1. Hîzb, Hûd Sûresi

Hûd Suresi 11. Ayeti Meali

إِلاَّ الَّذِينَ صَبَرُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ أُوْلَئِكَ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ كَبِيرٌ
İllâ-lleżîne saberû ve’amilû-ssâlihâti ulâ-ike lehum maġfiratun veecrun kebîr(un)
1
illâ ellezîne
ancak o kimseler (onlar hariç)
2
saberû
sabredenler
3
ve amilû es sâlihâti
ve ıslâh edici ameller yapanlar
4
ûlâike
işte onlar
5
lehum
onlarındır, onlar için vardır
6
magfiretun
mağfiret (günahların sevaba çevrilmesi)
7
ve ecrun
ve ecir, bedel
8
kebîrun
büyük

Diyanet İşleri Ancak sabredip salih amel işleyenler böyle değildir. İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Ancak (her iki halde de) sabır gösterip iyi ameller işleyenler müstesnadır. İşte onlara bir mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Ancak her iki durumda da sabredip güzel güzel işler yapanlar başka; işte onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır Ancak her iki halde sabredib salih salih ameller işliyenler başka, işte onlar için bir mağrifet ve büyük bir ecir var
Diyanet Vakfı Ancak (musibetlere) sabredip güzel iş yapanlar böyle değildir. İşte onlar için bir bağış ve bir büyük mükâfat vardır.
Abdulbaki Gölpınarlı Ancak sabredenler ve iyi işlerde bulunanlar müstesnadır. Öyle kişilerdir onlar ki onların hakkıdır yarlıganmak ve büyük bir ecir ve mükafat.
Adem Uğur Ancak (musibetlere) sabredip güzel iş yapanlar böyle değildir. İşte onlar için bir bağış ve bir büyük mükâfat vardır.
Ahmed Hulusi Sabreden ve yararlı çalışmalar yapanlar bunun dışındadır. İşte onlara bağışlanma ve büyük mükâfat vardır.
Ahmet Tekin Ancak sabrederek mücadeleye devam edenler, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler, işte onlar için, koruma kalkanı, bağışlanma ve büyük mükâfatlar vardır.
Ahmet Varol Ancak sabredip salih ameller işleyenler böyle değildirler. İşte onlara bağışlanma ve büyük ecir vardır.
Ali Fikri Yavuz Ancak her iki halde de sabredip sâlih amelleri işliyenler müstesnadır. İşte, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir sevap vardır.
Bekir Sadak Bunlarin disinda, sabredip iyi isler isleyen kimseler, iste onlara magfiret ve buyuk ecir vardir.
Celal Yıldırım Ancak sabredip güzel-yararlı amellerde bulunanlar böyle değildirler. İşte bunlara bağışlanma ve büyük mükâfat vardır.
Diyanet İşleri 2 Bunların dışında, sabredip iyi işler işleyen kimseler, işte onlara mağfiret ve büyük ecir vardır.
Fizilil Kuran Yalnız sıkıntılı günlerde sabreden ve iyi ameller işleyenler bu iki kategorinin dışındadırlar; onları bağışlanma ve büyük ödül bekliyor.
Gültekin Onan Sabredenler ve salih amellerde bulunanlar başka. İşte, bağışlanma ve büyük ecir bunlarındır.
Hasan Basri Cantay (Derdlere, sıkıntılara) göğüs gerib de güzel güzel amel (ve hareketler) de bulunanlar böyle değil. (Günâhlarını) yarlığamak ve büyük mükâfat işte bunlar, bunlar içindir.
Hayat Neşriyat Ancak sabredip, sâlih ameller işleyenler müstesnâ. İşte onlar için bir bağışlanma ve(pek) büyük bir mükâfât vardır.
Ibni Kesir Sadece sabredip de güzel ameller işleyenlere; işte onlara mağfiret ve büyük ecir vardır.
