4. Hîzb, A'râf Sûresi

A’râf Suresi 204. Ayeti Meali

وَإِذَا قُرِئَ الْقُرْآنُ فَاسْتَمِعُواْ لَهُ وَأَنصِتُواْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Ve-iżâ kuri-e-lkur-ânu festemi’û lehu veensitû le’allekum turhamûn(e)
1
ve izâ kurie el kur’ânu
ve Kur’ân okunduğu zaman
2
festemiû (fe istemiû)
artık dinleyin
3
lehu
onu
4
ve ensıtû
ve susun
5
lealle-kum
umulur ki böylece siz
6
turhamûne
rahmet olunursunuz, rahmete kavuşturulursunuz

Diyanet İşleri Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) Kur'ân okunduğu zaman, hemen susup onu dinleyin, umulur ki, rahmete nâil olursunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 1) Kur'an okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun! Umulur ki, rahmete erdirilirsiniz!
Elmalılı Hamdi Yazır Kur'an okunduğu zaman da hemen onu dinleyin ve susun gerek ki rahmete erdirilirsiniz
Diyanet Vakfı Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.
Abdulbaki Gölpınarlı Kur'ân okununca dinleyin ve susun da rahmete erin.
Adem Uğur Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.
Ahmed Hulusi Kur'ân kıraat edildiğinde, Onu dinleyin ve susun ki size rahmet edilsin.
Ahmet Tekin 'Kur’ân okunurken, incelenirken susun, dinleyin, duyduklarınızı uygulayın. Allah’ın rahmetine ve merhametine nâil olursunuz.'
Ahmet Varol Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki rahmet olunasınız.
Ali Fikri Yavuz Kur’an okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Olur ki, merhamet edilirsiniz.
Bekir Sadak Kuran okundugu zaman ona kulak verin, dinleyin ki merhamet olunasiniz.
Celal Yıldırım Kur'ân okunduğu zaman Ona kulak verip dinleyin ve susun. Ola ki merhamete erdirilirsiniz.
Diyanet İşleri 2 Kuran okunduğu zaman ona kulak verin, dinleyin ki merhamet olunasınız.
Fizilil Kuran Kur'an okunduğu zaman onu dikkatle ve sessizce dinleyiniz ki, size rahmet edilsin.
Gültekin Onan Kuran okunduğu zaman, onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmiş olursunuz.
Hasan Basri Cantay Kur'an okunduğu zaman derhal onu dinleyin, susun. Tâki (Allahın rahmetiyle) esirgenmiş olasınız.
Hayat Neşriyat Hem Kur’ân okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun ki merhamet olunasınız!
Ibni Kesir Kur'an okunduğu zaman; ona derhal kulak verin ve susun ki, merhamet olunasınız.
Muhammed Esed Bunun içindir ki, Kuran okunduğu zaman ona kulak verin, sesinizi kesip dinleyin onu, ki (Allahın) esirgemesiyle kuşatılasınız!"
Ömer Nasuhi Bilmen Ve Kur'an okunduğu zaman O'nu hemen dinleyin ve sükut edin, tâ ki rahmete nâil olasınız.
Ömer Öngüt Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size merhamet edilsin.
Şaban Piris Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki merhamet edilesiniz.
Suat Yıldırım Öyle ise, Kur’ân okunduğunda hemen ona kulak verin, susup dinleyin ki merhamete nail olasınız.
Tefhim-ül Kuran Kur'an okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmiş olursunuz.
Ümit Şimşek Kurân okunduğunda susun ve dinleyin ki rahmete erişesiniz.

