1. Hîzb, İsrâ Sûresi

İsrâ Suresi 37. Ayeti Meali

وَلاَ تَمْشِ فِي الأَرْضِ مَرَحًا إِنَّكَ لَن تَخْرِقَ الأَرْضَ وَلَن تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولاً
Velâ temşi fî-l-ardi merahâ(an)(s) inneke len taḣrika-l-arda velen tebluġa-lcibâle tûlâ(n)
1
ve lâ temşi
ve yürüme
2
fîl ardı
yeryüzünde
3
merehan (merah)
gururlanarak, azametle (aşırı sevinç, gurur)
4
inne-ke
muhakkak sen
5
len tahrika el arda
6
ve len tebluga (belega)
ve asla erişemezsin (erişti, ulaştı)
7
el cibâle
dağlar
8
tûlen
boy bakımından, uzayarak, uzanarak

Diyanet İşleri Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Yeryüzünde azametle yürüme; çünkü sen ne yeri yutabilirsin, ne de boyca dağlara yetişebilirsin.
Elmalılı Hamdi Yazır Hem Yer yüzünde azametle yürüme, çünkü sen ne Arzı yırtabilirsin, ne de boyca dağlara yetişebilirsin
Diyanet Vakfı Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.
Abdulbaki Gölpınarlı Yeryüzünde kibirlenerek yürüme; çünkü ne yeri yarabilirsin, ne de boyun dağlara erer, onlara erişebilirsin.
Adem Uğur Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.
Ahmed Hulusi Arzda benlikle kendini bir şey sanarak yürüme! Kesinlikle sen ne arzı delebilirsin; ne de boyca dağlara erişebilirsin!
Ahmet Tekin Yeryüzünde kibirlenerek, büyüklenerek yürüme. Sen asla yeri yaramazsın. Dağlarla da ululuk yarışına giremezsin.
Ahmet Varol Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Şüphesiz sen ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.
Ali Fikri Yavuz Yer yüzünde kibir ve azametle yürüme, çünkü sen, aslâ Arz’ı yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.
Bekir Sadak Yeryuzunde boburlenerek yurume, cunku sen ne yeri delebilir ve ne de boyca daglara ulasabilirsin.
Celal Yıldırım Yeryüzünde böbürlenerek yürüme ; çünkü sen yeri delemezsin ve boyca da dağlara ulaşamazsın.
Diyanet İşleri 2 Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, çünkü sen ne yeri delebilir ve ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.
Fizilil Kuran Yeryüzünde şımarıklık taslayarak yürüme. Çünkü sen ne yeri delebilirsin, ve ne de boyca dağlara erebilirsin.
Gültekin Onan Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin.
Hasan Basri Cantay Yer (yüzün) de kibr-ü azametle yürüme. Çünkü (ne kadar bassan) arzı cidden yaramazsın, boyca da asla dağlara eremezsin!..
Hayat Neşriyat Ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünki sen ne yeri yarabilir, ne de boyca dağlara erişebilirsin.
Ibni Kesir Yeryüzünde kibirlenerek yürüme. Şüphesiz ki sen, ne yeri yarabilirsin, ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.
Muhammed Esed Ve yeryüzünde kurumlanarak dolaşma; çünkü (böyle yapmakla) sen ne yeri yarabilir ne de boyca dağlara ulaşabilirsin!
Ömer Nasuhi Bilmen Ve yeryüzünde mütekebbirâne bir halde yürüme. Şüphe yok ki, sen ne yeri yırtabilirsin ve ne de boyca dağlara yetişebilirsin.
Ömer Öngüt Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü sen ne yeri yarabilir ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.
Şaban Piris Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Sen, ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara erişebilirsin.
Suat Yıldırım (37-38) Hem kibirli kibirli yürüme! Zira ne kadar kibirlenirsen kibirlen, ne yeri yarabilirsin, ne de dağların boyuna erişebilirsin. Böylesi davranışların hepsi kötü olup, Rabbinin nazarında hoş görülmeyen şeylerdir.
Tefhim-ül Kuran Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin.
Ümit Şimşek Yeryüzünde kasılarak yürüme. Çünkü sen ne yeri yarabilir, ne de dağlarla boy ölçüşebilirsin.

