1. Hîzb, Kalem Sûresi

Kalem Suresi 5. Ayeti Meali

فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ
Fesetubsiru ve yubsirûn(e)
1
fe
o zaman, artık
2
se- tubsıru
göreceksin
3
ve yubsırûne
ve onlar görecekler

Diyanet İşleri (5-6) Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Sen de göreceksin, onlar da görecek.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Yakında göreceksin ve görecekler,
Elmalılı Hamdi Yazır Yakında göreceksin ve görecekler
Diyanet Vakfı (5-6) Hanginizde delilik olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da.
Abdulbaki Gölpınarlı Yakında sen de görürsün ve onlar da görürler.
Adem Uğur (Sen de) göreceksin, onlar da görecekler,
Ahmed Hulusi Yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler;
Ahmet Tekin Bunu, sen insanlığa anlatarak, öğreterek göstereceksin, inanmayanlar da görecekler, anlayacaklar.
Ahmet Varol Yakında sen de göreceksin onlar da görecekler.
Ali Fikri Yavuz Yakında göreceksin, onlar da (akıbetlerini) görecekler;
Bekir Sadak (5-6) Hanginizin aklindan zoru oldugunu yakinda sen de goreceksin, onlar da gorecekler.
Celal Yıldırım (5-6) Yakında kimlerin fitneye uğramış çılgın olduğunu sen de göreceksin, onlar da görecekler.
Diyanet İşleri 2 (5-6) Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
Fizilil Kuran Sen de göreceksin, onlar da görecekler.
Gültekin Onan Artık yakında göreceksin ve onlar da görecekler.
Hasan Basri Cantay Yakında göreceksin, onlar da görecekler,
Hayat Neşriyat (5-6) Artık hanginizin fitneye tutulmuş (bir mecnun) olduğunu, yakında (sen de)göreceksin ve (onlar da) görecekler!
Ibni Kesir Yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler;
Muhammed Esed ve (bir gün) sen de göreceksin, onlar, (şimdi seni küçümseyenler) de görecekler,
Ömer Nasuhi Bilmen (5-6) Artık yakında göreceksin ve göreceklerdir, fitneye uğramış olan hanginiz imiş?
Ömer Öngüt Yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
Şaban Piris Sen de göreceksin, onlar da görecekler..
Suat Yıldırım Yakında göreceksin, onlar da görecekler.
Tefhim-ül Kuran Artık yakında göreceksin ve onlar da görmüş olacaklar.
Ümit Şimşek Sen de göreceksin, onlar da görecekler:

