2. Hîzb, Fetih Sûresi

Fetih Suresi 1. Ayeti Meali

إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُّبِينًا
İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ(n)
1
innâ
muhakkak
2
fetahnâ
biz fetih açtık, fetih verdik
3
leke
sana, senin için
4
fethan
fetih
5
mubînen
apaçık

Diyanet İşleri Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsân ettik.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Doğrusu Biz sana apaçık bir fetih açtık.
Elmalılı Hamdi Yazır Elhak biz sana bir fethi mübîn açtık
Diyanet Vakfı Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik.
Abdulbaki Gölpınarlı Şüphe yok ki biz, sana apaçık bir fetih vermişizdir.
Adem Uğur Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik.
Ahmed Hulusi Kesinlikle sana öyle bir fetih (görüş açıklığı) verdik ki, (o) Feth-i Mubiyn'dir (apaçık açık hakikati sistemi müşahede)!
Ahmet Tekin Biz, senin istikbalin için, önündeki engelleri kaldıran parlak bir zafer kapısı açtık. Eşsiz bir fetih ihsan ettik.
Ahmet Varol Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik.
Ali Fikri Yavuz (Ey Rasûlüm, Mekke’nin ve diğer memleketlerin fethine sebeb olacak Hudeybiye sulhu ile) biz sana gerçekten açık bir zafer verdik.
Bekir Sadak Dogrusu Biz sana apacik bir zafer saglamisizdir.
Celal Yıldırım Şüphesiz ki, biz, senin için açık bir fetih (zafer ve başarı yolunu) açtık.
Diyanet İşleri 2 Doğrusu Biz sana apaçık bir zafer sağlamışızdır.
Fizilil Kuran Biz sana apaçık fetih verdik.
Gültekin Onan Şüphesiz, biz sana apaçık bir fetih verdik.
Hasan Basri Cantay Biz hakıykat sana (Hudeybiyye musaalehası ile) apâşikâr bir feth (-u zafer yolu) açdık.
Hayat Neşriyat Şübhesiz ki biz sana, apaçık bir fetih açtık (ihsân ettik).
Ibni Kesir Muhakkak ki Biz; sana, apaçık bir feth ihsan ettik.
Muhammed Esed Gerçek şu ki (ey Muhammed,) Biz senin için apaçık bir zaferin önünü açtık,
Ömer Nasuhi Bilmen Muhakkak Biz sana bir apaçık fetih sağlamışızdır.
Ömer Öngüt Resulüm! Biz sana apaçık bir fetih verdik.
Şaban Piris Şüphesiz biz, sana apaçık bir fetih verdik.
Suat Yıldırım Biz sana aşikâr bir fetih ve zafer ihsan ettik.
Tefhim-ül Kuran Şüphesiz, biz sana apaçık bir fetih verdik.
Ümit Şimşek Biz sana apaçık bir fetih yolu açtık.