Muhammed Esed (İnsanların çoğu böyledir; pek tabii) güçlüklere göğüs geren, dürüst ve erdemli davranan kimseler bunun dışında; işte bu sonrakiler ki, onları günahlarından ötürü arınma, bağışlanma ve büyük bir mükafat beklemektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen Sabredenler ve sâlih amellerde bulunanlar ise müstesna. İşte onlar var ya. Onlar için mağfiret ve pek büyük bir mükâfaat vardır.
Ömer Öngüt Ancak sabredip de sâlih ameller işleyenler böyle değildir. İşte onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.
Şaban Piris Sabreden ve doğru hareket eden kimseler böyle değildir. İşte onlara, bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
Suat Yıldırım Ancak her iki halde de sabredip makbul ve güzel işler yapanlar başka! İşte onlar için pek geniş bir mağfiret ve pek büyük bir mükâfat vardır.
Tefhim-ül Kuran Sabredenler ve salih amellerde bulunanlar başka. İşte, bağışlanma ve büyük ecir bunlarındır.
Ümit Şimşek Ancak sabreden ve güzel işler yapanlar bundan müstesnadır. İşte onlar için bir bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

Diyanet Tefsiri “Ümitsiz” diye tercüme ettiğimiz yeûs kelimesi, “ümitsizlik, çöküntü, devamlı üzüntü, gayretsizlik” gibi anlamlara gelen ye’s kökünden türemiş olup “herhangi bir güçlük, sıkıntı veya engel karşısında aşırı derecede ümitsizliğe kapılan kimse” anlamına gelir. Kur’ânî bir terim olarak yeûs, geçmişteki mutlu, müreffeh durumunu Allah’ın bir lutfu olarak değil de kendisinin bir kazancı ve şansı olarak gören, musibetler karşısında ise ümidini yitiren kimseyi ifade eder. İlk iki âyette genel olarak insan türünün doğal yapısının bencilliğine ve sıkıntılar karşısındaki dayanıksızlığına; 11. âyette ise sabır erdemi kazanmış ve güzel işler yapmayı ilke haline getirmiş insanların bu doğal kusurlarını düzeltmeyi başardıklarına dikkat çekilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de, hayatta karşılaşılan bütün zorluklara rağmen insanın, işlediği günahlar ne kadar çok ve ne kadar büyük olursa olsun, ümitsizlik ve karamsarlığa düşmemesi telkin edilmektedir. Çünkü Allah’ın gücü her şeyin üstünde, acıması ve yardımı da sonsuzdur. Buna göre ümitsizlik ve karamsarlık, ancak Allah’a iman ve güveni olmayan insanlar için söz konusudur (bk. Âl-i İmrân 3/160; Yûsuf 12/87; Ankebût 29/23; Mümtehine 60/13). “Nankör” diye tercüme ettiğimiz kefûr kelimesi küfr kökünden türemiş olup verdiği nimetlerden dolayı Allah’a minnettarlık duymayan, O’na inanmayan, O’na karşı kulluk ve şükran borcunu yerine getirmeyen, hamd ve senâda bulunmayan, çok nankör ve çok inkârcı kimseyi ifade eden Kur’ânî bir terimdir. Allah Teâlâ burada olduğu gibi başka âyetlerde de çeşitli nimetlere mazhar oldukları halde şükretmeyip nankörlük eden kullarını kınamış (meselâ bk. A‘râf 7/10; Nahl 16/78; Gafir 40/61); şükredenler için nimetini arttıracağını, nankörlük edenler için de şiddetli azap hazırlamış olduğunu haber vermiştir (bk. İbrâhim 14/7). Kula yakışan, Allah’ın azabından korktuğu için değil, verdiği nimetten dolayı O’na şükretmek ve kulluk görevini yerine getirmektir. 10. âyette insanın bir başka özelliğine dikkat çekilmekte, başına gelen sıkıntıların yok olması, sonra da nimetlere mazhar olması karşısında göstereceği şımarıklık ve hafifliklere değinilmektedir. Meselâ insan hasta iken sağlığa, fakir iken zenginliğe, zelil iken azizliğe kavuştuğunda kendisini bu sıkıntılardan kurtarıp nimetlere kavuşturan yüce Allah’a şükretmesi gerekirken, artık sıkıntıların bittiğini, bir daha sıkıntılarla karşılaşmayacağını sanarak şımarmaktadır. Sonuç olarak insan kendisini yaratan kudret tarafından bazan varlık ve huzurla bazan yokluk ve sıkıntıyla imtihan edilmektedir. İnsanın her iki halde de Cenâb-ı Allah’ın hikmet ve iradesinin tecelli ettiğini, darlığın, bolluğun, hatta hayatın ve ölümün birer imtihan vesilesi olduğunu düşünüp darlığa sabretmesi, bolluğa şükretmesi gerekir. Şükür nimetin artmasına, nankörlük ise azalmasına sebep olur. Nitekim 11. âyette sıkıntılı hallerde ümitsizliğe kapılmayıp sabreden, bollukta ise şımarmayıp şükreden, yani nimetin hakkını verip amel işleyenlerin bağışlanacakları ve kendilerine büyük bir mükâfat verileceği bildirilmiştir.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Ji pêştirê wan merivên, (li ser wan herduk temtêlan da jî) hew kirine û karê aştî kirine. Ji bona van merivên (bi van salixên qenc hatine salixkirinê) baxişandin û kiryeke mezin heye.
