2. Hîzb, Kalem Sûresi

Kalem Suresi 49. Ayeti Meali

لَوْلَا أَن تَدَارَكَهُ نِعْمَةٌ مِّن رَّبِّهِ لَنُبِذَ بِالْعَرَاء وَهُوَ مَذْمُومٌ
Levlâ en tedârakehu ni’metun min rabbihi lenubiże bil’arâ-i ve huve meżmûm(un)
1
lev lâ
eğer olmasaydı
2
en tedâreke-hu
ona erişmesi, yetişmesi
3
ni’metun
ni’met
4
min rabbi-hî
onun Rabbinden
5
le nubize
mutlaka atılır
6
bi el arâi
çıplak, bitki yetişmemiş olan boş araziye
7
ve huve
ve o
8
mezmûmun
zemmedilmiş olan, kınanmış olan

Diyanet İşleri Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir hâlde ıssız bir yere atılacaktı.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, elbette kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Ona Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, o fezaya, alana elbette yerilmiş olarak atılacaktı.
Elmalılı Hamdi Yazır Rabbından bir ni'met yetişmiş olmasa idi ona, elbette o fazaya fena bir halde atılacaktı.
Diyanet Vakfı Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı o, mutlaka, kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.
Abdulbaki Gölpınarlı Rabbinden bir nîmet erişmeseydi ona elbette bir yere, fenâ bir halde bırakılır giderdi.
Adem Uğur Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı o, mutlaka, kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.
Ahmed Hulusi Eğer Ona Rabbinden bir nimet erişmemiş olsaydı, aşağılanmış hâlde çıplak araziye atılırdı!
Ahmet Tekin Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, tevbesini kabul etmeseydi, kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.
Ahmet Varol Eğer Rabbinden ona bir nimet erişmemiş olsaydı mutlaka çırılçıplak bir alana kınanmış bir halde bırakılırdı.
Ali Fikri Yavuz Eğer Rabbinden, ona, bir rahmet yetişmiş olmasaydı, kötü bir şekilde (balığın karnından) yeryüzüne atılacaktı.
Bekir Sadak Rabbinin katindan ona bir nimet ulasmasaydi, kinanmis olarak sahile atilacakti.
Celal Yıldırım Eğer Rabbından ona bir lütuf nimeti erişmeseydi, yerilecek bir halde çırılçıplak (sahile) atılacaktı.
Diyanet İşleri 2 Rabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı.
Fizilil Kuran Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka çırıl çıplak, kınanacak bir halde bir yere atılırdı.
Gültekin Onan Eğer rabbinden bir nimet ona ulaşmasaydı, mutlaka yerilmiş ve çıplak bir durumda (karaya) atılmış olacaktı.
Hasan Basri Cantay Eğer Rabbinden ona bir ni'met erişmiş olmasaydı o, mutlakaa çırıl çıplak (çıkarıldığı) o yere kınanmış bir halde atılacakdı .
Hayat Neşriyat Eğer Rabbisinden ona bir ni'met yetişmiş olmasaydı, o kınanmış bir kimse olarak şübhesiz (ağaçsız) bir alana atılacaktı.
Ibni Kesir Rabbının katında ona bir nimet erişmiş olmasaydı; mutlaka o, kınanmış olarak çıplak bir yere atılacaktı.
Muhammed Esed (Ve hatırla:) o'na Rabbinin rahmeti ulaşmamış olsaydı mutlaka aşağılanmış bir şekilde ıssız bir sahile atılmış olurdu
Ömer Nasuhi Bilmen Eğer ona Rabbinden bir nîmet erişmiş olmasa idi, elbette fezaya metrut bir halde atılmış olacaktı.
Ömer Öngüt Şayet Rabbinden ona bir lütuf nimeti erişmemiş olsaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı.
Şaban Piris Rabbinden ona bir nimet erişmiş olmasaydı, kınanmış olarak çıplak bir yere atılacaktı.
Suat Yıldırım Şayet Rabbinden gelen bir lütuf onun imdadına yetişmeseydi, kınanmaya müstahak bir vaziyette, deniz tarafından karaya atılırdı!
Tefhim-ül Kuran Eğer Rabbinden bir nimet ona ulaşıp yetişmeseydi, mutlaka kendisi yerilmiş ve çıplak bir durumda (karaya) atılmış olacaktı.
Ümit Şimşek Rabbinin nimeti erişmeseydi, o bomboş araziye kınanmış bir halde atılıp gidecekti.

