4. Hîzb, Enfâl Sûresi

Enfâl Suresi 1. Ayeti Meali

يَسْأَلُونَكَ عَنِ الأَنفَالِ قُلِ الأَنفَالُ لِلّهِ وَالرَّسُولِ فَاتَّقُواْ اللّهَ وَأَصْلِحُواْ ذَاتَ بِيْنِكُمْ وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
Yes-elûneke ‘ani-l-enfâl(i)(s) kuli-l-enfâlu li(A)llâhi ve-rrasûl(i)(s) fettekû(A)llâhe veaslihû żâte beynikum(s) veatî’û(A)llâhe verasûlehu in kuntum mu/minîn(e)
1
yes’elûne-ke
sana sorarlar
2
an el enfâli
ganimetlerden
3
kul el enfâlu
de ki, ganimetler
4
li allâhi
Allah’ın
5
ve er resûli
ve resûl
6
fe ittekû allâhe
artk Allah’a karşı takva sahibi olun
7
ve aslihû
ve düzeltin, ıslâh edin
8
zâte
sahip olunan hal, durum
9
beyni-kum
sizin aranızda
10
ve etîû allâhe
ve Allah’a itaat edin
11
ve resûle-hû
ve onun resûlüne
12
in kuntum
eğer siz iseniz
13
mu’minîne
mü’minler, kalbine îmân yazılmış kimseler

Diyanet İşleri (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.”
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Sana ganimetlerin bölüştürülmesini soruyorlar. De ki, ganimetlerin taksimi Allah'a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçekten mümin kimseler iseniz Allah'tan korkun da biribirinizle aranızı düzeltin. Allah'a ve Resulü'ne itaat edin.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Sana ganimetlerin taksiminden soruyorlar. De ki: «Ganimetlerin taksimi Allah'a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçekten iman etmişseniz, Allah'tan korkun, birbirinizle aranızı düzeltin, Allah ve Resulüne itaat edin!
Elmalılı Hamdi Yazır Sana ganimetlerin taksiminden soruyorlar, de ki ganimetlerin taksimi Allaha ve Resulüne aid, onun için siz gerçekten mü'minlerseniz Allahdan korkun da biribirinizle aranızı düzeltin, Allaha ve Resulüne ıtaat edin
Diyanet Vakfı Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin.
Abdulbaki Gölpınarlı Sana harp ganîmetlerinin hükmünü sorarlar. De ki: Ganîmetler, Allah'ın ve Peygamberindir. Artık Allah'tan sakının ve aranızı ıslah edin ve inanmışsanız Allah'a ve Peygamberine itaat edin.
Adem Uğur Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin.
Ahmed Hulusi Sana savaş ganimetlerinin taksimini (konusunu) soruyorlar. . . De ki: "Savaş ganimetleri, Allâh ve Rasûlünündür. . . Allâh'tan (hakikatinizin yaşanmaması hâlinde, bunun getireceği sonuçlarından) korunun ve aranızdaki din kardeşliği ilişkisini (birbirinizin hakikatini görerek) düzeltin. Eğer (hakiki) iman edenler iseniz, Allâh'a ve Rasûlüne itaat edin (çünkü Hakikatiniz ve o hakikatin dillendiricisi, sizin hakikatinizi yaşamanızı ister). "
Ahmet Tekin Sana savaş ganimetlerinin nasıl dağıtılacağını soruyorlar:
'Ganimetler Allah ve Rasûlünün tasarrufundadır. Allah’a sığının, emirlerine yapışın. Aranızdaki tefrikayı giderin, kardeşlik bağlarınızı güçlendirin, din ve dünya işlerinizi sosyal ilişkilerinizi, halinizi düzeltin, geliştirin, mü’minseniz eğer, Allah’a ve Rasulüne itaat edin, Kur’ân’ı ve sünneti uygulayın' de.
Ahmet Varol Sana ganimetlerden soruyorlar. De ki: 'Ganimetler Allah'ın ve peygamberinindir. Eğer mü'minler iseniz, Allah'a karşı gelmekten sakının ve aranızı düzeltin. Allah'a ve peygamberine itaat edin.'
