1. Hîzb, Kalem Sûresi

Kalem Suresi 4. Ayeti Meali

وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ
Ve-inneke le’alâ ḣulukin ‘azîm(in)
1
ve inne-ke
ve muhakkak ki sen
2
le
gerçekten, elbette, mutlaka
3
alâ
üzerinde
4
hulukın
yaratılış (ahlâk)
5
azîmin
azîm, çok büyük

Diyanet İşleri Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Ve herhalde sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin.
Elmalılı Hamdi Yazır Ve her halde sen pek büyük bir ahlâk üzerindesin
Diyanet Vakfı Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.
Abdulbaki Gölpınarlı Ve şüphe yok ki sen, pek büyük bir ahlâka sâhipsin elbette.
Adem Uğur Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.
Ahmed Hulusi Muhakkak ki sen aziym bir ahlâklasın!
Ahmet Tekin Sen, kesinlikle yüce, büyük, faziletli, saygıdeğer bir ahlâkı, insan tabiatına uygun üstün bir hayat tarzını yaşamaya, benimsetmeye, öğretmeye, savunmaya memursun..
Ahmet Varol Şüphesiz sen büyük bir ahlak üzeresin.
Ali Fikri Yavuz Gerçekten sen, pek büyük bir ahlâk üzerindesin.
Bekir Sadak suphesiz sen buyuk bir ahlaka sahipsindir.
Celal Yıldırım Ve sen, elbette büyük yüksek bir ahlâk üzeresin.
Diyanet İşleri 2 Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir.
Fizilil Kuran Ve sen yüce bir ahlaka sahipsin.
Gültekin Onan Ve kuşkusuz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin.
Hasan Basri Cantay Hiç şüphesiz büyük bir ahlaak üzerindesin sen.
Hayat Neşriyat Ve muhakkak ki sen, gerçekten yüce bir ahlâk üzerindesin!
Ibni Kesir Muhakkak ki sen; büyük bir ahlak üzerindesin
Muhammed Esed çünkü sen, üstün bir hayat tarzına sahipsin;
Ömer Nasuhi Bilmen Ve muhakkak ki sen pek büyük bir ahlak üzerindesin.
Ömer Öngüt Ve sen hiç şüphesiz ki büyük bir ahlâka sahipsin.
Şaban Piris Sen, büyük bir ahlak üzeresin.
Suat Yıldırım Ve sen pek yüksek bir ahlâk üzerindesin!
Tefhim-ül Kuran Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlâk üzerindesin.
Ümit Şimşek Şüphesiz ki sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.

