4. Hîzb, Duhân Sûresi

Duhân Suresi 13. Ayeti Meali

أَنَّى لَهُمُ الذِّكْرَى وَقَدْ جَاءهُمْ رَسُولٌ مُّبِينٌ
Ennâ lehumu-żżikrâ ve kad câehum rasûlun mubîn(un)
1
ennâ
nasıl
2
lehum
onlar, onlar için
3
ez zikrâ
zikir, öğüt, ibret
4
ve kad
ve olmuştu
5
câe-hum
onlara geldi
6
resûlun
bir resûl
7
mubînun
apaçık, açıklayan

Diyanet İşleri Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Onlar için bunu düşünüp öğüt almak nerede? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir de peygamber gelmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Onlara düşünmek, ibret almak nerede? Kendilerine apaçık anlatan bir peygamber geldi de,
Elmalılı Hamdi Yazır Onlara düşünmek, ıbret almak nerede? Kendilerine apaçık anlatan bir Resul geldi de
Diyanet Vakfı Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.
Abdulbaki Gölpınarlı Siz neredesiniz, öğüt alma nerede ve andolsun ki onlara, her şeyi açıklayan bir Peygamber geldi de.
Adem Uğur Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.
Ahmed Hulusi Onlar nerede bu durumda, düşünüp ders almak nerede? Hâlbuki onlara apaçık bir Rasûl de gelmişti. . .
Ahmet Tekin Onlar için ibret almak, bellemek ne kadar uzak bir mesele. Azâbın kaldırılmasından önce daha büyük ikazlar görmüşler, iman etmemişlerdi. Üstelik kendilerine hak dini, şeriatı açıklayan bir de Rasul gelmişti.
Ahmet Varol Onlar için öğüt almak nerede? Oysa kendilerine açıklayıcı bir peygamber gelmişti.
Ali Fikri Yavuz Onlar için düşünmek, ibret almak nerede? Doğrusu kendilerine apaçık anlatan bir Peygamber geldi de,
Bekir Sadak (13-14) Nerde onlarda ogut almak? Kendilerine gercegi aciklayan bir peygamber gelmisti ve ondan yuz cevirmisler, «Belletilmis bir deli» demislerdi.
Celal Yıldırım (13-14) Onların düşünüp ibret alması nerede ? Gerçekten kendilerine (Hakk'ı) açıklayan bir peygamber geldiği halde onlar O'ndan yüzçevirdiler de «öğretilmiş bir deli» dediler.
Diyanet İşleri 2 (13-14) Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, 'Belletilmiş bir deli' demişlerdi.
Fizilil Kuran Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar? Öğüt alma zamanı geçti. Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.
Gültekin Onan Onlar için öğüt alıp düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir elçi gelmişti.
Hasan Basri Cantay Onlar için düşünüb ibret almak nerede? Kendilerine (hakıykatleri) açıklayan bir peygamber geldiği halde.
Hayat Neşriyat Nerede onlarda ibret almak? Hâlbuki kendilerine gerçekten apaçık beyân eden bir peygamber gelmişti.
Ibni Kesir Nerede onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti.
Muhammed Esed (Ama) bu hatırlama (Son Saat'te) onlara ne fayda sağlar ki? Çünkü onlara daha önce hakikati apaçık ortaya koyan bir elçi gelmişti,
Ömer Nasuhi Bilmen (13-14) Onlar için öğüt almak nerede! Halbuki, muhakkak onlara apaçık bildiren bir peygamber geldi. Sonra ondan yüz çevirdiler ve «Öğretilmiş bir mecnûndur,» dediler.
Ömer Öngüt Nerede onlarda düşünüp öğüt almak? Oysa onlara apaçık bir peygamber gelmişti.
Şaban Piris -Onlar nereden öğüt alacaklar? Kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.
Suat Yıldırım (13-14) Onlar nerede, iman nerede! Onlar ibret alan, hisse kapan insanlar değil. Böyle olmadıkları için, gerçekleri apaçık anlatan Peygamber geldiği halde ona sırtlarını döndüler de: "Bu, başkaları tarafından bir şeyler belletilmiş delinin teki!" dediler.
Tefhim-ül Kuran Onlar için öğüt alıp düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir peygamber gelmişti.
Ümit Şimşek Onlar nerede, öğüt almak nerede? Halbuki onlara herşeyi açıkça bildiren bir peygamber gelmişti.