Sahih International / English / Ingilizce Except for those who are patient and do righteous deeds; those will have forgiveness and great reward.
M.Pickthall / English / Ingilizce Save those who persevere and do good works. Theirs will be forgiveness and a great reward.
Muhsin Khan / English / Ingilizce Except those who show patience and do righteous good deeds, those: theirs will be forgiveness and a great reward (Paradise).
Yusuf Ali / English / Ingilizce Not so do those who show patience and constancy, and work(1508) righteousness; for them is forgiveness (of sins) and a great reward.
Shakir / English / Ingilizce Except those who are patient and do good, they shall have forgiveness and a great reward.
Dr. Ghali / English / Ingilizce Except the ones who (endure) patiently and do deeds of righteousness; those will have forgiveness and a great reward.
Albanian / Shqip / Arnavutça Përveç atyre, të cilët kishin durim dhe bënin vepra të mira, të tillët kanë falje (të gabimeve) dhe shpërblim të madh.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Səbr edənlər və yaxşı işlər görənlər müstəsnadır. Məhz onları (günahlardan) bağışlanma və böyük bir mükafat gözləyir.
Bosnian / Bosanski / Bosnakca a samo strpljive i one koji dobra djela čine čeka oprost i nagrada velika.
Bulgarian / Български / Bulgarca освен онези, които са търпеливи и вършат праведни дела. За тях има опрощение и голяма награда.
Chinese / 中文 / Çince 但堅忍而且行善的人怴A將蒙饒恕,並受咫j的報酬。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 但坚忍而且行善的人们,将蒙饶恕,并受重大的报酬。
Czech / Česky / Çekçe kromě těch, kdož trpěliví byli a zbožné skutky konali, a těm dostane se odpuštění a velké odměny.
Dutch / Nederlands / Hollandaca Uitgenomen zij die met geduld volharden, en doen wat goed is; zij zullen vergiffenis krijgen en eene groote belooning ontvangen.
Farsi / فارسی / Farsça مگر کسانی که صبر کردند ، و کارها نیک انجام دادند ، آنان برایشان آمرزش وپاداش بزرگی است .
Finnish / Suomi / Fince Toisin ne, jotka ovat kärsivällisiä ja hyviä tekoja harjoittavat; he ovat niitä, joille kuuluu anteeksiantamus ja suuri palkinto.
French / Français / Fransızca sauf ceux qui sont endurants et font de bonnes oeuvres. Ceux-là obtiendront pardon et une grosse récompense.
German / Deutsch / Almanca Die Gläubigen aber, die Geduld üben und gute Werke tun, erlangen Vergebung und großen Lohn.
Hausa / Hausa Dili Sai waɗanda suka yi haƙuri kuma suka aikata ayyuka na ƙwarai. Waɗannan sunã da gãfara da lãda mai girma.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce kecuali orang-orang yang sabar (terhadap bencana), dan mengerjakan amal-amal saleh; mereka itu beroleh ampunan dan pahala yang besar.
