2. Hîzb, Kalem Sûresi

Kalem Suresi 30. Ayeti Meali

فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ يَتَلَاوَمُونَ
Feakbele ba’duhum ‘alâ ba’din yetelâvemûn(e)
1
fe
bunun üzerine
2
akbele
birbirlerine mukabele ettiler, karşılık verdiler
3
ba’du-hum
onların bazısı
4
alâ ba’dın
bazısına, diğerlerine
5
(ba’du-hum alâ ba’din)
birbirlerine
6
yetelâvemûne
karşılıklı levmediyorlar, kınıyorlar

Diyanet İşleri Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Ardından suçu birbirlerine yüklemeye başladılar.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Sonra döndüler, kendilerini kınıyorlardı:
Elmalılı Hamdi Yazır Sonra döndüler kendilerine levm ediyorlardı
Diyanet Vakfı Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.
Abdulbaki Gölpınarlı Birbirlerine dönerek birbirlerini kınamaya başladılar.
Adem Uğur Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.
Ahmed Hulusi Ardından birbirlerine dönüp birbirlerini suçlamaya başladılar!
Ahmet Tekin Suçu, kabahati birbirlerinin üstüne atmaya, birbirlerini kınamaya başladılar.
Ahmet Varol Bu kez birbirlerine dönüp birbirlerini kınamaya başladılar.
Ali Fikri Yavuz Sonra da döndüler, birbirlerine kabahat yüklemeye başladılar:
Bekir Sadak Birbirlerini yermeye basladilar.
Celal Yıldırım Sonra birbirlerine dönüp kendilerini kınamaya başladılar.
Diyanet İşleri 2 Birbirlerini yermeye başladılar.
Fizilil Kuran Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.
Gültekin Onan Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamaya başladılar.
Hasan Basri Cantay Şimdi kabahati birbirlerine yüklemiye başladı (lar).
Hayat Neşriyat Sonra bazıları bazılarına dönüp birbirlerini kınamaya başladılar.
Ibni Kesir Şimdi birbirlerini yermeye başladılar.
Muhammed Esed ve sonra dönüp birbirlerini suçlamaya başladılar.
Ömer Nasuhi Bilmen (29-30) Dediler ki: «Ey Rabbimiz! Seni tesbih (tenzih) ederiz, muhakkak ki, biz zalim kimseler olduk.» Artık birbirlerine dönerek birbirlerini levme başladılar.
Ömer Öngüt Dönüp kabahati birbirine yüklemeye başladılar.
Şaban Piris Başladılar birbirlerini kınamaya..
Suat Yıldırım (29-30) Bunun üzerine "Sübhansın ya Rabbenâ, her türlü noksandan uzaksın! Doğrusu biz kendimize zulmetmişiz!" deyip, birbirlerini kınamaya başladılar.
Tefhim-ül Kuran Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamağa başladılar:
Ümit Şimşek Dönüp birbirlerini suçladılar.