Diyanet Tefsiri “Rabbinin hükmü”nden maksat Hz. Muhammed’e verilen peygamberlik ve dini tebliğ görevidir (krş. Müddessir 74/1-7; ayrıca bk. İbn Âşûr, XXIX, 104) veya Allah’ın inkârcılara mühlet vererek onlara karşı Hz. Peygamber’e yardımını ertelemesidir (Râzî, XXX, 98). “Balığın arkadaşı” ise Yûnus peygamberdir. Hz. Peygamber’e, Allah’ın verdiği görevi sabırla yerine getirmesi emredildikten sonra Yûnus’a atıf yapılmakta ve Resûlullah’a onun hatalı davranışını tekrar etmemesi telkin edilmektedir. Çünkü Yûnus, tebliğ ettiği dini halkın hemen kabul etmediğini görünce sabır ve azimle görevine devam edeceği yerde, halkına kızarak ülkeyi (Ninevâ) terketmiş, bir gemiye binip denize açılmış, yolda fırtına çıkmış, yolcuların bir kısmının denize atılmasına karar verilince çekilen kurada Yûnus’un şansına denize atılmak düşmüştü; fakat denizde bir balık (balina) tarafından tutularak boğulmaktan kurtulmuş, sahile bırakılmıştı. Böylece kendisine burada da Allah’ın rahmeti yetişti. Yûnus Allah’ın emriyle ülkesine dönüp peygamberlik görevini sürdürmeye, tevhid inancını yaymaya devam etti. Bir rivayete göre Hz. Yûnus kavmine, inanmadıkları takdirde bir azaba uğrayacaklarını bildirmiş, ancak onlar tövbe edip imana geldikleri için bu azap tahakkuk etmemiştir. Fakat onların imana geldiklerinden habersiz olan Yûnus, belirttiği azabın vaktinde gerçekleşmediğini görünce kendisinin alay konusu olacağını düşünerek kızgın bir halde kavminden ayrılıp gitmiştir (bilgi için bk. Sâffât 37/139-148). Burada Yûnus peygamberin kıssasına değinilerek Hz. Muhammed uyarılmakta, Mekke müşriklerinin kendisine gösterdiği muhalefete kızıp da ümitsizliğe kapılmaması ve peygamberlik görevini sürdürmesi telkin edilmektedir.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Heke ji Xuda yê wî qencîyek negîhişta wi, wê di çoleke rût da bi rexnî bihata avêtinê.
Sahih International / English / Ingilizce If not that a favor from his Lord overtook him, he would have been thrown onto the naked shore while he was censured.
M.Pickthall / English / Ingilizce Had it not been that favour from his Lord had reached him he surely had been cast into the wilderness while he was reprobate.
Muhsin Khan / English / Ingilizce Had not a Grace from his Lord reached him, he would indeed have been (left in the stomach of the fish, but We forgave him), so he was cast off on the naked shore, while he was to be blamed.
Yusuf Ali / English / Ingilizce Had not Grace from his Lord reached him, he would indeed have been cast off on the naked(5630) shore, in disgrace.
Shakir / English / Ingilizce Were it not that favor from his Lord had overtaken him, he would certainly have been cast down upon the naked Found while he was blamed.
Dr. Ghali / English / Ingilizce Had there not overtaken him a favor from his Lord, indeed he would have been flung off upon the naked shore (i.e., the wilderness) (while) he was a reprobate.
Albanian / Shqip / Arnavutça Sikur të mos i afrohej atij mëshirë nga Zoti i tij, do të hidhej në shkretërirë i demoralizuar.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Əgər Rəbbindən ona bir mərhəmət (ne’mət) yetişməsəydi, o, məzəmmət olunaraq quru yerə (səhraya) atılacaqdı.
Bosnian / Bosanski / Bosnakca I da ga nije stigla Allahova milost, na pusto mjesto bi izbačen bio i prijekor bi zaslužio,
Bulgarian / Български / Bulgarca Ако не бе го достигнала милост от неговия Господ, щеше да е изхвърлен на голия бряг с упрек.
Chinese / 中文 / Çince 假Y從他的主發出的恩典沒有達到他,那末,他必受責備地被拋到荒涼的地方。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 假若从他的主发出的恩典没有达到他,那末,他必受责备地被抛到荒凉的地方。
Czech / Česky / Çekçe A kdyby ho nebylo dostihlo Pána jeho dobrodiní, na holou zemi býval by byl vyvržen pln zahanbení.
Dutch / Nederlands / Hollandaca Had de genade van zijn Heer hem niet bereikt, dan ware hij zeker, met schaamte bedekt, op de naaste kust geworpen geworden.
Farsi / فارسی / Farsça اگر نعمت (ورحمتی) از سوی پروردگارش اورا در نمی یافت, یقیناً (از شکم ماهی) به صحرای بی آب وعلف بیرون افکنده می شد, در حالی که او بدحال (ونکوهیده) بود.
Finnish / Suomi / Fince Ellei hänen Herransa armo olisi tullut hänen osakseen, hän olisi hylättynä varmasti sinkoutunut jollekin autiolle rannalle,
French / Français / Fransızca Si un bienfait de son Seigneur ne l'avait pas atteint, il aurait été rejeté honni sur une terre déserte,
German / Deutsch / Almanca Wenn ihm nicht eine Gnade von Seinem Herrn zugekommen wäre, hätte er verlassen und gescholten im Freien dagelegen.
