2. Hîzb, Kalem Sûresi

Kalem Suresi 28. Ayeti Meali

قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ
Kâle evsetuhum elem ekul lekum levlâ tusebbihûn(e)
1
kâle
dedi
2
evsatu-hum
onların en makul düşüneni (aklı başında olanı)
3
e lem ekul
ben demedim mi
4
lekum
size
5
lev
eğer, olsa, keşke olsaydı
6
lâ tusebbihûne
tespih etmiyorsunuz

Diyanet İşleri Onların en akl-ı selim sahibi olanı, “Ben size ‘Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?” dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) İçlerinde en makul olanı şöyle dedi: «Ben size Rabbinizi tesbih etsenize dememiş miydim?»
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) En mutedil olanları: «Ben size Rabbinizi tesbih etsenize, demedim mi?» dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır Ortancaları (en mu'tedilleri) demedim mi size: tesbîh etseydiniz
Diyanet Vakfı İçlerinden en makul olanı şöyle dedi: Ben size «Rabbinizi tesbih etsenize» dememiş miydim?
Abdulbaki Gölpınarlı İçlerinden en iyileri, ben demedim miydi size dedi, mâbûdunuzu tenzîh etseniz ne olurdu.
Adem Uğur İçlerinden en makul olanı şöyle dedi: Ben size "Rabbinizi tesbih etsenize" dememiş miydim?
Ahmed Hulusi Onların biraz düşüncelisi dedi: "Ben size tespih (tenzih) etsenize, demedim mi?"
Ahmet Tekin İçlerinden en mâkulleri, seçkin birisi:
'Demedim mi size? Keşke Allah’ı tesbih ve tenzih etseydiniz!..' dedi.
Ahmet Varol Orta hal üzere (mutedil) olanları dedi ki: 'Ben size (Allah'ı) tesbih etmeniz gerekmez mi dememiş miydim?'
Ali Fikri Yavuz İnsaflıları şöyle dedi: “- Ben demedim mi size, tesbîh etseydiniz? (İnşaallah deyeydiniz).”
Bekir Sadak Ortancalari: «Ben size Allah'i anmaniz gerekmez mi? dememis miydim?» dedi.
Celal Yıldırım çlerinden en uygun düşüneni : «Ben size demedim mi, tesbîh etseydiniz ya !?» dedi.
Diyanet İşleri 2 Ortancaları: 'Ben size Allah'ı anmanız gerekmez mi, dememiş miydim?' dedi.
Fizilil Kuran Ortancaları, «Ben size demedim mi? Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmeniz gerekmez miydi?» dedi.
Gültekin Onan (İçlerinde) Mutedil olan biri dedi ki: "Ben size dememiş miydim? (Tanrı'yı) Tesbih edip yüceltmeniz gerekmez miydi?"
Hasan Basri Cantay Ortancaları: «Ben size demedim mi? (Allâhı) tenzîh etmeli değil miydiniz?» dedi.
Hayat Neşriyat Onların en dengeli (hayırlı) olanı: '(Ben) size, '(Rabbinizi) tesbîh etmeli değil miydiniz!’ demedim mi?' dedi.
Ibni Kesir Ortancaları dedi ki: Ben size demedim mi? Tesbih etmeli değil miydiniz?
Muhammed Esed Aralarındaki en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size, Allah'ın sınırsız şanını yüceltmelisiniz demedim mi?" diye sordu.
Ömer Nasuhi Bilmen Orta halde bulunanları dedi ki: «Ben size, 'tesbih eder olmalı değil misiniz?' demedim mi?»
Ömer Öngüt İnsaflıları şöyle dedi: "Ben size demedim mi? Rabbinizi tesbih etmeniz gerekmez miydi?"
Şaban Piris Onların en insaflı olanı: -Ben size (Allah’ı) tesbih etmemiz gerekmez mi, dememiş miydim? dedi.
Suat Yıldırım En makul olanları ise: "Ben size Allah’ı zikretmenizi söylememiş miydim!" dedi.
Tefhim-ül Kuran (İçlerinde) Mutedil olan biri dedi ki: «Ben size dememiş miydim? (Allah'ı) Tesbih edip yüceltmeniz gerekmez miydi?»
Ümit Şimşek Aklı başında olanı 'Ben size Allah'ı tesbih edin dememiş miydim?' dedi.