Diyanet Tefsiri Yukarıda Kur’an’ın insanlık için hangi bakımlardan ve ne kadar büyük bir değer ifade ettiği belirtildikten sonra burada da özetle kelâmullahı dinlemenin edep ve erkânı gösterilmektedir. Buna göre Kur’an okunduğu sırada müslüman ona ilgisiz kalmayacak, kulak verip dikkat kesilecek, saygıyla ve ilgiyle dinleyecektir; çünkü o, her şeyden önce Allah’ın sözüdür, onda konuşan Allah’tır. Bu sebeple Kur’an’a kulak vermemek Allah’ın konuşmasına kulak vermemek ve dolayısıyla bir bakıma Allah’a karşı edepsizlikte bulunmak anlamına gelir. Ayrıca anlamları üzerine düşünüp kavrayabilmek ve sonuçta rahmet ve bereketinden yararlanabilmek için de onu yoğun bir dikkatle dinlemek gerekmektedir. İbn Âşûr’un da işaret ettiği gibi (IX, 239) “... onu dinleyin ve sessiz durun” buyruğu, beden kulaklarıyla Kur’an’ı dinlemeyi, tilâvet sırasında konuşmamayı, başka şeylerle ilgilenmemeyi ifade ettiği gibi mecazî mânada “Kur’an’ı dinlemek” aynı zamanda “onun buyruklarına uyup yasaklarından kaçınmak” anlamına da gelir. En iyisi, âyetin hem hakiki hem de mecazi anlamda Kur’an’a kulak vermeyi emrettiğini kabul ederek, Kur’an okunurken başka şeylerle ilgilenmeden onu saygıyla ve dikkatle dinlemek, bununla da yetinmeyip buyruklarını yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmaktır. İşte bu sayede Kur’ân-ı Kerîm’in –bir önceki âyette işaret edilen– “rahmet” özelliğinin de hayatımıza yansıyacağı, dünyamızı ve âhiretimizi güzelleştireceği âyetin sonunda ifade edilmektedir. Müslüman, Kur’ân-ı Kerîm’i beden kulağı ile dinlemek, Allah’a ve O’nun kelâmına saygı göstermekle Allah kelâmı karşısında takınmış olduğu bu edepli ve ahlâklı tavrının sevabını kazanacak, O’nun tarafından ödüllendirilecek; Kur’an’ı can kulağıyla dinlediği gibi kalp ve aklı ile de dinlemek suretiyle onun içeriği üzerinde düşünerek kalbini ve aklını aydınlatacak, imanına güç katacak, yanlışlarını düzeltecek, doğrularını arttıracaktır; böylece bu ve buna benzer kazanımlarıyla âyetin sonunda ifade buyurulan rahmet ve merhamete ulaşmış olacaktır. Bu âyetten dolaylı olarak çıkarılması gereken bir ders de şudur: Çarşı, pazar, sokak, kahvehane, lokanta gibi uygun olmayan ortamlarda, pratikte Kur’an’ı dinlemenin mümkün olmadığı yerlerde açıktan Kur’an okumak veya –dışarıda namaz kılanlar bulunması gibi bir zaruret olmadıkça– camilerde okunan Kur’an sesini cami dışına vermek doğru değildir; böyle durumlarda insanların durup Kur’an’ı dinlemeleri çeşitli yönlerden sıkıntıya yol açacağı için Kur’an okuyacak kimse, insanların onu dinleyebilecekleri yerlerde ve şartlarda okumalı ve böylece Kur’ân-ı Kerîm’e saygısızlık görünümü veren davranışların sergilenmesine sebep olmaktan sakınmalıdır. Hz. Peygamber döneminde inkârcıların elebaşıları halka, “Bu Kur’an’a kulak vermeyin, okunurken gürültü yapın, belki bastırırsınız” (Fussılet 41/26) diyerek Allah’a, O’nun kitabına ve peygamberine karşı düşmanlık ve saygısızlıklarını sergiliyorlardı. Aynı yerde “Allah’ın düşmanları” olarak nitelenen bu inkârcıların şiddetli bir azapla cezalandırılacakları bildirilmektedir. Konumuz olan âyette ise –Allah’ın kelâmını susturmaya, tesirini önlemeye, sesini boğmaya kalkışan, bu yüzden de “Allah’ın düşmanları” olarak nitelenmek suretiyle alçaltılan o inkârcıların yaptıklarının tam aksine– müslümanların da onu dinleyerek saygı ve bağlılıklarını göstermeleri ve sonuçta ilâhî rahmete liyakat kazanmaları gerektiği ifade buyurulmaktadır. Nitekim Kurtubî’nin kaydettiği bir rivayette bu âyet, Fussılet sûresinin anılan âyetinden sonra ve müşrik elebaşılarının orada bildirilen çağrılarına cevap olarak inmiştir (VII, 337-338). Bu âyetten Kur’ân-ı Kerîm okunurken müslümanların konuşmayı bırakıp onu dinlemeleri istenmekle birlikte bunun farz olup olmadığı, farz olması durumunda da bu hükmün mutlak olup olmadığı konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Hasan-ı Basrî’ye dayandırılan bir görüşe göre Kur’an okunduğunda onu dinlemek her zaman farzdır; Mâlikîler ise âyetin farziyet değil tavsiye (nedb) anlamı taşıdığını ileri sürmüşlerdir. Ancak âlimlerin çoğunluğu bu âyetin sadece Hz. Peygamber Kur’an okuduğunda onu dinlemeyi ve buna ek olarak –diğer zamanlarda değil– sadece namaz ve hutbe esnasında imamın ve hatibin okuduklarını dinlemeyi farz kıldığını belirtmişlerdir. Hanbelî ve Hanefî âlimleri, cemaatla namaz esnasında imam açıktan veya gizli olarak Kur’an okurken cemaatin okumamaları gerektiği yönündeki hükmü bu âyete dayandırmışlardır (bu husustaki rivayetler için bk. Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, II, 827-828; Reşîd Rızâ, IX, 508-509).

