2. Hîzb, İnşikâk Sûresi

İnşikâk Suresi 24. Ayeti Meali

فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Febeşşirhum bi’ażâbin elîm(in)
1
fe beşşir-hum
artık onları müjdele
2
bi azâbin
azap ile
3
elîmin
elîm, acı

Diyanet İşleri Öyle ise sen onlara elem dolu bir azabı müjdele!
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Onun için onlara elem verici bir azabı müjdele.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Onun için onlara acı bir azap müjdele!
Elmalılı Hamdi Yazır Onun için onlara elîm bir azâb müjdele
Diyanet Vakfı (Resûlüm!) Onlara acı azabı müjdele!
Abdulbaki Gölpınarlı Artık müjdele onları elemli bir azapla.
Adem Uğur (Resûlüm!) Onlara acı azabı müjdele!
Ahmed Hulusi Artık onları feci azapları ile müjdele!
Ahmet Tekin Öyleyse onlara can yakıp inleten müthiş azâbı haber ver.
Ahmet Varol Onları acıklı bir azapla müjdele!
Ali Fikri Yavuz Onun için (Ey Rasûlüm), sen onları acıklı bir azabla müjdele!...
Bekir Sadak Onlara can yakici azabi mujde et.
Celal Yıldırım Artık sen, onları elem verici bir azâbla müjdele!.
Diyanet İşleri 2 Onlara can yakıcı azabı müjde et.
Fizilil Kuran Onları acıklı bir azab ile müjdele.
Gültekin Onan Bu durumda sen, onlara acı bir azab ile müjde ver.
Hasan Basri Cantay Bunun için sen (Habibim) onları elem verici bir azâb ile müjdele!
Hayat Neşriyat (Ey Resûlüm!) Bu yüzden, onları (çok) elemli bir azâb ile müjdele!
Ibni Kesir Onlara elim bir azabı müjdele.
Muhammed Esed O halde, onlara (öteki dünyada) şiddetli azabı haber ver,
Ömer Nasuhi Bilmen Artık onları pek acıklı bir azap ile müjdele.
Ömer Öngüt Resulüm! Onlara acı azabı müjdele.
Şaban Piris Onlara acı bir azabı müjdele..
Suat Yıldırım Sen de onlara gayet acı bir azap müjdele!
Tefhim-ül Kuran Bu durumda sen, onlara acıklı bir azab ile müjde ver.
Ümit Şimşek Sen onları acı bir azapla müjdele.

Diyanet Tefsiri İlk âyetin başındaki “lâ” edatı hakkında Kıyâmet sûresinde bilgi verilmişti (bk. 75/1). 16. âyette geçen “şafak” kelimesi, müfessirlere göre güneş battıktan sonra ufukta görünen kırmızılığı ifade eder (Zemahşerî, IV, 237; Kurtubî, XIX, 274-275). Mücâhid’e göre şafak, “gündüz” anlamına gelir. İkrime’ye göre ise “gündüzün son kısmı” demektir (bk. Taberî, XXX, 76). Gündüzün sona ermesiyle gecenin başlaması arasında yer alan ve ufuktaki kırmızılık veya beyazlık olarak tanımlanan şafak vakti, kısalık ve geçicilik özelliğiyle telâş vakti olması bakımından insanın kısa ve telâşla geçen ömrüne benzemekte, yeminle buna dikkat çekilmektedir. Şafak vaktinin belirlenmesi, akşam namazı vaktinin çıkması ve yatsı namazı vaktinin girmesi bakımından da önem taşımaktadır. “Şafak, ufuktaki kırmızılıktır” diyen fukahanın çoğunluğuna göre beyazlık gelince akşam namazının vakti çıkar. Ebû Hanîfe ve Evzâî gibi “Şafak beyazlıktır” diyenlere göre ise akşamın vakti ufkun kararmasına kadar devam eder (Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, IV, 1910-1911; Cessâs, III, 472). 17. âyetteki “gecenin topladığı” ifadesi, karanlık gökteki görüntü, gecenin imkân verdiği iyi ve kötü davranışlar, olaylar dahil her şeyi içine almaktadır. 18. âyette “dolunay şeklini aldı” diye çevrilen itteseka fiili de veseka ile aynı kökten olup ayın, ilerleyerek dolunay haline geldiği şeklini ifade etmektedir (bk. Elmalılı, VIII, 5679). Şafak, gece ve dolunay, bunların üçü de aydınlıkla karanlığın bir arada bulunduğu zamanları ve farklı halleri ifade eder. Âyette bunlara yemin edilerek insanların gerek dünya hayatında gerekse kıyamet gününde değişim geçirecekleri, halden hale geçecekleri vurgulu bir şekilde ifade edilirken bunlar arasındaki münasebete de dikkat çekilmiştir (İbn Âşûr, XXX, 226). Bu değişim hakkında müfessirler farklı görüşler ileri sürmüşlerdir: a) Bunlar ölüm, sonra dirilme, hesap ve ceza halleridir; b) İnsanın, yaratılışının başlamasından itibaren ölünceye kadar geçirdiği hallerdir. Nitekim başka âyetlerde insanın, yaratılışının başlamasından itibaren sürekli olarak değişim geçirdiği ifade edilmiştir (meselâ bk. Hac 22/5; Mü’minûn 23/12-16); c) İnsanlığın tarih boyunca geçirdiği medenî, kültürel, siyasî... farklılaşmalar, değişik aşamalardır; d) İnsanların derece derece Allah’a yaklaşmalarıdır (Şevkânî, V, 473; ayrıca bk. Elmalılı, VIII, 5681-5682; Ateş, X, 385-386). Bütün bunlar öldükten sonra dirilmenin olabileceğinin kanıtları ve insanların buna iman etmesini gerektiren delillerdir. Durum böyle olduğu halde inkârcılar, hâlâ inanmadıkları ve Kur’an okunduğunda Allah’a saygı ile secde etmedikleri için 20 ve 21. âyetlerdeki soruyla kınanmışlardır. 21. âyet okunduğunda secde etmenin gerekli olup olmadığı konusunda Hz. Peygamber’in uygulamasıyla ilgili farklı rivayetlere dayalı olarak değişik görüşler ileri sürülmüştür. “Vâciptir” veya “sünnettir” diyenler olduğu gibi “ne vâcip ne sünnettir” diyenler de vardır (bk. İbn Âşûr, XXX, 232; Elmalılı, VIII, 5684). İnsanların, Allah’a ve peygambere iman etmelerini gerektiren bunca delil olmasına rağmen hâlâ iman etmemeleri hayret verici olduğu halde, 22. âyette, iman etmek şöyle dursun, bilakis o inkârcıların peygamberi yalancılıkla itham ettikleri ve dini yalanladıkları bildirilmektedir. Cenâb-ı Hak 23. âyette inkârcıların kalplerinde inkâr, inat, gerçekleri yalanlama vb. ne varsa hepsini çok iyi bildiğini ifade buyurarak onları uyarmakta, 24. âyette de kendilerine şiddetli bir azabın haberini vermesini Hz. Peygamber’e emretmektedir

