4. Hîzb, Kureyş Sûresi

Kureyş Suresi 4. Ayeti Meali

الَّذِي أَطْعَمَهُم مِّن جُوعٍ وَآمَنَهُم مِّنْ خَوْفٍ
Elleżî et’amehum min cû’in ve âmenehum min ḣavf(in)
1
ellezî
o ki
2
at’ame-hum
onları doyurdu
3
min cûın
açlıktan
4
ve âmene-hum
ve onları emin kıldı
5
min havfin
korkudan

Diyanet İşleri (1-4) Kureyş’i ısındırıp alıştırdığı; onları kışın (Yemen’e) ve yazın (Şam’a) yaptıkları yolculuğa ısındırıp alıştırdığı için, Kureyş de, kendilerini besleyip açlıklarını gideren ve onları korkudan emin kılan bu evin (Kâbe’nin) Rabbine kulluk etsin.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) O, kendilerini açlıktan kurtararak beslemiştir ve her tehlikeye karşı onlara emniyet vermiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Ki kendilerini açlıktan doyurdu ve onları korkudan emin kıldı.
Elmalılı Hamdi Yazır Ki onları açlıktan doyurdu ve korkudan emîn buyurdu.
Diyanet Vakfı (1-4) Kureyş'e kolaylaştırıldığı, evet, kış ve yaz seyahatleri onlara kolaylaştırıldığı için onlar, kendilerini açlıktan doyuran ve her çeşit korkudan emin kılan şu evin Rabbine kulluk etsinler.
Abdulbaki Gölpınarlı Öyle Rab ki doyurdu da kurtardı sizi açlıktan ve emîn etti sizi korkudan.
Adem Uğur Kendilerini açlıktan doyuran ve her çeşit korkudan emin kıldı.
Ahmed Hulusi O ki, onları açlıktan doyurdu ve korkudan emin etti.
Ahmet Tekin Kendilerini açlıktan kurtararak doyuran, korkudan kurtararak emniyete kavuşturan Allah’a kulluk ve ibadet etsinler.
Ahmet Varol Ki o kendilerini açlıktan doyurmuş ve onları korkudan güvene kavuşturmuştur.
Ali Fikri Yavuz O Rab ki, onları açlıktan doyurdu ve kendilerini (Ashab-ı Fîl’in saldığı) korkudan emin kıldı...
Bekir Sadak (3-4) Oyleyse kendilerini acken doyuran ve korku icindeyken guven veren bu Kabe'nin Rabbine kulluk etsinler. *
Celal Yıldırım O Rab ki, onları açlıktan (kurtarıp) doyurdu ve onları korkudan güvene kavuşturdu.
Diyanet İşleri 2 (3-4) Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken güven veren bu Ev'in (Kabe'nin) Rabbine kulluk etsinler.
Fizilil Kuran O Rabb ki kendilerini açlıktan doyurmuş ve korkudan güvenliğe eriştirmiştir.
Gültekin Onan Ki O, kendilerini açlıktan (kurtarıp) doyuran ve korkudan güvenliğe kavuşturandır (amenehüm).
Hasan Basri Cantay (O Rab ki) onları açlıkdan (kurtarıb) doyuran, kendilerine korkudan emînlik verendir O.
Hayat Neşriyat O (Beyt’in Rabbi) ki, onları açlıktan doyurdu ve kendilerini korkudan emîn kıldı.
Ibni Kesir Ki o, kendilerini açlıktan kurtarmış ve korkudan emin kılmıştır.
Muhammed Esed O ki, aç kalmasınlar diye onları beslemiş ve tehlikelerden emin kılmıştır.
Ömer Nasuhi Bilmen Onları açlıktan (kurtarıp) doyurdu ve onları korkudan emin kıldı.
Ömer Öngüt O ki, kendilerini açken doyurmuş, korku içindeyken her türlü korkudan emin kılmıştır.
Şaban Piris Onları açlıktan doyuran ve korkularından emin kılana..
Suat Yıldırım Kendilerini açlıktan kurtarıp doyuran, korkudan emin kılan Rab’lerine kulluk etsinler!
Tefhim-ül Kuran Ki O, kendilerini açlıktan (kurtarıp) doyuran ve onları korkudan güvenliğe kavuşturandır.
Ümit Şimşek Öyle bir Rab ki, onları açlıktan kurtarıp doyurmuş ve korkudan emin kılmıştır.