Diyanet Tefsiri On ikinci ödev büyüklük taslamaktan sakınmaktır. Âyet bunu “Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma!” diye ifade eder. Çünkü bu boş kuruntudan başka bir şey değildir. Resûlullah, kibrin ne kadar kötü bir huy olduğunu vurgulamak üzere, kalbinde zerre kadar kibir bulunanın cennete giremeyeceğini bildirmiştir (Müslim, “Îmân”, 147-149; Müsned, I, 399, 412, 416, 451). Gerçekten değerli, akıllı, bilgili ve erdemli insanlar daima alçak gönüllü, ağır başlı olurlar. Bunun en güzel örneği de Peygamber efendimizdir. Kibirden nefret eden Resûlullah, bütün müslümanlar karşısında mütevazi olmayı değişmez bir davranış kuralı olarak özenle korumuş; müslümanların kendisini “Anam babam sana feda olsun yâ Resûlellah!” diyecek kadar çok sevmelerinde de alçak gönüllülüğünün büyük bir rolü olmuştur. Bu sebeple İslâm ahlâk geleneğinde tevazu bir peygamber sıfatı olarak değerlendirilir. Furkan sûresinde (25/63) Allah’ın iyi kullarının başlıca hasletlerinden söz edilirken ilk olarak tevazu erdemine yer verilmiştir. Yukarıdaki âyetlerde geçen dinî ve ahlâkî buyrukları şöylece sıralamak mümkündür: 1. Allah’ın birliğini tanımak, bir olan Allah’a inanmak, 2. Ana babaya iyi davranmak, 3. Akrabaya ve muhtaçlara iyilik etmek, hayır yapmak, 4. Hem cimrilikten hem israftan sakınmak, 5. Çocukların hayatını korumak, 6. Zinadan, fuhuştan kaçınmak, 7. Adam öldürmemek, 8. Yetim malı yememek, 9. Verilen sözü tutmak, 10. Ölçüyü ve tartıyı tam yapmak, 11. Bilmediği şeyin peşine düşmemek, bilgisiz hüküm vermemek, 12. Büyüklük taslamaktan sakınmak.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Tu li ser zemîn bi quretî negere. Lo­ma tu nikarî (bi çûna xwe) zemîn biqelêşî û tu bi dirêjî jî nagihêjî çîyan.
Sahih International / English / Ingilizce And do not walk upon the earth exultantly. Indeed, you will never tear the earth [apart], and you will never reach the mountains in height.
M.Pickthall / English / Ingilizce And walk not in the earth exultant. Lo! thou canst not rend the earth, nor canst thou stretch to the height of the hills.
Muhsin Khan / English / Ingilizce And walk not on the earth with conceit and arrogance. Verily, you can neither rend nor penetrate the earth, nor can you attain a stature like the mountains in height.
Yusuf Ali / English / Ingilizce Nor walk on the earth(2223) with insolence: for thou canst not rend the earth asunder, nor reach the mountains in height.
Shakir / English / Ingilizce And do not go about in the land exultingly, for you cannot cut through the earth nor reach the mountains in height.
Dr. Ghali / English / Ingilizce And do not walk in the earth merrily; surely you will never pierce the earth, and you will never reach the mountains in height.
Albanian / Shqip / Arnavutça Dhe mos ec nëpër tokë me mburrje, pse ti as nuk mund ta çashë tokën as nuk mund ta arrishë lartësinë e maleve.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Yer üzündə təkəbbürlə gəzib dolanma. Çünki sən nə yeri yara bilər, nə də (boyca) yüksəlib dağlara çata bilərsən
Bosnian / Bosanski / Bosnakca Ne hodi po zemlji nadmeno, jer zemlju ne možeš probiti ni brda u visinu dostići,
Bulgarian / Български / Bulgarca И не върви по земята с надменност! Ти нито ще пробиеш земята, нито ще се въздигнеш колкото планините.
Chinese / 中文 / Çince 你不n驕傲自滿地在大地上行走,你絕不能把大地踏穿,絕不能與山比高。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 你不要骄傲自满地在大地上行走,你绝不能把大地踏穿,绝不能与山比高。
Czech / Česky / Çekçe To všechno je špatností u Pána tvého a je mu to odporné.
Dutch / Nederlands / Hollandaca Wandel niet trotsch op aarde; want gij kunt die niet splijten, noch de bergen in grootte gelijk worden.
Farsi / فارسی / Farsça و در روی (روی) زمین با تکبر راه مرو، بی گمان تو نمی توانی زمین را بشکافی ، و (هرگز) در بلندی (و قامت) به کوهها نمی رسی.
Finnish / Suomi / Fince Älä kulje maan päällä kerskaillen. Totisesti, sinä et kykene leikkaamaan maata kahtia etkä kurkottautumaan vuorten huipuille.
French / Français / Fransızca Et ne foule pas la terre avec orgueil : tu ne sauras jamais fendre la terre et tu ne pourras jamais atteindre la hauteur des montagnes !
German / Deutsch / Almanca Und gehe nicht übermütig auf der Erde einher. Du wirst ja die Erde nicht aufreißen noch die Berge an Höhe erreichen (können).