Ali Fikri Yavuz (Ey Rasûlüm), sana harb ganimetlerinin kime âit olduğunu soruyorlar. De ki: “- Bu ganimetlerin taksimi, Allah’a ve Rasûlüne aittir. Onun için, siz gerçekten müminseniz Allah’dan korkun ve birbirinizle aranızı düzeltin (geçimsizlik yapmayın), Allah’a ve Rasûlüne itaat edin.”
Bekir Sadak Sana, ganimetlere dair soru sorarlar, de ki: «Ganimetler Allah'in ve Peygamberindir. Inaniyorsaniz Allah'tan sakinin, aranizdaki munasebetleri duzeltin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin.
Celal Yıldırım Sana (savaşta elde edilen) ganimetlerden soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah'a ve Peygamberine aittir. Eğer cidden inanıyorsanız. Allah' tan korkup (tartışmayı bırakın) aranızı düzeltin; Allah'ın ve Peygamberinin (buyruklarına) uyun.
Diyanet İşleri 2 Sana, ganimetlere dair soru sorarlar, de ki: Ganimetler Allah'ın ve Peygamberindir. İnanıyorsanız Allah'tan sakının, aranızdaki münasebetleri düzeltin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin.
Fizilil Kuran Sana savaş ganimetlerinin bölüşümü hakkında soru sorarlar. De ki; ganimetler hakkında hüküm verme yetkisi Allah'a ve Peygamber'e aittir. Buna göre eğer mümin iseniz, Allah'dan korkunuz, ilişkilerinizi düzeltiniz, Allah'a ve Peygamber'e itaat ediniz.
Gültekin Onan Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: "Ganimetler Tanrı'nın ve elçisinindir. Buna göre, eğer inançlılar iseniz Tanrı'dan korkup sakının, aranızı düzeltin ve Tanrı'ya ve elçisine itaat edin."
Hasan Basri Cantay (Habîbim) sana harb ganimetleri (nin hükmünü) sorarlar. De ki: «(Bu) ganimetler Allahın ve Resûlünündür. O halele (tam) mü'minlerseniz Allahdan korkun, (ihtilâfa düşmeyib) aranızı düzeltin, Allaha ve peygamberine İtaat edin.
Hayat Neşriyat (Habîbim, yâ Muhammed!) Sana ganîmetlerden soruyorlar. De ki: 'Enfâl(ganîmetler hakkında hüküm) Allah’a ve peygambere âiddir.' Artık Allah’dan korkun ve aranızdaki hâli (ihtilâfı) düzeltin! Eğer (gerçek) mü’minler iseniz, Allah’a ve Resûlüne itâat edin!
Ibni Kesir Sana ganimetlerden sorarlar. De ki: Ganimetler; Allah'ın ve Rasulünündür. Şu halde eğer mü'minler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah'a ve peygamberlerine itaat edin.
Muhammed Esed Sana ganimetler hakkında soracaklar. De ki: "Bütün ganimetler Allaha ve Onun Elçisine aittir" Öyleyse, Allahtan yana bilinç ve duyarlık içinde olun; aranızda kardeşlik bağlarınızı canlı tutun;Allaha ve Onun Elçisine karşı duyarlık gösterin, eğer (gerçekten) inanan kimselerseniz!
Ömer Nasuhi Bilmen Sana ganîmetlerden soruyorlar. De ki: «Ganîmetler Allah Teâlâ'ya ve Peygamber'e aittir. Artık Allah Teâlâ'dan korkunuz. Aranızdaki hâli düzeltiniz ve Allah Teâlâ'ya ve Resûlüne itaat ediniz, eğer mü'min kimseler iseniz.»
Ömer Öngüt Resulüm! Sana savaş ganimetlerine dair soru soruyorlar. De ki: “Ganimetler Allah'ın ve Resul'ünündür. ” O halde siz gerçekten müminler iseniz Allah'tan korkun. Aranızı düzeltin. Allah'a ve Resul'üne itaat edin.
Şaban Piris Sana ganimetleri soruyorlar. De ki: -Ganimetler, Allah’a ve Elçisi'ne aittir. Allah’tan korkun, aranızı düzeltin. Eğer mümin iseniz Allah’a ve Elçisi'ne itaat ediniz.
