2. Hîzb, Kalem Sûresi

Kalem Suresi 31. Ayeti Meali

قَالُوا يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا طَاغِينَ
Kâlû yâ veylenâ innâ kunnâ tâġîn(e)
1
kâlû
dediler
2
yâ veyle-nâ
yazıklar olsun bize
3
in-nâ
muhakkak ki biz
4
kun-nâ
biz olduk
5
tâgîne
haddi aşan kimseler

Diyanet İşleri Şöyle dediler: “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!”
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Yazıklar olsun bize, dediler, biz azgınlarmışız.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Yazıklar olsun bizlere; bizler doğrusu azgınlarmışız.
Elmalılı Hamdi Yazır Yazıklar olsun bizlere, bizler doğrusu azgınlarmışız
Diyanet Vakfı (Nihayet) şöyle dediler: Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz.
Abdulbaki Gölpınarlı Yazıklar olsun bize dediler, gerçekten de azmışız biz.
Adem Uğur (Nihayet) şöyle dediler: Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz.
Ahmed Hulusi Dediler ki: "Yazıklar olsun bize! Doğrusu biz küstahça davranmışız!"
Ahmet Tekin 'Yazıklar olsun bize, gerçekten biz azmış bir milletmişiz.' dediler.
Ahmet Varol Dediler ki: 'Yazık bize! Doğrusu biz azgınlarmışız.
Ali Fikri Yavuz Dediler ki: “-Yazıklar olsun bizler azgınlarmışız.
Bekir Sadak Sonra soyle dediler: «Yaziklar olsun bize; dogrusu azginlik edenlerdendik.»
Celal Yıldırım Yazıklar olsun bize! Doğrusu biz azgınlarmışız.
Diyanet İşleri 2 Sonra şöyle dediler: 'Yazıklar olsun bize; doğrusu azgınlık edenlerdendik.'
Fizilil Kuran Nihayet şöyle dediler: «Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kimselermişiz.»
Gültekin Onan "Yazıklar bize, gerçekten bizler azgınmışız" dediler.
Hasan Basri Cantay «Yazıklar olsun bize, dediler, hakıykaten biz azgınlarmışız».
Hayat Neşriyat (Nihâyet) dediler ki: 'Yazıklar olsun bize! Doğrusu biz azgın kimselermişiz!'
Ibni Kesir Dediler ki: Yazıklar olsun bize, doğrusu biz; azgınlardanmışız.
Muhammed Esed (Sonunda) "Yazıklar olsun bize!" dediler, "Gerçekten biz küstahça davranmıştık!
Ömer Nasuhi Bilmen (31-32) Dediler ki: «Yazıklar olsun bizlere. Şüphe yok ki biz haddi tecavüz etmişler olduk. Umulur ki Rabbimiz bize ondan daha hayırlısını bedel olarak verir, şüphe yok ki biz teveccüh edip Rabbimizin affını rica edenleriz.»
Ömer Öngüt Şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kimselermişiz. "
Şaban Piris -Yazıklar olsun bize, azgınlardan olduk, dediler.
Suat Yıldırım "Yazıklar olsun bize, ne azgın kimselermişiz!"
Tefhim-ül Kuran «Yazıklar bize, gerçekten bizler azgınmışız» dediler.
Ümit Şimşek 'Eyvah bize,' dediler. 'Gerçekten azgınmışız.