Diyanet Tefsiri “Güvenliğini sağlamak için” şeklindeki çeviriye göre bu âyet bir önceki sûrenin devamı gibidir ve cümle, “Ebrehe ve ordusunu helâk ettik” şeklinde tamamlanır. Sûrenin sonunu başına bağlamak da mümkündür; bu takdirde mâna şöyle olur: “... sağladığı için Kâbe’nin rabbine kulluk etsinler.” Kureyş, Hz. Peygamber’in mensup olduğu, İslâm’ın tebliğine ilk muhatap olan ve Kur’an’da adı geçen büyük Arap kabilesidir. Nesep bilginlerinin çoğunluğuna göre Kureyş’in atası Nadr b. Kinâne b. Huzeyme b. Müdrike b. İlyâs b. Mudar b. Nizâr b. Maad b. Adnân’dır. Hz. Peygamber Kureyş’in Hâşimoğulları koluna mensuptur. Kabile reisliği genellikle Hâşimoğulları ile Ümeyyeoğulları arasında mücadele konusu olmuştur. Câhiliye döneminde Kureyşliler Allah’ın varlığına inanmakla birlikte putları Allah’a ortak koşuyorlardı, bu sebeple Kur’an onları, “ortak koşanlar” anlamına gelen müşrikûn sıfatıyla nitelemiştir. 610 yılında Hz. Peygamber’e Kur’an inmeye başlayınca Kureyş’in bir kısmı ona iman etmekle birlikte çoğu inanmadığı gibi Hz. Peygamber’e karşı gittikçe sertleşen ve savaşlara kadar varan bir mücadeleye girişmişlerdir. Bu direniş hicretin 8. yılında Mekke’nin fethine kadar sürmüştür. Mekke’nin fethedilmesiyle birlikte İslâmiyet’in karşısındaki Kureyş düşmanlığı da tamamen ortadan kalkmıştır. Bundan sonra İslâm’ın dünyaya yayılması için Kureyşliler’in ön saflarda mücadele verdikleri görülmektedir (ayrıca bk. Casim Avcı, “Kureyş (Benî Kureyş)”, DİA, XXVI, Kureyş kabilesi, Araplar’ca kutsal sayılan Kâbe’nin gözetim ve bakımını üstlendikleri için diğer Arap kabileleri onlara büyük saygı gösterirlerdi; özellikle Kâbe’yi yıkmaya gelen fil ordusunun mûcizevî bir felâkete mâruz kalarak Kâbe’yi yıkma teşebbüslerinin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine Kureyşliler’in kabileler nezdindeki saygınlığı iyice arttı. Emîrler ve krallar onlara saygı gösterir, başkaları çöllerde haydutlar tarafından saldırılara uğrarken Kureyşliler güven içerisinde yazın Tâif’in serin yaylalarına, kışın da Yemen’in ılık bölgelerine serbestçe seyahatlerde bulunarak büyük kazançlar elde ederlerdi. Hatta Kureyş’in ticaret kervanları kış aylarında Somali ve Habeşistan’a, yaz aylarında da Suriye, Mısır, Irak ve İran’a kadar giderlerdi. Mekke’nin bulunduğu bölge tarım ve hayvancılığa elverişli olmadığı için halkın ticaretten başka gelir kaynağı yok denecek kadar azdı. Hac mevsiminde kurulan panayırlar ticaretlerinin canlanmasına vesile olduğu gibi buralarda düzenlenen şiir, hitabet vb. yarışmalar da dil, edebiyat ve kültürün gelişmesini sağlıyordu. İşte sûrede Allah’ın onlara lutfettiği bu imkânlar hatırlatılmakta, özellikle Kâbe’ye vurgu yapılarak “Şu evin (Kâbe) rabbine kulluk etsinler” buyurulmaktadır. Kabile hayatı yaşayan Arap yarımadası devlet otoritesinden yoksun olduğu için burada genel bir güvensizlik bulunduğu halde Mekke Hz. İbrâhim zamanından beri Allah tarafından saygınlığı çiğnenmeyen (harem) bölge olarak insanlığa duyurulmuş, bu sayede Mekke halkı dış saldırılardan korunmuştur. Nitekim bir âyet-i kerîmede, “Görmezler mi ki, çevrelerindeki insanlar durmadan yerinden koparılıp götürülürken biz (Mekke’yi) güvenli, dokunulmaz belde yapmışızdır?” (Ankebût29/67) buyurularak bu nimetler hatırlatılmaktadır. Ayrıca başka bölgelerde üretilen sebze, meyve ve diğer gıda maddeleri Hz. İbrâhim’in duası bereketiyle (İbrâhim 14/37), bir ticaret merkezi haline gelmiş olan Mekke’ye getirilip satılır, böylece bura halkının ihtiyacı karşılanırdı. İşte sûrede Kureyş’in, bütün bu nimetlerin şükrünü yerine getirmek için Allah’a kulluk etmeleri istenmiştir.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Ewî (Xuda yê) ewan (Qu­reyşîyan) ji birsînê têrkirîne û ewan ji tirsê ewle kirine.
Sahih International / English / Ingilizce Who has fed them, [saving them] from hunger and made them safe, [saving them] from fear.
M.Pickthall / English / Ingilizce Who hath fed them against hunger and hath made them safe from fear.
Muhsin Khan / English / Ingilizce (He) Who has fed them against hunger, and has made them safe from fear.