Suat Yıldırım Sana ganimetlerin taksimini soruyorlar. De ki: "Onun taksimi Allah’a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçek mümin iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, birbirinizle aranızı düzeltin, Allah’a ve Resulüne itaat edin.
Tefhim-ül Kuran Sana savaş ganimetlerini sorarlar. De ki: «Ganimetler Allah'ın ve Resulündür. Buna göre, eğer mü'minlerseniz Allah'tan korkup sakının, aranızı düzeltin ve Allah'a ve Resulü'ne itaat ediniz.»
Ümit Şimşek Sana ganimetlerden soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah'a ve Resulüne aittir. Allah'tan sakının ve aranızı düzeltin. Eğer mü'min iseniz, Allah'a ve Resulüne itaat edin.

Diyanet Tefsiri “Ganimetler” diye çevrilen enfâl kelimesi, lugat mânası “fazlalık, fazladan” demek olan nefelin çoğuludur. Düşmandan elde edilen maddî değerler için fıkıhta üç terim kullanılmaktadır: Nefel, ganimet, fey. Savaşarak elde edilene ganimet, savaşmadan ele geçirilene fey denilmektedir. Nefel ise hem ganimet mânasında hem de ganimetin belli bir parçasını ifade etmek için kullanılmıştır. Açıklamakta olduğumuz âyette enfâl, ganimet mânasını ifade etmektedir. Ancak Hz. Peygamber’in gerekli gördüğü hallerde bazı kimselere ganimetten bir şeyler verdiğini (tenfîl) bildiren hadislerde (Müslim, “Fezâilü’s-sahâbe”, 44) kelime dört mânada kullanılmıştır: a) Bir düşman askerini öldüren kimseye verilen “maktulün üzerinden çıkan zatî eşyası” (seleb). Bunda tahmîs uygulanmaz; yani beşte biri hazine için alınmazdı. b) Savaşa girip ganimet elde etmiş bulunan bir kıtaya, tahmîsten sonra ödül olarak verilen pay. c) Ganimetin beşte birinden verilen ödüller, yapılan yardımlar. d) Ganimetin bütününden çobanlık, istihbarat, kılavuzluk gibi hizmetleri üstlenen kimselere verilen pay (Ebû Ubeyd, s. 430). Bedir Savaşı’nda ele geçirilen ganimetlerin kimlere ait olacağı ve nasıl paylaştırılacağı konusunda, bazı sahâbîler arasında tereddüt ve tartışma ortaya çıkınca Allah Teâlâ ganimetin nasıl paylaştırılacağını belirlemeden önce, bu tavrın ahlâkî sakıncasına işaret buyurmuş ve eğitmeye yönelik telkinlerde bulunmayı murat etmiş; savaşta ve barışta müminlerin asıl hedef ve vazifelerinin neler olduğunu, nelere öncelik vermeleri gerektiğini açıklamıştır. Buna göre her şey gibi ganimet de Allah’ındır. O’nun resulü vahyi tebliğ etme ve dini öğretme yanında örnek gösterme ve uygulama vazifesi ile de yükümlü kılınmıştır. Tam mânasıyla mülk olarak Allah’a ait bulunan ganimetin kullarına nasıl paylaştırılacağını açıklama ve bunu uygulama vazifesi de Resûlullah’a aittir. Müminler ganimet için savaşmamalı, ganimete göz dikmemeli, bir şey verilirse almalı, verilmezse hak iddia etmemelidir. Mülkiyeti Allah’a, kullanım ve dağıtım şekillerindeki tasarruf hakkı da Resûlullah’a ait bulunan bir madde üzerinde tartışan, bu arada birilerinin öfkelenmesine ve incinmesine sebep olanlara düşen vazife ise hemen gönül almak, ilişkileri yeniden normal çizgiye getirmek ve güzelleştirmektir. “Ganimetin Allah’a ve resulüne ait olması” böyle anlaşılınca ileride gelecek olan ve ganimetlerin beşe bölüneceğini, beşte birinin Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara ait olduğunu ifade eden âyetin bunu neshettiğini, hükmü değiştirdiğini söylemenin anlamı kalmamaktadır. Bu âyet konunun ahlâkî boyutunu, meseleye bir kul gibi yaklaşmanın örneğini vermekte, 41. âyet ise Allah’ın kendine ait olanı nasıl dağıtmayı murat ettiğini açıklamaktadır. Bazı tefsir ve fıkıh âlimlerine göre bu âyet, ganimet ile