Diyanet Tefsiri Bu âyetlerdeki kıssada bir bahçe olayı örnek gösterilerek Allah’ın verdiği nimetlere şükretmeyen Mekke müşrikleri uyarılmaktadır. Rivayete göre geçmişte dindar bir adamın her türlü meyve, ekin ve hurma ağaçları bulunan bir bahçesi vardı. Hasat zamanı geldiğinde fakirleri çağırır, bahçenin ürünlerinden onlara ikramda bulunurdu. Adam ölünce oğulları, aile fertlerinin çokluğunu ileri sürerek yoksulların payını kesmeye ve bahçenin ürününü sabahleyin erkenden gizlice toplamaya karar vermişler, ancak gece gelen bir âfet ürünü imha etmişti (bk. Râzî, XXX, 87). Yüce Allah, Kur’an’da birçok yerde, verdiği nimete şükredenlere daha fazla nimet vereceğini, nankörlük edenleri de cezalandıracağını haber vermiştir (meselâ bk. Nisâ 4/147; İbrâhim 14/7; Lokmân 31/12). Nitekim Hz. Peygamber’i yalancılıkla itham edip getirdiği mesajı reddeden Mekke müşrikleri de peygamber aralarından ayrıldıktan sonra eski refahlarını, özellikle ticarî imkânlarını giderek kaybetmişler, sonunda müslümanlar karşısında varlıkları son bulmuştur. Müfessirlerin çoğunluğu 18. âyeti, “Bahçe sahipleri ‘Allah izin verirse’ demeden ertesi gün yapacakları iş hakkında karar verdiler” şeklinde açıklamışlardır ‘(“Allah izin verirse” gibi) bir kayıt koymaksızın’ diye çevirdiğimiz bölüm hakkında “yoksulların payını ayırmaksızın” şeklinde de bir yorum vardır (Şevkânî, V, 312). Gelecekte bir işi yapmaya niyet ederken “inşaallah” diyerek işi Allah’ın iradesine bağlamak gerekir. Nitekim bu konuda yüce Allah Hz. Peygamber’i şöyle uyarmıştır: “‘Allah izin verirse’ demeden hiçbir şey için ‘Şu işi yarın yapacağım’ deme!” (Kehf 18/23-24); “Hiç kimse yarın ne elde edeceğini bilemez” (Lokmân 31/34). Zira bir şeyin meydana gelmesi için sadece insanın irade ve gücü yeterli değildir, Allah’ın da onu dilemesi gerekir. 28. âyette geçen “rabbin şanını yüceltmek”ten maksat 18. âyette bildirilen “Allah izin verirse” “istisna”, yani demek, işi Allah’ın iznine bağlamaktır. Bu uyarı, “Fakirler hakkındaki niyetleri ve takındıkları tavırdan dolayı Allah’tan af dilemeleri” şeklinde de açıklanmıştır (bk. Şevkânî, V, 314). 28-32. âyetlerden anlaşıldığına göre bu kişiler içlerinden aklı başında birinin haklı uyarılarını dikkate almamışlar, fakat bahçelerinin mahvolduğunu görünce onun haklı olduğunu anlamışlar, nasihatine kulak vermişler ve yaptıklarına pişman olup tövbe etmişler; ancak iş işten geçmiş, bahçeleri yanmıştı.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Îdî hinekê ji wan berê xwe dane hinekên wan li hev tilf kirine.
Sahih International / English / Ingilizce Then they approached one another, blaming each other.
M.Pickthall / English / Ingilizce Then some of them drew near unto others, self reproaching.
Muhsin Khan / English / Ingilizce Then they turned, one against another, in blaming.
Yusuf Ali / English / Ingilizce Then they turned, one against another, in reproach.(5614)
Shakir / English / Ingilizce Then some of them advanced against others, blaming each other.
Dr. Ghali / English / Ingilizce Then some of them came forward to others, blaming each other.
Albanian / Shqip / Arnavutça Dhe u kthyen e po e qortojën njëri-tjetrin.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Onlar bir-birini danlamağa başladılar.
Bosnian / Bosanski / Bosnakca I onda počeše jedni druge koriti.
Bulgarian / Български / Bulgarca И започнаха взаимно да се укоряват.
Chinese / 中文 / Çince 於是他怳j家走向前來,互相責備起來。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 於是他们大家走向前来,互相责备起来。
Czech / Česky / Çekçe A vzájemně si výčitky činili
Dutch / Nederlands / Hollandaca En zij begonnen elkander te laken.
Farsi / فارسی / Farsça آنگاه ملامت کنان به یکدیگر رو آوردند.
Finnish / Suomi / Fince Ja sitten jotkut heistä kääntyivät päivitellen toistensa puoleen
French / Français / Fransızca Puis ils s'adressèrent les uns aux autres, se faisant des reproches.
German / Deutsch / Almanca Sie gingen aufeinander zu und machten sich gegenseitig Vorwürfe.
Hausa / Hausa Dili Sai suka fuskanci jũna, sunã zargin kansu.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Lalu sebahagian mereka menghadapi sebahagian yang lain seraya cela mencela.
Italian / Italiano / Italyanca Si volsero poi gli uni agli altri, biasimandosi a vicenda.
Japanese / 日本語 / Japonca そこでかれらは,栗いに責め合い始めた。
Korean / 한국어 / Korece 그때 그들은 서로가 서로를 비난하며
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Kemudian setengahnya mengadap yang lain, sambil cela-mencela.
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili അങ്ങനെ പരസ്പരം കുറ്റപ്പെടുത്തിക്കൊണ്ട്‌ അവരില്‍ ചിലര്‍ ചിലരുടെ നേര്‍ക്ക്‌ തിരിഞ്ഞു.
Maranao / mәranaw Na siyangoran o sabaad kiran so sabaad, a gii siran zsndita!
Norwegian / Norsk / Norveççe Og de vendte seg mot hverandre med gjensidige bebreidelser.
Polski / Polish / Polonya Dili Wtedy oni zwrócili się jeden do drugiego, ganiąc się wzajemnie.
Portuguese / Português / Portekizce E começaram a reprovar-se mutuamente.
Romanian / Română / Rumence Ei spuseră: “Vai nouă! Am fost nişte ticăloşi!
Russian / Россия / Rusça Они стали попрекать друг друга
Somali / Somalice Markaasaa qaarba qaar ku jeedsaday iyagoo is dagaali.
Spanish / Español / Ispanyolca Y pusiéronse a recriminarse.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Basi wakakabiliana kulaumiana wao kwa wao.
Svenska / Swedish / Isveççe Och de överföll varandra med förebråelser.
Tatarça / Tatarish / Tatarca Һәм бер-берсенә каршы килеп шелтәләшә башладылар
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili แล้วบางคนในหมู่พวกเขาก็หันไปต่อว่าซึ่งกันแล้วกัน
Urdu / اردو / Urduca پھر لگے ایک دوسرے کو رو در رو ملامت کرنے
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Бас, баъзилари баъзиларни маломат қила бошладилар.
Bengali / বাংলা / Bengalce অতঃপর তারা একে অপরকে ভৎর্সনা করতে লাগল।
Tamil / தமிழர் / Tamilce பின்னர், அவர்களில் சிலர் சிலரை நிந்தித்தவர்களாக முன்னோகினர்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>