Diyanet Tefsiri Bu âyetlerdeki kıssada bir bahçe olayı örnek gösterilerek Allah’ın verdiği nimetlere şükretmeyen Mekke müşrikleri uyarılmaktadır. Rivayete göre geçmişte dindar bir adamın her türlü meyve, ekin ve hurma ağaçları bulunan bir bahçesi vardı. Hasat zamanı geldiğinde fakirleri çağırır, bahçenin ürünlerinden onlara ikramda bulunurdu. Adam ölünce oğulları, aile fertlerinin çokluğunu ileri sürerek yoksulların payını kesmeye ve bahçenin ürününü sabahleyin erkenden gizlice toplamaya karar vermişler, ancak gece gelen bir âfet ürünü imha etmişti (bk. Râzî, XXX, 87). Yüce Allah, Kur’an’da birçok yerde, verdiği nimete şükredenlere daha fazla nimet vereceğini, nankörlük edenleri de cezalandıracağını haber vermiştir (meselâ bk. Nisâ 4/147; İbrâhim 14/7; Lokmân 31/12). Nitekim Hz. Peygamber’i yalancılıkla itham edip getirdiği mesajı reddeden Mekke müşrikleri de peygamber aralarından ayrıldıktan sonra eski refahlarını, özellikle ticarî imkânlarını giderek kaybetmişler, sonunda müslümanlar karşısında varlıkları son bulmuştur. Müfessirlerin çoğunluğu 18. âyeti, “Bahçe sahipleri ‘Allah izin verirse’ demeden ertesi gün yapacakları iş hakkında karar verdiler” şeklinde açıklamışlardır ‘(“Allah izin verirse” gibi) bir kayıt koymaksızın’ diye çevirdiğimiz bölüm hakkında “yoksulların payını ayırmaksızın” şeklinde de bir yorum vardır (Şevkânî, V, 312). Gelecekte bir işi yapmaya niyet ederken “inşaallah” diyerek işi Allah’ın iradesine bağlamak gerekir. Nitekim bu konuda yüce Allah Hz. Peygamber’i şöyle uyarmıştır: “‘Allah izin verirse’ demeden hiçbir şey için ‘Şu işi yarın yapacağım’ deme!” (Kehf 18/23-24); “Hiç kimse yarın ne elde edeceğini bilemez” (Lokmân 31/34). Zira bir şeyin meydana gelmesi için sadece insanın irade ve gücü yeterli değildir, Allah’ın da onu dilemesi gerekir. 28. âyette geçen “rabbin şanını yüceltmek”ten maksat 18. âyette bildirilen “Allah izin verirse” “istisna”, yani demek, işi Allah’ın iznine bağlamaktır. Bu uyarı, “Fakirler hakkındaki niyetleri ve takındıkları tavırdan dolayı Allah’tan af dilemeleri” şeklinde de açıklanmıştır (bk. Şevkânî, V, 314). 28-32. âyetlerden anlaşıldığına göre bu kişiler içlerinden aklı başında birinin haklı uyarılarını dikkate almamışlar, fakat bahçelerinin mahvolduğunu görünce onun haklı olduğunu anlamışlar, nasihatine kulak vermişler ve yaptıklarına pişman olup tövbe etmişler; ancak iş işten geçmiş, bahçeleri yanmıştı.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Ewê nîvwarê ji wan (ji bona wan ra aha) gotîye: "Qey min ji bona we ra negot; gotî hûn Xuda yê xwe ji kêmasîyan paqij bikin
Sahih International / English / Ingilizce The most moderate of them said, "Did I not say to you, 'Why do you not exalt [ Allah ]?' "
M.Pickthall / English / Ingilizce The best among them said: Said I not unto you: Why glorify ye not (Allah)?
Muhsin Khan / English / Ingilizce The best among them said: "Did I not tell you: why do you not say: Insha' Allah (If Allah will)."
Yusuf Ali / English / Ingilizce Said one of them, more just (than the rest):(5613) "Did I not say to you, ´Why not glorify ((Allah))?´"
Shakir / English / Ingilizce The best of them said: Did I not say to you, Why do you not glorify (Allah)?
Dr. Ghali / English / Ingilizce Said the most moderate of them, "Did I not say to you: Had you only extolled (Him)!"
Albanian / Shqip / Arnavutça Ai me maturi prej tyre tha: “A nuk ju thahë përse nuk e përmendi Zotin?”
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Onların ən ağıllısı (və insaflısı) dedi: “Məgər mən sizə (Allahı) həmd-səna ilə təqdis etməli olduğunuzu demədimmi?!”
Bosnian / Bosanski / Bosnakca Ponajbolji između njih reče: "Nisam li vam ja govorio da je trebalo na Allaha misliti!"
Bulgarian / Български / Bulgarca Най-разумният от тях рече: “Не ви ли казах -; защо не прославяте Аллах?”
Chinese / 中文 / Çince 他怳仇抸u秀的人說G「難道我沒有對你抳▲雱A怮蝏礞?g頌真主呢」
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 他们中最优秀的人说:�难道我没有对你们说吗?你们怎么不赞颂真主呢?�
Czech / Česky / Çekçe I pravil nejobezřetnější z nich: "Což neříkal jsem vám, že slávu Boží pronésti jsme měli?"
Dutch / Nederlands / Hollandaca De verstandigste van hen zeide: Heb ik u niet gezegd: Waarom gedenkt gij God niet?