Hausa / Hausa Dili Ba dõmin ni'ima daga wajen Ubangijinsa tã riske shi ba, lalle ne da an jẽfa shi a cikin wõfintacciyar ƙasa, alhãli yanã abin zargi.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Kalau sekiranya ia tidak segera mendapat nikmat dari Tuhannya, benar-benar ia dicampakkan ke tanah tandus dalam keadaan tercela.
Italian / Italiano / Italyanca Se una grazia del tuo Signore non lo avesse toccato, sarebbe stato gettato sulla riva deserta, reietto.
Japanese / 日本語 / Japonca 主からの恩恵がかれに達しなかったならば,かれは罪を負わされ,不面目に不毛の地に捨てられたであろう。
Korean / 한국어 / Korece 주님의 은혜가 그에게 베풀 어지지 아니 했으면 벌거벗은 채 불모의 땅에 버려져 비난을 받고 있었으리라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Kalaulah ia tidak didatangi nikmat pertolongan dari Tuhannya, nescaya tercampaklah ia ke tanah yang tandus (di tepi pantai) dalam keadaan ia ditempelak (kerana salah silapnya).
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili അദ്ദേഹത്തിന്‍റെ രക്ഷിതാവിങ്കല്‍ നിന്നുള്ള അനുഗ്രഹം അദ്ദേഹത്തെ വീണ്ടെടുത്തിട്ടില്ലായിരുന്നെങ്കില്‍ അദ്ദേഹം ആ പാഴ്ഭൂമിയില്‍ ആക്ഷേപാര്‍ഹനായിക്കൊണ്ട്‌ പുറന്തള്ളപ്പെടുമായിരുന്നു.
Maranao / mәranaw Oda raota skaniyan o limo a phoon ko Kadnan iyan, na mataan a imbowang Ami ko taog, a pagilidan, a skaniyan na kapapaawingan.
Norwegian / Norsk / Norveççe Hvis ikke Herrens godhet hadde nådd ham, ville han vært kastet opp på en øde strand, og vært en bebreidet.
Polski / Polish / Polonya Dili Gdyby nie dosięgła go dobroć jego Pana, to zostałby wyrzucony na pustkowiu jako człowiek wzgardzony.
Portuguese / Português / Portekizce Se não o tivesse alcançado a graça do seu Senhor, certamente teria sido arrojado sobre a orla desértica, em desgraça.
Romanian / Română / Rumence Domnul său l-a ales şi l-a făcut dintre cei drepţi.
Russian / Россия / Rusça Если бы его не постигла милость Господа, то он был бы выброшен на открытую местность постыженным.
Somali / Somalice Haddan naxariista Eebe haleelin waxaa lagu tuuri lahaa Cidlo (bannaan) isagoo la dagaalay.
Spanish / Español / Ispanyolca Si no llega a alcanzarle una gracia de su Señor, habría sido arrojado a una costa desnuda, reprobado.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Kama isingeli mfikia neema kutoka kwa Mola wake Mlezi, bila ya shaka angeli tupwa ufukweni naye ni mwenye kulaumiwa.
Svenska / Swedish / Isveççe Och om inte hans Herre hade inneslutit honom i Sin nåd, skulle han ha kastats upp på den öde stranden, tyngd av sin skuld.
Tatarça / Tatarish / Tatarca Әгәр ул Йунүскә балык эчендә Раббысыннан нигъмәт ирешмәгән булса иде, әлбәттә, балык эченнән чыгарылып агачсыз вә үләнсез булган кызу сәхрәгә хур ителеп ташланыр иде.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili หากมิใช่เพราะความเมตตาจากพระเจ้าของเขามีมายังเขาแล้ว เขาคงถูกเหวี่ยงไปยังที่โล่งเตียน และเขาจะถูกตำหนิด้วย
Urdu / اردو / Urduca اگر تمہارے پروردگار کی مہربانی ان کی یاوری نہ کرتی تو وہ چٹیل میدان میں ڈال دیئے جاتے اور ان کا حال ابتر ہوجاتا
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Агар уни Роббисининг неъмати топмаганда, очиқ саҳро жойга, мазамматга қолган ҳолда ташланган бўларди.
Bengali / বাংলা / Bengalce যদি তার পালনকর্তার অনুগ্রহ তাকে সামাল না দিত, তবে সে নিন্দিত অবস্থায় জনশুন্য প্রান্তরে নিক্ষিপ্ত হত।
Tamil / தமிழர் / Tamilce அவருடைய இறைவனிடமிருந்து அருள் கொடை அவரை அடையாதிருந்தால், அவர் பழிக்கப்பட்டவராக வெட்டவெளியில் எறியப்பட்டிருப்பார்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>