Yusuf Ali / English / Ingilizce Who provides them with food against hunger,(6279) and with security against fear (of danger).(6280)
Shakir / English / Ingilizce Who feeds them against hunger and gives them security against fear.
Dr. Ghali / English / Ingilizce Who has fed them against hunger and secured them from fear.
Albanian / Shqip / Arnavutça I cili i ushqeu pas urisë dhe i siguroi prej çdo frike!
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice O Allah ki, onları aclıqdan qurtarıb yemək verdi və onlara qorxudan (fil sahiblərinin təhlükəsindən) sonra əmin-amanlıq bəxş etdi.
Bosnian / Bosanski / Bosnakca koji ih gladne hrani i od straha brani.
Bulgarian / Български / Bulgarca който им даде храна срещу глада и сигурност срещу страха!
Chinese / 中文 / Çince 他曾為飢荒而賑濟他­ ,曾為恐怖而保祐他­怴。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 他曾为饥荒而赈济他们 ,曾为恐怖而保佑他们。  
Czech / Česky / Çekçe jenž nasytil je a ochránil před hladem
Dutch / Nederlands / Hollandaca Die hen van voedsel tegen den honger voorziet. En hen tegen vrees heeft verzekerd.
Farsi / فارسی / Farsça همان (پروردگاری) که آنها را از گرسنگی (نجات و) طعام داد, واز ترس وخوف ایمنشان داشت.
Finnish / Suomi / Fince joka sammuttaa heidän nälkänsä ja antaa turvan tunteen heidän pelätessään.
French / Français / Fransızca qui les a nourris contre la faim et rassurés de la crainte!
German / Deutsch / Almanca Der ihnen Nahrung gegen den Hunger und Sicherheit gegen die Angst gewährte.
Hausa / Hausa Dili wanda Ya ciyar da su (Ya hana su) daga yunwa, kuma Ya amintar da su daga wani tsõro.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Yang telah memberi makanan kepada mereka untuk menghilangkan lapar dan mengamankan mereka dari ketakutan.
Italian / Italiano / Italyanca Colui che li ha preservati dalla fame e li ha messi al riparo da [ogni] timore.
Japanese / 日本語 / Japonca 飢えに際しては,かれらに食物を与え,また恐れに際しては,それを除き心を安らかにして下さる御方に。
Korean / 한국어 / Korece 그분은 그들을 기아로부터 배불려 주셨고 공포로부터 안전케 하여 주셨노라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Tuhan yang memberi mereka penghidupan: menyelamatkan mereka dari kelaparan, dan mengamankan mereka dari ketakutan.
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili അതായത്‌ അവര്‍ക്ക്‌ വിശപ്പിന്ന്‌ ആഹാരം നല്‍കുകയും, ഭയത്തിന്‌ പകരം സമാധാനം നല്‍കുകയും ചെയ്തവനെ.
Maranao / mәranaw So migay kiran sa pangn´ngkn phoon ko kaor, go miyakasarig kiran phoon ko kalk.
Norwegian / Norsk / Norveççe Han som gir dem mat mot sult, og trygghet mot frykt!
Polski / Polish / Polonya Dili Który ich nakarmił, kiedy byli głodni, i zapewnił im bezpieczeństwo, aby nie żyli w strachu!
Portuguese / Português / Portekizce Que os provê contra a fome e os salvaguarda do temor!
Romanian / Română / Rumence căci El, la foame, i-a hrănit; căci El, la teamă, i-a liniştit!
Russian / Россия / Rusça Который накормил их после голода и избавил их от страха.
Somali / Somalice Eebahi ka quudiyay gaajo, kana aamingaliyay cabsi.
Spanish / Español / Ispanyolca que les ha alimentado contra el hambre y dado seguridad frente al temor!
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Ambaye anawalisha wasipate njaa, na anawalinda na khofu.
Svenska / Swedish / Isveççe som har gett dem föda när hungersnöden hotade och trygghet när fruktan hade fått makt över deras [sinnen].
Tatarça / Tatarish / Tatarca Ул – Аллаһ аларны ачлыктан коткарып тук кылды, һәм аларны һәртөрле куркынычлардан имин кылды.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili ผู้ทรงให้อาหารแก่พวกเขาให้พ้นจากความหิว และทรงให้ความปลอดภัยแก่พวกเขาให้พ้นจากความหวาดกลัว
Urdu / اردو / Urduca جس نے ان کو بھوک میں کھانا کھلایا اور خوف سے امن بخشا
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe У зот уларини очликдан тўқ қилган, хавфдан омон қилгандир.
Bengali / বাংলা / Bengalce যিনি তাদেরকে ক্ষুধায় আহার দিয়েছেন এবং যুদ্ধভীতি থেকে তাদেরকে নিরাপদ করেছেন।
Tamil / தமிழர் / Tamilce அவனே, அவர்களுக்கு பசிக்கு உணவளித்தான்; மேலும் அவர்களுக்கு அச்சத்திலிருந்தும் அபயமளித்தான்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>