2. Hîzb, Kalem Sûresi

Kalem Suresi 25. Ayeti Meali

وَغَدَوْا عَلَى حَرْدٍ قَادِرِينَ
Ve ġadev ‘alâ hardin kâdirîn(e)
1
ve
ve
2
gadev
sabah erkenden gittiler
3
alâ
üzere
4
hardin
men etmek, mahrum etmek kasti
5
kâdirîne
kaadir olanlar, gücü yetenler

Diyanet İşleri (Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği hâlde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) (Zanlarınca yoksulları) engellemeye güçleri yeterek erkenden gittiler.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Sadece engelleme gücüne sahip (bir tavırla) erkenden gittiler.
Elmalılı Hamdi Yazır Sırf bir men'a güçleri yeterek erkenden gittiler.
Diyanet Vakfı (Evet, yoksullara yardıma) güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola düştüler.
Abdulbaki Gölpınarlı Ve kendilerini, yoksulları men etmeye güçleri yeter sanarak erkenden gittiler.
Adem Uğur (Evet yoksullara yardıma) güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola düştüler.
Ahmed Hulusi Yoksulları engellemeye güçleri yeterek gittiler.
Ahmet Tekin Yoksullara yardıma güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve kararı ile erkenden yola düştüler.
Ahmet Varol (Yoksulları) engellemeye güç yetirecekleri zannıyla erkenden gittiler.
Ali Fikri Yavuz Hem zanlarınca, miskinleri mahrum etmeğe güçleri yeterek erkenden gittiler...
Bekir Sadak Yoksullara yardim etmeye gucleri yeterken boyle konusarak erkenden gittiler.
Celal Yıldırım (Yoksulu) engellemeye güçleri yeter halde sabah erkenden gittiler.
Diyanet İşleri 2 Yoksullara yardım etmeye güçleri yeterken böyle konuşarak erkenden gittiler.
Fizilil Kuran Ürünleri toplayacaklarından emin olarak erkenden gittiler.
Gültekin Onan (Yoksulları) Engellemeye güçleri yetebilirmiş gibi erkenden gittiler.
Hasan Basri Cantay (Fakirleri) men'e (sanki) gücleri yetecek adamlar tavriyle erkenden gitdiler.
Hayat Neşriyat Hâlbuki (fakirlere yardıma) güçleri yeten kişiler oldukları hâlde, (onları yardımdan)mahrûm etmek üzere erkenden gittiler.
Ibni Kesir Güçleri yetermiş gibi erkenden gittiler.
Muhammed Esed ve amaçlarına ulaşmaya kararlı bir şekilde erkenden kalkıp gittiler.
Ömer Nasuhi Bilmen (24-25) «Sakın bugün aranızda bir yoksul o bostana girivermesin,» diyorlardı. Ve yoksulları men'e kâdir oldukları halde erkenden gidiverdiler.
Ömer Öngüt (Yoksullara yardım etmeye) güçleri yettiği halde, böyle konuşarak erkenden gittiler.
Şaban Piris Varlıklı oldukları halde (muhtaçları) engellemek için erken yola çıktılar.
Suat Yıldırım Yoksulları engelleme azmi içinde ilerlediler.
Tefhim-ül Kuran (Yoksulları) Engellemeğe güçleri yetebilirmiş gibi erkenden gittiler.
Ümit Şimşek Erkenden vardılar, yoksula engel olmak ellerindeymiş gibi.