Italian / Italiano / Italyanca [tutti si comportano così] eccetto coloro che perseverano e compiono il bene. Essi avranno perdono e mercede grande.
Japanese / 日本語 / Japonca 耐え忍んで,善行をなす者だけはそうではない。これらの者には,(罪の)赦しと偉大な報奨がある。
Korean / 한국어 / Korece 그러나 인내하며 선을 행하는 이들은 제외이니 용서 받음이 그들의 것이며 또한 큰 보상이 그러하니라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Kecuali orang-orang yang sabar dan mengerjakan amal soleh maka mereka itu akan beroleh keampunan dan pahala yang besar.
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili ക്ഷമിക്കുകയും സല്‍കര്‍മ്മങ്ങള്‍ പ്രവര്‍ത്തിക്കുകയും ചെയ്തവരൊഴികെ. അവര്‍ക്കാകുന്നു പാപമോചനവും വലിയ പ്രതിഫലവുമുള്ളത്‌.
Maranao / mәranaw Inonta so siran a miphapantang, go pinggalbk iran so manga pipiya; siran man na adn a bagian iran a maap, go balas a mala.
Norwegian / Norsk / Norveççe Unntatt er de som viser standhaftighet og handler rettskaffent. De har i vente tilgivelse og stor lønn!
Polski / Polish / Polonya Dili Inaczej ci, którzy są cierpliwi i pełnią dobre dzieła; oni otrzymają przebaczenie i nagrodę wielką!
Portuguese / Português / Portekizce Quanto aos perseverantes, que praticam o bem, obterão indulgência e uma grande recompensa.
Romanian / Română / Rumence Poate vei părăsi o parte din ce ţi-a fost dezvăluit şi vei simţi o strângere de inimă când ei vor spune: “De ce nu a fost pogorâtă asupra ta o comoară ori de ce nu a venit un înger cu el?” Tu eşti doar un predicator, iar Dumnezeu este Chezaşul oricărui lucru.
Russian / Россия / Rusça И только тем, которые терпели и творили добрые деяния, уготованы прощение и великая награда.
Somali / Somalice kuwa Samra ee canal fiica fala mooyee, kuwaasna waxaa u sugnaaday dambi dhaaf iyo ajir wayn.
Spanish / Español / Ispanyolca En cambio, quienes sean pacientes y obren bien, obtendrán perdón y una gran recompensa.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Ila wale walio subiri wakatenda mema. Hao watapata msamaha na ujira mkubwa.
Svenska / Swedish / Isveççe Annorlunda är det med dem som tålmodigt håller ut [i motgången] och lever ett rättskaffens liv. För dem väntar syndernas förlåtelse och en riklig belöning.
Tatarça / Tatarish / Tatarca Мәгәр бәла-казага чыдап изге гамәлләр кылучыларга Аллаһуның ярлыкавы вә олугъ җәннәт нигъмәтләре булачак.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili เว้นแต่บรรดาผู้อดทนและบรรดาผู้ปฏิบัติความดีทั้งหลาย ชนเหล่านั้นแหละ สำหรับพวกเขาจะได้รับการอภัยโทษและรางวัลอันยิ่งใหญ่
Urdu / اردو / Urduca ہاں جنہوں نے صبر کیا اور عمل نیک کئے۔ یہی ہیں جن کے لیے بخشش اور اجرعظیم ہے
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Магар сабр қилганлар ва яхши амаллар қилганлар, ана ўшаларга мағфират ва катта ажр бор.
Bengali / বাংলা / Bengalce তবে যারা ধৈর্য্যধারণ করেছে এবং সৎকার্য করেছে তাদের জন্য ক্ষমা ও বিরাট প্রতিদান রয়েছে।
Tamil / தமிழர் / Tamilce ஆனால் (துன்பங்களைப்) பொறுமையுடன் சகித்து எவர் நற்கருமங்கள் செய்கின்றார்களோ, அவர்களுக்கு மன்னிப்பும், மகத்தான நற்கூலியும் உண்டு.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>