedir. Burada namaz kılmalarına rağmen kınananların olumsuz tutumlarına üç örnek sıralanmıştır: a) Namazlarının özünden uzak olmaları, b) İbadetlerinde halka gösteriş yapmaları, c) Hayra engel olmaları. “(Namazlarının) özünden uzaktırlar” diye çevirdiğimiz sâhûn kelimesinin sözlük anlamı “unutanlar” olup bu bağlamda, “namazlarını vaktinde kılmayanlar” şeklinde yorumlayanlar bulunmuşsa da Taberî, bizim de meâlde esas aldığımız yorumunda sâhûn kelimesini, “namazı ciddiye almayanlar, başka şeylerle meşgul olmayı namaz kılmaya tercih edenler” şeklinde anlamanın daha isabetli olduğunu, bunun vaktinde kılınmaması veya büsbütün terkedilmesiyle ilgili yorumu da kapsadığını belirtmiştir (XXX, 312). Bir kimsenin namazı ciddiye almamasının, namaz kılıyor görünse bile onun özünden uzak kalmasının önemli bir sebebi, 6. âyette riyâ kavramıyla ifade edilen “halka gösteriş yapma” eğilimidir. Riyâ, özellikle dinî davranışlarla ilgili bir terim olup “bir kimsenin, kendisinde bulunmayan dinî ve ahlâkî bir meziyeti, bir erdemi varmış gibi göstermesi, iyilik yapıyormuş gibi görünmesine rağmen yaptıklarıyla –iyiliğin din ve ahlâktaki karşılığından öte– maddî veya manevî bir çıkar amaçlaması” anlamına gelir. İşte âyette bu tutum eleştirilmektedir. “Hayır” diye çevirdiğimiz son âyetteki mâûn kelimesini Taberî, “insanın yararına olan her şey” şeklinde tanımlar ve kelimenin âyetteki anlamının “zekât, farz olan sadaka, diğer malî yükümlülükler, insanların kendi aralarında birbirine yararlandırmadıkları nimetler, hak, ödünç, mal” gibi anlamlara geldiğine dair görüşler naklettikten sonra kendisi mâûn kelimesinin bu bağlamda insanlara iyilik, hayır, nimetlerin paylaşılması gibi anlamları kuşatan genel bir ifade olduğunu belirtir (XXX, 313-320). Bu sebeple biz de meâlde mâûnu geniş bir kavram olan “hayır” kelimesiyle ifade etmeyi uygun bulduk. Sûrede dikkati çeken önemli bir nokta şudur: İbadetlerde şekil şartları da vazgeçilmez olmakla birlikte, en az şekil kadar özen gösterilmesi gereken husus, imanla birlikte niyet, ihlâs, huşû, takvâ gibi kavramlarla ifade edilen öz ve içeriktir. Kur’an’a göre ibadetlerde niyet ve ihlâs, tevhid ilkesinin ibadetteki yansımasıdır (meselâ bk. Fâtiha 1/5; Âl-i İmrân3/64). Bunu Hz. Peygamber, “Allah’ı görüyormuşçasına ibadet etmek” şeklinde belirtmiştir (Buhârî, “Îmân”, 37). İşte 4-6. âyetlerde, “Vay haline o namaz kılanlara ki, onlar namazlarının özünden uzaktırlar; halka gösteriş yaparlar” meâlindeki eleştiriyle verilmek istenen mesaj budur. Sûrede dikkati çeken diğer önemli bir nokta da Allah’a gönülden ibadet etmekle yardımlaşma ve dayanışmanın dindarlıkta birbirinden ayrılmazlığının vurgulanmış olmasıdır. Buna göre gerçekten dine inanan ve âhiret sorumluluğu taşıyan insan hem Allah’a hem de yaratılmışlara karşı ödevlerinin bilincinde olup bunları tam bir ihlâs ve samimiyetle yerine getiren, kendisi iyilikler yaptığı gibi herkesin de iyilik yapmasına ön ayak olan, yardımlaşma ve dayanışmanın önünü tıkayan değil, aksine gelişip yaygınlaşmasına, bireyselliği aşarak toplumsal ve kurumsal bir yapı kazanmasına katkıda bulunan insandır. İslâm’ın hâkim kılmak istediği gerçek ahlâk ve üstün insanlık işte budur.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Ewan ji bona gotinê nimej dikin.
Sahih International / English / Ingilizce Those who make show [of their deeds]
M.Pickthall / English / Ingilizce Who would be seen (at worship)
Muhsin Khan / English / Ingilizce Those who do good deeds only to be seen (of men),
Yusuf Ali / English / Ingilizce Those who (want but) to be seen (of men),(6284)
Shakir / English / Ingilizce Who do (good) to be seen,
Dr. Ghali / English / Ingilizce Who are they that show off,
Albanian / Shqip / Arnavutça Ata që vetëm shtiren (sa për sy e faqe).
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Onlar (namazlarında) riyakarlıq edər,
Bosnian / Bosanski / Bosnakca koji se samo pretvaraju
Bulgarian / Български / Bulgarca които лицемерят,
Chinese / 中文 / Çince 他­怓O沽名釣譽的 ,
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 他们是沽名钓誉的 ,
Czech / Česky / Çekçe kteří chtějí být jen viděni
Dutch / Nederlands / Hollandaca Die de huichelaars spelen.
Farsi / فارسی / Farsça کسانی که خودنمایی می کنند.
Finnish / Suomi / Fince jotka hyvää tekevät vain näön vuoksi
French / Français / Fransızca qui sont pleins d'ostentation,
German / Deutsch / Almanca die nur gesehen werden wollen
Hausa / Hausa Dili Waɗanda suke yin riya (ga ayyukansu)
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce orang-orang yang berbuat riya,
Italian / Italiano / Italyanca che sono pieni di ostentazione
Japanese / 日本語 / Japonca (人に)見られるための礼拝をし,
Korean / 한국어 / Korece 남에게 보이기 위해 위선적으로 기도하는 자들로
Malay / Bahasa Melayu / Malayca (Juga bagi) orang-orang yang berkeadaan riak (bangga diri dalam ibadat dan bawaannya),
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili ജനങ്ങളെ കാണിക്കാന്‍ വേണ്ടി പ്രവര്‍ത്തിക്കുന്നവരായ
Maranao / mәranaw So siran na makiilaylayn siran,
Norwegian / Norsk / Norveççe som gjør det bare for syns skyld,
Polski / Polish / Polonya Dili Którzy tylko chcą być widziani,
Portuguese / Português / Portekizce Que as fazem por ostentação,
Romanian / Română / Rumence Ei vor să fie cât mai la vedere,
Russian / Россия / Rusça которые лицемерят
Somali / Somalice Dadkana is tusiya.
Spanish / Español / Ispanyolca para ser vistos
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Ambao wanajionyesha,
Svenska / Swedish / Isveççe de som vill ses [och berömmas]
Tatarça / Tatarish / Tatarca Әле алар укыган намазларын да рия белән укырлар, ягъни кеше күргәндә укый, кеше күрмәгәндә укымый.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili ผู้ที่พวกเขาโอ้อวดกัน
Urdu / اردو / Urduca جو ریا کاری کرتے ہیں
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Ана ўшалар риё қиладиганлардир.
Bengali / বাংলা / Bengalce যারা তা লোক-দেখানোর জন্য করে
Tamil / தமிழர் / Tamilce அவர்கள் பிறருக்குக் காண்பிக்(கவே தான் தொழு)கிறார்கள்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>