Diyanet Tefsiri Bu âyetlerdeki kıssada bir bahçe olayı örnek gösterilerek Allah’ın verdiği nimetlere şükretmeyen Mekke müşrikleri uyarılmaktadır. Rivayete göre geçmişte dindar bir adamın her türlü meyve, ekin ve hurma ağaçları bulunan bir bahçesi vardı. Hasat zamanı geldiğinde fakirleri çağırır, bahçenin ürünlerinden onlara ikramda bulunurdu. Adam ölünce oğulları, aile fertlerinin çokluğunu ileri sürerek yoksulların payını kesmeye ve bahçenin ürününü sabahleyin erkenden gizlice toplamaya karar vermişler, ancak gece gelen bir âfet ürünü imha etmişti (bk. Râzî, XXX, 87). Yüce Allah, Kur’an’da birçok yerde, verdiği nimete şükredenlere daha fazla nimet vereceğini, nankörlük edenleri de cezalandıracağını haber vermiştir (meselâ bk. Nisâ 4/147; İbrâhim 14/7; Lokmân 31/12). Nitekim Hz. Peygamber’i yalancılıkla itham edip getirdiği mesajı reddeden Mekke müşrikleri de peygamber aralarından ayrıldıktan sonra eski refahlarını, özellikle ticarî imkânlarını giderek kaybetmişler, sonunda müslümanlar karşısında varlıkları son bulmuştur. Müfessirlerin çoğunluğu 18. âyeti, “Bahçe sahipleri ‘Allah izin verirse’ demeden ertesi gün yapacakları iş hakkında karar verdiler” şeklinde açıklamışlardır ‘(“Allah izin verirse” gibi) bir kayıt koymaksızın’ diye çevirdiğimiz bölüm hakkında “yoksulların payını ayırmaksızın” şeklinde de bir yorum vardır (Şevkânî, V, 312). Gelecekte bir işi yapmaya niyet ederken “inşaallah” diyerek işi Allah’ın iradesine bağlamak gerekir. Nitekim bu konuda yüce Allah Hz. Peygamber’i şöyle uyarmıştır: “‘Allah izin verirse’ demeden hiçbir şey için ‘Şu işi yarın yapacağım’ deme!” (Kehf 18/23-24); “Hiç kimse yarın ne elde edeceğini bilemez” (Lokmân 31/34). Zira bir şeyin meydana gelmesi için sadece insanın irade ve gücü yeterli değildir, Allah’ın da onu dilemesi gerekir. 28. âyette geçen “rabbin şanını yüceltmek”ten maksat 18. âyette bildirilen “Allah izin verirse” “istisna”, yani demek, işi Allah’ın iznine bağlamaktır. Bu uyarı, “Fakirler hakkındaki niyetleri ve takındıkları tavırdan dolayı Allah’tan af dilemeleri” şeklinde de açıklanmıştır (bk. Şevkânî, V, 314). 28-32. âyetlerden anlaşıldığına göre bu kişiler içlerinden aklı başında birinin haklı uyarılarını dikkate almamışlar, fakat bahçelerinin mahvolduğunu görünce onun haklı olduğunu anlamışlar, nasihatine kulak vermişler ve yaptıklarına pişman olup tövbe etmişler; ancak iş işten geçmiş, bahçeleri yanmıştı.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Ewan zû çûn. Guman dikirin, ku dişîn qe tu xezanî nexne baxçê xwe.
Sahih International / English / Ingilizce And they went early in determination, [assuming themselves] able.
M.Pickthall / English / Ingilizce They went betimes, strong in (this) purpose.
Muhsin Khan / English / Ingilizce And they went in the morning with strong intention, thinking that they have power (to prevent the poor taking anything of the fruits therefrom).
Yusuf Ali / English / Ingilizce And they opened the morning, strong in an (unjust) resolve.
Shakir / English / Ingilizce And in the morning they went, having the power to prevent.
Dr. Ghali / English / Ingilizce And they went forth early, determined on interdiction.
Albanian / Shqip / Arnavutça 24-25. Të mos lejojnë të afrohet sot në të asnjë i varfër.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Onlar (yoxsulları) bağa buraxmağa qadir olacaqlarını güman edərək erkən getdilər. [Və ya: Onlar gücləri yetdiyi halda (yoxsulları) yardımdan məhrum etməkdən ötrü sübh tezdən yola düzəldilər]
Bosnian / Bosanski / Bosnakca I oni poraniše uvjereni da će moći to provesti,
Bulgarian / Български / Bulgarca И тръгнаха в зори с твърдо намерение.
