3. Hîzb, İsrâ Sûresi

İsrâ Suresi 91. Ayeti Meali

أَوْ تَكُونَ لَكَ جَنَّةٌ مِّن نَّخِيلٍ وَعِنَبٍ فَتُفَجِّرَ الأَنْهَارَ خِلالَهَا تَفْجِيرًا
Ev tekûne leke cennetun min naḣîlin ve’inebin fetufeccira-l-enhâra ḣilâlehâ tefcîrâ(n)
1
ev
veya
2
tekûne
(senin) olsun
3
leke
sana ait, senin
4
cennetun
bir cennet, bir bahçe
5
min nahîlin
hurma ağaçlarından
6
ve inebin
ve üzüm bağ(lar)ı
7
fe tufeccire
böylece akıtırsın, fışkırtırsın
8
el enhâre
nehirler
9
hılâle-hâ
onun arasından
10
tefcîren
akan, fışkırarak akan

Diyanet İşleri (90-93) Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.”
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) «Veyahut hurmalıklardan ve üzümlüklerden senin bir bahçen olsun da ortasından şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın.»
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) veya hurmalıklardan ve üzümlüklerden bir bahçen olsun da aralarında şarıl şarıl çaylar akıtasın,
Elmalılı Hamdi Yazır Yâhud senin için hurmalıklardan ve üzümlüklerden bir bağçe ola da aralarında şarıl şarıl çaylar akıtasın
Diyanet Vakfı «Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı; öyle ki, içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın.»
Abdulbaki Gölpınarlı Yahut hurma fidanlarıyla, üzüm çotuklarıyla dolu bir bahçen olup içinde de ırmaklar gürül gürül akmadıkça.
Adem Uğur Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı; öyle ki, içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın.
Ahmed Hulusi "Yahut senin hurma ağaçlarından ve üzümden bir bahçen olmalı, onların arasından gümbür gümbür nehirler fışkırtmalısın. "
Ahmet Tekin 'Veya senin bir hurma bahçen, bir üzüm bağın olmalı ki, içlerinden, çağlayan ırmaklar akıtmalısın' dediler.
Ahmet Varol Yahut senin hurmalardan ve üzümlerden bir bahçen olmalı ve aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın.
Ali Fikri Yavuz Yahud hurmalıklardan ve üzümlüklerden senin bir bahçen olsun da ortasından bol bol nehirler akıtasın.
Bekir Sadak «eya hurmaliklarin, baglarin olup, aralarinda irmaklar akitmalisin.»
Celal Yıldırım Veya sana ait hurmalık ve bağlar olup aralarından ırmaklar fışkırtarak akıtasın;
Diyanet İşleri 2 'Veya hurmalıkların, bağların olup, aralarında ırmaklar akıtmalısın.'
Fizilil Kuran Ya da kendi hurmalıkların ve üzüm bağların olmalı, bunların arasından ırmaklar akıtmalısın.
Gültekin Onan "Ya da sana ait hurmalıklardan ve üzümlerden bir bahçe olup aralarından şarıl şarıl akan ırmaklar fışkırtmalısın."
Hasan Basri Cantay «Yahud senin hurmalık (lar) dan, üzümlük (ler) den bir bağçen olsun da aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtasın.»
Hayat Neşriyat 'Veya senin hurma ağaçlarından ve üzüm bağlarından bir bahçen olmalı da aralarından şarıl şarıl nehirler akıtmalısın!'
Ibni Kesir Veya hurmalıklardan ve üzümden bahçelerin olsun ve aralarında ırmaklar akıtmalısın.
Muhammed Esed "yahut hurma ağaçlarıyla, asmalarla dolu bir bahçen olmadıkça; ve onların arasında çağıl çağıl dereler akıtmadıkça;
Ömer Nasuhi Bilmen «Veya senin için hurmalıklardan ve üzümlüklerden bir bahçe olsun da aralarında ırmakları şarıl şarıl akıtasın.»
Ömer Öngüt “Veya senin hurma bahçen ve üzüm bağın olsun ve içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın. ”
Şaban Piris Veya senin hurma bahçen ya da üzüm bağın olmadıkça ve de aralarından ırmaklar fışkırtmadıkça!
Suat Yıldırım Yahut senin hurma ve üzüm bağların olsun da aralarından gürül gürül ırmaklar akıtasın.
Tefhim-ül Kuran «Ya da sana ait hurmalıklardan ve üzümlerden bir bahçe olup aralarından şarıl şarıl akan ırmaklar fışkırtmalısın,»
Ümit Şimşek 'Yahut senin hurma ve üzümlerden bir bağın olsun da arasından gürül gürül ırmaklar akıt.