Diyanet Tefsiri Sûrenin başında bulunan “nûn” harfi, “hurûf-ı mukattaa”dan olup bu tür harflerin ilk inenidir. Bakara sûresinin ilk âyetinde bunlar hakkında geniş bilgi verilmiştir. Mekke müşrikleri şair, kâhin ve sihirbazların cinlerden bilgi ve ilham aldıklarına inanırlardı. Hz. Peygamber’in de onlar gibi cinlerin etkisi altına girdiğine ve söylediklerinin ona cinler tarafından telkin edildiğine inandıkları için ona şair, kâhin, sihirbaz ve mecnun diyorlardı (krş. Hicr 15/6; Tûr 52/29-30; Müddessir 74/24 ve bu sûrenin 51. âyeti). Bu sebeple Allah Teâlâ kaleme ve kalem ehlinin yazdığı satırlara yemin ederek onun, iddia edildiği gibi mecnun olmadığını, aksine Allah’ın lutfuna yani peygamberlik gibi bir şerefe erdiğini ifade buyurdu (Şevkânî, V, 308). Elmalılı buradaki bir anlam inceliğine dikkat çekerken özetle şunları söyler: “(Yazanların) yazdıklarına” diye çevrilen cümledeki fiilin kalıbı, yazanların, gerçekte kalemler değil, akıl ve idrak sahibi varlıklar olduğunu gösterir. İfadenin akışı dikkate alındığında burada kalemden maksadın da bu nesnenin kendisi değil onun yazdıkları olduğu anlaşılmaktadır. Şu halde kalem ve yazılardan, akıl ve anlamlar âlemini, bunlardan da onları beşer aklına yazan ilk kalemi, bundan da onun sahibi olan rabbü’l-âlemîni anlamak gerekir. Öte yandan bu fiilin, “yazmakta oldukları ve yazacakları” anlamlarını birlikte anlattığı da gözden kaçırılmamalıdır (VIII, 5266-5267). “Kalemden maksat vahyi yazan kalem, yazdıklarından maksat Kur’an’dır” diyenler de olmuştur; ancak âyeti genel anlamda değerlendirmek daha doğru olur. Burada kalem ile simgelenen yazının, insanın düşünce, tecrübe ve kavrayışlarının kayıtlar aracılığıyla bireyden bireye, kuşaktan kuşağa ve bir kültür çevresinden diğerine aktarılmasında önemli bir etken; bilginin yazılıp korunmasında, ilim ve irfanın gelişmesinde, dolayısıyla toplumların aydınlanmasında vazgeçilmez bir araç olduğuna işaret vardır. Kur’ân-ı Kerîm’in ilk inen sûresine (Alak) “oku!” buyruğuyla başlandığı gibi ikinci inen bu sûrenin ilk âyetinde de Allah Teâlâ tarafından yazı aracı olan kaleme ve kalem ehlinin onunla yazdıkları üzerine yemin edilmiş olup bu durum, İslâm’ın okuma yazmaya, bilime ve yazılı kültüre verdiği önemi göstermesi açısından oldukça anlamlıdır. Hz. Peygamber’e verilen “bitip tükenmeyen ödül”, dünyada peygamberlik görevini yerine getirirken her türlü engellere karşı yanında bulduğu Allah’ın yardımı, âhirette ise Allah’ın ona lutfedeceği müstesna mükâfatlardır (İbn Âşûr, XXIX, 62-63). 4. âyetteki “üstün ahlâk” ise Hz. Peygamber’in sahip olduğu Kur’an ahlâkıdır. Nitekim Hz. Âişe bir soru münasebetiyle Hz. Peygamber’in ahlâkının Kur’an ahlâkı olduğunu belirtmiş (Müslim, “Müsâfirîn”, 139); kendisi de güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildiğini ifade buyurmuşlardır (Muvatta’, “Hüsnü’lhuluk”, 8). Bu açıklamalar, Hz. Peygamber’in, müşriklerin iddia ettiği gibi mecnun değil, aksine Allah’ın lutfuna mazhar olmuş yüksek bir şahsiyete ve üstün bir ahlâka sahip, her yönüyle mükemmel, insanlık için örnek bir önder ve güvenilir bir rehber olduğunu gösterir. 5-6. âyetler ise Hz. Peygamber’e mecnun diyenlere karşı bir cevap ve uyarı içermektedir. Burada inkârcıların, hak ettikleri cezaya çarptırıldıkları zaman Hz. Peygamber’i mi yoksa kendilerini mi cin çarpmış olduğunu görecekleri sert bir üslûpla ifade edilmiştir. Nitekim Bedir Savaşı’nda müslümanlardan beklemedikleri darbeyi yiyince cin çarpmışa dönmüşler ve neye uğradıklarını bilememişlerdir. 7. âyet, önceki âyetlerin gerekçesini anlatmaktadır; buna göre inkârcılar hem dünyada hem de âhirette kendilerine fayda sağlayacak ve mutlu kılacak olan Allah’ın dininden ve O’nun yolundan saptıkları için asıl mecnun kendileridir.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Bi rastî tu li ser xûyekî mezinî.
Sahih International / English / Ingilizce And indeed, you are of a great moral character.
M.Pickthall / English / Ingilizce And lo! thou art of a tremendous nature.
Muhsin Khan / English / Ingilizce And verily, you (O Muhammad SAW) are on an exalted standard of character.
Yusuf Ali / English / Ingilizce And thou (standest) on an exalted standard of character.
Shakir / English / Ingilizce And most surely you conform (yourself) to sublime morality.
Dr. Ghali / English / Ingilizce And surely you are indeed of a magnificent character.
Albanian / Shqip / Arnavutça Vërtet, ti je në një shkallë të lartë morali!
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Şübhəsiz ki, sən böyük bir əxlaq üzərindəsən!
Bosnian / Bosanski / Bosnakca jer ti si, zaista, najljepše ćudi
Bulgarian / Български / Bulgarca Ти наистина имаш велик нрав.
Chinese / 中文 / Çince 你確是具備一種偉大的性格的。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 你确是具备一种伟大的性格的。
Czech / Česky / Çekçe vždyť vskutku povaha tvá je vznešená.
Dutch / Nederlands / Hollandaca Want gij hebt een verheven karakter.
Farsi / فارسی / Farsça و یقیناَ تو (ای محمد) بر اخلاق وخوی بسیار عظیم و والایی هستی.
Finnish / Suomi / Fince ja totisesti on siveellinen mielenlaatusi jalo.
French / Français / Fransızca Et tu es certes, d'une moralité imminente.
German / Deutsch / Almanca Du bist von edlem Charakter.
Hausa / Hausa Dili Kuma, lalle haƙiƙa kana a kan hãlãyen kirki, manya.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Dan sesungguhnya kamu benar-benar berbudi pekerti yang agung.
Italian / Italiano / Italyanca e in verità di un'immensa grandezza è il tuo carattere.
Japanese / 日本語 / Japonca 本当にあなたは,崇高な徳性を備えている。
Korean / 한국어 / Korece 실로 그대는 고상한 성품의 소유자로
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Dan bahawa sesungguhnya engkau mempunyai akhlak yang amat mulia.
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili തീര്‍ച്ചയായും നീ മഹത്തായ സ്വഭാവത്തിലാകുന്നു.
Maranao / mәranaw Go mataan! a ska na titho a thatakna ko parangay a mala.
Norwegian / Norsk / Norveççe Du har en høy karakter.
Polski / Polish / Polonya Dili Zaprawdę, ty jesteś obdarzony wspaniałym charakterem!
Portuguese / Português / Portekizce Porque és de nobilíssimo caráter.
Romanian / Română / Rumence Ai să vezi şi au să vadă,
Russian / Россия / Rusça Воистину, твой нрав превосходен.
Somali / Somalice Waxaana kuu sugnaaday dabeeco (fiican) oo weyn.
Spanish / Español / Ispanyolca Eres, sí, de eminente carácter.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Na hakika wewe una tabia tukufu.
Svenska / Swedish / Isveççe Ditt liv och ditt handlande är ett lysande [exempel],
Tatarça / Tatarish / Tatarca Тәхкыйк син күркәм холыктасың.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili และแท้จริง เจ้านั้นอยู่บนคุณธรรมอันยิ่งใหญ่
Urdu / اردو / Urduca اور اخلاق تمہارے بہت (عالی) ہیں
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Ва албатта, сен улкан хулқдасан.
Bengali / বাংলা / Bengalce আপনি অবশ্যই মহান চরিত্রের অধিকারী।
Tamil / தமிழர் / Tamilce மேலும், (நபியே) நிச்சயமாக நீர் மிக உயர்ந்த மகத்தான நற்குணம் உடையவராக இருக்கின்றீர்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>