Chinese / 中文 / Çince 他怞晨起來以為自己是能遏制的。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 他们早晨起来以为自己是能遏制的。
Czech / Česky / Çekçe A tak za jitra vyrazili, aby rozhodnutí své vyplnili,
Dutch / Nederlands / Hollandaca En zij vertrokken vroeg, met het voorgestelde doel, niets te geven.
Farsi / فارسی / Farsça وصبحگاهان با تصمیم جدی بر منع و جلوگیری (از مستنمدان) بیرون شدند.
Finnish / Suomi / Fince Ja he lähtivät matkaan aamulla tämä itaruus mielessään,
French / Français / Fransızca Ils partirent de bonne heure décidés à user d'avarice [envers les pauvres], convaincus que cela était en leur pouvoir.
German / Deutsch / Almanca So gingen sie frühmorgens mit dieser Absicht, sie würden alles nach Wunsch ausführen können.
Hausa / Hausa Dili Kuma suka yi sammako akan (niyyar) rõwa, matuƙar iyãwarsu.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Dan berangkatlah mereka di pagi hari dengan niat menghalangi (orang-orang miskin) padahal mereka (menolongnya).
Italian / Italiano / Italyanca Uscirono di buon'ora, in preda all'avarizia, pur avendo i mezzi [per fare l'elemosina].
Japanese / 日本語 / Japonca かれらは強く心に決めて,朝早く出て行った。
Korean / 한국어 / Korece 그리하여 그들은 그렇게 작 정하고 아침 일찍 피하여 떠났 더라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Dan pergilah mereka pada pagi-pagi itu, dengan kepercayaan, (bahawa) mereka berkuasa menghampakan fakir miskin dari hasil kebun itu.
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili അവര്‍ ( സാധുക്കളെ ) തടസ്സപ്പെടുത്താന്‍ കഴിവുള്ളവരായിക്കൊണ്ടു തന്നെ കാലത്ത്‌ പുറപ്പെടുകയും ചെയ്തു.
Maranao / mәranaw Na komiyabalaga siran, ka an di phakawnot so manga miskin, a khittgo siran.
Norwegian / Norsk / Norveççe De gikk tidlig, bestemte og effektive.
Polski / Polish / Polonya Dili I poszli rankiem, zdecydowani co do celu wyznaczonego.
Portuguese / Português / Portekizce E iniciaram a manhã com uma (injusta) resolução.
Romanian / Română / Rumence Când o văzură, spuseră: “Precis ne-am rătăcit!”
Russian / Россия / Rusça Они шли с твердым намерением и полагали, что у них достаточно сил.
Somali / Somalice Wayna kallaheen iyagoo diidan (in Miskiin u soo galo).
Spanish / Español / Ispanyolca Marcharon, pues, temprano, convencidos de que serían capaces de llevar a cabo su propósito.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Na walikwenda asubuhi, nao wameshikilia azimio hilo.
Svenska / Swedish / Isveççe Och de begav sig tidigt i väg, beslutna att genomföra vad de hade föresatt sig.
Tatarça / Tatarish / Tatarca Мескеннәр килмәс борын бакчага йөгерделәр, бу эшкә кадирбыз, дип уйладылар.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili และพวกเขาก็ได้ออกไปแต่เช้า ตั้งใจว่าจะเก็บผลไม้ให้หมดก่อนที่ยากจนจะเข้าไปในสวน
Urdu / اردو / Urduca اور کوشش کے ساتھ سویرے ہی جا پہنچے (گویا کھیتی پر) قادر ہیں
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Ва эрталабда қасдла, ўзларини қодир сезиб, бордилар.
Bengali / বাংলা / Bengalce তারা সকালে লাফিয়ে লাফিয়ে সজোরে রওয়ানা হল।
Tamil / தமிழர் / Tamilce உறுதியுடன் சக்தியுடையவர்களாக காலையில் சென்றனர்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>