Diyanet Tefsiri Tefsirlerde 90. âyetin iniş sebebiyle ilgili olarak İbn İshak’tan nakledilen bir rivayete göre (meselâ bk. Taberî, XV, 164-166; Kurtubî, X, 334-336) Utbe ve Şeybe kardeşler, Ebû Süfyân, Nadr b. Hâris, Ebû Cehil, Ümeyye b. Halef, Velîd b. Mugîre gibi Kureyş’in ileri gelen müşrikleri, Kur’an’ın mûcizevî üstünlüğünü kabul etmedikleri gibi onun benzerini ortaya koymaktan da âciz kalınca bir heyet halinde Kâbe’nin yanında toplanıp kendisiyle görüşmek üzere Hz. Peygamber’i oraya davet etmişlerdi. Hz. Peygamber, samimi bir görüşme yapacaklarını umarak yanlarına geldiğinde ona özetle şunları söylediler: Sen şimdiye kadar Araplar’dan hiç kimsenin yapmadığı kadar halkımız arasında bir ihtilâf ortaya çıkardın; atalarımızı yerdin, ilâhlarımıza hakaret ettin, akıllılarımızı ahmak yerine koydun, toplumumuzu böldün, bize olmadık kötülükler yaptın. Eğer bunları mal için yapıyorsan aramızda sana mal toplayalım ve seni en zenginimiz yapalım, şan ve şeref kazanmak için yapıyorsan seni başımıza lider yapalım, eğer ruhsal bir rahatsızlık sebebiyle bunu yapıyorsan bir tabip bulup iyileşmen için malımızı mülkümüzü harcayalım veya seni mâzur sayalım (çünkü onu cin çarptığını düşünenler de vardı). Hz. Peygamber, bu söylediklerinin hiçbirinin doğru olmadığını, aksi ne Allah’ın kendisini gerçek bir elçi olarak gönderdiğini, kendisine bir kitap indirdiğini, uyarıcılık görevini yerine getirmesini emrettiğini; bu sebeple onlara Allah’ın mesajlarını tebliğ ettiğini ve uyarıda bulunduğunu ifade ederek eğer kendisini dinleyip uyarısını kabul ederlerse bundan dünya ve âhiret hayatları bakımından kârlı çıkacaklarını, ama reddederlerse artık kendisi için sabredip Allah’ın hükmünü beklemekten başka bir çare kalmayacağını ifade etti. Bunun üzerine söz konusu heyet, alaycı bir üslûpla –etraftaki dağları kaldırarak verimli topraklarını genişletmesi, söylediklerini doğrulaması için atalarından bir zatı diriltmesi gibi daha başka talepler yanında– konumuz olan âyetlerde belirtilen saçma isteklerini sıraladılar. Resûlullah ise, kendisinin bunları gerçekleştirmek gibi bir görevinin olmadığını belirterek yukarıda anlatılan açıklamalarını tekrar hatırlattı ve nihayet umduğunu bulamamanın verdiği üzüntü içinde onlardan ayrıldı (Sîretü İbn İshâk, s. 187-188).