Kurdî / کوردی / Kürtçe Îdî (Muhemmed!) tu ewan (fi­lan) bi şapateke dilsoz bide mizgîndanê.
Sahih International / English / Ingilizce So give them tidings of a painful punishment,
M.Pickthall / English / Ingilizce So give them tidings of a painful doom,
Muhsin Khan / English / Ingilizce So announce to them a painful torment.
Yusuf Ali / English / Ingilizce So announce to them a Penalty Grievous,
Shakir / English / Ingilizce So announce to them a painful punishment~
Dr. Ghali / English / Ingilizce So give them tidings of a painful torment,
Albanian / Shqip / Arnavutça Lajmëroji, pra me një dënim të dhembshëm.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice (Ya Peyğəmbər!) Onlara (qiyamət günü düçar olacaqları) şiddətli bir əzabla müjdə ver!
Bosnian / Bosanski / Bosnakca zato im navijesti patnju neizdržljivu!
Bulgarian / Български / Bulgarca И възвести ги за болезнено мъчение,
Chinese / 中文 / Çince 故你當以一種痛W的刑罰向他抭瓥腄A
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 故你当以一种痛苦的刑罚向他们报喜,
Czech / Česky / Çekçe Ohlas jim zvěst radostnou o trestu bolestném, jenž stihne je -
Dutch / Nederlands / Hollandaca Kondig hun dus eene vreeselijke straf aan.
Farsi / فارسی / Farsça پس (ای پیامبر) آنان را به عذابی دردناک بشات ده.
Finnish / Suomi / Fince Julista siis heille sanomaa tuskallisesta kurituksesta!
French / Français / Fransızca Annonce-leur donc un châtiment douloureux.
German / Deutsch / Almanca Verkünde ihnen eine qualvolle Strafe!
Hausa / Hausa Dili Saboda haka, ka yi musu bushãra da azãba mai raɗaɗi.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Maka beri kabar gembiralah mereka dengan azab yang pedih,
Italian / Italiano / Italyanca Annuncia loro un doloroso castigo,
Japanese / 日本語 / Japonca それであなたは,痛烈な懲罰をかれらに伝えなさい。
Korean / 한국어 / Korece 그들에게 고통스러운 벌이 있을 것이라는 것을 경고하라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Maka khabarkanlah kepada mereka dengan azab yang tidak terperi sakitnya;
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili ആകയാല്‍ ( നബിയേ, ) നീ അവര്‍ക്ക്‌ വേദനയേറിയ ഒരു ശിക്ഷയെപ്പറ്റി സന്തോഷവാര്‍ത്ത അറിയിക്കുക.
Maranao / mәranaw Na pamanotholang ka kiran so siksa a malipds,
Norwegian / Norsk / Norveççe Bebud for dem en smertelig straff!
Polski / Polish / Polonya Dili Więc obwieszczaj im karę bolesną,
Portuguese / Português / Portekizce Anuncia-lhes, pois, um doloroso castigo,
Romanian / Română / Rumence însă nu şi celor care au crezut şi au săvârşit fapte bune, căci pe ei o răsplată necurmată îi aşteaptă.
Russian / Россия / Rusça Обрадуй же их мучительными страданиями,
Somali / Somalice Ugu bishaaree caddibaad daran.
Spanish / Español / Ispanyolca Anúnciales, pues, un castigo doloroso!
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Basi wabashirie adhabu chungu!
Svenska / Swedish / Isveççe Låt dem därför veta att de har att se fram mot ett plågsamt straff,
Tatarça / Tatarish / Tatarca Аларга сөенеч бир бик каты рәнҗеткүче ґәзаб белән.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili ดังนั้นเจ้า (มุฮัมมัด) จงแจ้งแก่พวกเขาถึงการลงโทษอันเจ็บปวด
Urdu / اردو / Urduca تو ان کو دکھ دینے والے عذاب کی خبر سنا دو
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Уларга аламли азобнинг «башоратини» бер.
Bengali / বাংলা / Bengalce অতএব, তাদেরকে যন্ত্রণাদায়ক শাস্তির সুসংবাদ দিন।
Tamil / தமிழர் / Tamilce (நபியே!) அவர்களுக்கு நோவினை செய்யும் வேதனையைக் கொண்டு நன்மாராயங் கூறுவீராக.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>