2. Hîzb, Kalem Sûresi

Kalem Suresi 21. Ayeti Meali

فَتَنَادَوا مُصْبِحِينَ
Fetenâdev musbihîn(e)
1
fe
sonra, nihayet
2
tenâdev
birbirlerine nida ettiler, seslendiler
3
musbihîne
sabah olunca

Diyanet İşleri (21-22) Derken, sabahleyin birbirlerine, “Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin” diye seslendiler.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Derken sabahleyin birbirlerine seslendiler:
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Derken sabaha yakın birbirlerine seslendiler.
Elmalılı Hamdi Yazır Derken sabaha yakın birbirlerine seslendiler
Diyanet Vakfı (21-22) (Beri tarafta ise) onlar, sabah olurken: Madem devşireceksiniz, hadi erkenden mahsülünüzün başına gidin! diye birbirlerine seslendiler.
Abdulbaki Gölpınarlı Sabahleyin birbirlerine sesleniyorlardı.
Adem Uğur Sabah olurken birbirlerine seslendiler.
Ahmed Hulusi Sabah olurken (kalktıklarında) birbirlerine seslendiler:
Ahmet Tekin Sabah olmak üzereyken birbirlerine seslendiler.
Ahmet Varol Sabahleyin birbirlerine seslendiler.
Ali Fikri Yavuz Derken sabahleyin birbirlerine seslendiler:
Bekir Sadak (21-22) Sabah erken: «Urunlerinizi devsirecekseniz erken cikin» diye birbirlerine seslendiler.
Celal Yıldırım Sabahleyin birbirlerine seslendiler:
Diyanet İşleri 2 (21-22) Sabah erken: 'Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın' diye birbirlerine seslendiler.
Fizilil Kuran Sabahleyin birbirlerine seslendiler.
Gültekin Onan Nihayet sabah vakti birbirlerine seslendiler.
Hasan Basri Cantay İşte sabaha karşı birbirlerini çağırdılar.
Hayat Neşriyat (21-22) Nihâyet sabaha ulaşan kimseler iken: 'Eğer (bahçenizi) devşirecek olanlarsanız, erkenden mahsûlünüzün başına gidin!' diye birbirlerine seslendiler.
Ibni Kesir Sabah erken birbirlerine seslendiler;
Muhammed Esed Sabah erken kalktıklarında birbirlerine seslendiler:
Ömer Nasuhi Bilmen (20-21) Artık o bostan yanarak simsiyah kesilmiş gibi bir hale dönüverdi. Derken sabahladıkları vakit birbirlerine seslendiler.
Ömer Öngüt Sabah olurken birbirine seslendiler:
Şaban Piris Sabahleyin birbirlerine seslendiler:
Suat Yıldırım (21-22) Onlar ise olup bitenden habersiz, neşeli neşeli birbirlerine seslendiler: "Haydi, mâdem devşireceksiniz, çabuk ekininizin başına!"
Tefhim-ül Kuran Nihayet sabah vakti birbirlerine seslendiler.
Ümit Şimşek Sabah olduğunda seslendiler:

Diyanet Tefsiri Bu âyetlerdeki kıssada bir bahçe olayı örnek gösterilerek Allah’ın verdiği nimetlere şükretmeyen Mekke müşrikleri uyarılmaktadır. Rivayete göre geçmişte dindar bir adamın her türlü meyve, ekin ve hurma ağaçları bulunan bir bahçesi vardı. Hasat zamanı geldiğinde fakirleri çağırır, bahçenin ürünlerinden onlara ikramda bulunurdu. Adam ölünce oğulları, aile fertlerinin çokluğunu ileri sürerek yoksulların payını kesmeye ve bahçenin ürününü sabahleyin erkenden gizlice toplamaya karar vermişler, ancak gece gelen bir âfet ürünü imha etmişti (bk. Râzî, XXX, 87). Yüce Allah, Kur’an’da birçok yerde, verdiği nimete şükredenlere daha fazla nimet vereceğini, nankörlük edenleri de cezalandıracağını haber vermiştir (meselâ bk. Nisâ 4/147; İbrâhim 14/7; Lokmân 31/12). Nitekim Hz. Peygamber’i yalancılıkla itham edip getirdiği mesajı reddeden Mekke müşrikleri de peygamber aralarından ayrıldıktan sonra eski refahlarını, özellikle ticarî imkânlarını giderek kaybetmişler, sonunda müslümanlar karşısında varlıkları son bulmuştur. Müfessirlerin çoğunluğu 18. âyeti, “Bahçe sahipleri ‘Allah izin verirse’ demeden ertesi gün yapacakları iş hakkında karar verdiler” şeklinde açıklamışlardır ‘(“Allah izin verirse” gibi) bir kayıt koymaksızın’ diye çevirdiğimiz bölüm hakkında “yoksulların payını ayırmaksızın” şeklinde de bir yorum vardır (Şevkânî, V, 312). Gelecekte bir işi yapmaya niyet ederken “inşaallah” diyerek işi Allah’ın iradesine bağlamak gerekir. Nitekim bu konuda yüce Allah Hz. Peygamber’i şöyle uyarmıştır: “‘Allah izin verirse’ demeden hiçbir şey için ‘Şu işi yarın yapacağım’ deme!” (Kehf 18/23-24); “Hiç kimse yarın ne elde edeceğini bilemez” (Lokmân 31/34). Zira bir şeyin meydana gelmesi için sadece insanın irade ve gücü yeterli değildir, Allah’ın da onu dilemesi gerekir. 28. âyette geçen “rabbin şanını yüceltmek”ten maksat 18. âyette bildirilen “Allah izin verirse” “istisna”, yani demek, işi Allah’ın iznine bağlamaktır. Bu uyarı, “Fakirler hakkındaki niyetleri ve takındıkları tavırdan dolayı Allah’tan af dilemeleri” şeklinde de açıklanmıştır (bk. Şevkânî, V, 314). 28-32. âyetlerden anlaşıldığına göre bu kişiler içlerinden aklı başında birinin haklı uyarılarını dikkate almamışlar, fakat bahçelerinin mahvolduğunu görünce onun haklı olduğunu anlamışlar, nasihatine kulak vermişler ve yaptıklarına pişman olup tövbe etmişler; ancak iş işten geçmiş, bahçeleri yanmıştı.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Ewan di sibehê da qîrdane hev.
Sahih International / English / Ingilizce And they called one another at morning,
M.Pickthall / English / Ingilizce And they cried out one unto another in the morning,
Muhsin Khan / English / Ingilizce Then they called out one to another as soon as the morning broke,
Yusuf Ali / English / Ingilizce As the morning broke, they called out, one to another,-
Shakir / English / Ingilizce And they called out to each other in the morning,
Dr. Ghali / English / Ingilizce Then in the (early) morning they called out to one another,
Albanian / Shqip / Arnavutça Ata në mëngjes thërritnin njëri-tjetrin.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Onlar səhər qalxıb bir-birini belə səslədilər:
Bosnian / Bosanski / Bosnakca A u zoru oni su jedni druge dozivali:
Bulgarian / Български / Bulgarca И си викаха един другиму на сутринта:
Chinese / 中文 / Çince 他抴縝b曲嵷憐僧菮I:
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 他们曾在早晨彼此相呼:
Czech / Česky / Çekçe A zrána na sebe volali:
Dutch / Nederlands / Hollandaca En zij riepen elkander, toen zij des morgens opstonden, zeggende:
Farsi / فارسی / Farsça آنگاه صبحگاهان یکدیگر را ندا دادند.
Finnish / Suomi / Fince Mutta aamulla kutsuivat he toisiaan
French / Français / Fransızca Le [lendemain] matin, ils s'appelèrent les uns les autres :
German / Deutsch / Almanca Am Morgen riefen sie einander zu:
Hausa / Hausa Dili Sai suka kirãyi jũna, sunã mãsu yin asubanci.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce lalu mereka panggil memanggil di pagi hari:
Italian / Italiano / Italyanca L'indomani si chiamarono gli uni con gli altri, di buon mattino:
Japanese / 日本語 / Japonca 早朝かれらは栗いに叫んだ。
Korean / 한국어 / Korece 아침이 되매 그들은 서로가 서로에게 소리 지르더라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Kemudian pada pagi-pagi, mereka panggil memanggil antara satu dengan yang lain -
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili അങ്ങനെ പ്രഭാതവേളയില്‍ അവര്‍ പരസ്പരം വിളിച്ചുപറഞ്ഞു:
Maranao / mәranaw Na mithatawaga siran ko kiyapitai kiran:
Norwegian / Norsk / Norveççe Om morgenen ropte de til hverandre:
Polski / Polish / Polonya Dili Oni zaś wzywali się wzajemnie rankiem:
Portuguese / Português / Portekizce E, pela manhã, confabularam mutuamente:
Romanian / Română / Rumence “Plecaţi devreme la ogor, de sunteţi cu adevărat culegători.”
Russian / Россия / Rusça А на рассвете они стали звать друг друга:
Somali / Somalice wayna isu dhawaaqeen Subaxdii.
Spanish / Español / Ispanyolca Por la mañana, se llamaron unos a otros:
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Asubuhi wakaitana.
Svenska / Swedish / Isveççe I gryningen ropade de till varandra:
Tatarça / Tatarish / Tatarca Бу өч егет таң вакытында бер-берсен бакчага чакырдылар.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili ดังนั้นพวกเขาจึงกู่ตะโกนให้ตื่นแต่เช้าตรู่
Urdu / اردو / Urduca جب صبح ہوئی تو وہ لوگ ایک دوسرے کو پکارنے لگے
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Улар, тонг-саҳарда бир-бирларини чақирдилар:
Bengali / বাংলা / Bengalce সকালে তারা একে অপরকে ডেকে বলল,
Tamil / தமிழர் / Tamilce (இது அறியாது) காலையில் எழுந்த அவர்கள் ஒருவரை ஒருவர் அழைத்தனர்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>