Farsi / فارسی / Farsça یکی از بهترین آنها گفت: «آیا به شما نگفتم, چرا (شکر و) تسبیح (خدا را) نمی گوئید ؟!».
Finnish / Suomi / Fince Viisain heistä sanoi: »Enkö sanonut teille: 'Ylistäkää Jumalaa.'»
French / Français / Fransızca Le plus juste d'entre eux dit : "Ne vous avais-je pas dit : Si seulement vous avez rendu gloire à Allah ! "
German / Deutsch / Almanca Der Gemäßigte unter ihnen sagte: "Habe ich euch nicht gesagt: 'Ihr sollt Gottes gedenken, Ihn lobpreisen und den Armen geben'?"
Hausa / Hausa Dili Mafificinsu (hankali) ya ce: "Ban gaya muku ba, yã kamata ku tsarkake Allah?"
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Berkatalah seorang yang paling baik pikirannya di antara mereka: "Bukankah aku telah mengatakan kepadamu, hendaklah kamu bertasbih (kepada Tuhanmu)?"
Italian / Italiano / Italyanca Il più equilibrato tra loro disse: «Non vi avevo forse avvertito di rendere gloria ad Allah?».
Japanese / 日本語 / Japonca かれらの中,すこし穏やかな一人が言った。「あなたがたはどうして(主を)讃えないのかと,わたしが言ったのに。」
Korean / 한국어 / Korece 그들 중에 보다 정직했던 자가 왜 하나님을 찬양하지 아니 했느냐 내가 너희에게 말하지 아니 했더뇨 라고 하매
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Berkatalah orang yang bersikap adil di antara mereka: "Bukankah aku telah katakan kepada kamu (semasa kamu hendak menghampakan orang-orang fakir miskin dari habuannya): amatlah elok kiranya kamu mengingati Allah (serta membatalkan rancangan kamu yang jahat itu) ?"
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili അവരുടെ കൂട്ടത്തില്‍ മദ്ധ്യനിലപാടുകാരനായ ഒരാള്‍ പറഞ്ഞു: ഞാന്‍ നിങ്ങളോട്‌ പറഞ്ഞില്ലേ? എന്താണ്‌ നിങ്ങള്‍ അല്ലാഹുവെ പ്രകീര്‍ത്തിക്കാതിരുന്നത്‌?
Maranao / mәranaw Pitharo o mapiya kiran: "Ba ko rkano da tharoa: ´Ino kano di thasbik (ko Allah)´?"
Norwegian / Norsk / Norveççe Den mest rimelige blant dem sa: «Sa jeg ikke til dere: ’Hvorfor gir dere ikke lovprisning?’»
Polski / Polish / Polonya Dili Najbardziej umiarkowany z nich powiedział: "Czyż wam nie mówiłem? Dlaczego nie głosicie chwały Boga?"
Portuguese / Português / Portekizce E o mais sensato deles disse: Não vos havia dito? Por que não glorificastes (Deus)?
Romanian / Română / Rumence Ei spuseră: “Mărire Domnului nostru! Da, am fost nedrepţi.”
Russian / Россия / Rusça Лучший из них сказал: "Разве я не говорил вам, что надо было прославить Аллаха?"
Somali / Somalice Markaas kii u fiicnaa yiri: miyaana idin dhihin war Eebe weyneeya.
Spanish / Español / Ispanyolca El más moderado de ellos dijo: «¿No os lo había dicho? ¿Por qué no glorificáis?»
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Mbora wao akasema: Sikukwambieni, kwa nini hamumtakasi Mwenyezi Mungu?
Svenska / Swedish / Isveççe ---
Tatarça / Tatarish / Tatarca Аларның уртанчысы яки гакыллырагы: "Мин сезгә әйткән идем түгелме? Аллаһ теләсә дисәгезче", – дип.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili คนที่มีสติปัญญาคนหนึ่งในหมู่พวกเขากล่าวว่า ฉันมิได้บอกพวกท่านดอกหรือว่า ทำไม่พวกท่านจึงไม่กล่าวสดุดีแด่อัลลอฮฺ
Urdu / اردو / Urduca ایک جو اُن میں فرزانہ تھا بولا کہ کیا میں نے تم سے نہیں کہا تھا کہ تم تسبیح کیوں نہیں کرتے؟
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Уларнинг энг яхши ва адолатлиси, «Сизларга тасбиҳ айтсаларингиз-чи, демабмидим?!», деди.
Bengali / বাংলা / Bengalce তাদের উত্তম ব্যক্তি বললঃ আমি কি তোমাদেরকে বলিনি? এখনও তোমরা আল্লাহ তা’আলার পবিত্রতা বর্ণনা করছো না কেন?
Tamil / தமிழர் / Tamilce அவர்களில் நடுநிலையுள்ள ஒருவர் "நீங்கள் தஸ்பீஹு செய்திருக்க வேண்டும் என்று நான் உங்களுக்கு கூறவில்லையா?" என்று கூறினார்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>