2. Hîzb, Kalem Sûresi

Kalem Suresi 26. Ayeti Meali

فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوا إِنَّا لَضَالُّونَ
Felemmâ raevhâ kâlû innâ ledâllûn(e)
1
fe lemmâ
fakat olduğu zaman
2
reev-hâ
onu gördüler
3
kâlû
dediler
4
innâ
muhakkak biz
5
le
gerçekten
6
ed dâllûne
dalâlette olan kimseler, sapıklar, doğru yolu kaybedenler

Diyanet İşleri Fakat bahçeyi o hâlde gördüklerinde, “Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!” dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Fakat bahçeyi gördüklerinde: «Biz herhalde yanlış gelmişiz» dediler .
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Ama bağı gördüklerinde: «Biz her halde yanlış gelmişiz.
Elmalılı Hamdi Yazır Vakta ki o bağı gördüler, biz, dediler: her halde yanlış gelmişiz
Diyanet Vakfı Fakat bahçeyi gördüklerinde: Mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız! dediler.
Abdulbaki Gölpınarlı Bahçeyi görünce gerçekten de dediler, elbette yolumuzu şaşırdık.
Adem Uğur Fakat bahçeyi gördüklerinde: Mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız! dediler.
Ahmed Hulusi Bahçeyi gördüklerinde (harap olmuş): "Yanlış yere geldik herhâlde" dediler.
Ahmet Tekin Bağı, bahçeyi gördüklerinde:
'Galiba biz yanlış yere geldik.' dediler.
Ahmet Varol Fakat onu (bahçeyi) gördüklerinde: 'Herhalde yanlış geldik' dediler.
Ali Fikri Yavuz Vakta ki o bahçeyi (böyle yanmış kapkara) gördüler : “-Biz, herhalde yanlış gelmişiz.” dediler.
Bekir Sadak (26-27) Bahceyi gorduklerinde: «Herhalde yolumuzu sasirmis olacagiz; belki de biz yoksun birakildik» dediler.
Celal Yıldırım (26-27) Bahçeyi görünce : «Biz şüphesiz şaşırıp (başka yere) sapmışız, hayır biz mahrum kalmışız» dediler.
Diyanet İşleri 2 (26-27) Bahçeyi gördüklerinde: 'Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık' dediler.
Fizilil Kuran Fakat bahçeyi görünce «Herhalde biz yolu şaşırdık» dediler.
Gültekin Onan Ama onu görünce: "Muhakkak biz (gideceğimiz yeri) şaşırmışız" dediler.
Hasan Basri Cantay Fakat onu (bu halde) görüverince dediler ki: «Her halde biz yanlış gelenleriz».
Hayat Neşriyat Fakat orayı (bahçeyi o perişan hâlde) gördüklerinde: 'Muhakkak biz, elbette(bahçesinin yolunu) şaşıran kimseleriz (her hâlde yanlış yere geldik!)' dediler.
Ibni Kesir Onu gördüklerinde dediler ki: Herhalde biz yanlış geldik.
Muhammed Esed Ama bahçeye bakıp onu (tanınmaz halde) görünce: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız!" diye bağırdılar;
Ömer Nasuhi Bilmen (26-27) Vaktâ ki o bostanlarını (o halde) gördüler, dediler ki: «Şüphe yok bizler elbette sapık kimseleriz. Hayır, biz mahrum kimseleriz.»
Ömer Öngüt Fakat bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde biz yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.
Şaban Piris Onu gördüklerinde: -Yolu şaşırdık, dediler.
Suat Yıldırım Bahçeyi görünce, apışıp kaldılar. "Galiba yolu şaşırdık, yanlış yere geldik!" dediler.
Tefhim-ül Kuran Ama onu görünce: «Muhakkak biz (gideceğimiz yeri) şaşırmışız» dediler.
Ümit Şimşek Bir de ne görsünler! 'Herhalde biz yanlış geldik' dediler.