Diyanet Tefsiri Sûrenin başında bulunan “nûn” harfi, “hurûf-ı mukattaa”dan olup bu tür harflerin ilk inenidir. Bakara sûresinin ilk âyetinde bunlar hakkında geniş bilgi verilmiştir. Mekke müşrikleri şair, kâhin ve sihirbazların cinlerden bilgi ve ilham aldıklarına inanırlardı. Hz. Peygamber’in de onlar gibi cinlerin etkisi altına girdiğine ve söylediklerinin ona cinler tarafından telkin edildiğine inandıkları için ona şair, kâhin, sihirbaz ve mecnun diyorlardı (krş. Hicr 15/6; Tûr 52/29-30; Müddessir 74/24 ve bu sûrenin 51. âyeti). Bu sebeple Allah Teâlâ kaleme ve kalem ehlinin yazdığı satırlara yemin ederek onun, iddia edildiği gibi mecnun olmadığını, aksine Allah’ın lutfuna yani peygamberlik gibi bir şerefe erdiğini ifade buyurdu (Şevkânî, V, 308). Elmalılı buradaki bir anlam inceliğine dikkat çekerken özetle şunları söyler: “(Yazanların) yazdıklarına” diye çevrilen cümledeki fiilin kalıbı, yazanların, gerçekte kalemler değil, akıl ve idrak sahibi varlıklar olduğunu gösterir. İfadenin akışı dikkate alındığında burada kalemden maksadın da bu nesnenin kendisi değil onun yazdıkları olduğu anlaşılmaktadır. Şu halde kalem ve yazılardan, akıl ve anlamlar âlemini, bunlardan da onları beşer aklına yazan ilk kalemi, bundan da onun sahibi olan rabbü’l-âlemîni anlamak gerekir. Öte yandan bu fiilin, “yazmakta oldukları ve yazacakları” anlamlarını birlikte anlattığı da gözden kaçırılmamalıdır (VIII, 5266-5267). “Kalemden maksat vahyi yazan kalem, yazdıklarından maksat Kur’an’dır” diyenler de olmuştur; ancak âyeti genel anlamda değerlendirmek daha doğru olur. Burada kalem ile simgelenen yazının, insanın düşünce, tecrübe ve kavrayışlarının kayıtlar aracılığıyla bireyden bireye, kuşaktan kuşağa ve bir kültür çevresinden diğerine aktarılmasında önemli bir etken; bilginin yazılıp korunmasında, ilim ve irfanın gelişmesinde, dolayısıyla toplumların aydınlanmasında vazgeçilmez bir araç olduğuna işaret vardır. Kur’ân-ı Kerîm’in ilk inen sûresine (Alak) “oku!” buyruğuyla başlandığı gibi ikinci inen bu sûrenin ilk âyetinde de Allah Teâlâ tarafından yazı aracı olan kaleme ve kalem ehlinin onunla yazdıkları üzerine yemin edilmiş olup bu durum, İslâm’ın okuma yazmaya, bilime ve yazılı kültüre verdiği önemi göstermesi açısından oldukça anlamlıdır. Hz. Peygamber’e verilen “bitip tükenmeyen ödül”, dünyada peygamberlik görevini yerine getirirken her türlü engellere karşı yanında bulduğu Allah’ın yardımı, âhirette ise Allah’ın ona lutfedeceği müstesna mükâfatlardır (İbn Âşûr, XXIX, 62-63). 4. âyetteki “üstün ahlâk” ise Hz. Peygamber’in sahip olduğu Kur’an ahlâkıdır. Nitekim Hz. Âişe bir soru münasebetiyle Hz. Peygamber’in ahlâkının Kur’an ahlâkı olduğunu belirtmiş (Müslim, “Müsâfirîn”, 139); kendisi de güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildiğini ifade buyurmuşlardır (Muvatta’, “Hüsnü’lhuluk”, 8). Bu açıklamalar, Hz. Peygamber’in, müşriklerin iddia ettiği gibi mecnun değil, aksine Allah’ın lutfuna mazhar olmuş yüksek bir şahsiyete ve üstün bir ahlâka sahip, her yönüyle mükemmel, insanlık için örnek bir önder ve güvenilir bir rehber olduğunu gösterir. 5-6. âyetler ise Hz. Peygamber’e mecnun diyenlere karşı bir cevap ve uyarı içermektedir. Burada inkârcıların, hak ettikleri cezaya çarptırıldıkları zaman Hz. Peygamber’i mi yoksa kendilerini mi cin çarpmış olduğunu görecekleri sert bir üslûpla ifade edilmiştir. Nitekim Bedir Savaşı’nda müslümanlardan beklemedikleri darbeyi yiyince cin çarpmışa dönmüşler ve neye uğradıklarını bilememişlerdir. 7. âyet, önceki âyetlerin gerekçesini anlatmaktadır; buna göre inkârcılar hem dünyada hem de âhirette kendilerine fayda sağlayacak ve mutlu kılacak olan Allah’ın dininden ve O’nun yolundan saptıkları için asıl mecnun kendileridir.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Îdî tuyê jî (di nêzîk da) bibînî ewanê jî, bibînin.
Sahih International / English / Ingilizce So you will see and they will see
M.Pickthall / English / Ingilizce And thou wilt see and they will see
Muhsin Khan / English / Ingilizce You will see, and they will see,
Yusuf Ali / English / Ingilizce Soon wilt thou see,(5596) and they will see,
Shakir / English / Ingilizce So you shall see, and they (too) shall see,
Dr. Ghali / English / Ingilizce So you will behold, and they will behold,
Albanian / Shqip / Arnavutça Më vonë ti do të shohësh, edhe ata do të shohin.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice (Tezliklə) sən də görəcəksən, onlar da görəcəklər,
Bosnian / Bosanski / Bosnakca i ti ćeš vidjeti, a i oni će vidjeti,
Bulgarian / Български / Bulgarca Ти ще видиш и те ще видят
Chinese / 中文 / Çince 你將看見,他怳]將看見,
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 你将看见,他们也将看见,
Czech / Česky / Çekçe A spatříš ty a také oni spatří,
Dutch / Nederlands / Hollandaca Gij zult zien en de ongeloovigen zullen het zien.
Farsi / فارسی / Farsça پس تو بزودی خواهی دید و آنها (نیز) خواهند دید.
Finnish / Suomi / Fince Pian olet näkevä, ja myöskin he saavat nähdä,
French / Français / Fransızca Tu verras et ils verront.
German / Deutsch / Almanca Du wirst bald sehen, und sie werden auch sehen,
Hausa / Hausa Dili Don haka, zã ka gani, sũ kuma zã su gani.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Maka kelak kamu akan melihat dan mereka (orang-orang kafir)pun akan melihat,
Italian / Italiano / Italyanca Vedrai, e pure loro vedranno
Japanese / 日本語 / Japonca やがてあなたは見よう,かれらもまた見るであろう。
Korean / 한국어 / Korece 머지 않아 그대도 알게 될 것이며 저들도 알게 되리라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Maka (tidak lama lagi) engkau akan melihat, dan mereka juga akan melihat, -
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili ആകയാല്‍ വഴിയെ നീ കണ്ടറിയും; അവരും കണ്ടറിയും;
Maranao / mәranaw Na khaylaing ka dn, go khaylay ran,
Norwegian / Norsk / Norveççe Du vil se, og de vil se,
Polski / Polish / Polonya Dili Zobaczysz niebawem, i oni zobaczą,
Portuguese / Português / Portekizce Logo verás e eles também verão,
Romanian / Română / Rumence care dintre voi este apucatul.
Russian / Россия / Rusça Ты увидишь, и они тоже увидят,
Somali / Somalice Waad arki doontaa nabiyow Gaaladuna way arki doonaan.
Spanish / Español / Ispanyolca Tú verás y ellos verán
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Karibu utaona, na wao wataona,
Svenska / Swedish / Isveççe och du skall se - och [dina fiender] skall se -
Tatarça / Tatarish / Tatarca Ий Мухәммәд, тиздән күрерсең һәм хакны инкяр итүче кәферләр күрерләр:
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili แล้วเจ้าจะได้เห็นและพวกเขาก็จะได้เห็น
Urdu / اردو / Urduca سو عنقریب تم بھی دیکھ لو گے اور یہ (کافر) بھی دیکھ لیں گے
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Бас, тезда кўрурсан ва улар ҳам кўрурлар.
Bengali / বাংলা / Bengalce সত্ত্বরই আপনি দেখে নিবেন এবং তারাও দেখে নিবে।
Tamil / தமிழர் / Tamilce எனவே, வெகு சீக்கிரத்தில் நீரும் பார்ப்பீர்; அவர்களும் பார்ப்பார்கள்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>