2. Hîzb, Kalem Sûresi

Kalem Suresi 29. Ayeti Meali

قَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ
Kâlû subhâne rabbinâ innâ kunnâ zâlimîn(e)
1
kâlû
dediler
2
subhâne
sübhan, yüce, mutlak kaadir, herşeyden münezzeh
3
rabbi-nâ
Rabbimiz
4
in-nâ
muhakkak ki biz
5
kun-nâ
biz olduk
6
zâlimîne
zalimler, zalim kimseler

Diyanet İşleri Onlar, “Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz” dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) «Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zalimler imişiz.» (dediler).
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Onlar: «Rabbimiz Seni tenzih ederiz, doğrusu bizler zalimlermişiz!» dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır Sübhansın ya rabbena! Dediler: bizler doğrusu zalimlermişiz
Diyanet Vakfı Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler.
Abdulbaki Gölpınarlı Dediler ki: Şanı yücedir Rabbimizin, gerçekten de zâlimlerden olduk biz.
Adem Uğur Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler.
Ahmed Hulusi Dediler ki: "Subhan'dır Rabbimiz! Muhakkak ki biz işin hakkını veremeyenler olduk!"
Ahmet Tekin 'Rabbimizi tesbih ve tenzih ederiz. Biz gerçekten hakka riayet etmeyen zâlim, müşrik bir milletmişiz.' dediler.
Ahmet Varol 'Rabbimizi tesbih ederiz! Doğrusu biz zalimlerdenmişiz' dediler.
Ali Fikri Yavuz Onlar: “- Seni tenzîh ederiz, Rabbimiz! Doğrusu biz zalimlermişiz.” dediler.
Bekir Sadak «ORabbimizi tenzih ederiz; dogrusu biz yazik etmistik» dediler.
Celal Yıldırım Onlar da: «Rabbimiz! Seni tesbîh ve tenzîh ederiz. Şüphesiz ki, biz zalimlermişiz» dediler.
Diyanet İşleri 2 'Rabbimizi tenzih ederiz; doğrusu biz yazık etmiştik' dediler.
Fizilil Kuran «Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz kendi kendimize zulüm etmişiz» dediler.
Gültekin Onan Dediler ki: "Rabbimiz seni tesbih eder, yüceltiriz; gerçekten bizler zalim imişiz."
Hasan Basri Cantay «Seni (tesbîh ve) tenzîh ederiz ey Rabbimiz. Hakıykaten biz zaalimlermişiz» dediler.
Hayat Neşriyat (Onlar:) 'Rabbimizi tenzîh ederiz; doğrusu biz zâlim kimselermişiz!' dediler.
Ibni Kesir Dediler ki: Tesbih ederiz Seni Rabbımız, gerçekten biz, zalimlerden olmuşuz.
Muhammed Esed Onlar: "Rabbimizin şanı yücedir! Doğrusu biz zulüm işliyorduk!" diye cevap verdiler;
Ömer Nasuhi Bilmen (29-30) Dediler ki: «Ey Rabbimiz! Seni tesbih (tenzih) ederiz, muhakkak ki, biz zalim kimseler olduk.» Artık birbirlerine dönerek birbirlerini levme başladılar.
Ömer Öngüt "Rabbimizi tesbih ederiz. Doğrusu biz zâlimlermişiz. " dediler.
Şaban Piris Hemen akılları başlarına geldi ve: -Rabbimiz'in şanı yücedir. Biz, zalimlerden olduk, dediler.
Suat Yıldırım (29-30) Bunun üzerine "Sübhansın ya Rabbenâ, her türlü noksandan uzaksın! Doğrusu biz kendimize zulmetmişiz!" deyip, birbirlerini kınamaya başladılar.
Tefhim-ül Kuran Dediler ki: «Rabbimiz, seni tesbih eder yüceltiriz; gerçekten bizler zalim olanlarmışız.»
Ümit Şimşek 'Rabbimizi tesbih ederiz,' dediler. 'Doğrusu biz kendimize yazık etmişiz.'