Hausa / Hausa Dili Kuma kada ka yi tafiya a cikin ƙasa da alfahari. Lalle kai bã zã ka hũda ƙasa ba kuma bã zã ka kai a duwãtsu ba ga tsawo.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Dan janganlah kamu berjalan di muka bumi ini dengan sombong, karena sesungguhnya kamu sekali-kali tidak dapat menembus bumi dan sekali-kali kamu tidak akan sampai setinggi gunung.
Italian / Italiano / Italyanca Non incedere sulla terra con alterigia, ché non potrai fenderla e giammai potrai essere alto come le montagne!
Japanese / 日本語 / Japonca また横柄に地上を歩いてはならない。あなたがたは大地を裂くことも出来ず,また(背丈が)山の高さにもなれない。
Korean / 한국어 / Korece 오만함으로 대지를 걷지 말 라 너희가 그 대지를 가르지 못하며 산 높이에 이르지 못하니라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Dan janganlah engkau berjalan di bumi dengan berlagak sombong, kerana sesungguhnya engkau tidak akan dapat menembusi bumi, dan engkau tidak akan dapat menyamai setinggi gunung-ganang.
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili നീ ഭൂമിയില്‍ അഹന്തയോടെ നടക്കരുത്‌. തീര്‍ച്ചയായും നിനക്ക്‌ ഭൂമിയെ പിളര്‍ക്കാനൊന്നുമാവില്ല. ഉയരത്തില്‍ നിനക്ക്‌ പര്‍വ്വതങ്ങള്‍ക്കൊപ്പമെത്താനും ആവില്ല, തീര്‍ച്ച.
Maranao / mәranaw Go di ka plalakaw ko lopa sa kambantogan: Mataan! a ska na ding ka dn mabnsad so lopa, go ding ka dn marpng so manga palaw sa kaporo.
Norwegian / Norsk / Norveççe Gå ikke i overmot omkring på jorden. Du kan ikke rive jorden sund eller bli stor som fjellene.
Polski / Polish / Polonya Dili To, co jest złe w tym wszystkim, jest dla twego Pana wstrętne.
Portuguese / Português / Portekizce E não te conduzas com jactância na terra, porque jamais poderás fendê-la, nem te igualar, em altura, às montanhas.
Romanian / Română / Rumence Toate acestea sunt rele şi urâte înaintea lui Dumnezeu.
Russian / Россия / Rusça Не ступай по земле горделиво, ведь ты не пробуришь землю и не достигнешь гор высотой!
Somali / Somalice Hana u soconin Dhulka kibir Illeen ma Jeexi Kartid Dhulka kumana gaadhaysid Buuraha dherare.
Spanish / Español / Ispanyolca No vayas por la tierra con insolencia, que no eres capaz de hender la tierra, ni de alzarte a la altura de las montañas.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Wala usitembee katika ardhi kwa maringo. Hakika wewe huwezi kuipasua ardhi wala kufikia urefu wa milima.
Svenska / Swedish / Isveççe Och trampa inte jorden med dryga översittarfasoner; du kan aldrig borra dig igenom dess [innandömen] och inte heller kan du nå högre än bergens krön.
Tatarça / Tatarish / Tatarca Җир өстендә зураеп күкрәк киереп йөрмә! Чөнки син никадәр зурайсаң да җирне ертырга хәлеңнән килмәс һәм никадәр зурайсаң да таулар хәтле зурая алмассың!
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili และอย่าเดินบนแผ่นดินอย่างเย่อหยิ่งแท้จริงเจ้าจะแยกแผ่นดินไม่ได้เลย และจะไม่บรรลุความสูงของภูเขา
Urdu / اردو / Urduca اور زمین پر اکڑ کر (اور تن کر) مت چل کہ تو زمین کو پھاڑ تو نہیں ڈالے گا اور نہ لمبا ہو کر پہاڑوں (کی چوٹی) تک پہنچ جائے گا
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Ер юзида кибру ҳаво ила юрма! Албатта, сен зинҳор ерни тешиб юбора олмайсан ва зинҳор бўйда тоғларга ета олмассан!
Bengali / বাংলা / Bengalce পৃথিবীতে দম্ভভরে পদচারণা করো না। নিশ্চয় তুমি তো ভূ পৃষ্ঠকে কখনই বিদীর্ণ করতে পারবে না এবং উচ্চতায় তুমি কখনই পর্বত প্রমাণ হতে পারবে না।
Tamil / தமிழர் / Tamilce மேலும், நீர் பூமியில் பெருமையாய் நடக்க வேண்டாம்; (ஏனென்றால்) நிச்சயமாக நீர் பூமியைப் பிளந்துவிட முடியாது மலையின் உச்சி(யளவு)க்கு உயர்ந்து விடவும் முடியாது.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>