Diyanet Tefsiri Bu âyetlerdeki kıssada bir bahçe olayı örnek gösterilerek Allah’ın verdiği nimetlere şükretmeyen Mekke müşrikleri uyarılmaktadır. Rivayete göre geçmişte dindar bir adamın her türlü meyve, ekin ve hurma ağaçları bulunan bir bahçesi vardı. Hasat zamanı geldiğinde fakirleri çağırır, bahçenin ürünlerinden onlara ikramda bulunurdu. Adam ölünce oğulları, aile fertlerinin çokluğunu ileri sürerek yoksulların payını kesmeye ve bahçenin ürününü sabahleyin erkenden gizlice toplamaya karar vermişler, ancak gece gelen bir âfet ürünü imha etmişti (bk. Râzî, XXX, 87). Yüce Allah, Kur’an’da birçok yerde, verdiği nimete şükredenlere daha fazla nimet vereceğini, nankörlük edenleri de cezalandıracağını haber vermiştir (meselâ bk. Nisâ 4/147; İbrâhim 14/7; Lokmân 31/12). Nitekim Hz. Peygamber’i yalancılıkla itham edip getirdiği mesajı reddeden Mekke müşrikleri de peygamber aralarından ayrıldıktan sonra eski refahlarını, özellikle ticarî imkânlarını giderek kaybetmişler, sonunda müslümanlar karşısında varlıkları son bulmuştur. Müfessirlerin çoğunluğu 18. âyeti, “Bahçe sahipleri ‘Allah izin verirse’ demeden ertesi gün yapacakları iş hakkında karar verdiler” şeklinde açıklamışlardır ‘(“Allah izin verirse” gibi) bir kayıt koymaksızın’ diye çevirdiğimiz bölüm hakkında “yoksulların payını ayırmaksızın” şeklinde de bir yorum vardır (Şevkânî, V, 312). Gelecekte bir işi yapmaya niyet ederken “inşaallah” diyerek işi Allah’ın iradesine bağlamak gerekir. Nitekim bu konuda yüce Allah Hz. Peygamber’i şöyle uyarmıştır: “‘Allah izin verirse’ demeden hiçbir şey için ‘Şu işi yarın yapacağım’ deme!” (Kehf 18/23-24); “Hiç kimse yarın ne elde edeceğini bilemez” (Lokmân 31/34). Zira bir şeyin meydana gelmesi için sadece insanın irade ve gücü yeterli değildir, Allah’ın da onu dilemesi gerekir. 28. âyette geçen “rabbin şanını yüceltmek”ten maksat 18. âyette bildirilen “Allah izin verirse” “istisna”, yani demek, işi Allah’ın iznine bağlamaktır. Bu uyarı, “Fakirler hakkındaki niyetleri ve takındıkları tavırdan dolayı Allah’tan af dilemeleri” şeklinde de açıklanmıştır (bk. Şevkânî, V, 314). 28-32. âyetlerden anlaşıldığına göre bu kişiler içlerinden aklı başında birinin haklı uyarılarını dikkate almamışlar, fakat bahçelerinin mahvolduğunu görünce onun haklı olduğunu anlamışlar, nasihatine kulak vermişler ve yaptıklarına pişman olup tövbe etmişler; ancak iş işten geçmiş, bahçeleri yanmıştı.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Îdî gava ewan çûne (bostanê xwe) dîtine (aha) gotine: "Bi rastî me rêya rast wuda kirîye".
Sahih International / English / Ingilizce But when they saw it, they said, "Indeed, we are lost;
M.Pickthall / English / Ingilizce But when they saw it, they said: Lo! we are in error!
Muhsin Khan / English / Ingilizce But when they saw the (garden), they said: "Verily, we have gone astray,"
Yusuf Ali / English / Ingilizce But when they saw the (garden), they said: "We have surely lost our way:(5611)
Shakir / English / Ingilizce But when they saw it, they said: Most surely we have gone astray
Dr. Ghali / English / Ingilizce Then, as soon as they saw it, they said, "Surely we are indeed erring (people).
Albanian / Shqip / Arnavutça E kur e panë atë, thanë: “S’ka dyshim, ne kemi humbur (rrugën)”.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice (Bağı) bu vəziyyətdə (yanıb külə dönmüş) gördükdə dedilər: “Yəqin ki, (yolumuzu) azmışıq!
Bosnian / Bosanski / Bosnakca a kad je ugledaše, povikaše: "Mi smo zalutali;
Bulgarian / Български / Bulgarca И когато я видяха, рекоха: “Наистина сме се заблудили.
Chinese / 中文 / Çince 當他怓搢ㄥ擙E的時唌A他抳:「我抶P是迷誤的,
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 当他们看见园圃的时候,他们说:�我们碓是迷误的,
Czech / Česky / Çekçe však vidouce zahradu, vykřikli: "Věru jsme v bludu byli!
