4. Hîzb, Câsiye Sûresi

Câsiye Suresi 25. Ayeti Meali

وَإِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ آيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ مَّا كَانَ حُجَّتَهُمْ إِلَّا أَن قَالُوا ائْتُوا بِآبَائِنَا إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Ve-iżâ tutlâ ‘aleyhim âyâtunâ beyyinâtin mâ kâne huccetehum illâ en kâlû-/tû bi-âbâ-inâ in kuntum sâdikîn(e)
1
ve izâ
ve olduğu zaman
2
tutlâ
okunur
3
aleyhim
onlara
4
âyâtu-nâ
bizim âyetlerimiz
5
beyyinâtin
beyan edilerek, açıklanarak
6
mâ kâne
olmadı
7
huccete-hum
onların hüccetleri, delilleri, iddiaları
8
illâ
den başka
9
en kâlû
demeleri
10
i’tû bi
getirin
11
abâi-nâ
babalarımız
12
in
eğer
13
kuntum
siz oldunuz
14
sâdikîne
sadıklar, doğru söyleyenler

Diyanet İşleri Onlara âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman onların delilleri ancak, “Doğru söyleyenler iseniz babalarımızı getirin” demek oldu.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Kendilerine âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman; «Eğer sözünüzde doğru iseniz atalarımızı diriltip getirin.» demekten başka söylenecek hiçbir delil yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Karşılarında ayetlerimiz açık açık deliller halinde okunurken: «(sözünüzde) doğru iseniz, haydi babalarımızı getirin!» demekten başka tutunacakları (bir delil) yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır Karşılarında açık açık beyyineler halinde âyetlerimiz okunurken şöyle demekten başka bir tutunacakları yoktur: haydi babalarımızı getirin doğru iseniz!
Diyanet Vakfı Onlara açıkça âyetlerimiz okunduğu zaman: Doğru sözlü iseniz atalarımızı getirin, demelerinden başka delilleri yoktur.
Abdulbaki Gölpınarlı Ve onlara apaçık âyetlerimiz okununca kesin delilleri, ancak doğru söylüyorsanız getirin atalarımızı bize demelerinden ibârettir.
Adem Uğur Onlara açıkça âyetlerimiz okunduğu zaman: Doğru sözlü iseniz atalarımızı getirin, demelerinden başka delilleri yoktur.
Ahmed Hulusi Karşılarında işaretlerimiz apaçık bildirildiğinde: "Eğer sözünüzde sadıksanız hadi getirin atalarımızı" demekten başka söyleyecek sözleri yoktur.
Ahmet Tekin Kendilerine âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman:
'Eğer sözünüzde doğru iseniz, atalarımızı diriltip getirin' demelerinden başka delil diye ileri sürebilecekleri bir şeyleri yok.
Ahmet Varol Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda (ortaya sürdükleri) delilleri: 'Eğer doğru sözlüler iseniz atalarımızı getirin' demelerinden başka bir şey değildir.
Ali Fikri Yavuz Kendilerine açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman, delilleri ancak şunu demekten ibaret olmuştur: “- Haydi, babalarımızı getirin, (eğer öldükten sonra dirilme var sözünde) doğru iseniz.”
Bekir Sadak Ayetlerimiz onlara acikca okundugu zaman, delilleri yalnizca: «Dogru sozlu iseniz babalarimizi getirin bakalim» demek olur.
Celal Yıldırım Âyetlerimiz onlara karşı açık-seçik okununca, ileri sürdükleri tek delilleri şöyle demeleri olur . «Eğer doğrulardan iseniz haydi babalarımızı (geri) getirin.»
Diyanet İşleri 2 Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, delilleri yalnızca: 'Doğru sözlü iseniz babalarımızı getirin bakalım' demek olur.
Fizilil Kuran Ayetlerimiz onlara açık açık okunduğu zaman delilleri yalnızca: «Doğru sözlü iseniz babalarımızı getirin bakalım!» demek olur.
Gültekin Onan Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, onların (sözde) delilleri: "Eğer doğru sözlüler iseniz, atalarımızı (diriltip) getirin" demekten başkası değildir.
Hasan Basri Cantay Karşılarında açık açık âyetlerimiz okunduğu zaman onların «Eğer (iddianızda) doğrucular iseniz (ölmüş) atalarımızı (diriltib) getirin» demelerinden başka tutanakları yokdur.