Diyanet Tefsiri Bu âyetlerdeki kıssada bir bahçe olayı örnek gösterilerek Allah’ın verdiği nimetlere şükretmeyen Mekke müşrikleri uyarılmaktadır. Rivayete göre geçmişte dindar bir adamın her türlü meyve, ekin ve hurma ağaçları bulunan bir bahçesi vardı. Hasat zamanı geldiğinde fakirleri çağırır, bahçenin ürünlerinden onlara ikramda bulunurdu. Adam ölünce oğulları, aile fertlerinin çokluğunu ileri sürerek yoksulların payını kesmeye ve bahçenin ürününü sabahleyin erkenden gizlice toplamaya karar vermişler, ancak gece gelen bir âfet ürünü imha etmişti (bk. Râzî, XXX, 87). Yüce Allah, Kur’an’da birçok yerde, verdiği nimete şükredenlere daha fazla nimet vereceğini, nankörlük edenleri de cezalandıracağını haber vermiştir (meselâ bk. Nisâ 4/147; İbrâhim 14/7; Lokmân 31/12). Nitekim Hz. Peygamber’i yalancılıkla itham edip getirdiği mesajı reddeden Mekke müşrikleri de peygamber aralarından ayrıldıktan sonra eski refahlarını, özellikle ticarî imkânlarını giderek kaybetmişler, sonunda müslümanlar karşısında varlıkları son bulmuştur. Müfessirlerin çoğunluğu 18. âyeti, “Bahçe sahipleri ‘Allah izin verirse’ demeden ertesi gün yapacakları iş hakkında karar verdiler” şeklinde açıklamışlardır ‘(“Allah izin verirse” gibi) bir kayıt koymaksızın’ diye çevirdiğimiz bölüm hakkında “yoksulların payını ayırmaksızın” şeklinde de bir yorum vardır (Şevkânî, V, 312). Gelecekte bir işi yapmaya niyet ederken “inşaallah” diyerek işi Allah’ın iradesine bağlamak gerekir. Nitekim bu konuda yüce Allah Hz. Peygamber’i şöyle uyarmıştır: “‘Allah izin verirse’ demeden hiçbir şey için ‘Şu işi yarın yapacağım’ deme!” (Kehf 18/23-24); “Hiç kimse yarın ne elde edeceğini bilemez” (Lokmân 31/34). Zira bir şeyin meydana gelmesi için sadece insanın irade ve gücü yeterli değildir, Allah’ın da onu dilemesi gerekir. 28. âyette geçen “rabbin şanını yüceltmek”ten maksat 18. âyette bildirilen “Allah izin verirse” “istisna”, yani demek, işi Allah’ın iznine bağlamaktır. Bu uyarı, “Fakirler hakkındaki niyetleri ve takındıkları tavırdan dolayı Allah’tan af dilemeleri” şeklinde de açıklanmıştır (bk. Şevkânî, V, 314). 28-32. âyetlerden anlaşıldığına göre bu kişiler içlerinden aklı başında birinin haklı uyarılarını dikkate almamışlar, fakat bahçelerinin mahvolduğunu görünce onun haklı olduğunu anlamışlar, nasihatine kulak vermişler ve yaptıklarına pişman olup tövbe etmişler; ancak iş işten geçmiş, bahçeleri yanmıştı.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Ewan jî (aha) gotine; "Xuda yê me! bi rastî em te ji kemasîyan paqij dikin, loma bi rastî em ji cewrkaran bûne.
Sahih International / English / Ingilizce They said, "Exalted is our Lord! Indeed, we were wrongdoers."
M.Pickthall / English / Ingilizce They said: Glorified be our Lord! Lo! we have been wrong doers.
Muhsin Khan / English / Ingilizce They said: "Glory to Our Lord! Verily, we have been Zalimun (wrong-doers, etc.)."
Yusuf Ali / English / Ingilizce They said: "Glory to our Lord! Verily we have been doing wrong!"
Shakir / English / Ingilizce They said: Glory be to our Lord, surely we were unjust.
Dr. Ghali / English / Ingilizce They said, All Extolment be to our Lord! Surely we were unjust."
Albanian / Shqip / Arnavutça Atëherë ata thanë: “I pafajshëm është Zoti ynë, ne ishim të padrejtë”
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Onlar: “Rəbbimiz pakdır, müqəddəsdir! Həqiqətən, biz zalım idik!” – dedilər.
Bosnian / Bosanski / Bosnakca "Hvaljen neka je Gospodar naš!" – rekoše – "mi smo, uistinu, nepravedni bili!"
Bulgarian / Български / Bulgarca Рекоха: “Слава на нашия Господ! Бяхме угнетители.”