ilgili hüküm ve uygulamanın ilk aşamasını açıklamaktadır. Hz. Peygamber Bedir Savaşı’nda alınan ganimetlere bu âyetin hükmünü uygulamış, tamamı kendisine bırakılmış bulunan ganimetin beşte birini (tahmîs) ayırmadan hepsini gazilere dağıtmıştır. Sonra ganimetin beşte birini ayırmasını, geri kalanı savaşa katılanlara dağıtmasını bildiren 41. âyet gelmiş ve bu âyetin hükmünü değiştirmiştir (Ebû Ubeyd, s. 426). Burada neshi kabul etmeyen fakih ve müfessirlere göre iki âyeti, yukarıda açıklandığı şekilde anlayıp birleştirmek, birlikte uygulamak mümkündür, nesih söz konusu değildir, ayrıca Hz. Peygamber’in Bedir Savaşı’nda tahmîsi uygulamadığı yönündeki rivayet de sağlam bir rivayet zincirinden yoksundur (İbn Kesîr, III, 549-550).

Kurdî / کوردی / Kürtçe (Muhemmed!) Ewan ji te pirsa (parkirina malê) şorê dikin. Tu (di bersiva wan da aha) bêje: "Malê şorê; ji bona Yezdan û Pêxember e (ewan ça bivên wusa par dikin). Heke hûn Bı rastî bawer bikin, îdî hûn Yez­dan parisî bikin û hûn di nava xwe da aştîkarî bikin, hûn bi gotina Yezdan û Pêxemberê bikin."
Sahih International / English / Ingilizce They ask you, [O Muhammad], about the bounties [of war]. Say, "The [decision concerning] bounties is for Allah and the Messenger." So fear Allah and amend that which is between you and obey Allah and His Messenger, if you should be believers.
M.Pickthall / English / Ingilizce They ask thee (O Muhammad) of the spoils of war. Say: The spoils of war belong to Allah and the messenger, so keep your duty to Allah, and adjust the matter of your difference, and obey Allah and His messenger, if ye are (true) believers.
Muhsin Khan / English / Ingilizce They ask you (O Muhammad SAW) about the spoils of war. Say: "The spoils are for Allah and the Messenger." So fear Allah and adjust all matters of difference among you, and obey Allah and His Messenger (Muhammad SAW), if you are believers.
Yusuf Ali / English / Ingilizce They ask thee(1178) concerning (things taken as) spoils of war. Say: "(such) spoils are at the disposal of Allah(1179) and the Messenger. So fear Allah, and keep straight the relations between yourselves: Obey Allah and His Messenger, if ye do believe.
Shakir / English / Ingilizce They ask you about the windfalls. Say: The windfalls are for Allah and the Messenger. So be careful of (your duty to) Allah and set aright matters of your difference, and obey Allah and His Messenger if you are believers.
Dr. Ghali / English / Ingilizce They ask you about the spoils. (The Arabic word nafl originally means: supererogatory prayer, or gift) Say, "The spoils (belong) to Allah and the Messenger; so be pious to Allah, and act righteously among yourselves (Or: make a reconciliation after differences) and obey Allah and His Messenger, in case you are believers."
Albanian / Shqip / Arnavutça Të pyesin ty (Muhammed) për plaçkën (e fituar në luftë), thuaju: “Plaçka, (mënyra e ndarjes së saj) është çështje e All-llahut dhe të dërguarit, prandaj kini frikë All-llahun, përmirësoni gjendjen e unitetit tuaj dhe nëse jeni besimtarë, respektone All-llahun dhe të dërguarin e Tij.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice (Ya Peyğəmbərim!) Səndən (müharibədə əldə edilmiş) qənimətlər (onların kimə çatması) haqqında soruşarlar. De: “Qənimətlər Allahın və Peyğəmbərinindir (onun bölünməsi Allaha və Peyğəmbərinə aiddir). Buna görə də əgər (həqiqi) mö’minsinizsə, Allahdan qorxun, aranızdakı münasibətləri düzəldin, Allaha və Onun Peyğəmbərinə itaət edin!