Hayat Neşriyat Ve kendilerine âyetlerimiz apaçık olarak okunduğu zaman: 'Eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, atalarımızı (geri) getirin!' demekten başka bir delilleri olmamıştır.
Ibni Kesir Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman; doğru sözlüler iseniz, babalarımızı getirin bakalım, demekten başka bir huccetleri yoktur.
Muhammed Esed Ve (böylece,) ne zaman mesajlarımız bütün açıklığıyla onlara tebliğ edildiyse tek cevapları şu olmuştur: "Atalarımızı (şahit olarak) getirin, eğer iddianızda haklı iseniz!"
Ömer Nasuhi Bilmen Ve kendilerine karşı âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman onların delilleri, «Eğer doğru sözlüler oldu iseniz atalarımızı getirin» demekten başka değildir.
Ömer Öngüt Âyetlerimiz onlara açık açık okunduğu zaman: "Doğru sözlü iseniz atalarımızı geri getirin. " demelerinden başka delilleri yoktur.
Şaban Piris Apaçık ayetlerimiz kendilerine okunduğu zaman: -Doğru söylüyorsanız babalarınızı getirin, demekten başka onların bir delilleri yoktur.
Suat Yıldırım Kendilerine iman esaslarına ve bu arada âhirete dair âyetlerimiz açık açık okunduğunda, onların ileri sürdükleri tek iddia: "Eğer siz bu inancınızda tutarlı iseniz, gelip geçmiş atalarımızı diriltin de önümüze getirin" demekten başka bir şey olmaz.
Tefhim-ül Kuran Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, onların (sözde savunma) delilleri: «Eğer doğru sözlüler iseniz, atalarımızı (diriltip) getirin» demekten başkası değildir.
Ümit Şimşek Kendilerine apaçık âyetlerimiz okunduğunda ise bütün iddiaları, 'Doğru söylüyorsanız atalarımızı getirin' demekten ibarettir.

Diyanet Tefsiri İnsanlara verilmiş bulunan bilgi vasıtaları ile fizik ötesi âlemi bilmek mümkün değildir; öldükten sonra dirilme ve âhiret de bu âleme dahildir. İnkârcıların bu konudaki iddiaları, bilmedikleri ve bilemeyecekleri bir konuda tahmin yürütmekten ibarettir. Bu sebeple mantık dışı önermelere başvurmakta, olmayacak taleplerde bulunmaktadırlar. “Atalarımızı geri getirin” teklifi de bu kabildendir; çünkü dinin iddiası onları geri getirmek değil, diğer âlemde diriltmek ve bir araya getirmektir, bu da olacaktır. Bu dünyada gidenlerin geri getirilmesi ilâhî programa uygun bulunmamaktadır.

Kurdî / کوردی / Kürtçe Û gava ayetên me bi xuyanî li ser wan tên xwendin, delîla wan tenê (ev e) ku dibêjin: "Eger hûn rastgo ne de ka bav û kalên me bînin."
Sahih International / English / Ingilizce And when Our verses are recited to them as clear evidences, their argument is only that they say, "Bring [back] our forefathers, if you should be truthful."
M.Pickthall / English / Ingilizce And when Our clear revelations are recited unto them their only argument is that they say: Bring (back) our fathers then, if ye are truthful.
Muhsin Khan / English / Ingilizce And when Our Clear Verses are recited to them, their argument is no other than that they say: "Bring back our (dead) fathers, if you are truthful!"
Yusuf Ali / English / Ingilizce And when Our Clear Signs are rehearsed to them their argument is nothing but this: They say, "Bring(4764) (back) our forefathers, if what ye say is true!"
Shakir / English / Ingilizce And when Our clear communications are recited to them, their argument is no other than that they say: Bring our fathers (back) if you are truthful.
Dr. Ghali / English / Ingilizce And when Our ayat (Verses, signs) are recited to them, supremely evident (signs), in no way do they have any argument excepting that they say, "Come up with (i.e., bring) our fathers, in case you are sincere."
Albanian / Shqip / Arnavutça E kur atyre u lexohen ajetet Tona, të qarta ata nuk kanë fakt tjetër, pos të thonë: “Nese jeni të saktë na sillni të gjallë prindërit tanë!”