Diyanet Tefsiri Allah Teâlâ peygamberlerini mûcizelerle desteklemekte, böylece hem onların yüklerini hafifletmekte hem de insanların iman etmelerini kolaylaştırmaktadır. Bu mûcizeler bazan ihtiyaçların karşılanması, bazan da âsilerin, zalimlerin, inkârcılıkta direnenlerin cezalandırılması şeklinde olmaktadır. Duhân (duman) mûcizesi, olup bitmiş bir olay mıdır, yoksa kıyamet yaklaştığında gerçekleşecek bir alâmet midir? Bu soruya iki farklı cevap verilmiştir. “Henüz olmadı” diyenlere göre duman olayı, kıyamet yaklaştığında vuku bulacak, bu uyarıya rağmen insanlar inkârdan vazgeçmeyecekler, arkasından kıyamet kopacak ve herkes ettiğini bulacaktır. “Duman olayı Hz. Peygamber hayatta iken gerçekleşti” diyenlere göre ise “duman”dan maksat, açlık yüzünden meydana gelen görme bozukluğudur, “Amansız bir şekilde yakaladığımız” diye tercüme ettiğimiz “batşa” ise Bedir Savaşı’dır. Buhârî, kitabının tefsir bölümünde bu yorumu, sahâbe rivayetlerine dayanarak şöyle açmaktadır: Müşrikler çağrısına karşı direnince Hz. Peygamber, Allah’a yalvararak, Hz. Yûsuf’un kavmine yaptığı gibi bunlara da bir kıtlık vermesini istedi. Duası kabul edildi, kıtlık geldi, yiyecek içecek bir şey kalmadı. İnsanlar derilere ve kemiklere varıncaya kadar ne buldularsa yediler. Açlıktan öylesine zayıfladılar ki sonunda görme bozukluğuna yakalandılar, baktıklarında kendilerini kuşatmış bir duman görüyorlardı. Hz. Peygamber’e başvurarak bu azabın kaldırılması için dua etmesini, artık inandıklarını söylediler. O ise “Azap kalkınca yine eski halinize dönersiniz” buyurdu. Nitekim duası üzerine azap kaldırıldı, onlar da derhal eski inkârcılıklarına döndüler. Allah bu dönekliğin, inkâr ve zulümde ısrar etmenin cezasını Bedir Savaşı’nda verdi. Kur’an’da geçen şu beş olay bu dünyada gerçekleşmiştir: Lizâm cezası (Tâhâ 20/129; Furkan 25/77), Rûm’un yenilmesi (Rûm 30/2), ayın yarılması (Kamer 54/1), bu sûrede geçen duhân ve batşa (Buhârî, “Tefsîr”,