Diyanet Tefsiri Sûreye adını veren fethin Hudeybiye Antlaşması mı yoksa Mekke’nin fethi mi olduğu konusunda farklı değerlendirmeler vardır. Fetih kelimesinin “savaş yoluyla bir toprağı ele geçirmek” mânasında kullanıldığını dikkate alan tefsirciler burada, Mekke’nin fethinden söz edildiğini ileri sürmüşlerdir. Sağlam rivayetler yanında (Buhârî, “Tefsîr”, 48/1) bu sûrede geçen ve yeri geldikçe açıklanacak olan işaretlere dayanan tefsirciler ise haklı olarak burada Hudeybiye sulhunun anlatıldığı kanaatine varmışlardır. Bunlara göre fetih kelimesi, bir çözüm getirdiği ve tıkanıklığı açtığı için sulh için de kullanılabilir. Ya da sebepten söz edip bununla sonucu kastetmek şeklindeki “mürsel mecaz” üslûbunun kullanıldığı düşünülebilir. Çünkü Hudeybiye sulhunun yol açtığı gelişmeler birden fazla fethi beraberinde getirmiştir: 1. Bu antlaşmadan sonra Hayber fethedilmiştir. 2. Mekkeli müşriklerle savaş ihtimali geçici olarak kalktığı için iki tarafın halkı birbirine gidip gelmişler, görüşmüşler, İslâm hakkında bilgi alışverişi yapılmış ve birçok müşrik ihtida etmiş, İslâm ile müşerref olmuştur. 3. İki yıl sonra on bin kişilik bir ordu ile Mekke üzerine yürüyen müminler burayı kolayca fethetmişlerdir. 4. Daha önceleri müslümanları muhatap kabul etmeyen ve çözümü savaşta arayan müşrikler ilk defa bu antlaşmada karşı tarafı tanımışlar, onlardan güvenlik talep etmişler, müslümanların o yıl yapmak istedikleri umre ibadetini bir yıl sonra gelip yapmalarını kabul etmişlerdir ( Kurtubî, XVI, 250 vd. Hudeybiye ile ilgili özet bilgi için bk. Bakara 2/194). Bu fethin sağladığı faydalar, doğurduğu sonuçlar ilk üç âyette veciz bir şekilde açıklanmaktadır. 12. âyette işaret edildiği üzere bu sefere çıkmak, Mekkeli müşriklere bir mânada meydan okumak demekti, bu da bir cesaret meselesiydi. Bu yüzden münafıklar “Bunların işi bitti, müşrikler tamamını yok edecek” demişlerdi. Ancak 27. âyette sözü edilen rüyayı bir işaret ve emir sayan Peygamber efendimiz, çeşitli faydalarını da gözeterek, kendisine sadık 1500 kadar sahâbî ile bu meşakkatli ve tehlikeli seferi göze almışlardı. Başta hesap edilmeyen gelişmeler oldu; sahâbe sabır, cesaret, bağlılık ve fedakârlık imtihanlarına tâbi tutuldular. Bütün bunlar olurken ve olduktan sonra Allah Teâlâ’nın şu lutufları tecelli etti: 1. Hz. Peygamber, kendisinin dışında hiçbir ümmet ferdine bahşedilmeyen bir iltifata nâil oldu, “geçmiş ve gelecek günahlarının bağışlanmış olduğu” rabbi tarafından ilân edildi. Esasen bütün peygamberler gibi Hz. Peygamber de ismet (Allah tarafından günah işlemekten korunmuş olma) özelliğine sahiptir, dolayısıyla zaten günahsızdır. Şu halde Peygamberimizin, bağışlandığı bildirilen günahı, fiilen işlediği yahut işleyeceği bir günah olmayıp, beşer olması hasebiyle kendisinde bulunan günah işleme potansiyelidir. İsmet sıfatı, peygamberlerdeki bu potansiyel günah işleme imkânının fiiliyata geçmesini önleyen ilâhî bir koruma ve esirgemedir; âyetteki af bu anlamdadır. Bir önceki sûrenin tefsirinde geçen (Muhammed 47/19) farklı bir yoruma göre bu antlaşma ile Mekkeliler nezdinde suçlu (zenb kelimesinin suç mânası için bk. Şuarâ 26/14) ve ölüme mahkûm bulunan Hz. Peygamber bu antlaşma sonunda barış ve güvenlik antlaşmasının tarafı haline geldi, böylece müşrikler tarafından suçluluk hükmü kaldırılmış oldu. 2. En büyük nimet ve dosdoğru yol olan İslâm dini sulh ortamında tamamlanarak yayılma imkânı buldu. 3. Yolculukta, sulh müzakerelerinde ve dönüşte Allah’ın büyük yardımları görüldü. Peygamberler ümmetlerine örnek olduklarından Allah onları günah işlemekten korumuştur. Buna rağmen Peygamber efendimiz gece gündüz nâfile ibadetler yaparak ve özellikle çok namaz kılarak, hem bu konuda da ümmetine örnek olmuş hem de ibadetin cennet ümidi veya cehennem korkusundan değil, Allah buna lâyık olduğu, kul bununla mânevî hayat ve huzur bulduğu için yapılacağını göstermiştir. Nitekim kendisine, günahlarının peşinen bağışlanmış olduğu hatırlatılarak niçin bu kadar çok namaz kıldığı sorulduğunda şu cevabı vermişlerdir: “Elimden geldiğince Allah’a şükreden bir kul olabilmem için” (Buhârî, “Tefsîr”, 48/2; peygamberlerin günahsızlığı (ismet) konusunda geniş bilgi için bk. Mehmet Bulut, “İsmet”, DİA, XXIII, 134-136). 4. âyette müminlere, olağan üstü sıkıntılı durumlarında Allah’ın moral yardımından söz ediliyor, arkasından da O’nun askerlerinden bahsediliyor. Öyle anlaşılıyor ki bu askerlerden maksat, müminlerin yanında olan ve ilâhî yardımı onlara ileten meleklerdir. Buna göre 7. âyette zikredilen askerler ise ilâhî cezayı icra eden melekler olmalıdır.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Bêguman me pîrozîkî xuya ji te re vekiriye.