Bosnian / Bosanski / Bosnakca Pitaju te o plijenu. Reci: "Plijen pripada Allahu i Poslaniku." Zato se bojte Allaha i izgladite međusobne razmirice, i pokoravajte se Allahu i Njegovu Poslaniku, ako ste pravi vjernici.
Bulgarian / Български / Bulgarca Питат те за придобитото във война. Кажи [о, Мухаммад]: “Придобитото е на Аллах и на Пратеника. Бойте се от Аллах и се помирявайте взаимно, и се покорявайте на Аллах и на Неговия Пратеник, ако сте вярващи!”
Chinese / 中文 / Çince 他怜搷A戰利品(應該歸誰),你說:「戰利品應該歸真主和使者,你抸雩虓q畏     真主,應該調停你怐滲阞均A應當服從真主及其使者,如果你怓O信士。」
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 他们问你战利品(应该归谁),你说:�战利品应该归真主和使者,你们应该敬畏真主,应该调停你们的纷争,应当服从真主及其使者,如果你们是信士。�
Czech / Česky / Çekçe Dotazují se tě na kořist. Rci: "Kořist náleží Bohu a poslu. Bojte se Boha, dohodněte se mezi sebou a poslouchejte Boha a posla Jeho, jste-li věřící!"
Dutch / Nederlands / Hollandaca Zij zullen u vragen nopens den buit. Antwoord: De verdeeling van den buit behoort Gode en zijn gezant. Vreest dus God, en tracht uwe geschillen in der minne te schikken. Gehoorzaam God en zijn gezant, indien gij ware geloovigen zijt.
Farsi / فارسی / Farsça از تو در بارۀ انفال (= غنایم) سؤال می کنند، بگو: «انفال از آنِ خدا و پیامبر است, پس از خدا بترسید؛ و میانۀ خودتان را اصلاح کنید, وخدا و پیامبرش را اطاعت کنید؛ اگر ایمان دارید.
Finnish / Suomi / Fince He kysyvät Sinulta sotasaalista; sano: »Sotasaalis kuuluu Jumalalle ja lähettiläälle.» Pelätkää siis Jumalaa ja järjestäkää kaikki sovussa keskenänne; ja totelkaa Jumalaa ja Hänen lähettilästään, jos olette oikeauskoisia.
French / Français / Fransızca Ils t'interrogent au sujet du butin. Dis : "Le butin est à Allah et à Son messager." Craignez Allah, maintenez la concorde entre vous et obéissez à Allah et à Son messager, si vous êtes croyants.
German / Deutsch / Almanca Sie fragen dich nach der Beute. Sprich: "Die Beute gehört Gott und dem Gesandten." Ihr sollt Gott fürchten, gut zueinander sein und Gott und Seinem Gesandten gehorchen, wenn ihr wirklich gläubig seid."
Hausa / Hausa Dili Suna tambayar ka ga ganĩma. ka ce: "Ganĩma ta Allah daManzonSa ce. Sai ku bi Allah da taƙawa, kuma ku gyãra abin da yake a tsakãninku, kuma ku yi ɗã'a ga Allah da ManzonSa, idan kun kasance mũminai."
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Mereka menanyakan kepadamu tentang (pembagian) harta rampasan perang. Katakanlah: "Harta rampasan perang kepunyaan Allah dan Rasul, oleh sebab itu bertakwalah kepada Allah dan perbaikilah perhubungan di antara sesamamu; dan taatlah kepada Allah dan Rasul-Nya jika kamu adalah orang-orang yang beriman".
Italian / Italiano / Italyanca Ti interrogheranno a proposito del bottino. Di': «Il bottino appartiene ad Allah e al Suo Messaggero». Temete Allah e mantenete la concordia tra di voi. Obbedite ad Allah e al Suo Messaggero, se siete credenti.