Kurdî / کوردی / Kürtçe Çewa ew þîret digrin, tevî ku pêxemberek xuya ji wan re hatiye?
Sahih International / English / Ingilizce How will there be for them a reminder [at that time]? And there had come to them a clear Messenger.
M.Pickthall / English / Ingilizce How can there be remembrance for them, when a messenger making plain (the truth) had already come unto them,
Muhsin Khan / English / Ingilizce How can there be for them an admonition (at the time when the torment has reached them), when a Messenger explaining things clearly has already come to them.
Yusuf Ali / English / Ingilizce How shall the message be (effectual) for them,(4697) seeing that a Messenger explaining things clearly has (already) come to them,-
Shakir / English / Ingilizce How shall they be reminded, and there came to them an Messenger making clear (the truth),
Dr. Ghali / English / Ingilizce However could they have the Reminding, and an evident Messenger has already come to them,
Albanian / Shqip / Arnavutça Prej nga atyre ajo këshillë (ai mësim), kur atyre u pat ardhur pejgamber me argument (e nuk besuan)?
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Onlara hara, öyüd-nəsihət eşitmək hara?! Halbuki onlara açıq-aşkar bir peyğəmbər gəldi,
Bosnian / Bosanski / Bosnakca A kako će oni pouku primiti, a već im je došao istiniti Poslanik
Bulgarian / Български / Bulgarca Как ще са се поучили, когато при тях дойде явен Пратеник,
Chinese / 中文 / Çince 他怮蝭鉔戛帘OH顯赫的使者,確已來臨他怴A
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 他们怎能觉悟呢?显赫的使者,确已来临他们,
Czech / Česky / Çekçe K čemu je jim nyní připomenutí? Vždyť přišel k nim již posel zjevný,
Dutch / Nederlands / Hollandaca Wat heeft onze vermaning hen in dezen toestand gebaat, toen een duidelijke gezant tot hen kwam.
Farsi / فارسی / Farsça چگونه (واز کجا) پند می پذیرند در حالی که پیامبر روشنگر برای شان آمد!
Finnish / Suomi / Fince Miten heitä siis pitää muistuttaa? Heidän luokseen tuli jo sananjulistaja, joka ilmoitti heille totuuden,
French / Français / Fransızca D'où leur vient cette prise de conscience alors qu'un Messager explicite leur est déjà venu,
German / Deutsch / Almanca Wie soll ihnen (jetzt) die Selbstbesinnung nützen, wo bereits ein deutlicher Gesandter zu ihnen kam,
Hausa / Hausa Dili Inã tunãwa take a gare su, alhãli kuwa, haƙĩƙa, Manzo mai bayyanãwa Ya je musu (da gargaɗin saukar azãbar, ba su karɓa ba)?
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Bagaimanakah mereka dapat menerima peringatan, padahal telah datang kepada mereka seorang rasul yang memberi penjelasan,
Italian / Italiano / Italyanca Da dove viene questa loro coscienza? Già giunse loro un messaggero esplicito,
Japanese / 日本語 / Japonca どうして(再び)かれらに訓示があろう。かれらには公明な使徒が確かに来たのに,
Korean / 한국어 / Korece 그 교훈이 그들에게 유용하 겠느뇨 진리를 밝혀주는 선지자가 그들에게 이미 임하셨도다
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Bagaimana mereka dapat beringat (menyempurnakan janji mereka hendak beriman itu)? Pada hal mereka telah pun didatangi seorang Rasul yang memberi keterangan-keterangan (yang cukup untuk mereka beriman)!
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili എങ്ങനെയാണ്‌ അവര്‍ക്ക്‌ ഉല്‍ബോധനം ഫലപ്പെടുക? ( കാര്യം ) വ്യക്തമാക്കുന്ന ഒരു ദൂതന്‍ അവരുടെ അടുക്കല്‍ ചെന്നിട്ടുണ്ട്‌.
Maranao / mәranaw Andamanaya i kakhaparoliya iran ko pananadm, a sabnar a miyakaoma kiran so sogo, a miyakapayag,
Norwegian / Norsk / Norveççe Men hvordan skulle formaningen nå dem, når et klart sendebud kom til dem,
Polski / Polish / Polonya Dili Gdzież dla nich napomnienie, skoro do nich przychodził posłaniec jawny?
Portuguese / Português / Portekizce Como se não se recordassem de quando lhes chegou um elucidativo Mensageiro,
Romanian / Română / Rumence Ei i-au întors însă spatele, spunând: “Este un însemnat, un îndrăcit!”
Russian / Россия / Rusça Но как они могут помянуть такое назидание, если к ним уже приходил разъясняющий посланник.
Somali / Somalice Goormay waantoobi isagoos u yimid Rasuul cad «muuqda».
Spanish / Español / Ispanyolca ¿De qué les servirá la amonestación, si ha venido a ellos un Enviado que habla claro
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Nini faida ya kukumbuka kwao? Na alikwisha wafikia Mtume mwenye kubainisha.
Svenska / Swedish / Isveççe Men varifrån skall den påminnelse komma som påverkar dem? Ett sändebud har ju kommit till dem och klart framfört sitt budskap;
Tatarça / Tatarish / Tatarca Аллаһ әйтер: "Хәзер кайда инде аларга вәгазьләнеп төзәлергә ирек бирелмәк, бу вакыттагы иман файда бирмәс, бит аларга дөньяда пәйгамбәрлеге ачыкланган Мухәммәд г-м килде.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili ข้อตักเตือนนั้นจะเป็นผลแก่พวกเขาได้อย่างไร ทั้ง ๆ ที่ได้มีร่อซูลผู้ชี้แจงอย่างแจ้งชัดมายังพวกเขาแล้ว
Urdu / اردو / Urduca (اس وقت) ان کو نصیحت کہاں مفید ہوگی جب کہ ان کے پاس پیغمبر آچکے جو کھول کھول کر بیان کر دیتے ہیں
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Уларга қаёқдан ҳам эслатма бўлсин. Ҳолбуки, уларга очиқ-ойдин Пайғамбар келган эди.
Bengali / বাংলা / Bengalce তারা কি করে বুঝবে, অথচ তাদের কাছে এসেছিলেন স্পষ্ট বর্ণনাকারী রসূল।
Tamil / தமிழர் / Tamilce நினைவுறுத்தும் நல்லுபதேசம் அவர்களுக்கு எவ்வாறு (அந்நேரம்) பயனளிக்கும்? (முன்னமேயே சத்தியத்தை) விளக்குபவரான தூதர் அவர்களிடம் வந்திருக்கின்றார்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>