Sahih International / English / Ingilizce Indeed, We have given you, [O Muhammad], a clear conquest
M.Pickthall / English / Ingilizce Lo! We have given thee (O Muhammad) a signal victory,
Muhsin Khan / English / Ingilizce Verily, We have given you (O Muhammad SAW) a manifest victory.
Yusuf Ali / English / Ingilizce Verily We have granted thee a manifest Victory:(4866)
Shakir / English / Ingilizce Surely We have given to you a clear victory
Dr. Ghali / English / Ingilizce Surely We have given you an evident conquest, (Literally: conquered for you; or: opened for you)
Albanian / Shqip / Arnavutça Ne ty të dhamë (vendosëm për) një fitore të sigurt.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice (Ya Peyğəmbər!) Həqiqətən, Biz sənə (müsəlmanların fütuhatının başlanğıcını qoyan, Kə’bənin yerləşdiyi Məkkə şəhərinin, habelə bir çox başqa məmləkətlərin fəthinə səbəb olacaq Hüdeybiyyə sülhü ilə) açıq-aşkar bir zəfər bəxş etdik!
Bosnian / Bosanski / Bosnakca Mi ćemo ti dati sigurnu pobjedu
Bulgarian / Български / Bulgarca Ние ти дарихме [о, Мухаммад] явна победа,
Chinese / 中文 / Çince 我確已賞賜你一種明顯的勝利,
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 我确已赏赐你一种明显的胜利,
Czech / Česky / Çekçe Věru jsme ti dali dosáhnout úspěchu zřetelného,
Dutch / Nederlands / Hollandaca Waarlijk, wij hebben u eene duidelijke overwinning geschonken.
Farsi / فارسی / Farsça به راستی ما برای تو (فتح و) پیروزی( ) آشکاری مقرر کرده ایم ( ).
Finnish / Suomi / Fince Totisesti olemme antanut sinulle ilmeisen voiton,
French / Français / Fransızca En vérité Nous t'avons accordé une victoires éclatante,
German / Deutsch / Almanca Wir haben dir einen eindeutigen Sieg gewährt,
Hausa / Hausa Dili Lalle Mũ, Mun yi maka rinjãye (a kan maƙiyanka), rinjaye bayyananne.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Sesungguhnya Kami telah memberikan kepadamu kemenangan yang nyata,
Italian / Italiano / Italyanca In verità ti abbiamo concesso una vittoria evidente,
Japanese / 日本語 / Japonca 本当にわれは,明らかな勝利をあなたに授けた。
Korean / 한국어 / Korece 하나님이 그대에게 분명한 승리를 베풀었노라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Sesungguhnya Kami telah membuka bagi perjuanganmu (wahai Muhammad) satu jalan kemenangan yang jelas nyata,
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili തീര്‍ച്ചയായും നിനക്ക്‌ നാം പ്രത്യക്ഷമായ ഒരു വിജയം നല്‍കിയിരിക്കുന്നു.
Maranao / mәranaw Mataan! a Skami na phakadaagn Ami ska (ya Mohammad) sa daag a mapayag:
Norwegian / Norsk / Norveççe Vi har visselig gitt deg en åpenbar seier,
Polski / Polish / Polonya Dili Zaprawdę, daliśmy tobie jasne zwycięstwo,
Portuguese / Português / Portekizce Em verdade, temos te predestinado um evidente triunfo,
Romanian / Română / Rumence căci Dumnezeu îţi iartă ţie păcatele dintâi şi pe cele de pe urmă. Asupra ta Îşi împlineşte Harul şi te călăuzeşte pe o Cale Dreaptă.
Russian / Россия / Rusça Воистину, Мы даровали тебе явную победу,
Somali / Somalice Annagaa ku siinnay fatxi (gargaar) cad Nabiyow.
Spanish / Español / Ispanyolca Te hemos concedido un claro éxito.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Hakika tumekufungulia Ushindi wa dhaahiri
Svenska / Swedish / Isveççe VI HAR öppnat vägen för dig [Muhammad] till en klar seger.
Tatarça / Tatarish / Tatarca Шиксез, Без сиңа ачтык вә хөкем иттек ачык булган җиңүне.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili แท้จริงเราได้ให้ชัยชนะแก่เจ้าซึ่งเป็นชัยชนะอย่างชัดแจ้ง
Urdu / اردو / Urduca (اے محمدﷺ) ہم نے تم کو فتح دی۔ فتح بھی صریح وصاف
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Албатта Биз сенга равшан фатҳни бердик. («Фатҳ» сўзи луғатда «очиш» маъносини англатиб, истилоҳда бирор юртни Исломга қўшишга айтилади. Мусулмонлар бирор жойга бориб, хоҳ уруш билан, хоҳ сулҳ билан Исломга киритсалар, ўша ерни «фатҳ қилинди дейдилар. Бу оятдаги «Фатҳ»дан мурод - Ҳудайбия сулҳи.)
Bengali / বাংলা / Bengalce নিশ্চয় আমি আপনার জন্যে এমন একটা ফয়সালা করে দিয়েছি, যা সুস্পষ্ট।
Tamil / தமிழர் / Tamilce (நபியே!) நிச்சயமாக நாம் ஒரு தெளிவான வெற்றியாக உமக்கு வெற்றி அளித்துள்ளோம்

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>