Japanese / 日本語 / Japonca かれらは戦利品に就いてあなたに問う。言ってやるがいい。「戦利品はアッラーと使徒のものである。だからアッラーを畏れて,あなたがたの間の諸関係を公正に処理し,あなたがたが信者ならば,アッラーと使徒に従え。」
Korean / 한국어 / Korece 그들이 전리품에 판해 그대에게 묻거든 그것은 하나님과 선지 자의 것이라 말하라 그러므로 하 나님을 경외하여 너희가 그 문제 를 해결토록 하라 그리고 너희가 믿는 신앙인들이라면 하나님과 선 지자에게 순종하라 하셨노라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Mereka bertanya kepadamu (wahai Muhammad) tentang harta rampasan perang. Katakanlah: "Harta rampasan perang itu (terserah) bagi Allah dan bagi RasulNya (untuk menentukan pembahagiannya). Oleh itu, bertaqwalah kamu kepada Allah dan perbaikilah keadaan perhubungan di antara kamu, serta taatlah kepada Allah dan RasulNya, jika betul kamu orang-orang yang beriman".
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili ( നബിയേ, ) നിന്നോടവര്‍ യുദ്ധത്തില്‍ നേടിയ സ്വത്തുക്കളെപ്പറ്റി ചോദിക്കുന്നു. പറയുക: യുദ്ധത്തില്‍ നേടിയ സ്വത്തുക്കള്‍ അല്ലാഹുവിനും അവന്‍റെ റസൂലിനുമുള്ളതാകുന്നു. അതിനാല്‍ നിങ്ങള്‍ അല്ലാഹുവെ സൂക്ഷിക്കുകയും നിങ്ങള്‍ തമ്മിലുള്ള ബന്ധങ്ങള്‍ നന്നാക്കിത്തീര്‍ക്കുകയും ചെയ്യുക. നിങ്ങള്‍ വിശ്വാസികളാണെങ്കില്‍ അല്ലാഹുവെയും റസൂലിനെയും നിങ്ങള്‍ അനുസരിക്കുകയും ചെയ്യുക.
Maranao / mәranaw Ipagiza iran rka so manga taban ko kambonoay. Tharoang ka a: "So manga taban na kapaar o Allah go so Rasol. Na kalkn iyo so Allah, go tanora niyo so kaphapantapantagan iyo. Go onoti niyo so Allah go so sogo Iyan, o skano na khipaparatiyaya."
Norwegian / Norsk / Norveççe Man spør deg vedrørende hærfangst. Si: «Hærfanget tilhører Gud og Sendebudet! Vis gudsfrykt, hold fred dere imellom, vis lydighet mot Gud og Hans sendebud, om dere er troende.»
Polski / Polish / Polonya Dili Zapytują cię o łupy. Powiedz: "Łupy należą do Boga i Posłańca. Przeto bójcie się Boga i ustanówcie zgodę między wami! Słuchajcie Boga i Jego Posłańca, jeśli jesteście wierzącymi!"
Portuguese / Português / Portekizce Perguntar-te-ão sobre os espólios. Dize: Os espólios pertencem a Deus e ao Mensageiro. Temei, pois, a Deus, e resolveifraternalmente as vossa querelas; obedecei a Deus e ao Seu Mensageiro, se sois fiéis.
Romanian / Română / Rumence Te vor întreba de prăzi. Spune-le: “Prăzile sunt ale lui Dumnezeu şi ale trimisului. Temeţi-vă de Dumnezeu! Împăcaţi-vă între voi şi daţi ascultare lui Dumnezeu şi trimisului Său, dacă sunteţi credincioşi!”
Russian / Россия / Rusça Они спрашивают тебя о трофеях. Скажи: "Трофеи принадлежат Аллаху и Посланнику". Побойтесь же Аллаха и урегулируйте разногласия между собой. Повинуйтесь Аллаху и Его Посланнику, если вы являетесь верующими.
Somali / Somalice Waxay ku warsan Dadku (Xukunka) Qaniimada, waxaad dhahdaa Qanimada waxaa iska leh Eebe iyo Rasuulka ee ka Dhawrsada Eebe Wanaajiyana Xaalka Dhexdiinna ah Eebana Adeeca iyo Rasuulkiisa haddaad kuwo Rumeeyey tihiin.
Spanish / Español / Ispanyolca Te preguntan por el botín. Di: «El botín pertenece a Alá y al Enviado». ¡Temed, pues, a Alá! ¡Manteneos en paz! ¡Obedeced a Alá y a Su Enviado si sois creyentes!