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice (Qiyamətə dair) ayələrimiz onlara açıq-aşkar oxunduğu (söyləndiyi) zaman onların dəlili: “Əgər doğru deyirsinizsə, (vəfat etmiş) atalarımızı (dirildib) gətirin görək!” – deməkdən başqa bir şey deyildir.
Bosnian / Bosanski / Bosnakca A kad im se ajeti Naši jasni kazuju, samo se ovim riječima izgovaraju: "Pretke naše u život povratite, ako je istina to što govorite."
Bulgarian / Български / Bulgarca И когато им бъдат четени ясните Ни знамения, техният довод е само да рекат: “Елате с предците ни, ако говорите истината!”
Chinese / 中文 / Çince 有人對他怮齬爭琲漫膋甄搋H的時唌A他怚u是氻f說G「你怬漰确的祖先召 喚回來吧,如果你怓O說實話的。」
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 有人对他们宣读我的明显的迹象的时候,他们只是借口说:�你们把我们的祖先召唤回来吧,如果你们是说实话的。�
Czech / Česky / Çekçe A když jsou jim sdělována Naše znamení jasná, nemají jiného důkazu, než že říkají: "Přiveďte tedy předky naše, jste-li pravdomluvní!"
Dutch / Nederlands / Hollandaca En als hun onze duidelijke teekenen worden herinnerd, kunnen zij geen ander bewijsmiddel daartegen aanvoeren, dan dat zij zeggen: Breng onze vaders, die dood zijn, tot het leven terug, indien gij de waarheid spreekt.
Farsi / فارسی / Farsça وهنگامی که آیات روشن ما بر آنها خوانده شود, حجتشان جز این نیست که گویند: «اگر را ستگویید, نیاکان ما را (زنده کنید و) بیاورید».
Finnish / Suomi / Fince Ja kun selvät ilmoituksemme sanellaan heille, on heidän vastaväitteinänsä vain tämä: »Herättäkää meille isämme takaisin, jos puhutte totta!»
French / Français / Fransızca Et quand on leur récite Nos versets bien clairs, leur seul argument est de dire : "Faites revenir nos ancêtres si vous êtes véridiques".
German / Deutsch / Almanca Und wenn ihnen Unsere Zeichen als klare Beweise verlesen werden, ist ihre Beweisgrundlage nur, daß sie sagen: "Bringt unsere Väter herbei, wenn ihr wahrhaftig seid."
Hausa / Hausa Dili Kuma idan anã karanta ãyõyinMu bayyanannu a kansu, bãbu abin da ya kasance hujjarsu fãce suka ce: "Ku zo mana da ubanninmu, idan kun kasance mãsu gaskiya."
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Dan apabila dibacakan kepada mereka ayat-ayat Kami yang jelas, tidak ada bantahan mereka selain dari mengatakan: "Datangkanlah nenek moyang kami jika kamu adalah orang-orang yang benar".
Italian / Italiano / Italyanca Quando vengono recitati a loro i Nostri versetti espliciti, non hanno altro argomento eccetto: «Fate risorgere i nostri avi, se siete sinceri».
Japanese / 日本語 / Japonca われの明白な印がかれらに読誦されると,かれらの論法は只,「あなたの言葉が真実ならば,わたしたちの祖先を連れ戻しなさい」と言うだけである。
Korean / 한국어 / Korece 하나님의 말씀이 그들에게 낭송될 때 너희가 진실이라면 우 리의 선조들을 다시 이르게 하여 보라는 논쟁 밖엔 하지 못하더라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Dan apabila dibacakan kepada mereka ayat-ayat keterangan Kami yang jelas nyata (mengenai soal hidup semula sesudah mati), tidaklah ada hujah mereka (untuk menolak kebenarannya) selain daripada berkata: "Bawakanlah datuk nenek kami (hidup semula) kalau betul kami orang-orang yang benar!"
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili നമ്മുടെ ദൃഷ്ടാന്തങ്ങള്‍ വ്യക്തമായി അവര്‍ക്ക്‌ വായിച്ചുകേള്‍പിക്കപ്പെടുകയാണെങ്കില്‍ അവരുടെ ന്യായവാദം നിങ്ങള്‍ സത്യവാന്‍മാരാണെങ്കില്‍ ഞങ്ങളുടെ പിതാക്കളെ ( ജീവിപ്പിച്ചു ) കൊണ്ട്‌ വരിക. എന്ന അവരുടെ വാക്ക്‌ മാത്രമായിരിക്കും.