Chinese / 中文 / Çince 他抳:「讚頌我怐漸D超絕萬物!我抻T是不義的。」
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 他们说:�赞颂我们的主超绝万物!我们确是不义的。�
Czech / Česky / Çekçe A zvolali: "Sláva budiž Pánu našemu, vždyť vskutku jsme nespravedliví byli."
Dutch / Nederlands / Hollandaca Zij antwoordden: Geloofd zij onze Heer! Waarlijk, wij waren zondaren.
Farsi / فارسی / Farsça گفتند: «پروردگار ما پاک ومنزه است, مسلّماً ما ستمکار بودیم».
Finnish / Suomi / Fince He vastasivat: »Kunnia Herralle! Totisesti olimme jumalattomia.»
French / Français / Fransızca Ils dirent : "Gloire à notre Seigneur ! Oui, nous avons été injustes".
German / Deutsch / Almanca Sie sagten: "Gepriesen sei unser Herr! Wir waren wirklich ungerecht."
Hausa / Hausa Dili Suka ce: "Tsarki ya tabbata ga Ubangijinmu! Lalle, mu mun kasance azzãlumai."
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Mereka mengucapkan: "Maha Suci Tuhan kami, sesungguhnya kami adalah orang-orang yang zalim".
Italian / Italiano / Italyanca Dissero: «Gloria al nostro Signore, invero siamo stati ingiusti».
Japanese / 日本語 / Japonca かれらは,「わたしたちの主を讃える。本当にわたしたちは不義でありました。」と言った。
Korean / 한국어 / Korece 주님께 영광이 있으소서 실 로 저희가 사악한 자들이었습니다라고 말하노라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Mereka berkata (dengan sesalnya): "Maha Suci Tuhan Kami! Sesungguhnya kami adalah orang-orang yang berlaku zalim!"
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili അവര്‍ പറഞ്ഞു: നമ്മുടെ രക്ഷിതാവ്‌ എത്രയോ പരിശുദ്ധന്‍! തീര്‍ച്ചയായും നാം അക്രമികളായിരിക്കുന്നു.
Maranao / mәranaw Pitharo iran: "Soti so Kadnan tano! Mataan! a sktano na mimbaloy tano a manga darowaka!"
Norwegian / Norsk / Norveççe Da sa de: «Ære være Herren! Vi handlet visselig ondt.»
Polski / Polish / Polonya Dili Powiedzieli: "Chwała niech będzie naszemu Panu! Zaprawdę, byliśmy niesprawiedliwi!"
Portuguese / Português / Portekizce Responderam: Glorificado seja o nosso Senhor! Em verdade, fomos iníquos!
Romanian / Română / Rumence Şi ei se întoarseră atunci unii către alţii dojenindu-se.
Russian / Россия / Rusça Они сказали: "Пречист наш Господь! Мы были несправедливы".
Somali / Somalice Markaasay dheheen Eebaa weyn, waan xad gudubnay.
Spanish / Español / Ispanyolca Dijeron: «¡Gloria a nuestro Señor! ¡Hemos obrado impíamente!»
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Wakasema: Ametakasika Mola wetu Mlezi! Hakika sisi tulikuwa wenye kudhulumu.
Svenska / Swedish / Isveççe Och de svarade: "Stor är vår Herre i Sin härlighet! Vi har sannerligen gjort orätt!"
Tatarça / Tatarish / Tatarca Алар әйттеләр: "Раббыбыз һәр кимчелектән пакь, тәхкыйк без үзебезгә золым кылдык".
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili พวกเขาจึงกล่าวว่า มหาบริสุทธิ์แห่งพระเจ้าของเรา แท้จริงเรานั้นเป็นผู้อธรรม
Urdu / اردو / Urduca (تب) وہ کہنے لگے کہ ہمارا پروردگار پاک ہے بےشک ہم ہی قصوروار تھے
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Роббимиз айблардан пок бўлди, албатта биз золимлардан эдик, дедилар.
Bengali / বাংলা / Bengalce তারা বললঃ আমরা আমাদের পালনকর্তার পবিত্রতা ঘোষণা করছি, নিশ্চিতই আমরা সীমালংঘনকারী ছিলাম।
Tamil / தமிழர் / Tamilce "எங்கள் இறைவன் தூயவன், நாம் தாம் நிச்சமயாக அநியாயம் செய்தவர்கள் ஆகிவிட்டோம்" என்றும் கூறினர்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>