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Wanakuuliza juu ya Ngawira. Sema: Ngawira ni ya Mwenyezi Mungu na Mtume. Basi mcheni Mwenyezi Mungu na suluhisheni mambo baina yenu, na mt'iini Mwenyezi Mungu na Mtume wake ikiwa nyinyi ni Waumini.
Svenska / Swedish / Isveççe DE FRÅGAR dig om krigsbyte. Säg: "Allt krigsbyte tillhör Gud och [Hans] Sändebud." Frukta Gud, gör upp era tvister i godo, se till att broderlig sämja råda mellan er, och lyd Gud och Hans Sändebud, om ni är [sanna] troende!
Tatarça / Tatarish / Tatarca Ий Мухәммәд г-м! Синнән хәрби-табыш малы хакында сорыйлар. (Бәдер сугышында мөселманнар җиңеп, кәферләр кача башлагач, мөселманнардан бер таифә кәферләрне куа китте, бер таифә расүл г-мне саклап калды, бер таифә табыш алу белән мәшгуль булды. Соңра бар да бер урынга җыелгач, мал хакында низаглаштылар. Бу аять шул хакта инде). Әйт: "Табыш малы Аллаһуга вә рәсүлгәдер, ягъни кайда кую алар ихтиярында". Мал хакында низагълашудан Аллаһудан куркыгыз вә арагызны төзәтегез һәм Аллаһуга вә Аның рәсүленә итагать итегез! Әгәр хак мөэмин булсагыз.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili พวกเขาจะถามเจ้า เกี่ยวกับบรรดาทรัพย์สินเชลย "จงกล่าวเถิด (มุฮัมมัด) ว่า บรรดาทรัพย์สินเชลยนั้นเป็นสิทธิ์ของอัลลอฮฺและของร่อซูล ดังนั้นพวกท่านจงยำเกรงอัลลอฮฺเถิด และจงปรับปรุงความสัมพันธ์ ระหว่างพวกท่านเถิดหากพวกท่านเป็นผู้ศรัทธา”
Urdu / اردو / Urduca (اے محمد! مجاہد لوگ) تم سے غنیمت کے مال کے بارے میں دریافت کرتے ہیں کہ (کیا حکم ہے) کہہ دو کہ غنیمت خدا اور اس کے رسول کا مال ہے۔ تو خدا سے ڈرو اور آپس میں صلح رکھو اور اگر ایمان رکھتے ہو تو خدا اور اس کے رسول کے حکم پر چلو
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Сендан ўлжалар ҳақида сўрарлар.Сен: «Ўлжалар Аллоҳ ва Пайғамбарникидир. Бас, Аллоҳга тақво қилинглар ва ўз ораларингизни ислоҳ этинглар. Агар мўмин бўлсангиз, Аллоҳга ва Унинг Пайғамбарига итоат қилинглар», деб айт.
Bengali / বাংলা / Bengalce আপনার কাছে জিজ্ঞেস করে, গনীমতের হুকুম। বলে দিন, গণীমতের মাল হল আল্লাহর এবং রসূলের। অতএব, তোমরা আল্লাহকে ভয় কর এবং নিজেদের অবস্থা সংশোধন করে নাও। আর আল্লাহ এবং তাঁর রসূলের হুকুম মান্য কর, যদি ঈমানদার হয়ে থাক।
Tamil / தமிழர் / Tamilce போரில் கிடைத்த வெற்றிப்பொருள்(அன்ஃபால்)களைப் பற்றி உம்மிடம் அவர்கள் கேட்கிறார்கள். (அதற்கு நபியே!) நீர் கூறுவீராக அன்ஃபால் அல்லாஹ்வுக்கும், (அவனுடைய) தூதருக்கும் சொந்தமானதாகும்; ஆகவே அல்லாஹ்வுக்கு அஞ்சிக் கொள்ளுங்கள்; உங்களிடையே ஒழுங்குடன் நடந்து கொள்ளுங்கள்; நீங்கள் முஃமின்களாக இருப்பின் அல்லாஹ்வுக்கும், அவனுடைய தூதருக்கும் கீழ்படியுங்கள்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>