Kurdî / کوردی / Kürtçe Û di gava ku Qur´an hate xwendinê, îdî hûn ji bona (xwendina Qur´anê) gohdarî bikin û hûnê xwe ker bikin; dibe ku hûn (bi vî awayî bêne dilovînkirinê.
Sahih International / English / Ingilizce So when the Qur'an is recited, then listen to it and pay attention that you may receive mercy.
M.Pickthall / English / Ingilizce And when the Qur’an is recited, give ear to it and pay heed, that ye may obtain mercy.
Muhsin Khan / English / Ingilizce So, when the Quran is recited, listen to it, and be silent that you may receive mercy. [i.e. during the compulsory congregational prayers when the Imam (of a mosque) is leading the prayer (except Surat Al-Fatiha), and also when he is delivering the Friday-prayer Khutbah]. [Tafsir At-Tabari, Vol.9, Pages 162-4]
Yusuf Ali / English / Ingilizce When the Qur´an is read, listen to it with attention, and hold your peace: that ye may receive Mercy.
Shakir / English / Ingilizce And when the Quran is recited, then listen to it and remain silent, that mercy may be shown to you.
Dr. Ghali / English / Ingilizce And when the Qur'an is read, then listen to it and hearken, that possibly you would be granted mercy..
Albanian / Shqip / Arnavutça Kur lexohet Kur’ani, ju dëgjoni atë (me vëmendje) dhe heshtni, në mënyrë që të fitoni mëshirë.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice Qur’an oxunan zaman onu dinləyin və susun ki, (onun sayəsində) sizə rəhm olunsun!
Bosnian / Bosanski / Bosnakca A kad se uči Kur'an, vi ga slušajte i šutite da biste bili pomilovani."
Bulgarian / Български / Bulgarca Когато се чете Коранът, слушайте го и мълчете, за да бъдете помилвани!”
Chinese / 中文 / Çince 當別人誦讀《古蘭經》的時唌A你抪禨憐梐蚥央A嚴守緘默,以便你抳X受真主的     憐憫。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince 当别人诵读《古兰经》的时候,你们当侧耳细听,严守缄默,以便你们蒙受真主的怜悯。
Czech / Česky / Çekçe A když je přednášen Korán, naslouchejte mu a zmlkněte, snad se vám dostane smilování.
Dutch / Nederlands / Hollandaca En als de Koran wordt voorgelezen, luistert dan, en bewaart het stilzwijgen, opdat gij genade moogt verwerven.
Farsi / فارسی / Farsça وچون قرآن خوانده شود, پس به آن گوش فرا دهید, وخاموش باشید, تا مشمول رحمت شوید.
Finnish / Suomi / Fince Kun Koraania luetaan, kuunnelkaa tarkkaan ja olkaa vaiti, jotta saisitte armon osaksenne.
French / Français / Fransızca Et quand on récite le Coran, prêtez-lui l'oreille attentivement et observez le silence, afin que vous obteniez la miséricorde (d'Allah).
German / Deutsch / Almanca Wenn der Koran vorgetragen wird, sollt ihr ihm Gehör schenken und ihm aufmerksam zuhören, auf daß Gott euch in Seine Barmherzigkeit aufnimmt.
Hausa / Hausa Dili Kuma idan an karanta Alƙur'ãni sai ku saurara gare shi, kuma ku yi shiru; Tsammãninku, anã yi muku rahama.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce Dan apabila dibacakan Al Quran, maka dengarkanlah baik-baik, dan perhatikanlah dengan tenang agar kamu mendapat rahmat.
Italian / Italiano / Italyanca Quando viene letto il Corano, prestate attenzione e state zitti, ché vi sia fatta misercordia.