Dutch / Nederlands / Hollandaca Toen zij zagen dat de tuin verzengd en verwoest was, zeiden zij: Wij hebben ons zeker in den weg vergist.
Farsi / فارسی / Farsça پس هنگامی که آن (باغ) را دیدند, گفتند: «یقیناً ما راه گم کرده ایم,
Finnish / Suomi / Fince mutta kun he näkivät mitä oli tapahtunut, he sanoivat: »Varmaankin olemme joutuneet tieltä harhaan.
French / Français / Fransızca Puis, quand ils le virent [le jardin], ils dirent : "vraiment, nous avons perdus notre chemin,
German / Deutsch / Almanca Als sie den heimgesuchten Garten sahen, sprachen sie: "Wir haben uns im Weg geirrt, das kann nicht unser Garten sein.
Hausa / Hausa Dili Lõkacin da suka gan ta, sai suka ce: "Lalle, mun saki hanya (mun ɓace)!"
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Tatkala mereka melihat kebun itu, mereka berkata: "Sesungguhnya kita benar-benar orang-orang yang sesat (jalan),
Italian / Italiano / Italyanca Quando poi videro [quel che era avvenuto], dissero: «Davvero abbiamo sbagliato [strada]!
Japanese / 日本語 / Japonca だがかれらがそれを見た時,言った。「わたしたちは,道を間違えている。
Korean / 한국어 / Korece 그들이 과수원을 보았을 때 우리가 길을 잃었도다 라고 그들 은 말하며
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Sebaik-baik sahaja mereka melihat kebunnya, mereka berkata: "Sebenarnya kita sesat jalan, (ini bukanlah kebun kita)".
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili അങ്ങനെ അത്‌ ( തോട്ടം ) കണ്ടപ്പോള്‍ അവര്‍ പറഞ്ഞു: തീര്‍ച്ചയായും നാം പിഴവു പറ്റിയവരാകുന്നു.
Maranao / mәranaw Na kagiya a maylay ran oto, na pitharo iran a: "Mataan! a sktano na titho a miyangadadadag!"
Norwegian / Norsk / Norveççe Men da de fikk se den, sa de: «Vi må ha gått feil,
Polski / Polish / Polonya Dili Kiedy więc go zobaczyli, powiedzieli: "Doprawdy zbłądziliśmy!
Portuguese / Português / Portekizce Mas, quando o viram daquele jeito, disseram: Em verdade, estamos perdidos!
Romanian / Română / Rumence Suntem acum lipsiţi de tot!”
Russian / Россия / Rusça Когда же они увидели его, они сказали: "Мы сбились с пути!
Somali / Somalice Markay ay arkeen Beertii siday tahay yey isu dhaheen waan soo dhunnay.
Spanish / Español / Ispanyolca Cuando lo vieron, dijeron: «¡Seguro que nos hemos extraviado!
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Basi walipo liona, wakasema: Hakika tumepotea!
Svenska / Swedish / Isveççe Men när de fick se [trädgården] sade de: "Vi måste ha tagit fel väg!"
Tatarça / Tatarish / Tatarca Бакчалары янына килеп андагы хәлне күргәч, тәхкыйк бакча юлыбыздан адаштык, башка юлга киткәнбез, диделәр, чөнки бакчаларының коры җире генә калган иде.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili ครั้นเมื่อพวกเขาเห็นสวน (อยู่ในสภาพที่ถูกทำลาย) พวกเขาก็กล่าวขึ้นว่าแท้จริงพวกเราหลงทางเสียแล้ว
Urdu / اردو / Urduca جب باغ کو دیکھا تو (ویران) کہنے لگے کہ ہم رستہ بھول گئے ہیں
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Уни кўрганларида, биз адашибмиз, дедилар.
Bengali / বাংলা / Bengalce অতঃপর যখন তারা বাগান দেখল, তখন বললঃ আমরা তো পথ ভূলে গেছি।
Tamil / தமிழர் / Tamilce ஆனால், அவர்கள் அதை (தோட்டத்தை அழிந்து போன நிலையில்) கண்ட போது: "நிச்சயமாக நாம் வழி தவறி (வேறு தோட்டத்திற்கு) வந்து விட்டோம்" என்று கூறினார்கள்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>