Diyanet Tefsiri Bu âyetlerdeki kıssada bir bahçe olayı örnek gösterilerek Allah’ın verdiği nimetlere şükretmeyen Mekke müşrikleri uyarılmaktadır. Rivayete göre geçmişte dindar bir adamın her türlü meyve, ekin ve hurma ağaçları bulunan bir bahçesi vardı. Hasat zamanı geldiğinde fakirleri çağırır, bahçenin ürünlerinden onlara ikramda bulunurdu. Adam ölünce oğulları, aile fertlerinin çokluğunu ileri sürerek yoksulların payını kesmeye ve bahçenin ürününü sabahleyin erkenden gizlice toplamaya karar vermişler, ancak gece gelen bir âfet ürünü imha etmişti (bk. Râzî, XXX, 87). Yüce Allah, Kur’an’da birçok yerde, verdiği nimete şükredenlere daha fazla nimet vereceğini, nankörlük edenleri de cezalandıracağını haber vermiştir (meselâ bk. Nisâ 4/147; İbrâhim 14/7; Lokmân 31/12). Nitekim Hz. Peygamber’i yalancılıkla itham edip getirdiği mesajı reddeden Mekke müşrikleri de peygamber aralarından ayrıldıktan sonra eski refahlarını, özellikle ticarî imkânlarını giderek kaybetmişler, sonunda müslümanlar karşısında varlıkları son bulmuştur. Müfessirlerin çoğunluğu 18. âyeti, “Bahçe sahipleri ‘Allah izin verirse’ demeden ertesi gün yapacakları iş hakkında karar verdiler” şeklinde açıklamışlardır ‘(“Allah izin verirse” gibi) bir kayıt koymaksızın’ diye çevirdiğimiz bölüm hakkında “yoksulların payını ayırmaksızın” şeklinde de bir yorum vardır (Şevkânî, V, 312). Gelecekte bir işi yapmaya niyet ederken “inşaallah” diyerek işi Allah’ın iradesine bağlamak gerekir. Nitekim bu konuda yüce Allah Hz. Peygamber’i şöyle uyarmıştır: “‘Allah izin verirse’ demeden hiçbir şey için ‘Şu işi yarın yapacağım’ deme!” (Kehf 18/23-24); “Hiç kimse yarın ne elde edeceğini bilemez” (Lokmân 31/34). Zira bir şeyin meydana gelmesi için sadece insanın irade ve gücü yeterli değildir, Allah’ın da onu dilemesi gerekir. 28. âyette geçen “rabbin şanını yüceltmek”ten maksat 18. âyette bildirilen “Allah izin verirse” “istisna”, yani demek, işi Allah’ın iznine bağlamaktır. Bu uyarı, “Fakirler hakkındaki niyetleri ve takındıkları tavırdan dolayı Allah’tan af dilemeleri” şeklinde de açıklanmıştır (bk. Şevkânî, V, 314). 28-32. âyetlerden anlaşıldığına göre bu kişiler içlerinden aklı başında birinin haklı uyarılarını dikkate almamışlar, fakat bahçelerinin mahvolduğunu görünce onun haklı olduğunu anlamışlar, nasihatine kulak vermişler ve yaptıklarına pişman olup tövbe etmişler; ancak iş işten geçmiş, bahçeleri yanmıştı.