Japanese / 日本語 / Japonca それでクルアーンが読誦される時は,それを謹しんで聴き,また静粛にしなさい。恐らくあなたがたは慈悲を受けるであろう。
Korean / 한국어 / Korece 그러므로 꾸란이 낭송될 때귀를 기울이고 평온하라 그리하면너희가 은혜를 받으리라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca Dan apabila Al-Quran itu dibacakan, maka dengarlah akan dia serta diamlah (dengan sebulat-bulat ingatan untuk mendengarnya), supaya kamu beroleh rahmat.
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili ഖുര്‍ആന്‍ പാരായണം ചെയ്യപ്പെട്ടാല്‍ നിങ്ങളത്‌ ശ്രദ്ധിച്ച്‌ കേള്‍ക്കുകയും നിശ്ശബ്ദത പാലിക്കുകയും ചെയ്യുക. നിങ്ങള്‍ക്ക്‌ കാരുണ്യം ലഭിച്ചേക്കാം.
Maranao / mәranaw Na igira a pmbatiyaan so Qor´an, na pphamamakin´ga niyo skaniyan, go lilintad kano: ka ang kano mipangalimo.
Norwegian / Norsk / Norveççe Når Koranen resiteres, så lytt dertil i stillhet, så dere må finne nåde.
Polski / Polish / Polonya Dili A kiedy Koran jest recytowany to przysłuchujcie się i milczcie ! Być może, doznacie miłosierdzia!
Portuguese / Português / Portekizce E quando for lido o Alcorão, escutai-o e calai, para que sejais compadecidos.
Romanian / Română / Rumence Când este recitat Coranul, ascultaţi-l şi tăceţi. Poate veţi fi miluiţi!
Russian / Россия / Rusça Когда читается Коран, то слушайте его и храните молчание, - быть может, вас помилуют.
Somali / Somalice Markii la Akhriyo Quraanka Dhagaysta una Dhag raariciyana in laydiin Naxariisto.
Spanish / Español / Ispanyolca Y, cuando se recite el Corán, ¡escuchadlo en silencio! Quizás así se os tenga piedad.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili Na isomwapo Qur'ani isikilizeni na mnyamaze ili mpate kurehemewa.
Svenska / Swedish / Isveççe Lyssna därför uppmärksamt när högläsning ur Koranen pågår - kanske kommer [Gud] att visa er barmhärtighet.
Tatarça / Tatarish / Tatarca Коръән укылганда яки Коръәннән вәгазь сөйләнгәндә ихлас тыңлагыз, сүз сөйләмичә, эш эшләмичә тик торыгыз! Шулай итсәгез, шаять, рәхмәт кылынырсыз.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili “และเมื่ออัล-กุรอานถูกอ่านขึ้น ก็จงสดับฟังอัล-กุรอานนั้นเถิด และจงนิ่งเงียบ เพื่อว่าพวกเจ้าจะได้รับการเอ็นดูเมตตา”
Urdu / اردو / Urduca اور جب قرآن پڑھا جائے تو توجہ سے سنا کرو اور خاموش رہا کرو تاکہ تم پر رحم کیا جائے
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe Қуръон тиловат қилганда уни тингланглар ва жим туринглар, шояд раҳматга эришсангиз. (Ушбу оятдан уламоларимиз Қуръони Карим тиловат қилинганда унга жим туриб қулоқ осиш вожиблиги ҳақидаги ҳукмни чиқарганлар. Ҳанафий мазҳаби уламолари эса, намозда имом қироат қилганида, иқтидо қилувчилар жим қулоқ осиши лозим, деб ҳукм чиқарганлар. Умуман, Қуръон Аллоҳнинг каломи, уни ўқиш, тинглаш, ўрганиш ва унга амал қилиш зарурий ишдир. Ҳар бирининг ўзига яраша зарурати ва ҳаловати бор.)
Bengali / বাংলা / Bengalce আর যখন কোরআন পাঠ করা হয়, তখন তাতে কান লাগিয়ে রাখ এবং নিশ্চুপ থাক যাতে তোমাদের উপর রহমত হয়।
Tamil / தமிழர் / Tamilce குர்ஆன் ஓதப்படும்போது அதனை நீங்கள் செவிதாழ்த்தி (கவனமாகக்) கேளுங்கள்; அப்பொழுது நிசப்தமாக இருங்கள் - (இதனால்) நீங்கள் கிருபை செய்யப்படுவீர்கள்.

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>