Kurdî / کوردی / Kürtçe "Ya jî heya bax û rezekî te ji xurma û tirîyan, ku di binê darê wî da jî çemên avê bikişin, tune be (em bi te bawer nakin)."
Sahih International / English / Ingilizce Or [until] you have a garden of palm tress and grapes and make rivers gush forth within them in force [and abundance]
M.Pickthall / English / Ingilizce Or thou have a garden of date palms and grapes, and cause rivers to gush forth therein abundantly;
Muhsin Khan / English / Ingilizce "Or you have a garden of date-palms and grapes, and cause rivers to gush forth in their midst abundantly;
Yusuf Ali / English / Ingilizce "Or (until) thou have a garden of date trees and vines, and cause rivers to gush forth in their midst, carrying abundant water;(2293)
Shakir / English / Ingilizce Or you should have a garden of palms and grapes in the midst of which you should cause rivers to flow forth, gushing out.
Dr. Ghali / English / Ingilizce Or (till) you have a garden of palms and vine (s); then you make rivers to erupt forth amidst it abundantly (Literally: with "all manner of" eruption).
Albanian / Shqip / Arnavutça Ose, (nuk të besojmë deri që) të kesh kopshte me hurma e me rrush, e të bësh të rrjedhin vazhdimisht lumenj në mesin e tyre.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Yaxud (ağacları) arasında şırıl-şırıl irmaqlar axan xurma və üzüm bağın olmayınca;
Bosnian / Bosanski / Bosnakca ili dok ne budeš imao vrt od palmi i loze, pa da kroz njeg svukuda rijeke provedeš;
Bulgarian / Български / Bulgarca или да имаш градина с палми и грозде, и да направиш да бликнат сред нея реки в изобилие,
Chinese / 中文 / Çince 或者你有一座園圃,種植著椰棗和匍萄,你使河流貫穿其間;
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 或者你有一座园圃,种植著椰枣和匍萄,你使河流贯穿其间;
Czech / Česky / Çekçe nebo nebudeš mít zahradu s datlovníky a vinnou révou a nedáš řekám s hojností vody téci mezi nimi
Dutch / Nederlands / Hollandaca Of indien gij een tuin van palmboomen en wijngaarden hebt en dat gij uit het midden rivieren in overvloed doet ontspringen.
Farsi / فارسی / Farsça یا باغی از نخل و انگور داشته باشی، آنگاه نهرها در میان آن به خوبی جاری سازی .
Finnish / Suomi / Fince tai ellet voi aikaansaada itsellesi puutarhaa palmupuineen ja viiniköynnöksineen ja anna jokien virrata sen halki;
French / Français / Fransızca ou que tu aies un jardin de palmiers et de vignes, entre lesquels tu feras jaillir des ruisseaux en abondance;
German / Deutsch / Almanca oder (bis) du einen Garten mit Palmen und Rebstöcken hast, in dem du dazwischen Flüsse ausgiebig hervorströmen läßt
Hausa / Hausa Dili "Kõ kuma wata gõna daga dabĩnai da inabi ta kasance a gare ka. Sa'an nan ka ɓuɓɓugar da ƙõramu a tsakãninta ɓuɓɓugarwa."
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce atau kamu mempunyai sebuah kebun korma dan anggur, lalu kamu alirkan sungai-sungai di celah kebun yang deras alirannya,
Italian / Italiano / Italyanca o non avrai un giardino di palme e vigne nel quale farai sgorgare ruscellicopiosi,
Japanese / 日本語 / Japonca またはあなたがナツメヤシやブドウの園を所有し,その間を通って豊かに川を流れさすまでは。
Korean / 한국어 / Korece 그대가 종려나무와 포도나 무의 정원을 가져 그 안에 물이 넘쳐 흐르도록 할 때 까지는 그대를 믿지 아니할 것이라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Atau (sehingga) engkau mempunyai kebun dari pohon-pohon tamar dan anggur, kemudian engkau mengalirkan sungai-sungai dari celah-celahnya dengan aliran yang terpancar terus-menerus.
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili അല്ലെങ്കില്‍ നിനക്ക്‌ ഈന്തപ്പനയുടെയും മുന്തിരിയുടെയും ഒരു തോട്ടമുണ്ടായിരിക്കുകയും, അതിന്നിടയിലൂടെ നീ സമൃദ്ധമായി അരുവികള്‍ ഒഴുക്കുകയും ചെയ്യുന്നത്‌ വരെ.
Maranao / mәranaw "O di na adn a mabaloy a rk ka a pamomolan a manga korma, go manga anggor, na kapakambowatan ka so lmbak iyan sa manga lawasayg a manga babands;"
Norwegian / Norsk / Norveççe eller du får en have med palmer og druer, og lar bekker sprudle mellom dem i overflod,
Polski / Polish / Polonya Dili Albo dopóki nie będziesz miał ogrodu z palmami i winną latoroślą i dopóki nie wytrysną wśród nich obfite strumyki;
Portuguese / Português / Portekizce Ou que possuas um jardim de tamareiras e videiras, em meio ao qual faças brotar rios abundantes.
Romanian / Română / Rumence ori, după cum ai pretins, până ce nu vei prăvăli cerul în bucăţi asupra noastră, ori până ce nu-i vei aduce pe Dumnezeu şi pe îngeri, chezăşie,
Russian / Россия / Rusça или пока не будет у тебя пальмовой рощи и виноградника, в которых ты проложишь реки;
Somali / Somalice ama kuu ahaan Beer Timir iyo Cinaba ood ku sii dayso dhexdeeda Wabiyo socda.
Spanish / Español / Ispanyolca o que tengas un jardín con palmeras y vides entre los que hagas brotar caudalosos arroyos,
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Au uwe na kitalu cha mitende na mizabibu, na utupitishie mito kati yake ikimiminika.
Svenska / Swedish / Isveççe eller [visar dig äga] en trädgård med dadelpalmer och druvor och låter porlande bäckar rinna upp i dess mitt,
Tatarça / Tatarish / Tatarca Яки йөзем, хөрмә бакчаң булып араларыннан чишмәләрне агызганыңча.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili ”หรือให้ท่านมีส่วนอินทผลัม และองุ่นให้มันแยกเป็นลำน้ำหลายสาย พวยพุ่งออกมาท่านกลางมัน
Urdu / اردو / Urduca یا تمہارا کھجوروں اور انگوروں کا کوئی باغ ہو اور اس کے بیچ میں نہریں بہا نکالو
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Ёки сенинг хурмо ва узум боғинг бўлиб, уларнинг орасидан анҳорларини отилтириб чиқармагунингча.
Bengali / বাংলা / Bengalce অথবা আপনার জন্যে খেজুরের ও আঙ্গুরের একটি বাগান হবে, অতঃপর আপনি তার মধ্যে নির্ঝরিনীসমূহ প্রবাহিত করে দেবেন।
Tamil / தமிழர் / Tamilce "அல்லது பேரீச்சை மரங்களும், திராட்சைக் கொடிகளும் (நிரப்பி) உள்ள தோட்டம் ஒன்று உமக்கு இருக்க வேண்டும். அதன் நடுவே ஆறுகளை நீர் ஒலித்தோடச் செய்ய வேண்டும்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>