Kurdî / کوردی / Kürtçe (Ji hev ra aha) aha gotina, "Xwalî li me be! bi rastî em ji avarû derketibûn".
Sahih International / English / Ingilizce They said, "O woe to us; indeed we were transgressors.
M.Pickthall / English / Ingilizce They said: Alas for us! In truth we were outrageous.
Muhsin Khan / English / Ingilizce They said: "Woe to us! Verily, we were Taghun (transgressors and disobedient, etc.)
Yusuf Ali / English / Ingilizce They said: "Alas for us! We have indeed transgressed!
Shakir / English / Ingilizce Said they: O woe to us! surely we were inordinate:
Dr. Ghali / English / Ingilizce They said, "O woe to us! Surely we were inordinate.
Albanian / Shqip / Arnavutça Thanë: “Të mjerët ne, vërtet ne ishim jashtë rrugës!”
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Və dedilər: “Vay halımıza! Biz azğınlıq (tüğyan) edirdik.
Bosnian / Bosanski / Bosnakca "Teško nama!" – govorili su – "mi smo, zaista, obijesni bili;
Bulgarian / Български / Bulgarca Рекоха: “О, горко ни, наистина сме престъпващи!
Chinese / 中文 / Çince 他抳:「傷哉我怴I我毞來確是放蕩者。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 他们说:�伤哉我们!我们原来确是放荡者。
Czech / Česky / Çekçe řkouce: "Běda nám, vpravdě jsme vzpurní byli;
Dutch / Nederlands / Hollandaca En zij zeiden: Wee over ons! waarlijk, wij waren zondaren.
Farsi / فارسی / Farsça گفتند: «وای بر ما که طغیانگر (وسرکش) بودیم,
Finnish / Suomi / Fince ja sanoivat: »Voi meitä! Olemme totisesti rikkoneet;
French / Français / Fransızca Ils dirent : "Malheur à nous ! Nous avons été des rebelles.
German / Deutsch / Almanca Sie sagten: "Wehe uns! Wir waren vermessene Frevler.
Hausa / Hausa Dili Suka ce: "Kaitonmu! Lalle, mũ ne muka kasance mãsu ƙẽtare iyãka."
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Mereka berkata: "Aduhai celakalah kita; sesungguhnya kita ini adalah orang-orang yang melampaui batas".
Italian / Italiano / Italyanca Dissero: «Guai a noi, invero siamo stati iniqui.
Japanese / 日本語 / Japonca かれらは言った。「ああ悲しい,わたしたちは本当に横柄でした。
Korean / 한국어 / Korece 실로 우리가 사악한 자들이 었으니 비참할 뿐이라고 말하고
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Mereka berkata: "Aduhai celakanya kita! Sesungguhnya kita adalah orang-orang yang melampaui batas.
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili അവര്‍ പറഞ്ഞു: നമ്മുടെ നാശമേ! തീര്‍ച്ചയായും നാം അതിക്രമകാരികളായിരിക്കുന്നു.
Maranao / mәranaw Pitharo iran: "Hay dowan dowaan tano, mataan! a sktano na mimbaloy tano a manga malawani!"
Norwegian / Norsk / Norveççe De sa: «Ve over oss! Vi var oppsetsige.
Polski / Polish / Polonya Dili Mówili: "Biada nam! Zaprawdę, byliśmy buntownikami!
Portuguese / Português / Portekizce Disseram: Ai de nós, que temos sido transgressores!
Romanian / Română / Rumence Poate Domnul nostru ne va da nouă în schimb ceva mai bun decât aceasta. Către Domnul nostru noi căutăm.”
Russian / Россия / Rusça и сказали: "Горе нам! Мы преступили границы дозволенного.
Somali / Somalice Waxayna dheheen Magacaana ba'ye waan xad gudubnay.
Spanish / Español / Ispanyolca Dijeron: «¡Ay de nosotros, que hemos sido rebeldes!
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Wakasema: Ole wetu! Tulikuwa tumeikiuka mipaka!
Svenska / Swedish / Isveççe [Till sist] sade de: "Vår olycka var att vi gick för långt!
Tatarça / Tatarish / Tatarca Әйттеләр: "Ий безнең кайгыбыз никадәр олугътыр, тәхкыйк без азган кешеләрдән булдык, Аллаһуның чигеннән чыктык.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili พวกเขากล่าวว่าความหายนะประสบแก่เราแล้วเพราะเราเป็นผู้ละเมิดฝ่าฝืน
Urdu / اردو / Urduca کہنے لگے ہائے شامت ہم ہی حد سے بڑھ گئے تھے
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Вой, шўримиз қурсин, туғёнга кетган эканмиз.
Bengali / বাংলা / Bengalce তারা বললঃ হায়! দুর্ভোগ আমাদের আমরা ছিলাম সীমাতিক্রমকারী।
Tamil / தமிழர் / Tamilce அவர்கள் கூறினார்கள்: "எங்களுக்குண்டான கேடே! நிச்சயமாக நாம் வரம்பு மீறியவர்களாக இருந்தோம்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>