Maranao / mәranaw Na igira a pphangadian kiran so manga ayat Ami a manga rarayag, na da a miyabaloy a rason iran a rowar sa kiyatharoa iran sa: "Pakagmawa niyo so manga loks Ami, o skano i manga bnar!"
Norwegian / Norsk / Norveççe Og når Vårt klare ord fremleses for dem, er deres argumenter bare at de sier: «Bring våre fedre tilbake, om dere snakker sant!»
Polski / Polish / Polonya Dili A kiedy są im recytowane Nasze znaki, jako dowody oczywiste, to jedynym ich argumentem są słowa: "Przyprowadźcie naszych ojców, jeśli mówicie prawdę!"
Portuguese / Português / Portekizce E quando lhes são recitados os Nossos lúcidos versículos, seu único argumento é dizer: Trazei nosso pais, e estaiscertos!
Romanian / Română / Rumence Spune: “Dumnezeu vă dăruieşte viaţa, apoi vă dăruieşte moartea. El vă va strânge în Ziua Învierii.” Nu este nici o îndoială în aceasta. Cei mai mulţi oameni nu ştiu însă.
Russian / Россия / Rusça Когда им читают Наши ясные аяты, их единственным доводом оказываются слова: "Приведите наших отцов, если вы говорите правду".
Somali / Somalice marka lagu akhriyo korkooda aayaadkanaga oo cad wax xuja ah ma helaan oon ahayn noo keena aabbayowganno haddaad run sheegaysaan.
Spanish / Español / Ispanyolca Y cuando se les recitan Nuestras aleyas como pruebas claras, lo único que arguyen es: «¡Haced volver a nuestros padres, si es verdad lo que decís!»
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Na wakisomewa Aya zetu zilizo wazi hawana hoja ila kusema: Waleteni baba zetu, ikiwa nyinyi ni wasemao kweli.
Svenska / Swedish / Isveççe Och när någon läser Våra klara budskap högt för dem, kan de inte finna på något annat att säga än: "Låt då våra förfäder stiga fram, om det ni säger är sant."
Tatarça / Tatarish / Tatarca Әгәр аларга Безнең ачык аңлаешлы аятьләребез укылса, үлгәннән соң терелүне инкяр итүчеләрнең дәлиле булмас, мәгәр әйтерләр: "Сүзегез дөрес булса, безнең әүвәлдә үлгән аталарыбызны терелтеп китерегез", – дип.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili และเมื่ออายาตต่าง ๆ อันชัดแจ้งของเราถูกสาธยายแก่พวกเขา ข้อขัดแย้งของพวกเขาก็ไม่มีอะไร นอกจากพวกเขาจะกล่าวว่า จงนำบรรพบุรุษของเราให้คืนชีพกลับมา หากพวกท่านเป็นผู้สัตย์จริง
Urdu / اردو / Urduca اور جب ان کے سامنے ہماری کھلی کھلی آیتیں پڑھی جاتی ہیں تو ان کی یہی حجت ہوتی ہے کہ اگر تم سچے ہو تو ہمارے باپ دادا کو (زندہ کر) لاؤ
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Уларга очиқ-ойдин оятларимиз тиловат қилинган чоғда: «Агар ростгўй бўлсангиз, ота-боболаримизни келтиринг-чи?!» дейишдан бошқа ҳужжатлари бўлмас.
Bengali / বাংলা / Bengalce তাদের কাছে যখন আমার সুস্পষ্ট আয়াতসমূহ পাঠ করা হয়, তখন একথা বলা ছাড়া তাদের কোন মুক্তিই থাকে না যে, তোমরা সত্যবাদী হলে আমাদের পূর্বপুরুষদেরকে নিয়ে আস।
Tamil / தமிழர் / Tamilce அவர்களிடம் தெளிவான நம் வசனங்கள் ஓதிக்காண்பிக்கப்பட்டால், அவர்களுடைய வாதமெல்லாம், "நீங்கள் உண்மையாளர்களாக இருந்தால் எங்களுடைய மூதாதையரை (எழுப்பிக்) கொண்டு வாருங்கள்" என்பது தவிர வேறில்லை.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>